
Tek yetkili emlak sözleşmesi; sürenin dolması, tarafların karşılıklı anlaşması veya sözleşmenin yazılı ve ispatlanabilir bir bildirimle tek taraflı olarak sona erdirilmesi yoluyla sonlandırılabilir. Ancak ilanın yayından kaldırılması, EİDS üzerinden verilen ilan yetkisinin iptal edilmesi ya da emlak danışmanına sözlü olarak “artık çalışmak istemiyorum” denilmesi, sözleşmeden doğan mali yükümlülükleri her durumda ortadan kaldırmaz. Geçerli bir fesih işlemi için sözleşmenin süresi, tek yetkinin kapsamı, cayma bedeli, ceza koşulu, emlak işletmesinin o tarihe kadar verdiği hizmetler ve bulunan alıcı veya kiracı adayları birlikte değerlendirilmelidir.
Tek Yetkili Emlak Sözleşmesi Nedir?
Tek yetkili emlak sözleşmesi, taşınmaz sahibinin belirli bir süre boyunca satış veya kiralama aracılığı için yalnızca bir emlak işletmesiyle çalışmayı üstlendiği yetkilendirme sözleşmesidir. Uygulamada “münhasır yetki sözleşmesi”, “tek yetki belgesi” veya “gayrimenkul danışmanlığı sözleşmesi” adlarıyla da düzenlenebilir.
Sözleşmenin başlığı tek başına belirleyici değildir. Taşınmaz sahibinin başka bir emlak işletmesine yetki veremeyeceği, taşınmazı kendisi satarsa veya kiralarsa bedel ödeyeceği ya da belirli süre içinde yalnızca sözleşmenin tarafı olan işletmeyle çalışacağı yönündeki hükümler, tek yetkinin kapsamını gösterir.
Tek yetki, emlak işletmesine taşınmazı tapuda satma yetkisi vermez. Tapuda işlem yapılabilmesi için ayrıca usulüne uygun vekâletname gerekir. Yetkilendirme sözleşmesi esas olarak pazarlama, ilan, alıcı veya kiracı bulma, tarafları bir araya getirme ve kararlaştırılmış diğer aracılık hizmetleriyle ilgilidir.
Sözleşmenin Hukuki Dayanağı
Tek yetkili emlak sözleşmesinin hukuki niteliği, ağırlıklı olarak taşınmaz simsarlığı sözleşmesidir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 520. maddesine göre simsar, taraflar arasında bir sözleşmenin kurulma imkânını hazırlamayı veya sözleşmenin kurulmasına aracılık etmeyi üstlenir; kural olarak amaçlanan sözleşmenin kurulması hâlinde ücrete hak kazanır.
Taşınmazlara ilişkin simsarlık sözleşmesinin geçerli olabilmesi için yazılı şekilde yapılması gerekir. Türk Borçlar Kanunu’nun 520/2. maddesi uyarınca simsarlık sözleşmelerine, nitelikleri elverdiği ölçüde vekâlete ilişkin hükümler uygulanır. Bu kapsamda aynı Kanun’un 512. maddesindeki tek taraflı sona erdirme imkânı önem taşır. Bununla birlikte, sözleşmenin uygun olmayan zamanda veya sözleşmeye aykırı biçimde sona erdirilmesi hâlinde zarar, cayma bedeli ya da ceza koşulu tartışması doğabilir.
Taşınmaz Ticareti Hakkında Yönetmelik’in 15. maddesi de taşınmaz ticaretine yönelik hizmetlerin iş sahibi ile yetki belgeli işletme veya sözleşmeli işletme arasında yazılı yetkilendirme sözleşmesine dayanmasını öngörür. Sözleşmede en azından taraf bilgileri, verilecek hizmetler, hizmet bedeli, hak ve yükümlülükler, süre, tebligat adresleri ve kararlaştırılmışsa cayma bedeli ile ceza koşulu bulunmalıdır.
Yönetmelikte tek yetki verilmesi zorunlu tutulmadığı gibi, bütün yetkilendirme sözleşmeleri için geçerli genel bir “en fazla üç ay” kuralı da bulunmamaktadır. Süre, taraflarca sözleşmede belirlenir. Bu nedenle üç aylık sürenin her sözleşmeye kanunen uygulandığı yönündeki yaygın kabul isabetli değildir.
