tr

6706 Sayılı Kanun Uyarınca İnfazın Devri ve Hükümlü Nakli

6706 Sayılı Kanun Uyarınca İnfazın Devri ve Hükümlü Nakli

Yurt dışında mahkûm olan bir kişinin cezasını Türkiye’de çekip çekemeyeceği, Türkiye’de hükümlü bulunan bir kişinin cezasının başka bir devlete aktarılıp aktarılamayacağı ve bu süreçte hangi makamların yetkili olduğu, uygulamada en çok sorulan ceza hukuku başlıkları arasındadır. 6706 sayılı Cezaî Konularda Uluslararası Adlî İş Birliği Kanunu, bu alanda temel iç hukuk metnidir. Kanun; milletlerarası andlaşmaların uygulanmasını saklı tutar, Merkezî Makam olarak Adalet Bakanlığını esas alır ve infazın devri ile hükümlü naklini birbirinden ayrı kurumlar olarak düzenler. Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü de hükümlü nakli işlemlerinin fiilen yürütüldüğü birimdir.

İlk bakışta iki kavram benzer görünse de hukuken aynı değildir. İnfazın devri, mahkûmiyet kararının infaz yetkisinin bir devletten diğerine geçirilmesini ifade eder. Hükümlü nakli ise hükümlünün, cezasının tamamını veya bakiye kısmını çekmek üzere fiilen başka bir devlete gönderilmesidir. Uygulamadaki en önemli fark şudur: infazın devralınmasında Türkiye’de uyarlama kararı gündeme gelir; hükümlü naklinde ise esas mahkûmiyet kararı hükmü veren devlete ait kalır, infaz ise hükümlünün bulunduğu devlet hukukuna göre yürütülür. Hükümlü nakli bakımından ayrıca her iki devletin mutabakatı ve hükümlünün rızası temel unsurdur.

Hukuki Çerçeve ve Uygulama Dayanağı

6706 sayılı Kanun tek başına çalışan kapalı bir sistem değildir. Kanunun ilk maddesi, Türkiye’nin taraf olduğu milletlerarası andlaşmalar ile diğer kanun hükümlerini saklı tutar. Adalet Bakanlığının güncel bilgilendirmesine göre hükümlü nakli işlemleri; 6706 sayılı Kanun, ilgili devletlerle yürürlükte bulunan ikili veya çok taraflı andlaşmalar, bunların yokluğunda ise uluslararası teamül hukuku ve mütekabiliyet ilkesi çerçevesinde yürütülür. Bakanlığın 20.11.2024 tarihli 185 sayılı Genelgesi de adlî mercilerin bu süreçte dikkat etmesi gereken hususları güncel olarak ortaya koymaktadır.

Bu nedenle somut olayda “nakil mümkündür” veya “devir kesin kabul edilir” şeklinde peşin bir sonuca varılamaz. Çünkü uygulanacak usul, sadece 6706 sayılı Kanun metniyle değil; ilgili yabancı devletin iç hukuku, Türkiye ile o devlet arasındaki andlaşma ilişkisi, rıza beyanının geçerliliği, mahkûmiyetin kesinleşme durumu, bakiye ceza süresi ve millî güvenlik ya da temel çıkar değerlendirmesiyle birlikte belirlenir. Bu nedenle her dosya, kendi belgeleri ve uygulanacak uluslararası metin üzerinden ayrıca incelenmelidir.

İnfazın Devri Nedir?

6706 sayılı Kanunun Beşinci Bölümü, infazın devrini iki ayrı yönden düzenler: yabancı devlet mahkemesi kararının Türkiye’de infaz edilmesi ve Türk mahkemesi kararının yabancı devlette infaz edilmesinin talep edilmesi. Burada odak, hükümlünün fizikî olarak taşınmasından çok, mahkûmiyet kararının infaz yetkisinin hangi devlet tarafından kullanılacağıdır. Bu yönüyle infazın devri, hükümlü nakline göre daha teknik ve daha çok “kararın icrası” merkezli bir kurumdur.

