
Denetimli serbestlik, kesinleşmiş hapis cezasının belirli bir bölümünün ceza infaz kurumu dışında, denetim ve yükümlülükler altında yerine getirilmesini sağlayan bir infaz usulüdür. Ancak hükümlünün yalnızca ceza süresine bakılarak denetimli serbestlikten yararlanması mümkün değildir. Suç tarihi, suçun niteliği, koşullu salıverilme tarihi, açık ceza infaz kurumuna ayrılma durumu, iyi hâl değerlendirmesi, mükerrirlik hükümleri ve geçici infaz düzenlemeleri birlikte incelenmelidir.
Uygulamada “Bir yıl ceza alan cezaevine girmez”, “Her hükümlü üç yıl denetimli serbestlikten yararlanır” veya “31 Temmuz 2023’ten önce işlenen bütün suçlarda tahliye mümkündür” biçimindeki genellemeler önemli hak kayıplarına neden olabilmektedir. Denetimli serbestlik süresi, hükümde yazılı hapis cezasından doğrudan çıkarılan sabit bir süre değildir. Öncelikle hükümlünün koşullu salıverilme tarihi belirlenmekte, ardından somut olaya uygulanabilecek denetimli serbestlik hükümleri değerlendirilmektedir.
Denetimli Serbestlik Nedir?
İnfaz hukukunda denetimli serbestlik, hükümlünün cezasının kalan kısmını toplum içinde ve belirlenen kurallara bağlı olarak infaz etmesidir. Bu uygulamanın amacı yalnızca hükümlünün ceza infaz kurumundan daha erken ayrılması değildir. Hükümlünün dış dünyaya uyum sağlaması, ailesiyle bağlarını sürdürmesi, yeniden suç işlemesinin önlenmesi ve sosyal hayata kontrollü biçimde hazırlanması da sistemin temel amaçları arasındadır.
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 105/A maddesinde düzenlenen bu kurum, bir af veya mahkûmiyetin ortadan kaldırılması anlamına gelmez. Hapis cezası devam etmekte, yalnızca cezanın infaz edildiği yer ve yöntem değişmektedir.
Bu nedenle denetimli serbestlik altında bulunan kişi hukuken cezasını tamamlamış sayılmaz. Koşullu salıverilme tarihine kadar denetimli serbestlik müdürlüğünün gözetimi altında kalır ve hakkında hazırlanan denetim planına uymakla yükümlüdür.
Denetimli Serbestlik ile Koşullu Salıverilme Arasındaki Fark
Denetimli serbestlik ve koşullu salıverilme, aynı infaz aşamasını ifade etmez.
Denetimli serbestlik, koşullu salıverilme tarihinden önceki döneme ilişkindir. Hükümlü ceza infaz kurumundan ayrılır; ancak cezası dışarıda infaz edilmeye devam eder. Koşullu salıverilme ise kanunda öngörülen sürenin iyi hâlli geçirilmesinden sonra başlayan farklı bir infaz aşamasıdır.
Örneğin hükümlünün koşullu salıverilme tarihine bir yıl kaldığında denetimli serbestlikten yararlanmasına karar verilmişse bu bir yıllık dönem cezanın dışarıda infaz edildiği dönemdir. Bir yılın sonunda koşullu salıverilme şartları ayrıca değerlendirilir.
Denetimli serbestlik ayrıca;
- Yargılama devam ederken uygulanan adli kontrolden,
- Türk Ceza Kanunu’nun 51. maddesindeki hapis cezasının ertelenmesinden,
- Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasından,
- Kısa süreli hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmesinden
farklı bir hukuki kurumdur.
5275 Sayılı Kanun’a Göre Denetimli Serbestliğin Temel Şartları
Denetimli serbestlikten yararlanılabilmesi için kural olarak aşağıdaki şartların birlikte bulunması gerekir:
Kesinleşmiş Bir Hapis Cezasının Bulunması
Denetimli serbestlik, bir yargılama tedbiri değil, kesinleşmiş cezanın infaz biçimidir. Bu nedenle mahkûmiyet hükmünün kesinleşmesi ve ilamın infaz için Cumhuriyet başsavcılığına gönderilmesi gerekir.
İstinaf veya temyiz incelemesi devam eden, henüz kesinleşmemiş bir hapis cezası bakımından 5275 sayılı Kanun’un 105/A maddesi uygulanmaz.
Hükümlünün Açık Ceza İnfaz Kurumunda veya Çocuk Eğitimevinde Bulunması
Genel kurala göre denetimli serbestlikten yararlanacak kişinin açık ceza infaz kurumunda veya çocuk eğitimevinde bulunması gerekir.