“İptal”, “Fesih” ve “Cayma” Aynı Anlama Gelmez
Kullanıcıların “tek yetkili emlak sözleşmesi iptali” olarak aradığı işlem, hukuken farklı kurumlara karşılık gelebilir:
- Geçersizlik: Yazılı şekil gibi geçerlilik şartlarının bulunmaması veya irade bozukluğu gibi sözleşmenin kuruluşunu etkileyen bir sebebin ileri sürülmesidir.
- Fesih ya da tek taraflı sona erdirme: Geçerli sözleşmenin ileriye etkili biçimde bitirilmesidir. Daha önce doğmuş ücret, gider veya tazminat talepleri sırf fesih nedeniyle kendiliğinden silinmez.
- Karşılıklı sona erdirme: Tarafların yeni bir anlaşmayla mevcut sözleşmeyi belirli bir tarihte sona erdirmesidir. Uygulamada en az uyuşmazlık doğuran yöntem çoğu zaman budur.
- Cayma hakkı: Kanundan veya sözleşmeden kaynaklanan özel bir haktır. Her emlak yetkilendirme sözleşmesinde koşulsuz ve bedelsiz bir cayma hakkı bulunduğu söylenemez.
Bu ayrım, hangi bildirimin yapılacağını ve emlak işletmesinin bedel talep edip edemeyeceğini doğrudan etkiler.
Tek Yetkili Emlak Sözleşmesini Sona Erdirme Yolları
Sözleşme Süresinin Dolması
Belirli süreli sözleşme, kural olarak kararlaştırılan sürenin sonunda sona erer. Ancak otomatik uzama hükmü varsa, sürenin dolmasını beklemek yeterli olmayabilir. Sözleşmede “bitiş tarihinden belirli bir süre önce bildirim yapılmazsa uzar” şeklinde bir kayıt bulunup bulunmadığı kontrol edilmelidir.
Taşınmaz simsarlığı sözleşmesi yazılı şekle tabi olduğundan, sürenin uzatılmasına ilişkin düzenlemelerin de yazılı biçimde yapılması hukuki güvenlik bakımından önemlidir. Sözleşme bittikten sonra ilanların yayında kalması veya tarafların aynı şekilde çalışmaya devam etmesi, yeni dönemde hangi hükümlerin geçerli olduğu konusunda ispat sorunu yaratabilir.
Tarafların Karşılıklı Anlaşması
Taraflar, bir sona erdirme ve ibra protokolü düzenleyerek sözleşmeyi her zaman bitirebilir. Protokolde şu hususların açıkça gösterilmesi yararlıdır:
- Sözleşmenin sona ereceği tarih,
- İlanların kaldırılacağı ve anahtarların iade edileceği zaman,
- Emlak işletmesinin görüştürdüğü alıcı veya kiracı adaylarının listesi,
- Doğmuş hizmet bedeli, belgeli gider veya başka bir alacak bulunup bulunmadığı,
- Tarafların birbirini ibra edip etmediği ve ibranın kapsamı,
- Fesih sonrasında belirli kişilerle işlem yapılırsa uygulanacak bir koruma süresi bulunup bulunmadığı.
Genel ve belirsiz bir “hiçbir alacağım yoktur” kaydı yerine, hangi sözleşmenin hangi alacaklar bakımından sona erdirildiğinin yazılması ileride doğabilecek yorum uyuşmazlıklarını azaltır.
Tek Taraflı Sona Erdirme Bildirimi
Türk Borçlar Kanunu’nun simsarlık sözleşmelerini vekâlet hükümlerine bağlayan düzenlemesi nedeniyle, tarafların tek taraflı sona erdirme imkânı bulunmaktadır. Ne var ki bu hak, tek yetki süresi içinde hiçbir mali sonuç doğmadan çıkılabileceği anlamına gelmez.
Bildirimden önce özellikle şu sorular cevaplanmalıdır:
- Sözleşmede fesih veya cayma için bir ihbar süresi öngörülmüş mü?
- İşletme lehine cayma bedeli ya da ceza koşulu kararlaştırılmış mı?
- Emlak danışmanı taşınmazı herhangi bir alıcıya göstermiş veya yazılı teklif iletmiş mi?
- Satış veya kiralama görüşmeleri hangi aşamada?
- İlan, fotoğraf, ekspertiz, ulaşım veya başka giderlerin ödeneceği ayrıca yazılmış mı?
- Taşınmazın daha sonra emlak işletmesinin bulduğu kişiyle devredilmesi hâlini düzenleyen bir hüküm var mı?