Yabancı devlet kararının Türkiye’de infazı: İnfazın devralınması

Kanuna göre yabancı devlet mahkemelerince verilen mahkûmiyet kararları, bazı şartların birlikte bulunması hâlinde Türkiye’de infaz edilebilir. Bunların başlıcaları; hükümlünün Türkiye’de bulunması, kararın kesinleşmiş olması, fiilin Türk hukukuna göre suç teşkil etmesi ve zamanaşımına uğramamış olması, kural olarak en az altı ay infazı gereken hürriyeti bağlayıcı cezanın bulunması ve aynı suçtan dolayı Türkiye’de soruşturma veya kovuşturma yapılmamış olmasıdır. Talep üzerine yabancı devletten karar örneği, hükme esas kanun metinleri, bakiye cezayı gösteren belge ve gerekli görülen diğer evrak istenir. Şartların bulunmadığı veya devrin Türkiye’nin millî güvenliği ile temel çıkarlarına uygun düşmediği anlaşılırsa talep Merkezî Makam tarafından reddedilir.

Bu aşamada uygulamanın en kritik noktası uyarlama kararıdır. 6706 sayılı Kanun’a göre infazın devrine ilişkin talep, Türk hukukuna göre uyarlama kararı verilmesi için Ankara ağır ceza mahkemesine gönderilir. Mahkeme, yabancı mahkûmiyet kararında sübutu kabul edilen fiile Türk kanunlarına göre verilmesi gereken cezayı belirler; ancak bu ceza, yabancı mahkemece tayin edilen ceza süresini geçemez. Uyarlama kararına karşı itiraz kanun yoluna başvurulabilir. Bu düzenleme, yabancı kararın doğrudan değil, Türk hukuk düzenine uygun biçimde icra edilmesini sağlar.

Yabancı devlet infazı Türkiye’ye devrettikten sonra mahkeme, infaza başlanması için kararı Cumhuriyet başsavcılığına gönderir. İnfaz, Türk kanunlarına göre yürütülür. Mahkûmiyetin esasına ilişkin talepler ise hükmü veren devlet mahkemelerine yapılır; bu talepler doğrultusunda yeni bir durum ortaya çıkarsa ağır ceza mahkemesince yeniden uyarlama yapılır. Ayrıca hükmün verildiği devlette veya Türkiye’de genel af, özel af ya da suçu veya cezayı ortadan kaldıran yahut hafifleten bir neden doğarsa, hükümlünün hukukî durumu uyarlama kararını veren ağır ceza mahkemesince değerlendirilir.

Türk mahkemesi kararının yabancı devlette infazı: İnfazın devredilmesi

Kanunun 28. maddesine göre Türk mahkemelerinin mahkûmiyet kararları, belirli şartlarla yabancı devlette infaz edilmek üzere devredilebilir. Bunun için hükümlünün ilgili devlette bulunması ve o devletin vatandaşı olması veya o devletle güçlü sosyal bağlarının bulunması, kararın kesinleşmesi, fiilin o devlet hukukuna göre de suç sayılması, kural olarak en az altı ay hapis cezasının bulunması ve Merkezî Makamın olumlu görüşü gerekir. Kanun ayrıca denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak infaz edilen cezaların da devredilebileceğini açıkça kabul eder. Daha da önemlisi, infazın devri talebinde bulunulması mevcut infaz işlemlerinin yürütülmesine engel değildir.

Devrin ceza adaletinin amaçlarına hizmet etmeyeceği veya Türkiye’nin millî güvenliği ile temel çıkarlarına uygun düşmeyeceği anlaşılırsa talep reddedilebilir. Yabancı devlete mahkûmiyet kararının onaylı örneği, hükme esas kanun maddeleri, bakiye cezayı gösteren belge ve gerekli görülen diğer bilgi ve belgeler gönderilir. Ayrıca devrin yapılacağı devletten infazın nasıl uygulanacağının bildirilmesi istenir; gelen bilgilere göre Merkezî Makamın uygun görüşüyle Cumhuriyet başsavcılığı devir talebini geri alabilir. Yabancı devlet kararı tamamen infaz ederse veya karar infaz kabiliyetini kısmen ya da tamamen kaybederse, bu sonuç Türk hukuku bakımından da hüküm doğurur; yabancı devlet kararı infaz etmez veya edemezse infaza Türkiye’de devam edilir.

Hükümlü Nakli Nedir?

