tr

Tespit Yok Ama Kusurlu Sayıldı: Trafik Kazasında Kusur Oranına İtiraz ve Hukuki Süreç

Tespit Yok Ama Kusurlu Sayıldı: Trafik Kazasında Kusur Oranına İtiraz ve Hukuki Süreç

Tespit yok ama kusurlu sayıldı şeklindeki durumlar, özellikle trafik kazalarından sonra en sık karşılaşılan hukuki uyuşmazlıklardan biridir. Kaza tespit tutanağı düzenlenmemiş, olay yerinde yeterli inceleme yapılmamış, kamera kaydı toplanmamış veya taraf beyanları çelişkili olmasına rağmen sürücüye kusur yüklenmiş olabilir. Bu tür hallerde kusur oranı kesin ve değiştirilemez bir sonuç değildir. Kusur değerlendirmesi; kaza yeri, araç hasar yönleri, fren izi, yol durumu, beyanlar, kamera kayıtları, bilirkişi raporu ve dosyadaki diğer deliller birlikte incelenerek yapılmalıdır.

Trafik kazasında kusurlu sayılmak yalnızca sigorta ödemesini etkilemez. Araç değer kaybı, hasar bedeli, sürekli iş göremezlik tazminatı, destekten yoksun kalma tazminatı, rücu davaları, ceza soruşturması ve kusura bağlı diğer hukuki sonuçlar doğrudan bu değerlendirmeye göre şekillenebilir. Bu nedenle eksik incelemeye dayalı kusur tespitlerine karşı süresinde ve doğru delillerle itiraz edilmesi önem taşır.

Kaza Tespit Tutanağı Olmadan Kusur Verilebilir mi?

Kaza tespit tutanağı, kazanın oluş şekline ilişkin önemli bir belgedir; ancak tek başına mutlak ve değiştirilemez bir kusur kararı değildir. Özellikle tutanak hiç düzenlenmemişse, tutanak eksikse, olay yerindeki iz ve deliller değerlendirilmemişse veya yalnızca taraflardan birinin beyanına dayanılmışsa, kusur oranının hukuken tartışılması mümkündür.

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nda trafik kazalarına el koyma ve kaza tespit tutanağı düzenleme görevi, kazanın niteliğine göre trafik zabıtası veya genel zabıta tarafından yerine getirilmektedir. Kanun’un 83. maddesi, kazanın oluş nedenlerinin, iz ve delillerin belirlenmesi ve trafik kaza tespit tutanağı düzenlenmesi esasını düzenler. Aynı Kanun’un 84. maddesinde ise kırmızı ışıkta geçme, ters yöne girme, arkadan çarpma, geçiş önceliğine uymama, şeride tecavüz etme gibi asli kusur sayılan haller gösterilmiştir.

Bununla birlikte her kaza, yalnızca kanunda sayılı başlıklara bakılarak çözülemez. Kaza anındaki yol durumu, görüş mesafesi, trafik işaretleri, aracın hızı, sürücünün manevrası, diğer sürücünün kural ihlali ve kazayı önleme imkânı ayrıca değerlendirilmelidir. Bu nedenle “tespit yok ama kusurlu sayıldım” diyen bir kişinin öncelikle kusur oranının hangi belgeye, hangi delile ve hangi değerlendirmeye dayandığını öğrenmesi gerekir.

Kusur Tespitinin Hukuki Dayanağı

Trafik kazalarında kusur değerlendirmesi, Karayolları Trafik Kanunu, Karayolları Trafik Yönetmeliği, Türk Borçlar Kanunu ve yargılama hukukunun delil hükümleri birlikte dikkate alınarak yapılır.

Karayolları Trafik Kanunu m.84, asli kusur sayılan halleri düzenler. Ancak bir sürücünün asli kusurlu sayılabilmesi için yalnızca soyut bir trafik kuralı ihlalinden söz edilmesi yeterli değildir. İhlal ile kaza arasında uygun illiyet bağı bulunmalıdır. Örneğin araçta hasarın hangi bölgede oluştuğu, çarpışma açısı, kavşak yapısı, yol önceliği, hız durumu ve fren izi incelenmeden yapılan değerlendirme eksik kalabilir.