Fesih ileriye etkili olduğundan, daha önce doğmuş bir komisyon alacağını veya usulüne uygun kararlaştırılmış giderleri tek başına ortadan kaldırmaz. Özellikle emlak işletmesi alıcı ile satıcıyı anlaşma aşamasına getirmişse, sonradan yapılan fesih ücret sorumluluğunu bertaraf etmeyebilir.
Haklı Nedenle Fesih
Emlak işletmesinin sözleşmeden doğan temel yükümlülüklerini yerine getirmemesi, haklı nedenle fesih bakımından önem taşıyabilir. Örneğin;
- Kararlaştırılan ilan ve pazarlama faaliyetlerinin yapılmaması,
- İş sahibinin talimatına aykırı fiyat veya koşullarla ilan verilmesi,
- Yanıltıcı bilgi kullanılması,
- Tekliflerin taşınmaz sahibine iletilmemesi,
- Anahtar veya belgelerin amacı dışında kullanılması,
- Hesap verme ve bilgilendirme yükümlülüğünün ihlal edilmesi,
- İşletmenin yetki belgesinin bulunmaması ya da sonradan iptal edilmesi,
- Güven ilişkisini ciddi biçimde zedeleyen başka davranışların ortaya çıkması,
somut olayın şartlarına göre haklı neden oluşturabilir.
İhlal giderilebilir nitelikteyse, önce yazılı bir bildirim yapılarak uygun süre verilmesi çoğu dosyada ispat ve ölçülülük bakımından yararlıdır. Ağır ve güveni ortadan kaldıran ihlallerde derhâl fesih gündeme gelebilir. Haklı nedenin varlığı; sözleşme hükümleri, tarafların yazışmaları, faaliyet raporları, ilan kayıtları ve olayın ağırlığı üzerinden değerlendirilir.
Taşınmaz Ticareti Hakkında Yönetmelik’in güncel düzenlemesine göre işletmenin yetki belgesinin idarece iptal edilmesi hâlinde, iptal tarihi itibarıyla geçerli yetkilendirme sözleşmeleri feshedilmiş sayılır. Bununla birlikte, bu tarihten önce verilmiş hizmetler nedeniyle doğduğu ileri sürülen bedeller ayrıca incelenir.
Tüketici İşleminde Cayma Hakkı İhtimali
Taşınmazını ticari veya mesleki olmayan amaçlarla değerlendiren gerçek kişi ile profesyonel emlak işletmesi arasındaki ilişki, şartları varsa tüketici işlemi sayılabilir. Sözleşmenin iş yeri dışında veya uzaktan kurulması durumunda, tüketici mevzuatındaki cayma hakkı gündeme gelebilir.
Ancak her tek yetkili emlak sözleşmesinde otomatik olarak on dört günlük cayma hakkı bulunduğu söylenemez. Tarafların sıfatı, sözleşmenin nerede ve nasıl kurulduğu, emlak hizmetinin tüketicinin açık talebiyle hemen başlatılıp başlatılmadığı, ön bilgilendirmenin yapılıp yapılmadığı ve ilgili yönetmeliklerdeki kapsam ile istisnalar birlikte incelenmelidir. Sözleşme emlak ofisinde imzalanmışsa, yalnızca “tüketiciyim” denilerek genel bir on dört günlük cayma hakkı ileri sürülmesi çoğu durumda yeterli olmaz.
Fesih Bildirimi Nasıl Yapılmalıdır?
Sözleşmede özel bir bildirim yöntemi kararlaştırılmışsa öncelikle bu hükme uyulmalıdır. Bildirimde tereddüt bırakmamak için şu bilgilere yer verilmesi uygun olur:
- Tarafların adı veya unvanı ile iletişim bilgileri,
- Yetkilendirme sözleşmesinin tarihi ve konusu,
- Taşınmazın açıkça belirlenmesini sağlayan bilgiler,
- Sözleşmenin hangi hukuki ve fiilî nedenle sona erdirildiği,
- Feshin derhâl mi, yoksa belirli bir tarihte mi hüküm doğuracağı,
- İlanların kaldırılması ve EİDS yetkisinin sonlandırılması talebi,
- Anahtar, belge, fotoğraf ve diğer materyallerin iadesi,
- O tarihe kadar temas kurulan alıcı veya kiracı adaylarının ve yapılan işlemlerin bildirilmesi talebi,
- Varsa cayma bedeli, ceza koşulu veya gider talebine ilişkin itiraz ve hukuki çekinceler.