Bununla birlikte açık ceza infaz kurumuna ayrılma şartları oluştuğu hâlde kendi iradesi dışındaki nedenlerle açık kuruma ayrılamayan ya da bu nedenle kapalı ceza infaz kurumuna geri gönderilen iyi hâlli hükümlüler de diğer şartları taşımaları hâlinde denetimli serbestlikten yararlanabilir.
Ayrıca 30 Mart 2020 ve 31 Temmuz 2023 esaslı geçici düzenlemeler, belirli hükümlüler yönünden genel açık cezaevi şartından farklı sonuçlar doğurabilmektedir. Bu nedenle kişinin yalnızca hâlen kapalı cezaevinde bulunmasına bakılarak denetimli serbestlikten kesin olarak yararlanamayacağı söylenemez.
İyi Hâlli Olmak
Hükümlünün iyi hâlli olması denetimli serbestliğin temel şartlarındandır. İyi hâl, yalnızca disiplin cezası bulunmaması anlamına gelmez.
İdare ve gözlem kurulu tarafından yapılan değerlendirmede hükümlünün;
- Ceza infaz kurumu kurallarına uyumu,
- Eğitim ve iyileştirme programlarına katılımı,
- Çalışma ve sosyal faaliyetlere yaklaşımı,
- Yeniden suç işleme riski,
- İşlediği suçtan dolayı duyduğu pişmanlık,
- Kurum personeli ve diğer hükümlülerle ilişkileri,
- Topluma uyum sağlayabilme durumu
birlikte değerlendirilebilir.
İyi hâl kararı otomatik olarak kazanılmış bir hak değildir. Bununla birlikte değerlendirmenin objektif, gerekçeli ve somut bilgiye dayanması gerekir. Hukuka aykırı olduğu düşünülen kurul ve infaz hâkimliği kararlarına karşı ilgili kanun yollarına başvurulabilir.
Koşullu Salıverilmeye Belirli Bir Sürenin Kalması
5275 sayılı Kanun’un 105/A maddesindeki genel kurala göre koşullu salıverilmesine bir yıl veya daha az süre kalan iyi hâlli hükümlüler denetimli serbestlikten yararlanabilir.
Ancak bu bir yıllık süre bütün hükümlüler için değişmez değildir. Suç tarihine ve hükümlünün kişisel durumuna göre;
- Bir yıllık genel süre,
- İki veya üç yıllık özel süreler,
- 30 Mart 2020 tarihli geçici düzenlemedeki üç veya dört yıllık süreler,
- 31 Temmuz 2023 ve öncesinde işlenen suçlara ilişkin üç yıl erken ayrılma imkânı
gündeme gelebilir.
Bu düzenlemelerin birbirleriyle nasıl uygulanacağı, her infaz dosyasında ayrıca hesaplanmalıdır.
Hükümlünün Talepte Bulunması
Denetimli serbestlik kural olarak hükümlünün talebi üzerine uygulanır. Hükümlünün talebi ceza infaz kurumu idaresince alınır ve hakkında bir değerlendirme raporu hazırlanır.
Denetimli serbestlik talebinde bulunulması, tahliyenin kendiliğinden gerçekleşeceği anlamına gelmez. Kurum raporu, müddetname, iyi hâl durumu, suç tarihi ve ilgili infaz hükümleri birlikte incelenir.
Kararın İnfaz Hâkimi Tarafından Verilmesi
Denetimli serbestlikten yararlanılıp yararlanılamayacağına ceza infaz kurumu idaresi tek başına karar vermez.
Ceza infaz kurumu tarafından hazırlanan değerlendirme raporu dikkate alınarak karar, hükmün infaz işlemlerini yürüten Cumhuriyet başsavcılığının bulunduğu yerdeki infaz hâkimi tarafından verilir.
Bu nedenle idare ve gözlem kurulunun olumlu değerlendirmesi önemli olmakla birlikte tek başına tahliye sonucu doğurmaz.
4 Haziran 2025 Tarihli Düzenleme: Onda Bir ve En Az Beş Gün Şartı
4 Haziran 2025 tarihinde yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun ile denetimli serbestlik uygulamasında önemli bir değişiklik yapılmıştır.
Yeni düzenlemeye göre hükümlünün denetimli serbestlikten yararlanabilmesi için, koşullu salıverilme tarihine kadar ceza infaz kurumunda geçirmesi gereken sürenin en az onda birini ceza infaz kurumunda geçirmiş olması gerekir. Kurumda geçirilecek bu süre hiçbir şekilde beş günden az olamaz.