Hükümlü nakli, Adalet Bakanlığının resmî tanımına göre; hükümlünün, mahkûmiyet kararının verildiği devlette infaz etmekte olduğu hürriyeti bağlayıcı cezanın tamamının veya bakiye kısmının, diğer bir devlette infaz edilmesi amacıyla, her iki devletin anlaşması ve hükümlünün rızası çerçevesinde o devlete gönderilmesidir. Bu tanım, kurumun özünü açık biçimde gösterir: burada merkezde kararın infaz yetkisinin teknik devri değil, hükümlünün fiilen başka ülkeye geçirilmesi vardır.

İnfazın devri ile hükümlü nakli arasındaki temel fark

En çok karıştırılan nokta budur. İnfazın devrinde, özellikle yabancı kararın Türkiye’de infazında, Ankara ağır ceza mahkemesinin uyarlama kararı söz konusudur. Hükümlü naklinde ise Kanun, Türkiye’ye nakledilen hükümlü bakımından ayrı bir uyarlama prosedürü öngörmez; hükümlü hakkındaki mahkûmiyet kararı esas alınır ve infaz Türk kanunlarına göre yürütülür. Yine önemli bir diğer fark, 6706 sayılı Kanunda hükümlü nakli için rızanın açık şart olarak düzenlenmiş olması, buna karşılık infazın devri hükümlerinde rızanın genel ve zorunlu unsur olarak yer almamasıdır. Ancak somut olayda uygulanacak milletlerarası andlaşma ayrıca rıza veya ek şartlar getirebilir.

Türkiye’ye Hükümlü Nakli Şartları

Yabancı devlet mahkemeleri tarafından hakkında mahkûmiyet kararı verilen ve ceza infaz kurumunda bulunan hükümlü, belirli şartların birlikte bulunması hâlinde cezanın infazı amacıyla Türkiye’ye nakledilebilir. Kanun bu şartları; hükümlünün Türk vatandaşı olması veya Türkiye ile güçlü sosyal bağlarının bulunması, hükümlünün veya kanunî temsilcisinin rıza göstermesi, kararın kesinleşmesi, fiilin Türk hukukuna göre suç teşkil etmesi ve kural olarak ceza infaz kurumunda infazı gereken en az altı ay hapis cezasının bulunması şeklinde düzenler. Şartların bulunmaması, naklin sosyal rehabilitasyona katkı sağlamayacağının anlaşılması, ceza adaletinin amaçlarına hizmet etmeme veya millî güvenlik ile temel çıkarlara aykırılık hâllerinde talep reddedilebilir. Hükümlülerin nakline karar verme yetkisi Adalet Bakanına aittir.

Buradaki “Türkiye ile güçlü sosyal bağ” ölçütü Kanunda tek tek sayılmamıştır. Bununla birlikte Bakanlığın güncel Genelgesinde, hükümlünün Türk vatandaşı değilse Türkiye ile güçlü sosyal bağlarının bulunduğunu gösteren bilgi ve belgelerin dosyada yer alması gerektiği açıkça belirtilmiştir. Bu nedenle uygulamada aile bağları, sürekli ikamet, eş ve çocukların Türkiye’de bulunması, uzun süreli yaşam merkezi, eğitim veya çalışma hayatı gibi unsurlar ispat bakımından önem kazanır. Değerlendirme somut dosyanın içeriğine göre yapılır.

Türkiye’ye Hükümlü Nakli Süreci Nasıl İşler?

Resmî uygulamaya göre süreç çoğu zaman hükümlünün, yakınının veya kanunî temsilcisinin talebiyle başlar. Bunun ardından yabancı devletten mahkûmiyet kararının onaylı örneği, hükme esas kanun maddeleri, rıza belgesi, infazı gereken cezayı gösteren belge ve gerekli görülürse sağlık raporları ile tercümeler talep edilir. Şartların gerçekleşip gerçekleşmediği Merkezî Makam olan Adalet Bakanlığınca değerlendirilir; olumlu değerlendirme hâlinde Adalet Bakanı onayı alınır. Yabancı devletin muvafakati ve hükümlünün nakli kabul etmesi sonrasında seyahat ve teslim işlemleri planlanır; hükümlü, nakil dosyasıyla birlikte ilgili Cumhuriyet başsavcılığına teslim edilir ve infaz Türkiye’de devam eder.