Bildirimde yalnızca “sözleşmeyi iptal ediyorum” denilmesi, fesih tarihi ve kapsamı konusunda tartışma yaratabilir. Haklı nedene dayanılıyorsa olayların tarih sırasıyla ve mümkün olduğunca belgeye dayalı biçimde açıklanması daha güvenlidir.
Noterden İhtarname Göndermek Zorunlu mudur?
Kanunda bütün tek yetkili emlak sözleşmelerinin yalnızca noter aracılığıyla feshedilebileceğine ilişkin genel bir kural yoktur. Buna rağmen noter ihtarnamesi, bildirimin içeriğini ve karşı tarafa ulaştığı tarihi ispatlamayı kolaylaştırır.
Sözleşmede noter, kayıtlı elektronik posta veya iadeli taahhütlü posta gibi belirli bir usul kararlaştırılmış olabilir. Bu kayıt göz ardı edilmemelidir. Elektronik posta veya mesajlaşma uygulaması üzerinden yapılan bildirimler delil olarak değerlendirilebilse de gönderen kişi, içerik ve teslim tarihi yönünden ayrıca tartışma çıkabilir. Özellikle cayma bedeli veya yüksek tutarlı komisyon riski varsa, ispat gücü yüksek bir bildirim yöntemi tercih edilmelidir.
EİDS Yetkisinin Kaldırılması Sözleşmeyi Bitirir mi?
Elektronik İlan Doğrulama Sistemi üzerinden emlak işletmesine verilen ilan yetkisi ile taraflar arasındaki yazılı yetkilendirme sözleşmesi aynı işlem değildir. EİDS yetkisinin kaldırılması, işletmenin doğrulanmış ilan verme imkânını etkiler; fakat sözleşmeyi ve bu sözleşmeye bağlı mali hükümleri kendiliğinden ortadan kaldırdığı kabul edilmemelidir.
Bu nedenle güvenli uygulama, EİDS yetkisini kaldırmakla yetinmeyip sözleşmeyi ayrıca usulüne uygun biçimde sona erdirmek ve ilanların bütün platformlardan kaldırıldığını kontrol etmektir. Aynı şekilde EİDS’de yetki verilmiş olması da Yönetmelik uyarınca düzenlenmesi gereken yazılı yetkilendirme sözleşmesinin yerine geçmez.
Cayma Bedeli, Ceza Koşulu ve Komisyon Aynı Şey Değildir
Tek yetkili emlak sözleşmesinin sona erdirilmesinde en sık yaşanan uyuşmazlık, emlak işletmesinin hangi kalemleri isteyebileceği konusunda ortaya çıkar.
Hizmet bedeli veya komisyon, kural olarak emlak işletmesinin faaliyeti sonucunda satış veya kira sözleşmesinin kurulması nedeniyle doğar. Taraflar, kanunun ve Yönetmeliğin sınırları içinde farklı doğum şartları kararlaştırmış olabilir.
Cayma bedeli, sözleşmeden çıkılması hâlinde ödenmek üzere önceden belirlenen bedeldir. Taşınmaz Ticareti Hakkında Yönetmelik, işletme lehine kararlaştırılacak cayma bedeli ve ceza koşulu bakımından toplam hizmet bedelini esas alan bir üst sınır öngörmektedir.
Ceza koşulu, sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesinin önceden belirlenmiş mali sonucudur. Türk Borçlar Kanunu’nun 182. maddesine göre hâkim, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirebilir. Borçlunun tacir olması hâlinde ise Türk Ticaret Kanunu hükümleri ve ticari işin özellikleri ayrıca dikkate alınır.
Gider alacağı, komisyon veya ceza koşulundan farklıdır. İlan, tanıtım, fotoğraf, ulaşım ya da benzeri giderlerin iş sahibinden istenebilmesi için sözleşmedeki düzenleme ve harcamanın belgesi incelenmelidir. Her faaliyet gideri kendiliğinden taşınmaz sahibine yüklenemez.
Taşınmazını mesleki olmayan amaçla satan kişinin tüketici sayıldığı ilişkilerde, müzakere edilmeden sözleşmeye konulan ve tüketici aleyhine dengesizlik yaratan hükümler haksız şart denetimine tabi olabilir. Bir hükmün sözleşmede yazması, onun her durumda ve yazıldığı tutar üzerinden uygulanacağı anlamına gelmez.
Fesihten Sonra Taşınmaz Başkasına Satılırsa Ne Olur?