Bu düzenleme, kısa süreli hapis cezası alan kişilerin ceza infaz kurumuna hiç girmeden doğrudan denetimli serbestliğe ayrılacağı yönündeki genel kabulü önemli ölçüde değiştirmiştir.
Ancak geçiş hükmü nedeniyle bu yeni şart, 4 Haziran 2025 tarihinden önce işlenen suçlar bakımından uygulanmaz. Dolayısıyla değerlendirme yapılırken mahkûmiyet kararının veya cezanın kesinleşme tarihi değil, suçun işlendiği tarih esas alınmalıdır.
Onda Birlik Süre Nasıl Hesaplanır?
Onda birlik süre toplam mahkûmiyet cezasının doğrudan onda biri olarak değerlendirilmemelidir. Kanunda esas alınan süre, hükümlünün koşullu salıverilme tarihine kadar ceza infaz kurumunda geçirmesi gereken süredir.
Bu hesaplamada;
- Suçun koşullu salıverilme oranı,
- Mükerrirlik durumu,
- Birden fazla ilamın içtimaı,
- Tutuklulukta geçen sürelerin mahsubu,
- Yaş küçüklüğü,
- Özel infaz rejimleri,
- Geçici kanun hükümleri
sonucu değiştirebilir.
Örneğin kısa süreli bir hapis cezası yönünden hesaplanan onda birlik süre beş günden az olsa bile hükümlünün en az beş gün kurumda kalması gerekir. Buna karşılık hesaplanan onda birlik süre beş günden fazlaysa daha uzun olan onda birlik süre dikkate alınır.
Denetimli Serbestlik Süresi Kaç Yıldır?
“Denetimli serbestlik kaç yıl?” sorusunun bütün hükümlüler bakımından geçerli tek bir cevabı yoktur.
Genel Denetimli Serbestlik Süresi
Genel kural, koşullu salıverilmesine bir yıl veya daha az süre kalan iyi hâlli hükümlünün denetimli serbestlikten yararlanabilmesidir.
Bu nedenle uygulamada “bir yıl denetimli serbestlik” ifadesi kullanılmaktadır. Ancak bu süre suç tarihi ve özel düzenlemeler nedeniyle değişebilir.
Sıfır–Altı Yaş Grubunda Çocuğu Bulunan Kadın Hükümlüler
Sıfır–altı yaş grubunda çocuğu bulunan kadın hükümlüler, diğer şartları taşımaları ve koşullu salıverilmelerine iki yıl veya daha az süre kalması hâlinde denetimli serbestlikten yararlanabilir.
Çocuğun yaşı değerlendirilirken başvuru ve karar tarihi ile infaz dosyasının durumu önem taşır. Çocuğun varlığı tek başına yeterli olmayıp iyi hâl, infaz süresi ve diğer kanuni şartlar da aranır.
Ağır Hastalık, Engellilik veya Kocama Hâli
Ağır hastalık, engellilik veya kocama nedeniyle hayatını yalnız başına sürdüremeyen hükümlüler, koşullu salıverilmelerine üç yıl veya daha az süre kalması hâlinde bu infaz usulünden yararlanabilir.
Rahatsızlığın yalnızca mevcut olması yeterli değildir. Hükümlünün hastalık, engellilik veya kocama nedeniyle yaşamını tek başına idame ettiremeyecek durumda bulunması gerekir.
Bu durumun;
- Adli Tıp Kurumundan alınan raporla veya
- Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca düzenlenip Adli Tıp Kurumunca onaylanan raporla
belgelendirilmesi gerekir.
30 Mart 2020 Tarihine Kadar İşlenen Suçlarda Denetimli Serbestlik
7242 sayılı Kanun ile 5275 sayılı Kanun’a eklenen geçici 6. madde, 30 Mart 2020 tarihine kadar işlenen belirli suçlar bakımından daha uzun denetimli serbestlik süreleri öngörmüştür.
İstisna kapsamındaki suçlar dışında, 30 Mart 2020 tarihine kadar işlenen suçlarda 105/A maddesindeki bir yıllık süre üç yıl olarak uygulanabilir.
Ancak bu düzenleme bütün suçları kapsamaz. Başlıca istisnalar arasında;
- Kasten öldürme suçları,
- Kanunda belirtilen yakınlara veya kendisini savunamayacak kişilere karşı işlenen bazı nitelikli yaralama suçları,
- Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralamanın belirli hâlleri,
- İşkence ve eziyet suçları,
- Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar,
- Özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı bazı suçlar,
- Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti,
- Devletin güvenliğine ve anayasal düzene karşı suçlar,
- Terör suçları
bulunmaktadır.
