
Evi terk eden eş, boşanma hukukunda yalnızca ortak konuttan ayrılan kişi olarak değerlendirilmez. Türk Medeni Kanunu’na göre terk, eşlerden birinin evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek amacıyla ortak hayatı sona erdirmesi veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmemesi hâlinde gündeme gelir. Bu nedenle “eşim evi terk etti” iddiası tek başına boşanma için yeterli değildir; terkin süresi, sebebi, ihtar süreci, ortak konutun durumu, tarafların kusuru ve deliller birlikte değerlendirilir. TMK m.164 uyarınca terk nedeniyle boşanma davası açılabilmesi için ayrılığın en az altı ay sürmesi, dördüncü ay dolmadan ihtar istenmemesi ve ihtardan sonra iki ay geçmeden dava açılmaması gerekir.
Evi terk eden eş hakkında yürütülecek hukuki süreç, doğru kurulmadığında dava şartı eksikliği, kusur değerlendirmesinde aleyhe sonuçlar veya nafaka ve tazminat taleplerinde kayıp doğurabilir. Bu nedenle terk olgusunun, yalnızca “evden gitme” şeklinde değil, aile hukuku bakımından sonuç doğuran özel bir boşanma sebebi olarak ele alınması gerekir.
Evi Terk Eden Eş Ne Demektir?
Evi terk eden eş, haklı bir sebep olmaksızın ortak konuttan ayrılan, ortak yaşama dönmeyen veya evlilik birliğinin kendisine yüklediği birlikte yaşama, sadakat, dayanışma ve ortak hayatı sürdürme yükümlülüklerinden kaçınan eştir.
Ancak her evden ayrılma hukuken “terk” sayılmaz. Eşin ortak konuttan ayrılması;
- Şiddet,
- Tehdit,
- Ağır hakaret,
- Can güvenliği riski,
- Ekonomik veya psikolojik baskı,
- Ortak konutun bağımsız ve güvenli olmaması,
- Eşin ailesiyle yaşamaya zorlanma,
- Eve alınmama veya evden kovulma
gibi haklı sebeplere dayanıyorsa, bu durumda ayrılan eşin kusurlu terk eyleminden söz etmek mümkün olmayabilir. Terk nedeniyle boşanma davalarında temel ayrım, evden ayrılmanın haklı bir nedene dayanıp dayanmadığıdır.
Terk Nedeniyle Boşanma Davasının Hukuki Dayanağı
Terk nedeniyle boşanma, Türk Medeni Kanunu’nun 164. maddesinde düzenlenen özel boşanma sebeplerinden biridir. Kanuna göre eşlerden biri, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek amacıyla diğerini terk eder veya haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmezse; ayrılık en az altı ay sürmüş, devam ediyor ve hâkim ya da noter tarafından yapılan ihtar sonuçsuz kalmışsa terk edilen eş boşanma davası açabilir.
Bu düzenleme, terk sebebine dayalı boşanma davasını şekli şartları ağır olan bir dava türü hâline getirir. Dava açmadan önce sürelere, ihtarın içeriğine, ihtarın tebliğine ve ortak konuta dönüş imkânının gerçekten sağlanıp sağlanmadığına dikkat edilmelidir.
Terk Nedeniyle Boşanma Davasının Şartları
Terk nedeniyle boşanma davasının kabul edilebilmesi için aşağıdaki unsurların birlikte gerçekleşmesi gerekir:
1. Ortak Hayat Fiilen Sona Ermiş Olmalıdır
Eşlerden biri ortak konuttan ayrılmış veya ortak konuta dönmemiş olmalıdır. Ancak bu ayrılık geçici, zorunlu veya haklı bir nedene dayanıyorsa terk nedeniyle boşanma şartları oluşmayabilir.
Örneğin iş seyahati, tedavi, askerlik, eğitim, aile ziyareti, sağlık sorunu veya taraflar arasında geçici anlaşmazlık sebebiyle kısa süreli ayrı yaşama her zaman terk anlamına gelmez.
