tr

İş Kazası Tazminat Davası

İş Kazası Tazminat Davası

İş kazası tazminat davası, çalışanın işyerinde veya işin yürütümü sırasında meydana gelen bir olay nedeniyle bedensel ya da ruhsal zarara uğraması hâlinde açılan önemli bir iş hukuku davasıdır. Bu dava yalnızca kazanın yaşanıp yaşanmadığını değil; işverenin iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğini, kazanın meydana geliş şeklini, tarafların kusur durumunu, işçinin uğradığı gelir kaybını, maluliyet oranını ve manevi zararını birlikte ele alır.

İş kazası sonrası yaşanan süreç çoğu zaman yalnızca hastane kayıtları veya SGK bildirimi ile sınırlı değildir. Kaza tutanağı, tanık beyanları, kamera kayıtları, iş güvenliği eğitim belgeleri, risk değerlendirme raporları, işyeri denetim kayıtları ve bilirkişi incelemeleri davanın seyrini doğrudan etkileyebilir. Bu nedenle iş kazası geçiren işçi veya işçinin vefatı hâlinde yakınları, hak kaybı yaşamamak için süreci yalnızca idari bildirim yönünden değil, tazminat hukuku yönünden de dikkatle değerlendirmelidir.

İş Kazası Tazminat Davası Nedir?

İş kazası tazminat davası, iş kazası nedeniyle zarara uğrayan işçinin veya ölüm hâlinde hak sahiplerinin, uğradıkları maddi ve manevi zararların giderilmesi amacıyla işverene ve şartları varsa sorumlu diğer kişilere karşı açtığı davadır.

Bu davada temel mesele, işçinin zararının hangi olaydan kaynaklandığı ve bu zarardan kimin, hangi oranda sorumlu olduğudur. Her iş kazası otomatik olarak aynı tazminat sonucunu doğurmaz. Mahkeme, olayın iş kazası sayılıp sayılmadığını, kazanın işin yürütümüyle bağlantısını, işverenin gerekli önlemleri alıp almadığını, işçinin kusurunun bulunup bulunmadığını ve zararın kapsamını somut delillerle değerlendirir.

İş kazası tazminat davası, çoğu zaman işçinin çalışma gücünde azalma, geçici iş göremezlik, sürekli iş göremezlik, tedavi giderleri, ekonomik gelecek kaybı ve manevi yıpranma gibi unsurları içerir. İşçinin vefatı hâlinde ise destekten yoksun kalma tazminatı, cenaze giderleri ve yakınların manevi tazminat talepleri gündeme gelir.

İş Kazası Sayılan Haller

Bir olayın iş kazası sayılması için mutlaka işyerinin içinde gerçekleşmiş olması gerekmez. Hukuken önemli olan, olayın iş ilişkisi veya işin yürütümüyle bağlantılı olup olmadığıdır. Genel olarak şu haller iş kazası kapsamında değerlendirilebilir:

  • İşçinin işyerinde bulunduğu sırada meydana gelen kazalar,
  • İşveren tarafından yürütülen iş nedeniyle gerçekleşen olaylar,
  • İşçinin görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderildiği sırada meydana gelen kazalar,
  • İşveren tarafından sağlanan araçla işe gidiş veya işten dönüş sırasında meydana gelen kazalar,
  • Emziren kadın işçinin süt izni süresinde karşılaştığı olaylar,
  • İşin yürütümüyle bağlantılı olarak işyeri dışında yaşanan kazalar.

Örneğin şantiyede yüksekten düşme, fabrikada makineye uzuv kaptırma, servis aracı kazası, depoda yük altında kalma, elektrik çarpması, işyerinde patlama, işverenin verdiği görev nedeniyle dışarıda geçirilen kaza veya iş ekipmanı kaynaklı yaralanmalar iş kazası tazminat davasına konu olabilir.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta, olayın SGK tarafından iş kazası kabul edilmesi ile işverenin tazminat sorumluluğunun aynı şey olmadığıdır. SGK yönünden iş kazası tespiti, sosyal güvenlik hakları bakımından önem taşır. Tazminat davasında ise ayrıca kusur, zarar ve illiyet bağı değerlendirilir.