Suçun istisna kapsamında bulunup bulunmadığı yalnızca dosyada yazılı suç adına göre değil, uygulanan kanun maddesi, suçun nitelikli hâli ve kesinleşmiş hükmün kapsamı incelenerek belirlenmelidir.
Çocuğu Bulunan Kadınlar ve Yetmiş Yaşını Bitirenler
Geçici 6. madde kapsamındaki şartları taşıyan ve suçu 30 Mart 2020 tarihine kadar işleyen;
- Sıfır–altı yaş grubunda çocuğu bulunan kadın hükümlüler ile
- Yetmiş yaşını bitirmiş hükümlüler
bakımından iki yıllık süre dört yıl olarak uygulanabilir.
Bu hükmün uygulanmasında da suç türüne ilişkin istisnalar ve iyi hâl şartı ayrıca değerlendirilir.
Altmış Beş Yaşını Bitiren ve Yaşamını Yalnız Sürdüremeyen Hükümlüler
30 Mart 2020 tarihine kadar işlenen suçlar bakımından, ağır hastalık, engellilik veya kocama nedeniyle hayatını yalnız idame ettiremeyen ve altmış beş yaşını bitirmiş hükümlülerin koşullu salıverilmeye kadar kurumda geçirmeleri gereken süreleri, kanundaki şartlar çerçevesinde azami süre sınırı aranmaksızın denetimli serbestlik altında infaz edilebilir.
Bu düzenleme de otomatik tahliye sonucu doğurmaz. Sağlık raporu, suç türü, iyi hâl ve infaz dosyasındaki diğer şartlar birlikte incelenir.
31 Temmuz 2023 ve Öncesinde İşlenen Suçlarda Üç Yıl Erken Ayrılma Düzenlemesi
25 Aralık 2025 tarihinde yayımlanan 7571 sayılı Kanun ile 31 Temmuz 2023 ve öncesinde işlenen suçlar bakımından önemli bir infaz düzenlemesi yürürlüğe girmiştir.
Düzenlemenin temel amacı, 31 Temmuz 2023 tarihinde ceza infaz kurumunda bulunup bulunmama ölçütünden kaynaklanan farklılığı gidermek ve kapsam dâhilindeki hükümlülerin;
- Kapalı ceza infaz kurumundan açık ceza infaz kurumuna,
- Açık ceza infaz kurumundan denetimli serbestliğe
üç yıl daha erken ayrılabilmelerine imkân tanımaktır.
Burada esas alınan tarih, cezanın kesinleştiği veya hükümlünün cezaevine girdiği tarih değil, suçun işlendiği tarihtir.
Düzenlemeden Yararlanmak İçin Aranan Kurumda Kalma Süresi
Kapsam dâhilindeki hükümlünün toplam hapis cezası;
- On yıldan azsa kapalı ceza infaz kurumunda en az bir ay,
- On yıl veya daha fazlaysa kapalı ceza infaz kurumunda en az üç ay
geçirmiş olması gerekir.
Açık ceza infaz kurumuna ayrılan hükümlünün denetimli serbestlikten üç yıl erken yararlanabilmesi için de kural olarak açık ceza infaz kurumunda en az üç ay kalması aranır.
Dolayısıyla bu düzenleme, kapsamda bulunan herkesin ceza infaz kurumuna hiç girmeden doğrudan tahliye edilmesi anlamına gelmez.
Üç Yıl Erken Yararlanma Ne Anlama Gelir?
Düzenleme doğrudan herkese sabit üç yıllık bir denetimli serbestlik süresi vermemektedir. Hükümlünün normal şartlarda denetimli serbestliğe ayrılabileceği tarih üç yıl öne çekilmektedir.
Bu hüküm, 30 Mart 2020 tarihli geçici düzenlemelerle birlikte uygulanabildiğinde infaz hesabı daha karmaşık hâle gelebilir. Bu nedenle “Cezadan üç yıl düşülür” veya “Denetimli serbestlik süresi herkes için üç yıldır” biçimindeki yorumlar hukuken doğru değildir.
Kapsam Dışında Bırakılan Suçlar
31 Temmuz 2023 ve öncesine ilişkin üç yıl erken ayrılma imkânı bütün suçlara uygulanmamaktadır. Düzenlemenin dışında bırakılan başlıca suçlar şunlardır:
- Terör suçları,
- Örgüt kurma, yönetme veya örgüte üye olma suçları,
- Örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar,
- Altsoy, üstsoy, kardeş, eş veya boşanılan eşe karşı kasten öldürme,
- Çocuğa, kadına veya beden ya da ruh bakımından kendisini savunamayacak kişiye karşı kasten öldürme,
- Cinsel saldırı,
- Çocuğun cinsel istismarı,
- Deprem nedeniyle bina veya diğer yapıların yıkılması, çökmesi ya da hasar alması sonucunda meydana gelen öldürme suçları.
