tr

Hisseli Tapuda Satış ve Şufa (Önalım) Hakkı

Hisseli Tapuda Satış ve Şufa (Önalım) Hakkı

Bu içerik, 2 Nisan 2026 itibarıyla yürürlükteki mevzuat ve güncel geçiş hükümleri esas alınarak hazırlanmıştır. Özellikle 25 Aralık 2025 tarihinde yürürlüğe giren değişiklikler nedeniyle, internette yer alan eski içeriklerin önemli bir bölümü süreler ve önalım bedeli bakımından güncelliğini yitirmiş olabilir.

Kısa hukuki çerçeve: Hisseli tapuda her paydaş, kural olarak kendi payını diğer hissedarların iznine bağlı olmaksızın devredebilir. Ancak taşınmaz paylı mülkiyet rejimine tabi ise ve pay üçüncü kişiye satış yoluyla devredilmişse, diğer paydaşlar Türk Medeni Kanunu’nun 732 ve devamı maddeleri kapsamında şufa (önalım) hakkını dava yoluyla kullanabilir. Buna karşılık bağış, paydaşlar arası devir, cebrî artırma ve artık 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu kapsamındaki satışlarda önalım hakkı doğmaz.

Hisseli tapu nedir, paydaş kendi hissesini satabilir mi?

Hisseli tapu, bir taşınmazın birden fazla kişi adına belirli pay oranlarıyla kayıtlı olduğu mülkiyet yapısını ifade eder. Hukuken burada ilk ayrım, taşınmazın paylı mülkiyet mi yoksa elbirliği mülkiyeti mi olduğudur. Yasal önalım hakkı, doğrudan paylı mülkiyete tabi taşınmazlarda gündeme gelir; tek kişinin malik olduğu veya elbirliği mülkiyetine tabi taşınmazlarda aynı şekilde uygulanmaz.

Paylı mülkiyette her paydaş, kendi payı üzerinde malik gibi tasarruf edebilir; payını devredebilir ve rehnedebilir. Bu nedenle, hisseli tapuda satış yapılabilmesi için kural olarak diğer hissedarların ayrıca onay vermesi gerekmez. Ancak bu serbestlik mutlak değildir; satış üçüncü kişiye yapılmışsa diğer paydaşların önalım hakkı devreye girebilir. Başka bir ifadeyle, satışın yapılması mümkündür; fakat satış sonrasında şufa davası riski doğabilir.

Bu nokta uygulamada çok karıştırılır: “Diğer hissedarın imzası olmadan satış yapılamaz” düşüncesi genel kural değildir. Doğru ifade şudur: Paydaş kendi payını satabilir; fakat satışın hukuki sonuçları önalım hakkı bakımından ayrıca değerlendirilir.

Şufa (önalım) hakkı nedir?

Şufa hakkı, paylı mülkiyete tabi bir taşınmazda paydaşlardan birinin payını üçüncü kişiye satması halinde, diğer paydaşlara o payı öncelikle edinme imkânı veren kanuni bir haktır. Anayasa Mahkemesi de bu hakkı, paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğunda doğan, satışla birlikte kullanılabilir hale gelen ve yenilik doğuran nitelikte bir hak olarak değerlendirmektedir.

Bu hakkın temel amacı, paydaşlar arasına yabancı kişilerin kontrolsüz biçimde girmesini sınırlamak ve paylı mülkiyet ilişkisinin korunmasına katkı sağlamaktır. Özellikle tarla, arsa, aile taşınmazı ve yatırım amaçlı müşterek mülkiyetlerde bu mekanizma, uyuşmazlıkların ve kullanım çatışmalarının önlenmesi bakımından ciddi önem taşır.

Önalım hakkının doğması için gerekli şartlar

Önalım hakkının doğabilmesi için ilk şart, taşınmazın paylı mülkiyet rejimine tabi olmasıdır. İkinci şart, paydaşlardan birinin payını paydaş olmayan üçüncü kişiye satmış olmasıdır. Kanun koyucu, TMK m. 732’de açık biçimde üçüncü kişiye satış şartını aramaktadır.