Türk Borçlar Kanunu m.49 uyarınca kusurlu ve hukuka aykırı fiille başkasına zarar veren kişi bu zararı gidermekle yükümlüdür. TBK m.50’ye göre zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. TBK m.51 ise tazminatın kapsamının belirlenmesinde kusurun ağırlığının dikkate alınacağını düzenler. Bu hükümler, trafik kazalarında kusur oranının tazminat hesabı bakımından neden kritik olduğunu açıkça ortaya koyar.

Karayolları Trafik Yönetmeliği m.157’de de asli kusur halleri ve sürücü kusurlarının tespitinde dikkate alınacak esaslar gösterilmiştir. Yönetmelik uyarınca kaza yerinde elde edilen iz ve deliller, taraf beyanları ve varsa tanık anlatımları kusur değerlendirmesinde önem taşır.

Tespit Yoksa Kusur Oranı Neye Göre Belirlenir?

Kaza tespit tutanağı yoksa veya tutanak sağlıklı düzenlenmemişse kusur oranı şu deliller üzerinden yeniden değerlendirilebilir:

  • Olay yeri fotoğrafları ve video kayıtları
  • MOBESE, iş yeri kamerası, araç içi kamera ve site güvenlik kayıtları
  • Araçların hasar aldığı bölgeler
  • Çarpışma açısı ve araçların kaza sonrası konumu
  • Fren izi, savrulma mesafesi ve yol zemini
  • Trafik levhaları, şerit çizgileri ve kavşak yapısı
  • Taraf, tanık ve kolluk beyanları
  • Sigorta hasar dosyası ve eksper raporları
  • Ceza soruşturması dosyası
  • Adli trafik bilirkişi raporu
  • Adli Tıp Kurumu veya teknik üniversite bilirkişi incelemesi

Bu delillerin tamamı birlikte değerlendirilmeden yalnızca “karşı taraf böyle söyledi”, “sigorta böyle belirledi” veya “sistem kusurlu gösterdi” gerekçesiyle kusur yüklenmesi hukuken tartışmaya açıktır.

SBM / TRAMER Kusur Oranı Kesin midir?

Maddi hasarlı trafik kazalarında taraflarca düzenlenen kaza tespit tutanakları sigorta şirketlerine iletilir. Sigorta şirketleri, tutanak ve varsa fotoğraflar üzerinden kusur oranı değerlendirmesi yapar. SBM uygulamasında kusur oranları genellikle %0, %50 ve %100 şeklinde belirlenir. Sigorta şirketleri arasında mutabakat sağlanamazsa dosya Kaza Kusur Değerlendirme Komisyonu’na gider.

SBM sistemi, sigorta şirketlerinin kusur değerlendirmesini yürüttüğü pratik bir mekanizmadır. Ancak bu değerlendirme, mahkeme veya Sigorta Tahkim Komisyonu önünde yeniden incelenebilir. SBM açıklamalarında da kusur oranına ilişkin itirazın 5 günlük süre içinde sigorta şirketine yapılabileceği; bu yoldan sonuç alınamazsa Tahkim Komisyonu ve özel hukuk yollarına başvurulması gerektiği belirtilmektedir.

Bu nedenle TRAMER veya SBM’de kusurlu görünmek, her durumda hukuki sürecin sona erdiği anlamına gelmez. Özellikle kusur oranı hatalı ise hasar bedeli, değer kaybı veya tazminat talepleri için ayrıca başvuru yapılabilir.

“Tespit Yok Ama Kusurlu Sayıldım” Diyen Kişi Ne Yapmalı?

Bu durumda ilk adım, kusurun hangi belgeye dayanılarak verildiğini tespit etmektir. Kaza tespit tutanağı, sigorta hasar dosyası, eksper raporu, fotoğraflar, taraf beyanları ve varsa ceza soruşturması dosyası birlikte incelenmelidir.