Kesinleşmiş hükümde birden fazla suç bulunması, içtima kararı verilmesi veya bazı ilamların kapsamda, bazılarının kapsam dışında kalması hâlinde özel bir infaz hesabı yapılması gerekir.
Düzenleme Bir Af mıdır?
31 Temmuz 2023 düzenlemesi mahkûmiyeti ortadan kaldıran genel veya özel bir af değildir. Hükmedilen ceza varlığını korur. Düzenleme yalnızca cezanın kapalı kurum, açık kurum ve denetimli serbestlik aşamalarında nasıl infaz edileceğini etkiler.
Adli sicil kaydının kendiliğinden silinmesi, mahkûmiyetin hükümsüz hâle gelmesi veya bütün fer’î sonuçların sona ermesi söz konusu değildir.
Açık Cezaevine Geçmeden Denetimli Serbestlikten Yararlanılabilir mi?
Genel kural, hükümlünün açık ceza infaz kurumunda veya çocuk eğitimevinde bulunmasıdır. Ancak bu kuralın çeşitli istisnaları vardır.
Açık ceza infaz kurumuna ayrılma şartlarını taşıdığı hâlde iradesi dışındaki nedenlerle açık kuruma ayrılamayan hükümlü, diğer şartları taşıyorsa 105/A maddesinden yararlanabilir.
Ayrıca 30 Mart 2020 tarihine kadar işlenen suçlara ilişkin bazı geçici hükümler, iyi hâlli olmak şartıyla kapalı ceza infaz kurumundaki hükümlülere de uygulanabilir.
31 Temmuz 2023 ve öncesine ilişkin yeni düzenlemede ise kapalı kurumdan açık kuruma üç yıl erken ayrılma ve açık kurumda belirli süre kalındıktan sonra denetimli serbestliğe geçme sistemi benimsenmiştir.
Bu nedenle “Kapalı cezaevinde bulunan kişi kesinlikle denetimli serbestlikten yararlanamaz” şeklinde mutlak bir değerlendirme yapılmamalıdır.
Doğrudan Açık Cezaevine Alınan Hükümlüler Denetimli Serbestlikten Yararlanabilir mi?
Kanundaki şartları taşıyan bazı hükümlülerin cezaları doğrudan açık ceza infaz kurumunda yerine getirilebilir. Ancak doğrudan açık kuruma alınmak, denetimli serbestliğin de doğrudan uygulanacağı anlamına gelmez.
Hükümlünün;
- Suç tarihi,
- Suç türü,
- Koşullu salıverilme tarihi,
- İyi hâl durumu,
- Kurumda geçirilmesi gereken asgari süre,
- Geçici düzenlemelere tabi olup olmadığı
ayrıca değerlendirilir.
Özellikle 4 Haziran 2025 tarihinden itibaren işlenen suçlarda onda birlik süre ve en az beş gün kurumda kalma şartı dikkate alınmalıdır.
Adli Para Cezasından Çevrilen Hapis Cezasında Denetimli Serbestlik
Adli para cezasının ödenmemesi nedeniyle hapse çevrilen ceza ile mahkeme tarafından doğrudan hükmedilen hapis cezası aynı şekilde değerlendirilmez.
5275 sayılı Kanun’un 105/A maddesine göre adli para cezasının ödenmemesi nedeniyle cezası hapse çevrilen hükümlüler, bu maddede düzenlenen denetimli serbestlik yolundan yararlanamaz.
Bununla birlikte adli para cezasından çevrilen hapis cezasının infazında kamuya yararlı bir işte çalışma başta olmak üzere farklı infaz hükümleri gündeme gelebilir. İlamın niteliği ve ödeme süreci ayrıca incelenmelidir.
Denetimli Serbestlik Başvurusu Nasıl Yapılır?
Denetimli serbestlik değerlendirmesi çoğunlukla hükümlünün ceza infaz kurumu idaresine sunduğu talep üzerine başlar.
Süreç genel olarak şu şekilde ilerler:
- Hükümlü denetimli serbestlikten yararlanmak istediğini bildirir.
- Ceza infaz kurumu hükümlünün infaz durumunu ve iyi hâlini değerlendirir.
- Hükümlü hakkında değerlendirme raporu hazırlanır.
- İnfaz dosyası yetkili infaz hâkimliğine gönderilir.
- İnfaz hâkimi kanuni şartların oluşup oluşmadığını inceler.