İşverenin İş Kazasındaki Hukuki Sorumluluğu

İşveren, işçiyi yalnızca ücret ödeme borcu kapsamında değil, aynı zamanda işçinin yaşamını, sağlığını ve beden bütünlüğünü koruma borcu kapsamında da gözetmek zorundadır. İşverenin bu yükümlülüğü yalnızca kişisel koruyucu ekipman temin etmekten ibaret değildir. İşyerinde riskleri önlemek, uygun iş organizasyonu kurmak, eğitim vermek, denetim yapmak, güvenli ekipman sağlamak, çalışanı işe uygun şekilde görevlendirmek ve iş sağlığı güvenliği tedbirlerini sürekli güncel tutmak da bu sorumluluğun parçasıdır.

Bu nedenle işverenin “baret verdim”, “uyarı levhası astım” veya “işçiye talimat verdim” şeklindeki savunmaları tek başına yeterli olmayabilir. Mahkeme, iş güvenliği tedbirlerinin fiilen uygulanıp uygulanmadığını, işçinin bu konuda gerçekten eğitilip eğitilmediğini, tehlikeli alanların denetlenip denetlenmediğini ve kazanın öngörülebilir olup olmadığını inceler.

İş kazası tazminat davalarında işverenin sorumluluğu çoğunlukla şu başlıklar altında değerlendirilir:

  • Risk değerlendirmesinin yapılıp yapılmadığı,
  • İş güvenliği eğitimlerinin verilip verilmediği,
  • Kişisel koruyucu donanımların sağlanıp sağlanmadığı,
  • İş ekipmanlarının bakım ve periyodik kontrollerinin yapılıp yapılmadığı,
  • İşçinin yaptığı işe uygun şekilde görevlendirilip görevlendirilmediği,
  • İşyerinde gerekli denetimin sağlanıp sağlanmadığı,
  • Tehlikeli işlerde yeterli talimat ve gözetim bulunup bulunmadığı,
  • Kazanın işverenin önleyebileceği bir riskten kaynaklanıp kaynaklanmadığı.

İşveren, iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini dışarıdan almış olsa bile bu durum sorumluluğunu tamamen ortadan kaldırmaz. İş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi veya dış hizmet sağlayıcıların bulunması, işverenin gerekli organizasyonu kurma ve alınan tedbirlerin uygulanmasını sağlama yükümlülüğünü devam ettirir.

İş Kazası Sonrası Yapılması Gerekenler

İş kazası sonrasında ilk öncelik işçinin sağlık durumudur. Ancak tıbbi müdahale tamamlandıktan sonra hukuki sürecin doğru yürütülmesi gerekir. Çünkü iş kazası tazminat davalarında olaydan hemen sonra toplanabilecek deliller, ilerleyen aşamalarda davanın en kritik unsurları hâline gelir.

İş kazası sonrası dikkat edilmesi gereken başlıca adımlar şunlardır:

  • Sağlık kuruluşuna başvurulmalı ve olayın iş kazası olduğu hastane kayıtlarına doğru şekilde geçirilmelidir.
  • İş kazası tutanağı düzenlenmelidir.
  • Olayı gören tanıkların bilgileri kaydedilmelidir.
  • Kamera görüntüleri varsa korunması sağlanmalıdır.
  • İşveren tarafından SGK bildiriminin yapılıp yapılmadığı takip edilmelidir.
  • Kolluk veya savcılık süreci varsa ifade ve tutanaklar dikkatle değerlendirilmelidir.
  • Tedavi evrakları, raporlar, epikriz belgeleri ve iş göremezlik belgeleri saklanmalıdır.
  • Kalıcı iş gücü kaybı varsa maluliyet değerlendirmesi için gerekli başvurular yapılmalıdır.

İş kazası geçiren işçi, özellikle ilk beyanlarında olayın oluş şeklini eksik veya hatalı anlatmamalıdır. “Kendi dikkatsizliğimden oldu” şeklindeki aceleci ifadeler, olayın teknik yönü incelenmeden verilmişse ileride hak kaybına yol açabilir. Kazanın oluş nedeni çoğu zaman bilirkişi incelemesi, iş güvenliği mevzuatı, ekipman durumu ve işyeri organizasyonu birlikte değerlendirilerek ortaya çıkar.