Sözleşmenin sona ermesinden sonra taşınmazın satılması veya kiralanması, emlak işletmesinin hiçbir talepte bulunamayacağı anlamına gelmeyebilir. Özellikle alıcı veya kiracı adayı sözleşme döneminde emlak işletmesi tarafından bulunmuş, taşınmaz gösterilmiş, teklif alınmış ya da taraflar görüştürülmüşse şu hususlar araştırılır:
- Emlak işletmesinin faaliyeti ile sonradan kurulan sözleşme arasında nedensellik bağı bulunup bulunmadığı,
- İşletmenin bilinçli biçimde devre dışı bırakılıp bırakılmadığı,
- Sözleşmede fesih sonrası koruma süresi veya belirli adaylara ilişkin özel hüküm bulunup bulunmadığı,
- Satışın hangi tarihte ve hangi kişiyle yapıldığı,
- Fesih tarihinde görüşmelerin hangi aşamada olduğu.
Bu nedenle taşınmaz sahibinin, fesih sırasında emlak işletmesinden yazılı faaliyet dökümü ve görüştürülen adayların listesini istemesi önemlidir. Emlak işletmesinin hiç temas kurmadığı ve sahibin bağımsız olarak bulduğu bir kişiyle yapılan işlem ile işletmenin hazırladığı satışın fesih sonrasında tamamlanması aynı hukuki sonucu doğurmaz.
Yargıtay Kararlarında Öne Çıkan İlkeler
Yargıtay kararları, tek yetkili emlak sözleşmesinin sona erdirilmesinde yalnızca “fesih bildirimi yapıldı mı?” sorusuna değil; aracılık faaliyetinin ulaştığı aşamaya, yazılı sözleşmenin içeriğine ve tarafların emlak işletmesini devre dışı bırakıp bırakmadığına da önem verildiğini göstermektedir.
Satıcının Satıştan Vazgeçmesi ve Ceza Koşulu
Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 25.05.2016 tarihli, 2015/13473 Esas ve 2016/13546 Karar sayılı ilamında; emlak komisyoncusunun alıcı bulduğu ve tarafların satış konusunda anlaşma aşamasına geldiği olayda satıcının sonradan vazgeçmesi incelenmiştir. Daire, satıcının kendi payına düşen tellallık ücretini sözleşme gereğince ödemesi gerektiğini; bunun üzerinde talep edilen ek kısmın ise ceza koşulu niteliğinde olduğunu kabul etmiş ve tacir olmayan kişi yönünden aşırı ceza koşulunun indirilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 22.10.2018 tarihli, 2016/3078 Esas ve 2018/9832 Karar sayılı ilamında da benzer biçimde, talep edilen bedelin hangi bölümünün komisyon, hangi bölümünün ceza koşulu olduğu ayrıştırılmış; tacir olmayan taraf bakımından aşırılık denetimi yapılmadan karar verilmesi bozma sebebi sayılmıştır.
Bu kararlar, sözleşmenin sona erdirilmesinin önceden doğmuş ücret veya ceza koşulu tartışmasını kendiliğinden bitirmediğini gösterir. Bununla birlikte kararların verildiği tarihteki düzenlemeler ile güncel Taşınmaz Ticareti Hakkında Yönetmelik’te yer alan bedel sınırları birlikte değerlendirilmelidir.
Emlak İşletmesinin Devre Dışı Bırakılması
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 11.10.2022 tarihli, 2020/(13)3-339 Esas ve 2022/723 Karar sayılı kararında, emlak işletmesi tarafından gösterilen taşınmazın sonradan işletme devre dışı bırakılarak satın alınması ve sözleşmedeki buna ilişkin bedel hükmü değerlendirilmiştir. Kurul çoğunluğu, somut sözleşmedeki devre dışı bırakma hükmünün bağlayıcılığını kabul etmiştir.
Karar, tek yetkili sözleşme devam ederken veya fesih sonrasında işletmenin bulduğu kişiyle doğrudan işlem yapılmasının ciddi mali risk doğurabileceğini gösterir. Ancak karar alıcı tarafla imzalanan emlak görme belgesine ilişkin özel olay üzerinden verilmiştir; taşınmaz sahibi ile emlak işletmesi arasındaki her yetkilendirme sözleşmesine aynı sonuçla uygulanamaz.
İçtihatlardan hareketle yalnızca “satış tapuda yapılmadı” veya “sözleşmeyi önceden feshettim” savunmalarının her dosyada yeterli olacağı söylenemez. Sözleşme hükmü, teklifin niteliği, tarafların anlaşma düzeyi, fesih tarihi ve emlak işletmesinin katkısı birlikte incelenir.