- Talebin kabulü hâlinde hükümlünün ceza infaz kurumundan ayrılması sağlanır.
- Hükümlü, belirtilen denetimli serbestlik müdürlüğüne süresinde başvurur.
- Risk ve ihtiyaç değerlendirmesi yapılarak denetim planı hazırlanır.
İnfaz hâkimi gerektiğinde dosyadaki eksikliklerin giderilmesini, ek rapor alınmasını veya müddetnamenin yeniden hesaplanmasını isteyebilir.
Cezaevinden Çıktıktan Sonra Kaç Gün İçinde Başvuru Yapılmalıdır?
Denetimli serbestlik kararıyla ceza infaz kurumundan ayrılan hükümlünün, talebinde belirttiği denetimli serbestlik müdürlüğüne beş gün içinde müracaat etmesi gerekir.
Beş günlük süre, ceza infaz kurumundan ayrılışı takip eden günden itibaren işlemeye başlar. Son günün resmî tatile denk gelmesi hâlinde süre, tatili izleyen ilk iş günü mesai bitiminde sona erer.
Hükümlünün başka bir denetimli serbestlik müdürlüğüne başvurması, başvurunun hiçbir şekilde yapılmamış sayılmasını her durumda gerektirmez. Ancak görevli müdürlüğe yönlendirme, mazeretin tutanağa geçirilmesi ve dosyanın yetkili birime gönderilmesi gerekebilir.
Sürenin kaçırılması hâlinde mazeretin vakit kaybetmeden belgeleriyle birlikte bildirilmesi önemlidir.
Denetimli Serbestlikte Hangi Yükümlülükler Uygulanır?
Denetimli serbestlik, yalnızca belirli aralıklarla imza atılmasından ibaret değildir. Hükümlünün risk ve ihtiyaçları değerlendirilerek kişiye özel bir denetim planı hazırlanır.
5275 sayılı Kanun uyarınca hükümlü hakkında;
- Kamuya yararlı bir işte ücretsiz çalışma,
- Belirli bir konut veya bölgede denetim ve gözetim altında bulunma,
- Belirlenen yerlere veya bölgelere gitmeme,
- Eğitim, iyileştirme veya rehabilitasyon programlarına katılma
yükümlülüklerinden biri veya birkaçı uygulanabilir.
Bunların yanında müdürlükle belirli tarihlerde görüşme, adres değişikliğini bildirme, çağrılara uyma ve denetim planındaki kuralları yerine getirme zorunluluğu bulunabilir.
Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alma, kabul etme, bulundurma ya da kullanma suçundan hükümlü olanlar ayrıca tedavi ve rehabilitasyon programlarına tabi tutulabilir.
Yükümlülükler hükümlünün risk ve ihtiyaçlarına göre değiştirilebilir. Bu nedenle her hükümlü bakımından aynı imza sıklığı, çalışma programı veya görüşme takvimi uygulanmaz.
Denetimli Serbestlikte Çalışmaya Devam Edilebilir mi?
Denetimli serbestliğin amacı hükümlünün sosyal hayatla bağını koparmak değil, topluma uyumunu kontrollü şekilde sürdürmektir. Bu nedenle hükümlünün çalışmasına kural olarak engel bulunmaz.
Ancak çalışma saatlerinin denetim planı, kamuya yararlı işte çalışma yükümlülüğü, görüşme tarihleri ve varsa bölgesel sınırlamalarla uyumlu olması gerekir.
Çalışma düzeni nedeniyle yükümlülüklerin yerine getirilememesi hâlinde, kişinin durumu önceden denetimli serbestlik müdürlüğüne bildirmesi ve gerekli belgeleri sunması önemlidir. Hükümlünün kendi kararıyla programı değiştirmesi veya çağrılara katılmaması ihlal olarak değerlendirilebilir.
Adres Değişikliği ve Şehir Dışına Çıkış
Denetimli serbestlik altındaki kişinin adres değişikliklerini ilgili müdürlüğe bildirmesi gerekir. Başka bir şehre taşınma hâlinde dosyanın yeni yer denetimli serbestlik müdürlüğüne nakli gündeme gelebilir.
Şehir dışına çıkış veya yurt dışına seyahat her dosyada kendiliğinden yasak değildir. Bununla birlikte;
- Denetim planındaki yükümlülüklerin aksatılmaması,
- Adli kontrol veya yurt dışına çıkış yasağı bulunmaması,
- Gerekli bildirim ve izin işlemlerinin yerine getirilmesi
gerekir.