Üçüncü önemli unsur, işlemin gerçek bir satış niteliğinde olmasıdır. Eğer görünürde satış yapılmış olsa da hukuki işlem gerçekte bağış, sermaye koyma, miras düzenlemesi veya satış dışı başka bir tasarruf niteliği taşıyorsa önalım hakkının uygulanıp uygulanmayacağı somut olayın özelliklerine göre değişir. Yargısal yaklaşımda, satım niteliği taşımayan temliklerde yasal önalım hakkının doğmayacağı kabul edilmektedir.

Son olarak önalım hakkı, dava yoluyla ve kural olarak alıcıya karşı kullanılır. Bu hak, satıştan sonra haricen yapılan bir ihtarla veya tek taraflı basit bir bildirimle tamamlanmış sayılmaz; hukuken sonuç doğurması için usulüne uygun dava açılması gerekir.

Hangi hallerde şufa hakkı kullanılamaz?

En açık yasak halleri mevzuatta sayılmıştır. Buna göre cebrî artırmayla satışlarda önalım hakkı kullanılamaz. 25 Aralık 2025’te yürürlüğe giren değişiklikle buna ayrıca 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu kapsamındaki satışlar da eklenmiştir. Bu nedenle güncel hukukta, yalnızca icra satışlarını değil, Devlet İhale Kanunu kapsamındaki belirli satışları da ayrıca değerlendirmek gerekir.

Bunun yanında, paydaşlar arasındaki devirlerde önalım hakkı kullanılamaz. Çünkü kanunun koruduğu menfaat, paydaşlar arasına yabancı üçüncü kişinin girmesinin önlenmesidir. Devir zaten mevcut paydaşlardan birine yapılmışsa TMK m. 732 anlamında önalım olayı gerçekleşmiş sayılmaz.

Ayrıca bağış niteliğindeki devirlerde de önalım hakkı kural olarak uygulanmaz. Bu başlık özellikle aile içi devirlerde önem taşır. Tapuda işlem “satış” olarak gösterilmiş olsa bile, somut olayda gerçek iradenin bağış veya miras hukukuna ilişkin bir amaç olduğu ispatlanırsa uyuşmazlığın sonucu değişebilir. Bu nedenle aile içi devirlerde yalnız tapu senedindeki başlık değil, işlemin gerçek hukuki niteliği önem taşır.

Uygulamada en güçlü savunmalardan biri de fiili taksim olgusudur. Yerleşik içtihat yaklaşımında, taşınmaz paydaşlar arasında uzun süredir fiilen bölünmüş ve herkes belirli kısmı kullanıyor ise, bu durumda sonradan önalım hakkının ileri sürülmesi dürüstlük kuralı bakımından sınırlandırılabilmektedir. Ancak fiili taksim savunması her dosyada otomatik sonuç doğurmaz; kullanım biçiminin, sürekliliğin ve somut delillerin ayrıca incelenmesi gerekir.

Hisseli tapuda satıştan sonra noter bildirimi neden önemlidir?

TMK m. 733 uyarınca yapılan satış, alıcı veya satıcı tarafından diğer paydaşlara noter aracılığıyla bildirilir. Bu bildirim, önalım hakkının kullanılmasına ilişkin hak düşürücü sürelerin başlaması bakımından belirleyici öneme sahiptir. Uygulamada en çok hata yapılan alanlardan biri, satış tarihinin, öğrenme tarihinin ve noter tebliğ tarihinin birbirine karıştırılmasıdır.

Güncel düzenlemeye göre önalım hakkı, satışın hak sahibine bildirildiği tarihten itibaren üç ay içinde kullanılmalıdır. Ayrıca kanun, satış üzerinden geçebilecek azami süreyi de yeniden düzenlemiştir. 25 Aralık 2025 sonrasında, kural olarak önalım hakkı satışın üzerinden bir yıl geçmekle düşer.