İş Kazası Tazminat Davasında Talep Edilebilecek Haklar

İş kazası nedeniyle açılacak tazminat davasında talep edilebilecek haklar, işçinin yaralanmasına, kalıcı maluliyet durumuna veya vefatına göre değişir. Her dosyada tazminat kalemleri aynı değildir. Somut olayın ağırlığı, işçinin yaşı, geliri, mesleği, kusur oranı, maluliyet oranı ve kazanın sonuçları dikkate alınır.

Maddi Tazminat

Maddi tazminat, işçinin iş kazası nedeniyle ekonomik olarak uğradığı zararın giderilmesini amaçlar. Bu kapsamda geçici iş göremezlik süresindeki gelir kaybı, sürekli iş göremezlik nedeniyle gelecekte oluşacak kazanç kaybı, tedavi ve bakım giderleri, ulaşım masrafları, protez veya yardımcı cihaz giderleri ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zararlar talep edilebilir.

İşçinin kalıcı maluliyeti varsa tazminat hesabında maluliyet oranı, işçinin yaşı, kazanç durumu, aktif-pasif dönem hesaplaması, kusur oranları ve SGK tarafından bağlanan gelirler dikkate alınır. Bu nedenle iş kazası tazminat hesabı teknik bir hesaplamadır ve çoğu zaman aktüerya bilirkişisi incelemesi gerektirir.

Manevi Tazminat

Manevi tazminat, iş kazasının işçi üzerinde oluşturduğu bedensel ve ruhsal acının, yaşam kalitesindeki azalmanın ve olayın ağırlığının hukuki karşılığıdır. Manevi tazminat bir zenginleşme aracı değildir; ancak yaşanan acının, elem ve ızdırabın hukuk düzeni içinde karşılık bulmasını sağlar.

Mahkeme manevi tazminat miktarını belirlerken kazanın oluş şeklini, yaralanmanın ağırlığını, kalıcı iz veya sakatlık durumunu, tarafların kusur oranlarını, olayın işçi üzerindeki etkisini ve sosyal-ekonomik koşulları birlikte değerlendirir.

Destekten Yoksun Kalma Tazminatı

İş kazası ölümle sonuçlanmışsa, ölen işçinin desteğinden mahrum kalan kişiler destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilir. Bu tazminat yalnızca mirasçılara özgü değildir. Ölen kişinin fiilen destek olduğu veya ileride destek olması beklenen kişiler de şartları varsa bu talepte bulunabilir.

Eş, çocuklar, anne-baba ve somut duruma göre destek ilişkisi ispatlanabilen diğer kişiler bu kapsamda değerlendirilir. Destekten yoksun kalma tazminatında ölen işçinin geliri, yaşı, destek süresi, hak sahiplerinin yaşı ve destek ilişkisi dikkate alınır.

Cenaze ve Tedavi Giderleri

İş kazası nedeniyle yapılan cenaze giderleri, tedavi giderleri, bakım masrafları, ulaşım giderleri, refakatçi ihtiyacı ve belgelenebilen diğer zorunlu masraflar da talep edilebilir. Bu giderlerin mümkün olduğunca fatura, makbuz, hastane kaydı ve benzeri belgelerle ispatlanması önemlidir.

İş Kazası Tazminat Davasını Kimler Açabilir?

İş kazası sonucunda işçi yaralanmışsa maddi ve manevi tazminat davasını bizzat işçi açabilir. İşçi ayırt etme gücünden yoksun hâle gelmişse veya hukuki işlem ehliyeti bakımından temsil gerekiyorsa dava yasal temsilci eliyle yürütülebilir.

İş kazası ölümle sonuçlanmışsa, ölen işçinin yakınları destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat talebinde bulunabilir. Bu kişiler çoğunlukla eş, çocuklar, anne ve baba olmakla birlikte, destek ilişkisi somut olayda ayrıca değerlendirilebilir.

Manevi tazminat talebinde yakınlık ilişkisi, olayın ağırlığı ve ölüm ya da ağır bedensel zarar nedeniyle yaşanan manevi etkiler dikkate alınır. Bu nedenle her yakının talebi otomatik olarak aynı şekilde kabul edilmez; mahkeme somut olayın özelliklerine göre değerlendirme yapar.

İş Kazası Tazminat Davası Kime Karşı Açılır?

