tr

Tapuda “Bağış” mı “Satış” mı? Vergi Yükü, Riskler ve Hukuki Sonuçlar

Tapuda “Bağış” mı “Satış” mı? Vergi Yükü, Riskler ve Hukuki Sonuçlar

Taşınmaz devrinde asıl mesele, tapuda hangi kelimenin yazıldığı değil, işlemin gerçekte bedelli bir devir mi yoksa karşılıksız bir kazandırma mı olduğudur. Gerçek irade bağış olduğu hâlde işlemi satış gibi göstermek, ilk anda daha düşük harç yükü sağlıyor gibi görünse de; vergi, ispat ve miras uyuşmazlıkları bakımından ileride çok daha ağır sonuçlar doğurabilir. Yargıtay uygulamasında “muris muvazaası” olarak adlandırılan uyuşmazlıklar ile TBK m. 19’a dayalı genel muvazaa davaları ayrı bir dava başlığı olarak zaten varlığını sürdürmektedir.

Esas ölçüt: Gerçekten para ödendi mi?

Bir taşınmaz gerçekten bedel karşılığında devrediliyorsa, hukuken doğru işlem satıştır. Buna karşılık taşınmaz, aile içi destek, mal kaçırma amacı, miras planlaması veya tamamen karşılıksız kazandırma düşüncesiyle devrediliyor ve gerçekte bir satış bedeli ödenmiyorsa, doğru nitelendirme bağıştır. Bu ayrım, sadece vergi hesabı için değil; ileride açılabilecek tapu iptali, tescil, tenkis veya muvazaa davaları bakımından da belirleyicidir.

2026 itibarıyla satışın vergi ve harç yükü

Tapuda satış işleminde, beyan edilen devir bedeli emlak vergisi değerinin altında olamaz. 2026 itibarıyla satış için beyan edilen değer üzerinden alıcı ve satıcı ayrı ayrı binde 20 tapu harcı öder. Başka bir ifadeyle, satışta toplam tapu harcı yükü kural olarak beyan edilen bedelin yüzde 4’ü seviyesindedir. Buna ayrıca döner sermaye ücreti de eklenir. 19 Aralık 2025’te yayımlanan 7566 sayılı Kanun ile de tapu harcı matrahına ilişkin ifade, “emlak vergisi değerinden az olmamak üzere beyan edilen devir ve iktisap bedeli” şeklinde değiştirilmiştir.

Satış işleminin bir başka boyutu da değer artışı kazancıdır. Gerçek kişilerce bir bedel karşılığında edinilen taşınmazların, iktisap tarihinden itibaren beş yıl içinde elden çıkarılması hâlinde doğan kazanç gelir vergisine tabi olabilir. Buna karşılık taşınmaz ivazsız edinilmişse, yani miras veya bağış gibi karşılıksız bir yolla kazanılmışsa, bu satıştan doğan gelir kural olarak değer artışı kazancı kapsamında vergilendirilmez. Somut olayda edinim tarihi, endeksleme, giderler ve satış şekli sonucu değiştirebilir.

Bağışın vergi ve harç yükü neden daha ağırdır?

Tapuda bağış işleminde, emlak beyan değerinden düşük olmamak üzere beyan edilen değer üzerinden binde 68,31 tapu harcı alınır ve bu harç bağışı kabul eden kişiden tahsil edilir. Bununla da bitmez; bağış, veraset ve intikal vergisini de gündeme getirir. Çünkü bu verginin mükellefi, malı veraset yoluyla veya ivazsız şekilde edinen kişidir. İvazsız intikallerde beyannamenin, malın hukuken iktisap edildiği tarihi izleyen 1 ay içinde verilmesi gerekir; vergi de tahakkuktan itibaren 3 yılda, her yıl Mayıs ve Kasım aylarında olmak üzere 6 eşit taksitte ödenir. TKGM ayrıca, bağış işleminden sonra taşınmaz üzerinde yapılacak ilk işlemde hibe ilişiği aranacağını belirtmektedir.