Ardından şu hukuki yol haritası izlenebilir:

1. Hasar dosyası ve kusur değerlendirmesi alınmalıdır.
Sigorta şirketinden hasar dosyası, kusur değerlendirmesi, eksper raporu ve başvuruya esas tüm belgeler talep edilmelidir.

2. Tutanak ve fotoğraflar karşılaştırılmalıdır.
Tutanakta yer alan kroki, araç hasarları ve kaza anlatımı arasında çelişki olup olmadığı değerlendirilmelidir.

3. Kamera kayıtları zaman kaybetmeden istenmelidir.
İş yeri, apartman, belediye, MOBESE veya araç kamerası kayıtları kısa sürede silinebilir. Bu nedenle delil tespiti veya savcılık/mahkeme kanalıyla kayıtların korunması istenebilir.

4. Sigorta şirketine veya SBM sürecine itiraz edilmelidir.
Maddi hasarlı kazalarda kusur oranına karşı süresinde itiraz edilmesi, ileride açılacak hukuki süreç bakımından önemlidir.

5. Sigorta Tahkim Komisyonu veya mahkeme yolu değerlendirilmelidir.
Uyuşmazlığın niteliğine göre Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvuru, tazminat davası, değer kaybı talebi veya kusur oranının yeniden belirlenmesine yönelik hukuki süreç gündeme gelebilir.

6. Bilirkişi incelemesi talep edilmelidir.
Kusur oranı teknik değerlendirme gerektiriyorsa adli trafik bilirkişisinden, gerekirse üniversite veya Karayolları Genel Müdürlüğü fen heyeti niteliğinde uzman kurullardan rapor alınması istenebilir.

Yargıtay Kararlarında Eksik İnceleme ile Kusur Belirlenmesi

Yargıtay’ın trafik kazalarında kusur tespitine ilişkin yaklaşımı, eksik inceleme ile karar verilmemesi gerektiği yönündedir. Özellikle kaza tespit tutanağı ile bilirkişi raporu arasında çelişki varsa, bu çelişki giderilmeden hüküm kurulması bozma sebebi yapılmaktadır.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 03.10.2017 tarihli, 2017/49 E., 2017/8535 K. sayılı kararında; kaza tespit tutanağı ile bilirkişi raporu arasında kusur oranlarına ilişkin açık çelişki bulunması halinde, bu çelişki giderilmeden karar verilmesinin doğru olmadığı belirtilmiştir. Kararda, varsa soruşturma veya ceza dosyasının getirtilmesi, uzman bilirkişi heyetinden ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alınması gerektiği vurgulanmıştır.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 15.01.2018 tarihli, 2015/735 E., 2018/39 K. sayılı kararında da kusur tespitine ilişkin raporların kaza tespit tutanağıyla ve kendi aralarında çelişkili olması halinde, çelişki giderilmeden karar verilmesi eksik inceleme olarak değerlendirilmiştir.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 23.11.2021 tarihli, 2021/17017 E., 2021/8998 K. sayılı kararında; kaza tespit tutanağı, trafik bilirkişi raporu ve Adli Tıp Kurumu raporu arasında çelişki bulunduğu belirtilmiş; bu çelişki giderilmeden hüküm kurulmasının isabetli olmadığı ifade edilmiştir. Kararda, İstanbul Teknik Üniversitesi veya Karayolları Genel Müdürlüğü trafik-fen alanında uzman bilirkişilerden oluşacak heyetten ayrıntılı ve denetime açık rapor alınması gerektiği kabul edilmiştir.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 03.12.2013 tarihli, 2013/21230 E., 2013/27720 K. sayılı kararında ise dosyada kaza tespit tutanağının bulunmadığı bir olayda, kusur durumunun kuşkuya yer bırakmayacak biçimde belirlenmesi için kaza tespit tutanağının aslı ve ilgili dosyaların getirtilmesi, teknik üniversite öğretim üyeleri veya Karayolları Genel Müdürlüğü uzmanlarından oluşacak bilirkişi heyetinden rapor alınması gerektiğine işaret edilmiştir.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 09.07.2020 tarihli, 2018/6414 E., 2020/4591 K. sayılı kararında ise kusur oranının belirlenmesinin yalnızca teknik değil, hukuki değerlendirmeyi de gerektiren bir konu olduğu kabul edilmiştir. Mahkemenin dosyadaki delillerden hareketle kusur derecesini hukuken değerlendirmesi gerektiği belirtilmiştir.