2. Terk Evlilik Yükümlülüklerinden Kaçma Amacı Taşımalıdır
Terk, yalnızca fiziksel ayrılık değildir. Eşin ortak hayatı sürdürmeme, aile birliği sorumluluklarından uzaklaşma ve evlilik ilişkisinden doğan yükümlülükleri yerine getirmeme iradesi aranır.
Bu nedenle mahkeme, eşin neden ayrıldığını, geri dönmeme iradesinin bulunup bulunmadığını ve terk iddiasının samimi olup olmadığını değerlendirir.
3. Ayrılık En Az Altı Ay Sürmüş Olmalıdır
Terk nedeniyle boşanma davası açılabilmesi için ayrılık en az altı ay sürmüş ve dava açıldığı tarihte de devam ediyor olmalıdır. Bu süre dolmadan açılan dava, şartları oluşmadığı için reddedilebilir.
Kanundaki sistem uygulamada “4 ay + ihtar + 2 ay” şeklinde işler. İlk dört ay dolmadan ihtar istenemez; ihtardan sonra da iki ay geçmeden dava açılamaz.
4. Eve Dön İhtarı Yapılmış Olmalıdır
Terk nedeniyle boşanma davasının en kritik şartı, terk eden eşe usulüne uygun şekilde eve dön ihtarı gönderilmesidir. İhtar, hâkim veya noter aracılığıyla yapılabilir. Bu ihtarda terk eden eşe iki ay içinde ortak konuta dönmesi gerektiği ve dönmemesi hâlinde doğacak hukuki sonuçlar bildirilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, terk sebebine dayalı boşanma davasında ihtarın dava şartı niteliğinde olduğunu; boşanma davasına bakan hâkimin ihtarın kanuni unsurları taşıyıp taşımadığını kendiliğinden incelemesi gerektiğini kabul etmektedir.
5. İhtar Sonuçsuz Kalmış Olmalıdır
Terk eden eş, ihtarın tebliğinden itibaren iki ay içinde haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmezse, terk edilen eş boşanma davası açabilir. Ancak eşin dönmemesi haklı bir sebebe dayanıyorsa, terk nedeniyle boşanma davası reddedilebilir.
Eve Dön İhtarının Geçerli Olması İçin Dikkat Edilmesi Gerekenler
Eve dön ihtarı, yalnızca “eve dön” denilen basit bir bildirim değildir. İhtarın hukuki sonuç doğurabilmesi için içeriğinin açık, uygulanabilir ve samimi olması gerekir.
Geçerli bir ihtarda özellikle şu hususlar yer almalıdır:
- Terk eden eşin dönmesi istenen ortak konutun açık adresi,
- Konutun bağımsız, güvenli ve birlikte yaşamaya elverişli olduğu,
- Eşin konuta girişini sağlayacak anahtar veya erişim imkânının nasıl temin edileceği,
- Gerekli yol ve dönüş giderlerinin karşılanacağı,
- Eşe iki ay içinde dönmesi gerektiği,
- Dönmemesi hâlinde terk nedeniyle boşanma davası açılabileceği.
İhtar şeklen doğru olsa bile, ortak konut fiilen yaşanabilir değilse veya terk eden eşin dönüşü gerçekten istenmiyorsa ihtarın geçerliliği tartışmalı hâle gelir. Yargıtay uygulamasında mahkeme, yalnızca ihtarın varlığını değil, ihtarın samimi olup olmadığını ve davalının ortak konuta dönmemekte haklı sebebinin bulunup bulunmadığını da inceler.
Evi Terk Eden Eş Her Zaman Kusurlu Mudur?
Evi terk eden eş, haklı bir sebep olmadan ortak konuttan ayrılmış ve geri dönmemişse kusurlu kabul edilebilir. Ancak terk eden eşin her durumda kusurlu olduğu söylenemez.
Aşağıdaki durumlarda evi terk eden eşin haklı nedenle ayrıldığı ileri sürülebilir:
- Fiziksel şiddet veya şiddet tehdidi,
- Sürekli hakaret ve aşağılayıcı davranış,
- Eşin ailesiyle aynı evde yaşamaya zorlanma,
- Ortak konutun bağımsız olmaması,
- Eşin eve alınmaması,
- Eşin sadakatsizliği veya ağır güven sarsıcı davranışları,
- Çocukların veya eşin güvenliğini tehdit eden olaylar,
- 6284 sayılı Kanun kapsamında koruma tedbiri gerektiren şiddet veya şiddet tehlikesi.