İş kazası tazminat davası kural olarak işverene karşı açılır. Bununla birlikte alt işveren-asıl işveren ilişkisi, taşeron çalışma, geçici iş ilişkisi, şantiye organizasyonu, birden fazla işverenin bulunduğu iş sahaları veya üçüncü kişinin kusuru gibi durumlarda sorumluların doğru belirlenmesi gerekir.

Özellikle inşaat, fabrika, lojistik, maden, enerji ve bakım-onarım işlerinde birden fazla şirketin aynı iş sahasında faaliyet göstermesi mümkündür. Bu gibi durumlarda yalnızca bordroda görünen işverenin değil, işin organizasyonunu fiilen yürüten ve iş güvenliği tedbirlerinden sorumlu olan diğer tarafların da değerlendirilmesi gerekir.

Davalı tarafın eksik veya hatalı belirlenmesi, davanın uzamasına veya hak kaybına neden olabilir. Bu nedenle iş kazası dosyalarında işyeri kayıtları, SGK hizmet dökümü, ihale sözleşmeleri, alt işverenlik ilişkisi, iş emirleri ve saha organizasyonu dikkatle incelenmelidir.

SGK Bildirimi ve İş Kazasının Tespiti

İş kazası sonrasında işverenin SGK’ya bildirim yapması gerekir. Ancak uygulamada bazı iş kazalarının hiç bildirilmediği, geç bildirildiği veya farklı bir olay gibi gösterildiği görülebilir. İşçinin hastaneye “normal yaralanma” kaydıyla götürülmesi, olayın iş kazası niteliğini ortadan kaldırmaz; fakat ispat sürecini zorlaştırabilir.

SGK tarafından olayın iş kazası olarak kabul edilmemesi hâlinde, iş kazasının tespiti davası gündeme gelebilir. Bu dava, olayın sosyal güvenlik hukuku anlamında iş kazası sayılıp sayılmadığının belirlenmesi bakımından önemlidir. Tazminat davası ile iş kazasının tespiti süreci bazı dosyalarda birlikte ilerleyebilir veya mahkeme tespit sürecinin sonucunu bekleyebilir.

SGK tarafından bağlanan geçici iş göremezlik ödeneği, sürekli iş göremezlik geliri veya ölüm geliri ile işverenden talep edilen tazminat aynı nitelikte değildir. SGK sosyal güvenlik mevzuatı kapsamında ödeme yaparken, işverenin tazminat sorumluluğu özel hukuk sorumluluğu çerçevesinde değerlendirilir.

İş Kazası Tazminat Davasında Deliller

İş kazası tazminat davasında delillerin doğru ve zamanında toplanması davanın kaderini belirleyebilir. Çünkü kazanın nasıl meydana geldiği, işverenin hangi önlemleri almadığı ve işçinin zararının kapsamı delillerle ispatlanır.

Başlıca deliller şunlardır:

  • İş kazası tutanağı,
  • SGK iş kazası bildirimi,
  • Hastane kayıtları ve epikriz raporları,
  • Geçici ve sürekli iş göremezlik raporları,
  • Maluliyet raporları,
  • Kolluk ve savcılık dosyası,
  • Tanık beyanları,
  • Kamera kayıtları,
  • İş güvenliği eğitim belgeleri,
  • Risk değerlendirme raporları,
  • Kişisel koruyucu donanım teslim tutanakları,
  • Makine bakım ve periyodik kontrol kayıtları,
  • İş ekipmanı kullanım talimatları,
  • Bilirkişi raporları,
  • Ücret bordroları ve gerçek ücret araştırması.

İşçinin gerçek ücretinin bordroda düşük gösterildiği durumlarda tazminat hesabı bakımından ayrıca araştırma yapılması gerekebilir. Tanık beyanları, emsal ücret araştırmaları, banka kayıtları ve meslek odası yazıları bu noktada önem taşıyabilir.

Kusur Oranı ve Bilirkişi İncelemesi

İş kazası tazminat davalarında kusur oranı genellikle bilirkişi incelemesi ile belirlenir. Bilirkişi, iş güvenliği mevzuatı, olay yeri koşulları, işin niteliği, alınması gereken önlemler ve taraf davranışlarını birlikte değerlendirir.