Bu kararlar birlikte değerlendirildiğinde, kaza tespit tutanağı yokken veya mevcut deliller çelişkiliyken sürücüye doğrudan kusur yüklenmesi her somut olayda ayrıca tartışılmalıdır. Yargıtay uygulaması, kusur belirlemesinde denetime elverişli, gerekçeli ve çelişkileri gideren bilirkişi raporunun önemini açıkça ortaya koymaktadır.

Kaza Tespit Tutanağı Tek Başına Kusuru Belirler mi?

Kaza tespit tutanağı önemli bir delildir; ancak her durumda tek başına kusur oranını kesinleştirmez. Tutanak, kazanın oluş şekline ilişkin ilk tespiti gösterir. Buna karşılık tutanakta yer alan kroki, taraf beyanları veya kusur değerlendirmesi hatalı olabilir.

Örneğin arkadan çarpma çoğu olayda asli kusur göstergesi olabilir; ancak öndeki aracın ani ve haksız şekilde fren yapması, şerit ihlali, geri manevra yapması, park yasağı olan alanda durması veya kazaya sebebiyet veren başka bir kural ihlali bulunması halinde kusur oranı değişebilir. Aynı şekilde kavşakta geçiş önceliği, trafik levhası, ışık durumu ve yolun fiziki özellikleri incelenmeden yapılan kusur tespiti eksik olabilir.

Bu nedenle hukuki değerlendirme yalnızca “tutanakta ne yazıyor?” sorusuyla sınırlı değildir. Asıl mesele, tutanağın olayın gerçek oluş şekliyle uyumlu olup olmadığıdır.

Kusur Oranına İtiraz Hangi Hallerde Güçlüdür?

Kusur oranına itirazın güçlü kabul edilebilmesi için soyut itiraz yeterli değildir. “Ben kusurlu değilim” şeklindeki genel beyan yerine, somut delillerle desteklenen teknik ve hukuki açıklama yapılmalıdır.

Aşağıdaki durumlarda kusur oranına itiraz daha ciddi biçimde değerlendirilir:

  • Kaza tespit tutanağı hiç düzenlenmemişse
  • Tutanakta kroki hatalı çizilmişse
  • Araç hasar yönleri tutanakla çelişiyorsa
  • Kamera kaydı kusur tespitini desteklemiyorsa
  • Tanık beyanları dikkate alınmamışsa
  • Sigorta değerlendirmesi yalnızca tek taraflı beyana dayanıyorsa
  • Ceza dosyasındaki bilirkişi raporu ile sigorta kusur oranı farklıysa
  • ATK raporu, trafik bilirkişi raporu ve tutanak arasında çelişki varsa
  • Kazanın meydana geldiği yerde trafik levhası, ışık, yol çalışması veya görüş engeli varsa
  • Sürücüye asli kusur yüklenmiş ancak illiyet bağı açıklanmamışsa

Bu tür durumlarda, kusur oranının yeniden değerlendirilmesi için teknik bilirkişi incelemesi talep edilmelidir.

Hatalı Kusur Oranı Hangi Hakları Etkiler?

Kusur oranı, trafik kazasından doğan birçok talebin temelini oluşturur. Hatalı kusur verilmesi halinde kişi gerçekte hak ettiği tazminatı alamayabilir veya haksız biçimde karşı tarafa ödeme yapmak zorunda kalabilir.

Kusur oranının etkilediği başlıca talepler şunlardır:

Araç hasar bedeli:
Kusurlu gösterilen taraf, aracındaki hasar için sigortadan ödeme alamayabilir veya eksik ödeme alabilir.