2026 yılında ivazsız intikallerde uygulanan istisna tutarı 66.935 TL’dir. Aynı yıl için veraset ve intikal vergisi tarifesinde ivazsız intikaller bakımından ilk 3.000.000 TL için %10, sonra gelen 7.000.000 TL için %15 oranı uygulanır. Ancak bağış, ana, baba, eş ve çocuklar arasında yapılıyorsa, bu ivazsız intikal tarifesindeki oranların yarısı uygulanır. Bu nedenle “babadan çocuğa bağış” ile “akraba dışına bağış” arasında vergi yükü ciddi biçimde değişir.

Maliyet karşılaştırması: Neden çoğu kişi satışa yöneliyor?

Örneğin 5.000.000 TL değerindeki bir taşınmazın tapuda satış yoluyla devrinde, alıcı için 100.000 TL, satıcı için 100.000 TL olmak üzere toplam 200.000 TL tapu harcı doğar. Buna döner sermaye ayrıca eklenir.

Aynı taşınmazın babadan çocuğa bağış yoluyla devrinde ise, önce bağışı kabul eden çocuk açısından 341.550 TL tapu harcı doğar. Buna ek olarak, 2026 yılı istisnası düşüldükten sonra kalan matrah üzerinden, aile içi ivazsız intikallerde uygulanan yarım oranlı veraset ve intikal vergisi hesaplanır. 5.000.000 TL’lik örnekte bu vergi yaklaşık 294.980 TL seviyesine çıkar. Böylece toplam mali yük yaklaşık 636.530 TL olur; döner sermaye ve somut olaydaki diğer kalemler bunun dışındadır. Aynı bağış yakın aile dışındaki bir kişiye yapılıyorsa, yarım oran avantajı bulunmadığından toplam yük belirgin şekilde artar.

Bu tablo, neden birçok kişinin bağış yerine satış yolunu tercih ettiğini açıkça gösterir. Ancak burada yapılan en büyük hata, “ucuz olan mutlaka güvenlidir” varsayımıdır. Vergi yükünün düşük olması, işlemin hukuken doğru olduğu anlamına gelmez. Gerçekte bedelsiz olan bir devri sırf harç az çıksın diye satış gibi göstermek, ileride daha büyük risk üretir.

Düşük bedel göstermek artık daha da risklidir

Uygulamada sık rastlanan bir yöntem, taşınmazın gerçek satış bedelini tapuda daha düşük göstermek ve harcı azaltmaya çalışmaktır. Oysa Harçlar Kanunu’ndaki güncel düzenlemeye göre, beyan edilen bedelin gerçek durumu yansıtmadığının tespiti hâlinde aradaki farka isabet eden harç ikmalen veya resen tarh edilir; ayrıca bu suretle tarh edilecek tapu ve kadastro harcı için bir kat ceza uygulanır. 19 Aralık 2025 tarihli değişiklikten önceki daha düşük ceza oranına güvenerek hareket etmek artık doğru değildir.

Bu nedenle gerçek satış varsa, satış bedelinin bankacılık sistemi içinden, açıklamalı dekontlarla, mümkünse kredi kayıtları veya yazılı ödeme planıyla desteklenmesi önem taşır. Aksi hâlde işlem vergi incelemesinde tartışmalı hâle gelebileceği gibi, mirasçılar arasında açılacak davalarda da “gerçekte bağış” iddiasını güçlendirebilir.

Aile içi devirlerde en büyük tehlike: Muvazaa ve miras uyuşmazlığı

Özellikle anne, baba veya yaşlı bir aile büyüğünün taşınmazı çocuklarından yalnızca birine devretmesi hâlinde, tapuda “satış” yazması tek başına koruma sağlamaz. Yargıtay’ın resmî iş bölümü kararlarında da görüldüğü üzere, muris muvazaası olarak adlandırılan hukuksal nedene dayalı tapu iptali ve tescil davaları ile TBK m. 19’a dayalı genel muvazaa davaları uygulamada önemli bir uyuşmazlık alanıdır. Yani görünürde satış, gerçekte bağış ise; işlem ileride diğer mirasçılar tarafından dava konusu yapılabilir.