6284 sayılı mevzuat, şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kişilerin korunmasına ve şiddetin önlenmesine ilişkin tedbirleri düzenlemektedir; bu nedenle şiddet riski sebebiyle ortak konuttan ayrılma, terk iddiasına karşı haklı sebep olarak değerlendirilebilir.
Eşini Evden Kovan Eş de Terk Etmiş Sayılabilir
Terk yalnızca evden çıkan eş bakımından değerlendirilmez. Türk Medeni Kanunu’na göre diğerini ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır.
Bu durum uygulamada “terke zorlama” veya “fiili terk” olarak gündeme gelir. Örneğin eşini evden kovan, eve almayan, kilidi değiştiren, şiddet uygulayarak ortak konuttan ayrılmaya mecbur bırakan taraf, hukuken terk eden eş gibi değerlendirilebilir. Yargıtay kararlarında da evden kovulan veya fiilen ayrılmaya zorlanan eşin değil, onu ayrılmaya zorlayan eşin terk eden taraf sayılabileceği kabul edilmektedir.
Bu nedenle “evden kim çıktı?” sorusu tek başına belirleyici değildir. Asıl önemli olan, ayrılığa kimin sebep olduğu ve ortak hayatı kimin sürdürülmez hâle getirdiğidir.
Evi Terk Eden Eşe Boşanma Davası Nasıl Açılır?
Evi terk eden eşe karşı dava açmadan önce doğru hukuki sebep belirlenmelidir. Her olayda terk nedeniyle boşanma davası açmak en uygun yol olmayabilir. Bazı dosyalarda evlilik birliğinin temelinden sarsılması, zina, şiddet, onur kırıcı davranış veya başka özel boşanma sebepleri daha isabetli olabilir.
Terk nedeniyle boşanma davası açılacaksa süreç genel olarak şu şekilde ilerler:
- Terk tarihinin ve ayrılığın başlangıcının belirlenmesi,
- İlk dört aylık sürenin dolmasının beklenmesi,
- Hâkim veya noter aracılığıyla eve dön ihtarı gönderilmesi,
- İhtarın usulüne uygun tebliğ edilmesi,
- İhtardan sonra iki aylık sürenin beklenmesi,
- Eşin haklı sebep olmaksızın dönmemesi hâlinde aile mahkemesinde boşanma davası açılması.
Boşanma davalarında görevli mahkeme aile mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesi veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir. TMK m.168, boşanma ve ayrılık davalarında yetki bakımından bu seçimlik düzenlemeyi kabul eder.
Eve Dön İhtarı Göndermenin Hukuki Riski
Eve dön ihtarı göndermek, terk nedeniyle boşanma davası için zorunlu olsa da her olayda dikkatle değerlendirilmelidir. Çünkü Yargıtay uygulamasında terk ihtarı gönderen eşin, ihtar tarihinden önceki kusurlu davranışları affetmiş veya en azından hoşgörüyle karşılamış sayılabileceği kabul edilmektedir.
Bu nedenle eşin terkinden önce ağır şiddet, sadakatsizlik, hakaret, ekonomik baskı veya başka boşanma sebepleri varsa, doğrudan terk ihtarı göndermek stratejik açıdan sakıncalı olabilir. İhtar gönderilmeden önce dosyadaki vakıaların hangi boşanma sebebine daha uygun olduğu değerlendirilmelidir.
Terk davası, şekli şartlara sıkı sıkıya bağlıdır. Buna karşılık evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebine dayalı boşanma davasında kusur, deliller ve ortak hayatın çekilmezliği daha geniş çerçevede incelenir. Bu ayrım, davanın sonucu kadar nafaka ve tazminat taleplerini de etkileyebilir.
Evi Terk Eden Eş Nafaka Alabilir mi?
Evi terk eden eşin nafaka alıp alamayacağı, yalnızca evden ayrılmış olmasına göre değil, kusur durumu ve ihtiyaç koşullarına göre değerlendirilir.