Araç değer kaybı:
Değer kaybı talebinde kusur oranı doğrudan önemlidir. Tam kusurlu gösterilen tarafın değer kaybı talebi reddedilebilir.

Mahrumiyet zararı ve ikame araç gideri:
Araç ticari amaçla kullanılıyorsa veya onarım süresince araçtan yararlanılamamışsa, kusur oranı bu talepleri etkileyebilir.

Yaralanmalı kazalarda tazminat:
Geçici iş göremezlik, sürekli iş göremezlik, bakıcı gideri, tedavi gideri ve manevi tazminat talepleri kusur oranına göre şekillenir.

Ölümlü kazalarda destekten yoksun kalma tazminatı:
Kazanın oluşunda ölen kişinin veya karşı tarafın kusur oranı, destekten yoksun kalma tazminatının hesabında belirleyicidir.

Sigorta şirketinin rücu talepleri:
Sigorta şirketleri bazı durumlarda ödeme yaptıktan sonra kusurlu sürücüye veya işletene rücu edebilir. Bu nedenle kusur oranı yalnızca ilk ödeme aşamasında değil, sonraki rücu süreçlerinde de önemlidir.

Tespit Yoksa Bilirkişi Raporu Nasıl Hazırlanmalıdır?

Bilirkişi raporu, yalnızca kusur oranını yüzde olarak yazmakla sınırlı olmamalıdır. Denetime elverişli bir raporda kazanın oluş şekli, deliller, teknik veriler ve hukuki dayanak açıkça gösterilmelidir.

Sağlıklı bir bilirkişi raporunda şu hususlar bulunmalıdır:

  • Kazanın yeri, tarihi ve yol durumu
  • Trafik levhaları, ışıklar ve yol çizgileri
  • Araçların geliş yönü ve manevraları
  • Hasar noktaları ve çarpışma açısı
  • Hız, fren izi ve savrulma mesafesi değerlendirmesi
  • Taraf ve tanık beyanlarının karşılaştırılması
  • Kamera görüntüsü varsa görüntü analizi
  • Karayolları Trafik Kanunu ve Yönetmelik hükümlerine göre ihlal edilen kurallar
  • Kusur ile kaza arasındaki illiyet bağı
  • Önceki raporlar veya tutanaklarla çelişki varsa bu çelişkinin açıklanması

Yargıtay kararlarında vurgulanan “ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor” ölçütü, özellikle bu noktada önem kazanır. Raporda yalnızca “A sürücüsü %100 kusurludur” denilmesi yeterli değildir; bu sonuca hangi delillerle ulaşıldığı somut biçimde ortaya konulmalıdır.

Ceza Dosyasındaki Kusur Tespiti Hukuk Davasını Etkiler mi?

Yaralanmalı veya ölümlü trafik kazalarında ceza soruşturması ya da ceza davası açılabilir. Ceza dosyasında alınan bilirkişi raporu, hukuk davası veya sigorta uyuşmazlığı bakımından önemli bir delil olabilir. Ancak ceza dosyasındaki her kusur tespiti, hukuk mahkemesi yönünden mutlak bağlayıcı değildir.

Hukuk mahkemesi, ceza dosyasındaki maddi olguları, bilirkişi raporlarını ve diğer delilleri değerlendirir. Ceza dosyasındaki rapor ile hukuk dosyasındaki rapor çelişiyorsa, mahkeme bu çelişkiyi gidermeden karar vermemelidir. Bu nedenle trafik kazasına ilişkin tüm dosyaların birlikte incelenmesi gerekir.