Ancak burada çok önemli bir geçiş kuralı vardır: TMK m. 733’te yapılan bu değişiklikler, yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılmış satışlar bakımından uygulanmaz; bu satışlarda eski hükümlerin uygulanmasına devam olunur. Bu nedenle 25 Aralık 2025’ten önce yapılmış satışlarda, azami sürenin eski rejime göre değerlendirilmesi gerekir. Eski içeriklerle yeni içeriklerin karışmasının ana nedeni de budur.

2026 itibarıyla önalım süresi kaç gündür?

Bugün için genel çerçeve şu şekildedir: noter bildirimi tebliğ edilmişse 3 ay, mutlak süre bakımından ise yeni rejimde 1 yıl söz konusudur. Ne var ki satış tarihi 25 Aralık 2025’ten önceyse, geçiş hükmü nedeniyle eski süre rejimi uygulanabileceğinden, dosya bazında ayrıca inceleme gerekir. Bu nedenle “önalım süresi her durumda 1 yıldır” şeklindeki genel ifade her dosya bakımından doğru değildir.

Pratikte süre hesabı yapılırken yalnız takvim hesabı değil, noter ihtarının usulü, tebliğin kime yapıldığı, satış tarihinin tapu kayıtlarıyla uyumu ve önalım davasının hangi tarihte açıldığı birlikte değerlendirilmelidir. Süreler hak düşürücü nitelikte olduğundan, küçük bir tarih hatası dahi davanın esasına hiç girilmeden reddine yol açabilir.

Şufa davası nasıl açılır?

Önalım hakkı, alıcıya karşı dava açılarak kullanılır. Kanunun açık hükmü bu yöndedir. Dava, satışı yapan eski paydaşa değil, kural olarak payı devralan alıcıya yöneltilir; amaç da satış konusu payın davacı paydaş adına tescilinin sağlanmasıdır.

Görevli mahkeme uygulamada Asliye Hukuk Mahkemesi, yetkili mahkeme ise taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir. Bu tür davalar taşınmazın aynına ve tapu siciline etkili olduğundan yetki kuralı önem taşır; yanlış yerde açılan dava, usulî itirazlarla zaman kaybına yol açabilir.

Dava dilekçesinde taşınmazın ada-parsel bilgileri, pay oranları, satış tarihi, noter bildirimi varsa tebliğ tarihi, davacının paydaşlık durumu ve tescil talebi açık biçimde gösterilmelidir. Tapu kayıtları, satışa ilişkin resmi belgeler, noter ihtarnameleri, fiili taksim iddiası varsa kullanım durumunu gösteren deliller ve gerektiğinde bilirkişi incelemesi dosyanın temelini oluşturur.

2026 itibarıyla önalım bedeli nasıl belirlenir?

Bu başlıkta 2025 sonunda çok önemli bir değişiklik yapılmıştır. Mevcut düzenlemeye göre artık dava konusu payın rayiç bedeli, hâkim tarafından gecikmeksizin belirlenir. Önalım hakkı sahibi, belirlenen rayiç bedel ile alıcıya düşen tapu giderlerini, hâkimin göstereceği yere verilen kesin süre içinde nakden yatırmakla yükümlüdür. Yükümlülük yerine getirilmezse payın davacı adına tesciline karar verilemez; yatırılan bedel de hükmün kesinleşmesi üzerine nemalarıyla birlikte ilgilisine ödenir.

Bu değişiklikten önce uygulamada tapuda gösterilen satış bedelinin esas alınması yönünde ciddi tartışmalar bulunuyordu. Anayasa Mahkemesi kararlarında da önceki rejimde “satış bedeli” ibaresinin çoğunlukla resmi satış senedinde yazılı bedel üzerinden anlaşıldığı görülmektedir. Yeni düzenleme ise bu tartışmayı önemli ölçüde değiştirerek rayiç bedel esasına yönelmiştir.