Türkiye’ye nakledilen hükümlü bakımından Kanun, “hükümlü hakkında verilen mahkûmiyet kararının Türk kanunlarına göre infaz edileceğini” açıkça söyler. Bunun anlamı, yabancı mahkemenin mahkûmiyet kararı esas alınmakla birlikte infaz rejiminin Türkiye’deki infaz hukukuna göre yürütülmesidir. Mahkûmiyetin esasına ilişkin talepler yine hükmü veren devlet mahkemelerine yapılır. İnfaz sırasında yabancı devlette veya Türkiye’de genel ya da özel af çıkması ya da suçu veya cezayı ortadan kaldıran yahut hafifleten bir neden doğması hâlinde, hükümlünün hukukî durumu hakkında bulunduğu yer ağır ceza mahkemesince karar verilir.

Türkiye’den Hükümlü Nakli Şartları

Türk mahkemeleri tarafından hakkında mahkûmiyet kararı verilen ve ceza infaz kurumunda bulunan bir hükümlü de, bazı şartlarla cezasının infazı amacıyla yabancı devlete nakledilebilir. Kanunun 32. maddesine göre bunun için hükümlünün nakledileceği devletin vatandaşı olması veya o devletle güçlü sosyal bağlarının bulunması, hükümlünün ya da kanunî temsilcisinin rıza göstermesi, kararın kesinleşmesi, fiilin nakli istenen devlet hukukuna göre de suç teşkil etmesi, kural olarak en az altı ay hapis cezasının bulunması ve ayrıca hükümlü hakkında başka bir suçtan dolayı Türkiye’de soruşturma veya kovuşturma bulunmaması gerekir.

Bu aşamada uygulamada en çok sorun çıkaran iki başlık adlî para cezası ve yargılama giderleridir. Kanun, hükümlünün hapis cezasıyla birlikte adlî para cezası varsa, nakil kararı verilebilmesi için bu para cezasının ödenmesini arar; ödeme yapılmazsa ödenmeyen kısım gün karşılığı hapse çevrilir ve Türkiye’de infaz edilen ceza öncelikle bu çevrilen hapis kısmına mahsup edilir. Aynı şekilde, kural olarak yargılama giderlerinin ödenmiş olması gerekir; ancak hükümlünün bunları ödeyebilecek durumda olmadığının anlaşılması hâlinde giderler ödenmeden de nakle karar verilebilir. Uygulamada 2024 tarihli Genelge de, adlî para cezası ve vekâlet ücreti dâhil yargılama giderleri bakımından evrakın eksiksiz hazırlanmasına özellikle dikkat çekmektedir.

Nakil için ayrıca, naklin yapılacağı devletten hükümlünün ceza infaz kurumunda kalacağı süre ile infazın nasıl yapılacağının bildirilmesi istenir ve bu bilgi hükümlüye tebliğ edilir. Yabancı devlet muvafakat verirse, hükümlünün nakline Adalet Bakanı karar verir. Devir veya nakil sonrasında yabancı devlette hükmün tamamen infaz edilmesi ya da infaz kabiliyetini kısmen veya tamamen kaybetmesi, Türk hukuku bakımından da sonuç doğurur; yabancı devlet infazı yapamazsa Türkiye’de infaza devam edilir.

Başvuru Nereye Yapılır?

Bu soru uygulamada çok sık sorulur. Türkiye’ye hükümlü naklinde süreç, hükümlü, yakını veya kanunî temsilcisi tarafından başlatılabilir; değerlendirme ve diplomatik yazışmalar Merkezî Makam sıfatıyla Adalet Bakanlığı üzerinden yürütülür. Türkiye’den yabancı devlete hükümlü naklinde ise Bakanlığın resmî açıklamasına göre ceza infaz kurumunun bağlı olduğu Cumhuriyet başsavcılığı tarafından 32. maddede belirtilen bilgi ve belgeler Bakanlığa iletilir. Başka bir ifadeyle, dosyanın hazırlık ayağında Cumhuriyet başsavcılığı; merkezî koordinasyon ve uluslararası temas ayağında ise Adalet Bakanlığı belirleyici konumdadır.