Terk eden eş haklı bir sebep olmaksızın ortak konutu terk etmiş ve boşanmada daha ağır kusurlu kabul edilmişse, yoksulluk nafakası talebi reddedilebilir. Ancak ayrılık şiddet, baskı, tehdit veya haklı bir sebebe dayanıyorsa, terk eden eşin nafaka talebi somut olayın özelliklerine göre değerlendirilebilir.
Tedbir nafakası bakımından mahkeme, dava süresince tarafların barınma, geçim ve çocukların korunması için gerekli önlemleri alabilir. TMK m.169 uyarınca boşanma veya ayrılık davası açıldığında hâkim, dava süresince eşlerin barınmasına, geçimine, malların yönetimine ve çocukların bakımına ilişkin geçici önlemleri kendiliğinden alır.
Çocuklar için hükmedilecek iştirak nafakası ise eşlerin kusurundan bağımsız olarak çocuğun üstün yararı ve ihtiyaçları dikkate alınarak değerlendirilir.
Evi Terk Eden Eş Tazminat Öder mi?
Evi terk eden eş, boşanmaya sebep olan olaylarda kusurlu veya daha ağır kusurlu kabul edilirse maddi ve manevi tazminat gündeme gelebilir. Terk nedeniyle boşanma davasının kabulü hâlinde, terk eden eşin kusuru tazminat değerlendirmesinde önemli rol oynar.
Maddi tazminat, boşanma nedeniyle mevcut veya beklenen menfaatleri zedelenen kusursuz ya da daha az kusurlu eş tarafından talep edilebilir. Manevi tazminat ise kişilik hakları saldırıya uğrayan taraf bakımından söz konusu olabilir. Ancak tazminat taleplerinde her dosyanın olay örgüsü, delilleri, tarafların ekonomik ve sosyal durumu, kusur ağırlığı ve boşanmaya sebep olan davranışlar birlikte değerlendirilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2025 yılında basına yansıyan bir kararında, sebepsiz yere ortak konutu terk eden eşin boşanmada kusur durumu değerlendirilmiş; yerel mahkemenin müşterek konutu sebepsiz terk eden tarafı ağır kusurlu bulduğu, Yargıtay’ın da istinaf kararını hukuka aykırı bularak bozduğu aktarılmıştır.
Bu tür kararlar, terk olgusunun yalnızca boşanma sebebi değil, aynı zamanda kusur, nafaka ve tazminat yönünden de önemli sonuçlar doğurabileceğini göstermektedir.
Evi Terk Eden Eş Mal Paylaşımında Hak Kaybeder mi?
Evi terk eden eşin ortak konuttan ayrılması, tek başına mal paylaşımındaki haklarını ortadan kaldırmaz. Mal rejiminin tasfiyesi, kural olarak eşler arasında geçerli mal rejimine ve edinilmiş mallara katılma hükümlerine göre yapılır.
Terk eden eş kusurlu olsa dahi, edinilmiş mallara katılma rejimi kapsamında katılma alacağı, değer artış payı veya kişisel mal iddiaları ayrıca değerlendirilir. Boşanmadaki kusur, her zaman doğrudan mal paylaşımını ortadan kaldıran bir unsur değildir. Ancak tarafların mal kaçırma, muvazaalı devir, aile konutu şerhi, ziynet alacağı veya katkı payı gibi iddiaları varsa ayrıca dava ve delil stratejisi oluşturulmalıdır.
Bu nedenle evi terk eden eşin “mal paylaşımından hiçbir hak alamayacağı” düşüncesi doğru değildir. Mal rejimi tasfiyesi, boşanma davasından farklı bir hukuki değerlendirme gerektirir.
Evi Terk Eden Eşin Velayet Hakkı
Evi terk eden eşin velayet hakkı otomatik olarak sona ermez. Velayet konusunda belirleyici olan temel ölçüt çocuğun üstün yararıdır. Mahkeme; çocuğun yaşı, bakım düzeni, eğitim durumu, ebeveynlerle ilişkisi, psikolojik ihtiyaçları, güvenliği ve tarafların ebeveynlik kapasitesini birlikte değerlendirir.