Bunun doğal sonucu şudur: Özellikle tapuda düşük bedel gösterilen satışlarda, artık eski uygulamadaki gibi yalnız resmi senetteki bedel üzerinden hareket edildiği düşüncesi her dosyada doğru kabul edilemez. Güncel hukukta mahkemenin değer tespiti, bilirkişi incelemesi ve rayiç bedel tartışması davanın merkezine yerleşmiştir.

Geçiş hükümleri neden ayrıca önem taşıyor?

7571 sayılı Kanun ile TMK’ya eklenen geçici düzenlemeler, 733 ve 734. maddelerdeki değişikliklerin zaman bakımından uygulanmasını ayrı ayrı düzenlemiştir. Buna göre 733. maddede süreye ilişkin değişiklikler, yürürlük tarihinden önce yapılmış satışlar bakımından uygulanmazken; 734. maddede bedel ve depo yükümlülüğüne ilişkin değişikliklerin, yürürlükten önce açılmış davalar hakkında da uygulanacağı yönünde bir geçiş kuralı öngörülmüştür.

Bu nedenle devam eden önalım davalarında, yalnız satış tarihine bakmak yetmez. Satışın yapıldığı tarih, davanın açıldığı tarih, dosyanın kesinleşip kesinleşmediği ve hangi hükmün uygulanacağı ayrı ayrı analiz edilmelidir. Özellikle 2025 sonu ve 2026 başındaki dosyalarda, yanlış rejime göre yapılan değerlendirme ciddi hak kaybına neden olabilir.

Akrabaya satışta şufa hakkı olur mu?

Bu soru tek cümleyle cevaplanabilecek kadar basit değildir. Salt akrabalık, tek başına önalım hakkını otomatik olarak ortadan kaldırmaz. Esas mesele, işlemin gerçekten bir satış olup olmadığıdır. Eğer devir, görünüşte satış olsa bile gerçekte bağış veya miras hukukuna ilişkin bir amaç taşıyorsa önalım hakkının uygulanmaması gündeme gelebilir; fakat bunun her olayda ayrıca ispatı gerekir.

Bu yüzden “babadan oğula satışta kesin şufa olmaz” veya “akraba satışı varsa mutlaka dava kaybedilir” biçimindeki genellemeler hukuken sağlıklı değildir. Tapu akdinin başlığı kadar tarafların gerçek iradesi, ödeme olup olmadığı, aile ilişkisi, devir amacı ve dosyadaki diğer deliller birlikte değerlendirilir.

Fiili taksim önalım davasını nasıl etkiler?

Fiili taksim, taşınmaz resmi olarak paylı görünmekle birlikte, paydaşların uzun süredir kendi belirli bölümlerini kullanmaları anlamına gelir. Yargısal yaklaşımda bu olgu, dürüstlük kuralı çerçevesinde önalım hakkının reddine yol açabilecek güçlü bir savunma olarak kabul edilmektedir. Özellikle tarla ve arsa niteliğindeki taşınmazlarda kullanım biçimi, sınırlar, ekim-dikim, yapılaşma ve uzun süreli sessiz kalma gibi hususlar önem kazanır.

Ancak fiili taksim savunması da otomatik değildir. Her somut olayda gerçekten kalıcı ve herkesçe benimsenmiş bir kullanım düzeni bulunup bulunmadığı araştırılır. Dosyada keşif, tanık, hava fotoğrafı, bilirkişi ve kullanım şekline ilişkin başka deliller belirleyici olabilir. Bu nedenle fiili taksim iddiası bulunan dosyalarda standart dava dilekçesi ile ilerlemek çoğu zaman yeterli olmaz.

Uygulamada en sık yapılan hatalar

İlk hata, satış tarihini esas alıp noter tebliğ tarihini göz ardı etmektir. Oysa hak düşürücü süre hesabı bakımından bu iki tarih aynı sonucu doğurmayabilir. Özellikle geçiş hükümleri nedeniyle 2025 öncesi ve sonrası satışların ayrımı kritik hale gelmiştir.