Gerekli Belgeler Nelerdir?

Kanun, her dosyada bulunması beklenen çekirdek evrakı sayar. Bunlar genel olarak mahkûmiyet kararının onaylı örneği, hükme esas kanun maddelerinin metni, bakiye cezayı gösteren belge, rıza belgesi ve ihtiyaç hâlinde sağlık raporları ile tercümelerdir. 2024 tarihli Genelge ise uygulamayı daha somutlaştırarak; kesinleşme şerhli karar, kanun yolları incelemesi varsa üst derece kararları, adlî para cezası ve yargılama giderlerinin ödendiğine ilişkin belge, gerekiyorsa para cezasının hapse çevrildiğini gösteren evrak, başka soruşturma veya kovuşturma bulunup bulunmadığına dair bilgi, kimlik ve pasaport örnekleri, güçlü sosyal bağı gösteren belgeler ve fotoğraf gibi evrakın da dosyada yer almasını istemektedir. Eksik evrak, sürecin uzamasının en önemli nedenlerinden biridir.

Ret Nedenleri Nelerdir?

6706 sayılı Kanun, ret sebeplerini sadece şekli eksikliklerle sınırlı tutmaz. Şartların bulunmaması, mahkûmiyetin kesinleşmemiş olması, dual suçluluk koşulunun gerçekleşmemesi, bakiye cezanın yetersizliği, başka soruşturma veya kovuşturmanın bulunması, adlî para cezası ve giderler bakımından eksiklikler, millî güvenlik veya temel çıkarlara aykırılık, ayrıca hükümlü naklinde sosyal rehabilitasyona katkı sağlamayacağı yönündeki değerlendirme, talebin reddine yol açabilir. Bu nedenle dosyada yalnızca kanun metnindeki koşulların değil, naklin amacına ve hükümlünün topluma yeniden kazandırılmasına ilişkin unsurların da ortaya konulması gerekir.

Süreç Ne Kadar Sürer?

Kanunda bütün dosyalar için geçerli tek bir toplam süre öngörülmemiştir. Sadece infazın devralınmasında uyarlama kararı bakımından Ankara ağır ceza mahkemesinin on beş gün içinde karar vermesi düzenlenmiştir. Bunun dışında nakil ve devir süreçlerinin tamamlanma süresi; yabancı devletin cevabına, evrakın eksiksiz hazırlanmasına, tercümelere, rıza beyanının alınmasına, ilgili devletin iç usullerine ve seyahat-lojistik planlamasına göre değişir. Bu nedenle uygulamada “kaç günde sonuçlanır?” sorusunun cevabı dosya ve ülke bazında farklılaşır. Bu değerlendirme, Kanundaki aşamalar ile Bakanlığın tanımladığı işlem akışından çıkan pratik bir sonuçtur.

Uygulamada En Çok Karıştırılan Hususlar

İlk karışıklık, infazın devri ile hükümlü naklinin aynı sanılmasıdır. Oysa biri infaz yetkisinin devrini, diğeri hükümlünün fizikî transferini konu alır. İkinci karışıklık, her durumda hükümlünün rızasının zorunlu olduğu düşüncesidir. Kanun metninde rıza, hükümlü naklinin açık koşuludur; infazın devrinde ise aynı açıklıkta genel şart olarak düzenlenmemiştir. Üçüncü karışıklık, Türkiye’ye nakledilen herkes için yeniden yargılama yapılacağı sanısıdır. Hükümlü naklinde yeniden yargılama değil, yabancı mahkûmiyet kararının esas alınması ve infazın Türk hukukuna göre yürütülmesi söz konusudur. Dördüncü karışıklık ise adlî para cezası ve giderlerin önemsiz görülmesidir; oysa özellikle Türkiye’den yabancı devlete nakilde bu kalemler, dosyanın kabulü bakımından belirleyici olabilir.

Sık Sorulan Sorular

Yurt dışında hükümlü olan Türk vatandaşı cezasını Türkiye’de çekebilir mi?