Burada mahkemelerin baktığı temel mesele, çoğu zaman şu sorular etrafında şekillenir: Satış bedeli gerçekten ödendi mi? Tarafların ekonomik gücü bu ödemeyi karşılıyor muydu? Ödeme banka kayıtlarıyla kanıtlanabiliyor mu? Devir tarihi, taraf ilişkileri ve miras bırakanın yaşı ile sağlık durumu ne gösteriyor? İşte bu nedenle aile içi taşınmaz devrinde “tapuya satış yazdırmak” her zaman hukuki güvenlik sağlamaz; bazen tam tersine, görünüş ile gerçek irade arasındaki çelişkiyi büyütür.

Bağış yapılınca risk tamamen biter mi?

Hayır. Bağışın doğru adla yapılması, muvazaa riskini azaltır; fakat tüm uyuşmazlık ihtimalini ortadan kaldırmaz. Yargıtay’ın resmî kararlarında, tapuda bağış suretiyle gerçekleştirilen temliki tasarruflar hakkında TBK m. 290-295 kapsamında açılan; bağışlamadan rücu, koşullu bağıştan dönme veya rücu koşuluyla bağıştan vazgeçme gibi davaların da ayrıca yer aldığı görülmektedir. Bunun yanında bağış, somut olayın özelliklerine göre miras hukukunda tenkis tartışmalarını da gündeme getirebilir.

Bu nedenle “bağış yaparsam artık kimse dava açamaz” düşüncesi de isabetli değildir. Bağış, gerçeğe uygun işlem türü olarak çoğu zaman daha temiz bir yol olmakla birlikte; aile dengesi, saklı pay ihtimali, önceki kazandırmalar ve miras planlaması bakımından ayrıca değerlendirilmelidir.

Sık karıştırılan konu: Miras, bağış ve satış aynı şey değildir

Miras yoluyla intikal, ne satış ne de klasik anlamda sağlararası bağıştır. 2026 yılında veraset yoluyla intikal eden mallarda, çocuklar ve eşin her birine düşen miras payı için 2.907.136 TL istisna uygulanmaktadır; eşin tek başına mirasçı olduğu durumda daha yüksek bir istisna söz konusudur. Bu nedenle “annem bana evi bırakacak, şimdi satış gösterelim” yaklaşımı ile “ölümden sonra miras intikali” tamamen farklı hukuki ve vergisel rejimlere tabidir. Ayrıca ivazsız edinilen taşınmazların daha sonra satılması, kural olarak değer artışı kazancı vergisi doğurmaz.

Hangi durumda hangi yol daha doğru?

Gerçekten para ödeniyorsa ve bu ödeme ispatlanabiliyorsa, satış işlemi çoğu zaman hem daha düşük ilk maliyetli hem de hukuken savunulabilir bir yoldur. Ancak bu durumda satış bedelinin gerçek olması, ödeme belgelerinin korunması ve gerekiyorsa değer artışı kazancı yönünden ayrıca vergi planlaması yapılması gerekir.

Gerçekte para ödenmiyorsa, sadece tapu harcını azaltmak için satış görünümü vermek yerine bağış yoluna gidilmesi hukuken daha dürüst ve daha güvenli bir yöntemdir. Evet, bağışın ilk maliyeti çoğu olayda daha yüksektir; ancak işlem gerçeğe uygun olduğu için ileride “sahte satış” tartışmasıyla karşılaşma riski daha düşüktür. Bununla birlikte bağışın da miras hukuku yönünden ayrıca incelenmesi gerekir.