İkinci hata, davayı yanlış kişiye yöneltmektir. Kanun açıkça önalım hakkının alıcıya karşı dava açılarak kullanılacağını düzenlediğinden, taraf teşkili baştan doğru kurulmalıdır.

Üçüncü hata, önalım bedelini eski internet yazılarına göre hesaplamaktır. Bugün rayiç bedel esasına geçilmiş olması, davanın ekonomik planlamasını doğrudan etkilemektedir. Taşınmazın gerçek piyasa değeri, alıcıya ait tapu giderleri ve depo yükümlülüğü hesaba katılmadan açılan davalarda ciddi strateji hataları oluşabilir.

Dördüncü hata, fiili taksim veya işlemin gerçek niteliği gibi savunmaların önemsiz görülmesidir. Oysa birçok dosyada uyuşmazlığın kaderini, satış sözleşmesinin başlığı değil; fiili kullanım düzeni, aile içi ilişki, bağış savunması veya sermaye koyma gibi maddi vakıalar belirler.

Sık sorulan sorular

Hisseli tapuda satış için diğer hissedarların izni gerekir mi?

Kural olarak hayır. Paydaş kendi payını devredebilir. Ancak satış üçüncü kişiye yapılmışsa diğer paydaşlar önalım hakkını dava yoluyla kullanabilir.

Şufa hakkı ne kadar sürede kullanılmalıdır?

Güncel rejimde noter bildirimi varsa 3 ay, mutlak süre bakımından ise kural olarak 1 yıl söz konusudur. Ancak 25 Aralık 2025’ten önceki satışlarda geçiş hükümleri nedeniyle eski süre rejimi uygulanabilir.

Bağış yapılan pay için önalım hakkı kullanılabilir mi?

Kural olarak hayır. Yasal önalım hakkı gerçek satışlarda gündeme gelir; bağış niteliğindeki temliklerde uygulanmaz.

İcra satışı veya cebrî artırmada şufa hakkı olur mu?

Hayır. Ayrıca güncel düzenlemeyle 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu kapsamındaki satışlarda da önalım hakkı kullanılamaz.

Görevli ve yetkili mahkeme hangisidir?

Taşınmazın bulunduğu yer Asliye Hukuk Mahkemesi görevli ve yetkilidir.

Hukuki değerlendirme ve uyuşmazlık yönetimi

Hisseli tapuda satış ve şufa hakkı, yalnızca “satış oldu mu, dava açıldı mı” düzeyinde ele alınabilecek bir alan değildir. Paylı mülkiyetin niteliği, satışın gerçek hukuki sebebi, noter bildirimi, hak düşürücü süreler, fiili taksim, geçiş hükümleri ve rayiç bedel hesabı aynı dosya içinde birlikte değerlendirilmelidir. Özellikle 25 Aralık 2025 sonrası değişikliklerden sonra, eski uygulamaya göre hazırlanmış dilekçeler ve süre hesapları ciddi hak kaybına yol açabilir.

Bu nedenle hisseli taşınmaz satışı planlanıyorsa da, açılmış veya açılacak bir şufa davası varsa da dosyanın satış tarihi, dava tarihi, bildirim usulü, taşınmazın kullanım biçimi ve değer rejimi birlikte analiz edilmelidir. Önalım hakkı, doğru kullanıldığında paydaşlık yapısını koruyan etkili bir araçtır; yanlış yönetildiğinde ise dava süresi, bedel ve usul bakımından telafisi güç kayıplar doğurabilir.

Avukat Erdem Varol
Avukat Erdem Varol, Sakarya Adapazarı’nda avukatlık faaliyetlerini sürdüren bir hukukçudur. Hazırladığı içeriklerde güncel mevzuat, yargı uygulamaları ve hukuki süreçlere ilişkin bilgileri sade ve anlaşılır bir dille okuyuculara sunmaktadır.
Whatsapp
Av. Erdem VAROL
Av. Erdem VAROL
Merhaba!
Size nasıl yardımcı olabilirim?
1