Evet, bu ihtimal Kanunda açıkça düzenlenmiştir. Ancak bunun için Türk vatandaşlığı veya Türkiye ile güçlü sosyal bağ, rıza, kesinleşmiş karar, fiilin Türk hukukuna göre de suç olması ve kural olarak en az altı ay bakiye hapis cezası gibi şartların birlikte bulunması gerekir. Ayrıca yabancı devletin muvafakati de zorunludur.

Türkiye’de hükümlü olan yabancı uyruklu kişi cezasının kalan kısmını ülkesinde çekebilir mi?

Evet, mümkündür. Fakat nakledileceği devletin vatandaşı olması veya o devletle güçlü sosyal bağının bulunması, rıza göstermesi, kararın kesinleşmesi, fiilin o devlet hukukuna göre de suç sayılması, yeterli bakiye ceza bulunması ve Türkiye’de başka soruşturma veya kovuşturmasının olmaması gerekir. Adlî para cezası ve yargılama giderleri de ayrıca değerlendirilir.

Hükümlü naklinde rıza şart mı?

Evet. 6706 sayılı Kanun, hem Türkiye’ye nakilde hem Türkiye’den yabancı devlete nakilde hükümlünün veya kanunî temsilcisinin rızasını açık şart olarak düzenler. Ayrıca resmî uygulama tanımında da hükümlü naklinin her iki devletin mutabakatı ve hükümlünün rızası çerçevesinde gerçekleştiği belirtilmektedir.

İnfazın devrinde de mutlaka rıza gerekir mi?

Kanunun infazın devri hükümlerinde rıza, hükümlü naklindeki gibi açık ve genel bir şart olarak sayılmamıştır. Ancak uygulanacak uluslararası andlaşma veya talep edilen devletin hukuku somut dosyada ayrıca rıza arayabilir. Bu nedenle her dosyada önce ilgili andlaşma zemini incelenmelidir.

Türkiye’ye nakledilen hükümlü yeniden yargılanır mı?

Kural olarak hayır. Hükümlü naklinde mahkûmiyetin esasına ilişkin talepler hükmü veren devlet mahkemelerine aittir. Türkiye’de yapılan işlem, yabancı mahkûmiyet kararının esas alınarak infazın Türk hukukuna göre yürütülmesidir.

Hangi makam karar verir?

Merkezî Makam Adalet Bakanlığıdır. Hükümlü nakli bakımından son karar merci Kanunda açıkça Adalet Bakanı olarak gösterilmiştir. İnfazın devralınmasında ise uyarlama kararı bakımından Ankara ağır ceza mahkemesi devreye girer; yürütme ve uluslararası koordinasyon bakımından yine Merkezî Makam belirleyicidir.

Hukukî Değerlendirme ve Profesyonel Destek İhtiyacı

6706 sayılı Kanun uyarınca infazın devri ve hükümlü nakli, yalnızca bir başvuru formu doldurularak ilerleyen basit idarî işlemler değildir. Bu süreçler; ceza mahkûmiyetinin kesinleşme durumu, uygulanacak milletlerarası andlaşma, çifte suçluluk koşulu, bakiye ceza hesabı, adlî para cezası ve yargılama giderleri, rıza beyanının usulüne uygunluğu, sosyal bağların ispatı ve yabancı devlet makamlarının kabul iradesi gibi birçok unsurun birlikte değerlendirilmesini gerektirir. Özellikle yanlış kurum başvurusu, eksik belge, hatalı rıza metni, sosyal bağların yetersiz ispatı veya bakiye ceza hesabındaki hata, sürecin uzamasına ya da talebin reddine neden olabilir. Bu sebeple dosyanın, hem 6706 sayılı Kanun hem ilgili milletlerarası sözleşme hem de uygulamadaki Bakanlık genelgeleri birlikte değerlendirilerek hazırlanması, çoğu zaman belirleyici önem taşır.

Av. Erdem Varol
Bu web sitesinde yer alan içerikler genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Her hukuki konu, somut olayın özelliklerine göre ayrıca değerlendirilmelidir. İçeriklerin izinsiz şekilde kopyalanması, çoğaltılması ve başka mecralarda kullanılması uygun değildir.
Whatsapp
Av. Erdem VAROL
Av. Erdem VAROL
Merhaba!
Size nasıl yardımcı olabilirim?
1