Eksik İncelemeye Dayalı Kusur Tespitinde Hukuki Strateji

Tespit yok ama kusurlu sayıldı durumunda temel hukuki strateji, kusurun hatalı olduğunu soyut biçimde söylemek değil, kusur değerlendirmesinin neden eksik olduğunu göstermektir. Bunun için başvuru veya dava dilekçesinde şu noktalara özellikle yer verilmelidir:

  • Kaza tespit tutanağının bulunmadığı veya eksik olduğu
  • Kusur oranının hangi delile dayandığının belirsiz olduğu
  • Araç hasarlarının kusur değerlendirmesiyle uyumlu olmadığı
  • Taraf beyanları arasında çelişki bulunduğu
  • Kamera kayıtlarının toplanmadığı
  • Ceza veya sigorta dosyasındaki belgelerin getirtilmediği
  • Bilirkişi incelemesi yapılmadığı veya raporun yetersiz olduğu
  • Yargıtay’ın çelişkili raporlar ve eksik inceleme konusundaki içtihatları
  • Yeni, tarafsız ve uzman bilirkişi heyetinden rapor alınması gerektiği

Bu yaklaşım, kusur oranının yeniden değerlendirilmesi ve hak kaybının önlenmesi bakımından daha etkili bir hukuki zemin oluşturur.

Hukuki Başvuru Yolları ve Sürecin Değerlendirilmesi

Kusur oranına itirazda izlenecek yol, kazanın maddi hasarlı, yaralanmalı veya ölümlü olmasına göre değişir. Maddi hasarlı kazalarda sigorta şirketine itiraz, SBM süreci, Sigorta Tahkim Komisyonu başvurusu veya mahkeme yolu gündeme gelebilir. Yaralanmalı ve ölümlü kazalarda ise ceza soruşturması, tazminat davası ve sigorta başvuruları birlikte yürütülebilir.

Her dosyada aynı yolun izlenmesi doğru değildir. Örneğin yalnızca araç değer kaybı için başvuru yapılacaksa sigorta şirketi ve Sigorta Tahkim Komisyonu süreci daha hızlı bir yol olabilir. Buna karşılık ciddi yaralanma, kalıcı maluliyet, ölüm, yüksek hasar, çelişkili rapor veya ceza dosyası bulunan olaylarda mahkeme süreci daha kapsamlı delil incelemesi sağlayabilir.

Bu nedenle “tespit yok ama kusurlu sayıldım” diyen kişi açısından asıl mesele, kusur oranının hangi hukuki yolla ve hangi delillerle değiştirilebileceğinin belirlenmesidir. Somut olayın özellikleri, delillerin durumu, süreler, sigorta poliçesi, hasar miktarı ve ceza dosyasının varlığı birlikte değerlendirilmelidir.

Değerlendirme: Eksik Tespit Kusurun Kesinleştiği Anlamına Gelmez

Trafik kazasında kusurlu sayılmak, özellikle kaza tespit tutanağı bulunmadığında veya olay yerinde yeterli inceleme yapılmadığında mutlaka kabul edilmesi gereken bir sonuç değildir. Kusur oranı; teknik, hukuki ve delile dayalı bir değerlendirme sonucunda belirlenmelidir.

Yargıtay kararları, kaza tespit tutanağı ile bilirkişi raporu arasında çelişki varsa veya tutanak olmadan kusur değerlendirmesi yapılmışsa, eksik incelemeye dayalı kararların hukuka uygun olmayabileceğini göstermektedir. Bu nedenle hatalı kusur oranına karşı zamanında itiraz edilmesi, delillerin kaybolmadan toplanması ve gerektiğinde bilirkişi incelemesi talep edilmesi büyük önem taşır.

Kusur tespiti; araç hasarından değer kaybına, sigorta ödemesinden tazminat davasına kadar birçok sonucu etkilediği için süreç dikkatle yürütülmelidir. Somut olayın özelliklerine göre profesyonel hukuki destek alınması, hak kaybını önlemek ve doğru başvuru yolunu belirlemek bakımından önemlidir.

Avukat Erdem Varol
Avukat Erdem Varol, Sakarya, Türkiye bölgesinde avukatlık faaliyetlerini sürdüren bir hukukçudur. Hazırladığı içeriklerde güncel mevzuat, yargı uygulamaları ve hukuki süreçlere ilişkin bilgileri sade ve anlaşılır bir dille okuyuculara sunmaktadır.
Avukata Sor