Denetimli serbestlik müdürlüğüne bilgi verilmeden uzun süre adreste bulunmamak, çağrılara cevap vermemek veya denetimi imkânsız hâle getirmek ihlal sonucunu doğurabilir.
Denetimli Serbestliğin İhlali Hâlinde Ne Olur?
Denetimli serbestlik yükümlülüğünün her aksaması doğrudan cezaevine dönüş anlamına gelmez. Olayın niteliği, mazeretin bulunup bulunmadığı, ihlalin tekrarlanması ve uyarılara rağmen devam edip etmediği değerlendirilir.
Bununla birlikte hükümlünün;
- Ceza infaz kurumundan ayrıldıktan sonra beş gün içinde ilgili müdürlüğe başvurmaması,
- Yükümlülüklere uymamakta ısrar etmesi,
- Denetim ve iyileştirme programını sürekli ihlal etmesi,
- Denetimli serbestlik görevlilerinin uyarı ve önerilerine uymaması,
- Denetim planına aykırı davranmakta ısrar etmesi,
- Kendi isteğiyle ceza infaz kurumuna dönmek istemesi
hâlinde denetimli serbestlik müdürlüğünün talebi üzerine hükümlünün koşullu salıverilme tarihine kadar kalan cezasının infazı için açık ceza infaz kurumuna gönderilmesine infaz hâkimi tarafından karar verilebilir.
Hastalık, kaza, yakın ölümü veya benzeri haklı bir mazeret bulunuyorsa bunun mümkün olan en kısa sürede müdürlüğe bildirilmesi ve belgelendirilmesi gerekir. Mazeretin sonradan sözlü olarak ileri sürülmesi her zaman yeterli olmayabilir.
Süresinde Başvurmamanın Firar Suçu Bakımından Sonucu
Denetimli serbestlik müdürlüğüne başvuru süresinin sona ermesinden itibaren iki gün geçmesine rağmen başvurmayan hükümlüler hakkında Türk Ceza Kanunu’nun hükümlü veya tutuklunun kaçmasına ilişkin 292 ve 293. maddeleri uyarınca işlem yapılması gündeme gelebilir.
Benzer şekilde ceza infaz kurumuna iade kararı verilmesine rağmen iki gün içinde en yakın Cumhuriyet başsavcılığına teslim olmayan hükümlü hakkında da ayrıca adli işlem yapılabilir.
Bu nedenle beş günlük başvuru süresi sıradan bir idari randevu süresi olarak görülmemelidir. Başvurunun yapılamadığı hâllerde mazeretin derhâl bildirilmesi gerekir.
Denetimli Serbestlikte Yeni Bir Suç İşlenirse Ne Olur?
Denetimli serbestlik sırasında yeni bir suç işlendiği iddiası, her durumda tedbirin otomatik olarak kaldırılması sonucunu doğurmaz.
Hükümlü hakkında denetimli serbestlik uygulanmaya başlandıktan sonra işlendiği iddia edilen, alt sınırı bir yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suç nedeniyle kamu davası açılması hâlinde, denetimli serbestlik müdürlüğünün talebi üzerine infaz hâkimi hükümlünün açık ceza infaz kurumuna gönderilmesine karar verebilir.
Kanunda “karar verebilir” ifadesi kullanıldığından, yalnızca soruşturma başlatılması veya şikâyette bulunulması otomatik dönüş sebebi değildir. Suçun niteliği, kamu davası açılıp açılmadığı ve somut dosya koşulları değerlendirilir.
Yeni suçla ilgili yargılama sonucunda;
- Beraat,
- Ceza verilmesine yer olmadığı,
- Davanın reddi veya
- Davanın düşmesi
kararı verilirse cezanın yeniden denetimli serbestlik altında infazına devam edilmesine karar verilebilir.
Denetimli Serbestlik Kararı Reddedilirse Ne Yapılabilir?
Denetimli serbestlik talebi;
- İyi hâl şartının bulunmadığı,
- Süre şartının oluşmadığı,
- Açık cezaevine ayrılma şartlarının gerçekleşmediği,
- Suçun geçici düzenlemenin istisnaları arasında kaldığı,
- Onda birlik kurumda kalma süresinin tamamlanmadığı,
- İnfaz hesabının farklı yapıldığı
gerekçeleriyle reddedilebilir.
Ret kararında öncelikle gerekçenin ve kullanılan infaz hesabının incelenmesi gerekir. Müddetnamede suç tarihi, mahsup süresi, koşullu salıverilme oranı veya mükerrirlik durumuyla ilgili hata bulunabilir.