Eşin evi terk etmiş olması, çocuğu ihmal ettiği, tehlikeye attığı veya bakım sorumluluğunu yerine getirmediği vakıalarla desteklenirse velayet değerlendirmesinde etkili olabilir. Ancak yalnızca ortak konuttan ayrılmış olmak, velayetin diğer eşe verileceği anlamına gelmez.
Evi Terk Eden Eşe Karşı Hangi Deliller Kullanılabilir?
Terk nedeniyle boşanma davasında delillerin hukuka uygun elde edilmesi önemlidir. Mahkeme, yalnızca iddiaya değil, ispatlanabilir vakıalara dayanır.
Kullanılabilecek deliller şunlar olabilir:
- Eve dön ihtarı ve tebliğ belgeleri,
- Mesajlaşmalar,
- E-posta kayıtları,
- Tanık beyanları,
- Ortak konutun durumunu gösteren belgeler,
- Kolluk tutanakları,
- 6284 sayılı Kanun kapsamında verilen tedbir kararları,
- Otel, seyahat, adres veya ikamet kayıtları,
- Çocukların bakım düzenini gösteren belgeler,
- Sosyal ve ekonomik durum araştırmaları.
Buna karşılık gizli ses kaydı, izinsiz kamera kaydı, özel hayatın gizliliğini ihlal eden içerikler veya hukuka aykırı elde edilen veriler dava sürecinde ayrıca sorun yaratabilir. Delil toplanırken ispat gücü kadar hukuka uygunluk da gözetilmelidir.
Terk Nedeniyle Boşanma Davasında En Sık Yapılan Hatalar
Terk nedeniyle boşanma davaları uygulamada çoğu zaman usul hataları nedeniyle kaybedilir. En sık karşılaşılan hatalar şunlardır:
- Dört ay dolmadan ihtar göndermek,
- İhtardan sonra iki ay beklemeden dava açmak,
- Ortak konut adresini açık göstermemek,
- Dönüş masraflarını karşılamamak,
- Bağımsız ve yaşanabilir konut hazırlamamak,
- Anahtar veya giriş imkânı sağlamamak,
- Şiddet veya haklı ayrılık sebebini dikkate almamak,
- Terk ihtarının geçmiş kusurlar yönünden af/hoşgörü sonucu doğurabileceğini gözden kaçırmak,
- Terk davası açılması gerekirken farklı hukuki sebebe dayanmak veya tam tersi.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, terk ihtarının dava şartı olduğunu ve hâkimin ihtarın kanuni koşulları taşıyıp taşımadığını kendiliğinden incelemesi gerektiğini açıkça vurgulamaktadır. Bu nedenle şekli hata, davanın esasına girilmeden reddedilmesine sebep olabilir.
Haklı Sebeple Evi Terk Eden Eşin Durumu
Haklı sebeple evi terk eden eş, terk nedeniyle boşanma davasında kusurlu kabul edilmeyebilir. Özellikle şiddet, tehdit, ağır hakaret, eve alınmama, ortak konutun güvenli olmaması veya eşin ailesiyle yaşamaya zorlanma gibi durumlar haklı ayrılık sebebi olarak ileri sürülebilir.
Bu hâllerde evi terk eden eşin yapması gereken en önemli şey, ayrılma sebebini delillendirmektir. Kolluk başvurusu, sağlık raporu, mesaj kayıtları, tanık beyanları, uzaklaştırma kararı, sosyal inceleme raporları ve resmi başvuru kayıtları haklı sebebin ispatında önem taşıyabilir.
Şiddet veya şiddet tehlikesi bulunan durumlarda, ortak konutta kalmaya zorlanmak hukuken beklenemez. 6284 sayılı mevzuat kapsamında koruyucu ve önleyici tedbirler talep edilebilir; bu süreç boşanma davasından bağımsız şekilde de yürütülebilir.
Terk Nedeniyle Boşanma mı, Şiddetli Geçimsizlik Nedeniyle Boşanma mı?
Eşin evi terk etmesi hâlinde doğrudan terk nedeniyle boşanma davası açmak her zaman en doğru yol değildir. Dava türü belirlenirken şu sorulara cevap verilmelidir:
- Eşin evden ayrılmasının üzerinden ne kadar süre geçti?