Sık Yapılan Hatalar ve Hak Kaybı Riskleri
Tek yetkili emlak sözleşmesi iptal edilirken şu hatalar uyuşmazlık riskini artırır:
- Sözleşmenin bir örneğini almadan veya hükümlerini okumadan yalnızca sözlü fesih yapmak,
- EİDS yetkisini kaldırınca sözleşmenin de bittiğini düşünmek,
- Otomatik uzama süresini kaçırmak,
- Emlak işletmesinin bulduğu alıcıyla yakını, şirketi veya başka bir emlakçı üzerinden işlem yapmak,
- Anahtar teslimini ve ilanların kaldırılmasını belgelememek,
- Cayma bedeli, komisyon, ceza koşulu ve gider kalemlerini birbirine karıştırmak,
- Her sözleşmede koşulsuz on dört günlük cayma hakkı bulunduğunu varsaymak,
- Sözleşmedeki yüksek bedeli incelemeden ödemek veya hiçbir hukuki gerekçe göstermeden bütünüyle reddetmek,
- Haklı fesih sebebini ve emlak işletmesinin ihlallerini zamanında belgelememek.
Sözleşmede Yönetmelik’in aradığı bazı bilgilerin eksik olması da ayrıca incelenmelidir. Her eksiklik sözleşmeyi otomatik olarak geçersiz kılmaz. Yazılı şeklin bulunup bulunmadığı, eksikliğin sözleşmenin esaslı unsuruna etkisi ve düzenlemenin amacı birlikte değerlendirilir.
Uyuşmazlık Çıkarsa Hangi Belgeler Önemlidir?
Bir komisyon, cayma bedeli veya ceza koşulu uyuşmazlığında aşağıdaki belgeler belirleyici olabilir:
- Yetkilendirme sözleşmesi ve ekleri,
- Sözleşmenin feshedildiğini gösteren ihtarname ve teslim belgesi,
- EİDS yetkilendirme ve iptal kayıtları,
- İlanların yayına alınma ve kaldırılma tarihleri,
- Alıcı veya kiracı adaylarına ait taşınmaz gösterme belgeleri,
- Teklif formları, elektronik posta ve mesaj kayıtları,
- Faaliyet raporları ve reklam gideri belgeleri,
- Anahtar teslim tutanağı,
- Satış veya kira sözleşmesi ile tapu kayıtları,
- Taraflar arasındaki ödeme ve fatura kayıtları.
Taşınmaz sahibi tüketici sıfatını taşıyorsa uyuşmazlığın değerine göre tüketici hakem heyeti veya tüketici mahkemesi gündeme gelebilir. Tüketici mahkemesinde görülecek uyuşmazlıklar bakımından dava şartı arabuluculuk hükümleri de dikkate alınmalıdır. Tüketici işlemi bulunmayan durumlarda görevli mahkeme, tarafların tacir olup olmaması ve uyuşmazlığın niteliğine göre değişebilir.
Sözleşmeden Çıkışta Hukuki Risklerin Yönetilmesi
Tek yetkili emlak sözleşmesinin sona erdirilmesi, yalnızca ilanın kaldırılmasından ibaret bir işlem değildir. Fesih tarihinin, emlak işletmesinin o tarihe kadar gerçekleştirdiği faaliyetlerin, bulunan adayların ve mali hükümlerin birlikte belirlenmesi gerekir. En güvenli yöntem; sözleşmenin bütün ekleriyle incelenmesi, bildirim öncesinde ücret ve ceza koşulu riskinin hesaplanması, fesih iradesinin ispatlanabilir biçimde açıklanması ve anahtar, ilan, belge ile aday listesinin yazılı tutanakla kapatılmasıdır.
Her dosyanın kendi şartlarına göre değerlendirilmesi gerekir. Aynı başlığı taşıyan iki sözleşme; süre, münhasırlık kapsamı, cayma bedeli ve emlak işletmesinin yaptığı çalışmalar bakımından farklı sonuçlar doğurabilir. Hukuki sonucun somut olayın özelliklerine göre değişebileceği gözetilmeli; özellikle satış görüşmeleri başlamışsa, sözleşmede yüksek tutarlı mali hükümler varsa veya emlak işletmesi komisyon talep etmişse hak kaybı yaşamamak için profesyonel hukuki destek alınmalıdır.