Kusur yalnızca işçiye veya işverene yüklenmez. Bazı dosyalarda işveren, işveren vekili, alt işveren, üçüncü kişi veya işçi arasında kusur dağılımı yapılabilir. Ancak işçinin deneyimli olması, uzun süredir aynı işte çalışması veya kendisine genel talimat verilmiş olması, işverenin denetim ve güvenlik önlemi alma yükümlülüğünü kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

İş kazası dosyalarında kusur raporuna itiraz edilmesi gereken durumlar olabilir. Raporun olayın teknik yönünü yeterince incelememesi, mevzuata uygun değerlendirme yapmaması, iş organizasyonunu dikkate almaması veya delillerle çelişmesi hâlinde ek rapor ya da yeni bilirkişi incelemesi talep edilebilir.

Maluliyet Oranı Tazminatı Nasıl Etkiler?

İş kazası sonucunda işçinin meslekte kazanma gücünde azalma meydana gelmişse maluliyet oranı tazminat hesabında belirleyici olur. Maluliyet oranı arttıkça işçinin çalışma gücü kaybı ve buna bağlı maddi tazminat miktarı da değişebilir.

Ancak tazminat hesabı yalnızca maluliyet oranına göre yapılmaz. İşçinin yaşı, geliri, mesleği, kusur oranı, çalışma hayatındaki muhtemel gelir durumu, pasif dönem hesabı ve SGK tarafından yapılan ödemeler birlikte değerlendirilir. Bu nedenle “yüzde kaç rapor ne kadar tazminat eder” sorusunun her dosya için tek bir cevabı yoktur.

Maluliyet oranının kesinleşmesi, özellikle bedensel zararın gelişim gösterdiği dosyalarda önemlidir. Tedavi süreci tamamlanmadan yapılan eksik değerlendirmeler, tazminat hesabının hatalı kurulmasına neden olabilir.

İş Kazası Tazminat Davasında Arabuluculuk Zorunlu mu?

İş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davalarında dava şartı arabuluculuk uygulanmaz. Bu nedenle iş kazası tazminat davası açmadan önce arabulucuya başvuru zorunluluğu bulunmamaktadır.

Ancak iş kazasıyla birlikte ücret alacağı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı veya fazla mesai gibi işçilik alacakları da talep edilecekse, bu alacakların hukuki niteliğine göre arabuluculuk şartı ayrıca değerlendirilmelidir. Aynı olaydan kaynaklanan farklı taleplerin usul kuralları birbirinden ayrılabilir. Bu nedenle dava stratejisi kurulurken hangi talebin hangi usule tabi olduğu dikkatle belirlenmelidir.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

İş kazası tazminat davalarında görevli mahkeme iş mahkemesidir. İş mahkemesinin bulunmadığı yerlerde dava, iş mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemesinde görülür.

Yetkili mahkeme bakımından ise davalının yerleşim yeri, işin veya işlemin yapıldığı yer, iş kazasının veya zararın meydana geldiği yer ve zarar gören işçinin yerleşim yeri mahkemesi önem taşır. Bu düzenleme, iş kazası geçiren işçinin dava açarken daha erişilebilir bir yargı yerinde hakkını aramasına imkân tanır.

İş Kazası Tazminat Davasında Zamanaşımı

İş kazası nedeniyle açılacak maddi ve manevi tazminat davalarında zamanaşımı süresi somut olayın niteliğine göre değerlendirilmelidir. Uygulamada iş kazasından kaynaklanan tazminat taleplerinde genel olarak on yıllık zamanaşımı süresi dikkate alınır. Ancak olay aynı zamanda ceza hukuku bakımından daha uzun zamanaşımı süresine tabi bir fiil oluşturuyorsa, bu durum ayrıca incelenmelidir.

Zamanaşımı konusunda özellikle zararın ne zaman kesinleştiği, maluliyet oranının ne zaman belirlendiği, ceza soruşturması veya ceza davası bulunup bulunmadığı ve iş kazasının ölümle sonuçlanıp sonuçlanmadığı önemlidir. Bu nedenle iş kazası geçiren kişinin veya yakınlarının “nasıl olsa süre var” düşüncesiyle beklemesi doğru değildir. Delillerin kaybolması, tanıkların hatırlama gücünün zayıflaması ve kamera kayıtlarının silinmesi gibi nedenlerle davanın gecikmeden hazırlanması gerekir.

İş Kazası Tazminatı Nasıl Hesaplanır?