Bir taşınmaz, mirasçılardan yalnızca birine geçirilecekse ve aile içinde ileride uyuşmazlık çıkma ihtimali yüksekse, mesele artık sadece “bağış mı satış mı” sorusunun ötesine geçer. Bu durumda işlemden önce; aile yapısı, önceki kazandırmalar, saklı pay dengesi, mevcut ödeme belgeleri ve devir amacının birlikte değerlendirilmesi gerekir. Aksi hâlde bugün düşük görünen vergi avantajı, yarın yıllarca sürecek bir dava yüküne dönüşebilir.

Sık Sorulan Sorular

Tapuda bağış mı daha ucuz, satış mı?

Genel kural olarak satış, ilk aşamada bağıştan daha ucuzdur. Çünkü satışta toplam tapu harcı binde 20 + binde 20 iken, bağışta yalnızca tapu harcı binde 68,31’dir ve buna ayrıca veraset ve intikal vergisi de eklenir.

Babadan çocuğa satış yapılabilir mi?

Evet, yapılabilir. Ancak bunun hukuken sağlam olabilmesi için satış bedelinin gerçekten ödenmiş ve gerektiğinde ispatlanabilir olması gerekir. Bedel yoksa veya sembolikse, tapuda satış yazılması tek başına güvenli değildir; işlem ileride bağış veya muvazaa iddiasına konu olabilir.

Bağışta sadece tapu harcı mı ödenir?

Hayır. Bağışta tapu harcı yanında, şartları varsa veraset ve intikal vergisi de doğar. İvazsız intikallerde beyan süresi 1 aydır; vergi 3 yılda 6 eşit taksitte ödenir.

Bağışlanan taşınmaz sonradan satılırsa gelir vergisi çıkar mı?

Taşınmaz ivazsız edinilmişse, daha sonraki satıştan doğan gelir kural olarak değer artışı kazancı kapsamında vergilendirilmez. Ancak somut olayın özellikleri ayrıca incelenmelidir.

Miras bırakacak kişi taşınmazı bir çocuğa satış göstererek devrederse sorun biter mi?

Hayır. Gerçekte bağış olan işlemin satış gibi gösterilmesi, özellikle diğer mirasçılar bakımından muris muvazaası iddiasını gündeme getirebilir. Tapuda “satış” yazması, tek başına davayı önleyen bir kalkan değildir.

Hukuki Değerlendirme ve Uygulama Önerisi

Tapuda bağış mı satış mı yapılacağına karar verirken yalnızca ilk gün ödenecek harç tutarına bakmak isabetli değildir. Doğru ölçüt, işlemin gerçek ekonomik ve hukuki niteliğidir. Gerçekten bedel varsa satış; gerçek irade karşılıksız kazandırmaysa bağış tercih edilmelidir. Aksi yönde kurulan yapay işlemler, vergi farkı ve ceza riskinin yanında, özellikle aile içi devirlerde muvazaa ve miras davaları bakımından ciddi kırılganlık yaratır.

Özetle; satış genellikle daha düşük maliyetlidir, fakat yalnızca gerçek satışsa güvenlidir. Bağış daha pahalıdır, fakat bedelsiz devrin hukuki karşılığı odur. Somut olayda mirasçı yapısı, taşınmazın edinim şekli, ödeme belgeleri ve ileride çıkabilecek aile içi ihtilaflar ayrıca değerlendirilmelidir. Bu nedenle aile içi taşınmaz devri planlanırken, tapu başvurusundan önce hukuki ve vergisel inceleme yapılması çoğu zaman sonradan açılacak bir davadan çok daha değerlidir.

Avukat Erdem Varol
Avukat Erdem Varol, Sakarya Adapazarı’nda avukatlık faaliyetlerini sürdüren bir hukukçudur. Hazırladığı içeriklerde güncel mevzuat, yargı uygulamaları ve hukuki süreçlere ilişkin bilgileri sade ve anlaşılır bir dille okuyuculara sunmaktadır.
Whatsapp
Av. Erdem VAROL
Av. Erdem VAROL
Merhaba!
Size nasıl yardımcı olabilirim?
1