İnfaz hâkimliği kararlarına karşı kanunda öngörülen süre içinde itiraz edilebilir. İtiraz süresi kararın tebliğiyle başlayacağından, kararın geç öğrenilmesi veya sürenin geçirilmesi ciddi hak kaybı doğurabilir.
İnfaz Hesabında Dikkate Alınması Gereken Unsurlar
Denetimli serbestlik hesabı yalnızca mahkeme kararındaki toplam hapis cezasına göre yapılamaz. Sağlıklı bir değerlendirmede en az şu unsurlar incelenmelidir:
- Her bir suçun işlendiği tarih,
- Uygulanan Türk Ceza Kanunu maddesi,
- Suçun nitelikli hâlleri,
- Hapis cezasının kesinleşme tarihi,
- Koşullu salıverilme oranı,
- Birinci veya ikinci defa mükerrirlik durumu,
- Birden fazla ilamın içtima edilip edilmediği,
- Tutukluluk ve gözaltında geçen süreler,
- Daha önce yararlanılan infaz uygulamaları,
- Koşullu salıverilmenin geri alınıp alınmadığı,
- Açık cezaevine ayrılma tarihi,
- İyi hâl değerlendirmesi,
- 30 Mart 2020 tarihli geçici hükümlerin uygulanabilirliği,
- 31 Temmuz 2023 düzenlemesinin kapsamı,
- 4 Haziran 2025 tarihli onda bir ve beş gün şartı.
Aynı süreyle hapis cezasına mahkûm edilen iki kişinin tahliye ve denetimli serbestlik tarihleri, suç tarihleri veya infaz rejimleri farklı olduğu için aynı olmayabilir.
En Sık Yapılan Hatalı Değerlendirmeler
Denetimli serbestlik konusunda uygulamada en sık karşılaşılan yanlış kabullerden biri, hükmedilen cezanın son bir veya üç yılının doğrudan silindiğinin düşünülmesidir. Denetimli serbestlik cezada indirim değil, infaz yöntemidir.
Bir diğer hata, suçun işlendiği tarih yerine mahkûmiyet veya kesinleşme tarihinin esas alınmasıdır. Özellikle 30 Mart 2020, 31 Temmuz 2023 ve 4 Haziran 2025 tarihli düzenlemelerde suç tarihi belirleyici niteliktedir.
“Üç yılın altındaki cezalar cezaevine girilmeden infaz edilir” yaklaşımı da her dosyada geçerli değildir. Açık cezaevine doğrudan alınma, kurumda geçirilmesi gereken asgari süre, mükerrirlik ve suç türüne ilişkin istisnalar birlikte değerlendirilmelidir.
Ayrıca yalnızca toplam ceza miktarına bakılarak yapılan internet hesaplamaları; mahsup, içtima, koşullu salıverilme oranı ve geçici hükümlerin etkileşimini çoğu zaman dikkate almamaktadır.
İnfaz Dosyasının Bütüncül Değerlendirilmesinin Hukuki Önemi
Denetimli serbestlik, hükümlünün ceza infaz kurumundan ayrılacağı tarihi doğrudan etkileyen önemli bir infaz kurumudur. Bununla birlikte mevzuatta farklı tarihlerde yapılan değişiklikler nedeniyle her hükümlüye uygulanabilecek tek tip bir hesaplama bulunmamaktadır.
Özellikle suç tarihi 30 Mart 2020 veya 31 Temmuz 2023 öncesinde olan, birden fazla kesinleşmiş cezası bulunan, mükerrir sayılan, koşullu salıverilmesi geri alınan ya da 4 Haziran 2025 sonrasında suç işleyen kişiler bakımından müddetnamenin ayrıntılı biçimde incelenmesi gerekir.
Hatalı koşullu salıverilme oranı, eksik mahsup, yanlış içtima veya geçici kanun hükmünün uygulanmaması, hükümlünün ceza infaz kurumunda kanunen gerekenden daha uzun süre kalmasına yol açabilir. Buna karşılık kapsam dışındaki bir suç yönünden düzenlemenin uygulanacağı beklentisiyle hareket edilmesi de başvuru sürecinin yanlış yönetilmesine neden olabilir.
Bu nedenle denetimli serbestlik başvurusu veya infaz hâkimliği itirazı hazırlanırken yalnızca ceza miktarı değil; kesinleşmiş mahkeme kararı, müddetname, toplama kararı, adli sicil kaydı, suç tarihleri ve kurum değerlendirmeleri birlikte ele alınmalıdır. Somut infaz dosyasının ceza ve infaz hukuku alanında çalışan bir avukat tarafından incelenmesi, uygulanabilecek lehe hükümlerin belirlenmesi ve sürelerin korunması bakımından önem taşır.