İş kazası tazminatı, basit bir tablo üzerinden otomatik şekilde hesaplanabilecek bir kalem değildir. Hesaplamada birçok değişken birlikte ele alınır:

  • İşçinin yaşı,
  • Gerçek ücreti,
  • Mesleği ve çalışma düzeni,
  • Maluliyet oranı,
  • Kusur oranları,
  • Geçici iş göremezlik süresi,
  • Sürekli iş göremezlik durumu,
  • SGK tarafından bağlanan gelirler,
  • İşçinin ekonomik geleceğinin etkilenme düzeyi,
  • Ölüm hâlinde destek ilişkisi,
  • Hak sahiplerinin yaşı ve destek süresi.

Özellikle gerçek ücretin tespiti iş kazası tazminat davalarında büyük önem taşır. İşçinin bordroda asgari ücretli gösterildiği ancak fiilen daha yüksek ücret aldığı durumlarda, gerçek ücretin ispatı tazminat miktarını doğrudan etkiler.

Sık Karıştırılan Hususlar

İş kazası tazminat davasında en sık yapılan hatalardan biri, SGK’dan alınan gelir veya ödeneğin işverenden talep edilecek tazminatla aynı sanılmasıdır. SGK’nın yaptığı ödemeler sosyal güvenlik hukukundan kaynaklanır. İşverenin kusuru nedeniyle doğan maddi ve manevi tazminat sorumluluğu ise ayrıca değerlendirilir.

Bir diğer karıştırılan konu, iş kazasının yalnızca işyerinin fiziksel sınırları içinde meydana gelmesi gerektiği düşüncesidir. Oysa işverenin verdiği görev nedeniyle işyeri dışında yaşanan kazalar da şartları varsa iş kazası sayılabilir.

Ayrıca işçinin kazada kısmen kusurlu olması, her zaman tazminat hakkının tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmez. Kusur oranı, tazminat miktarını etkileyebilir; ancak işverenin asli veya tali kusuru varsa sorumluluk buna göre belirlenir.

İş Kazası Dosyalarında Profesyonel Hukuki Değerlendirmenin Önemi

İş kazası tazminat davaları, iş hukuku, sosyal güvenlik hukuku, borçlar hukuku, tazminat hesabı ve iş sağlığı güvenliği mevzuatının birlikte değerlendirilmesini gerektiren teknik davalardır. Bu davalarda yalnızca dava dilekçesi hazırlanması değil; delillerin korunması, SGK sürecinin takibi, kusur raporlarının incelenmesi, maluliyet oranının değerlendirilmesi, gerçek ücretin ispatı ve tazminat hesabına itirazların doğru yapılması gerekir.

Eksik delille açılan, yanlış davalıya yöneltilen veya zamanaşımı yönünden risk taşıyan dosyalarda ciddi hak kayıpları yaşanabilir. Bu nedenle iş kazası geçiren işçinin veya ölüm hâlinde yakınlarının, sürecin başından itibaren hukuki destek alması, hakların doğru belirlenmesi ve dava stratejisinin sağlıklı kurulması bakımından önemlidir.

Hak Kaybı Yaşamadan İş Kazası Sürecinin Yönetilmesi

İş kazası sonrası yaşanan süreç, işçi ve ailesi için hem sağlık hem de ekonomik açıdan ağır sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle iş kazası tazminat davası yalnızca geçmişte yaşanan bir olayın dava konusu edilmesi değil, aynı zamanda işçinin veya yakınlarının gelecekteki yaşam koşullarının korunması bakımından da önem taşır.

Her iş kazası dosyası kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir. Kazanın oluş şekli, işverenin aldığı veya almadığı önlemler, işçinin zararı, SGK süreci, ceza soruşturması, maluliyet oranı ve kusur raporları birlikte incelenmeden sağlıklı bir tazminat değerlendirmesi yapılması mümkün değildir. Bu nedenle iş kazası nedeniyle hak arama sürecinde gecikmeden, deliller kaybolmadan ve usul hatalarına düşülmeden hareket edilmesi gerekir.

Avukat Erdem Varol
Avukat Erdem Varol, Sakarya, Türkiye bölgesinde avukatlık faaliyetlerini sürdüren bir hukukçudur. Hazırladığı içeriklerde güncel mevzuat, yargı uygulamaları ve hukuki süreçlere ilişkin bilgileri sade ve anlaşılır bir dille okuyuculara sunmaktadır.
Avukata Sor