- Eve dön ihtarı gönderildi mi?
- İhtar usulüne uygun mu?
- Terk eden eşin haklı sebebi var mı?
- Terkten önce başka ağır kusurlu davranışlar yaşandı mı?
- Nafaka ve tazminat talepleri hangi hukuki sebebe daha uygun?
- İhtar göndermek geçmiş kusurların affı şeklinde yorumlanabilir mi?
Eğer asıl uyuşmazlık şiddet, sadakatsizlik, güven sarsıcı davranış, hakaret, ekonomik baskı veya evlilik birliğinin temelinden sarsılması ise, yalnızca terk sebebine odaklanmak hak kaybına yol açabilir. Buna karşılık eş hiçbir haklı sebep olmadan ortak konutu terk etmiş, dönmemiş ve ihtar süreci usulüne uygun tamamlanmışsa terk nedeniyle boşanma davası güçlü bir hukuki zemin oluşturabilir.
Evi Terk Eden Eş Yargıtay Kararları
Terk nedeniyle boşanma davalarında Yargıtay’ın yaklaşımı, yalnızca eşin ortak konuttan ayrılıp ayrılmadığına değil; ayrılığın sebebine, eve dönüş ihtarının usulüne, ihtarın samimiyetine, ortak konutun elverişliliğine ve tarafların kusur durumuna odaklanmaktadır. Bu nedenle terk iddiası, her somut olayda Yargıtay içtihatlarıyla birlikte değerlendirilmelidir.
Eve Dön İhtarı Dava Şartıdır
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13.02.2008 tarihli, 2008/2-136 E., 2008/117 K. sayılı kararında, terk nedeniyle boşanma davasında eve dönüş ihtarının dava şartı niteliğinde olduğu vurgulanmıştır. Karara göre, TMK m.164’te düzenlenen iki aylık eve dönüş süresi hâkim veya taraflarca değiştirilemez. İhtar kararında kanundaki “iki ay” yerine farklı bir süre verilmesi, ihtarın geçerliliğini tartışmalı hâle getirir ve dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine sebep olabilir.
Bu karar, terk nedeniyle boşanma davasında ihtarın yalnızca gönderilmiş olmasının yeterli olmadığını; ihtarın içeriğinin, süresinin ve hukuki sonuçlarının kanuna uygun şekilde düzenlenmesi gerektiğini göstermektedir.
Terk İhtarı Önceki Kusurların Affı veya Hoşgörülmesi Sonucunu Doğurabilir
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 09.01.2017 tarihli, 2015/21712 E., 2017/11 K. sayılı kararında, terk ihtarı gönderen eşin, ihtar tarihinden önceki kusurlu davranışları affetmiş veya en azından hoşgörüyle karşılamış sayılacağı kabul edilmiştir. Kararda, ihtar tarihinden önceki vakıaların TMK m.166/1-2 kapsamında boşanma sebebi olarak ileri sürülemeyeceği belirtilmiştir.
Aynı yönde Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 04.02.2019 tarihli, 2018/7965 E., 2019/472 K. sayılı kararında da terk ihtarı gönderen tarafın, ihtardan önceki olayları kusur olarak ileri süremeyeceği ifade edilmiştir. Bu yaklaşım, özellikle terk ihtarı göndermeden önce dava stratejisinin doğru belirlenmesini zorunlu kılar.
İhtar Samimi Olmalı, Sadece Dava Şartını Tamamlamak Amacı Taşımamalıdır
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 25.04.2018 tarihli, 2016/17490 E., 2018/5662 K. sayılı kararında, terk sebebine dayalı boşanma davasının kabulü için yalnızca usulüne uygun ihtar tebliği yeterli görülmemiş; ihtarın samimi olması gerektiği de belirtilmiştir. Kararda, davacı erkeğin 13.02.2012 tarihinde ihtar talebinde bulunmasına rağmen, terk nedenine dayalı boşanma davasını 02.11.2015 tarihinde açması, eve dönüş ihtarında samimi olmadığını gösteren bir olgu olarak değerlendirilmiştir.
Bu içtihat, ihtar ile dava tarihi arasında makul olmayan uzun bir sürenin bulunmasının, terk edilen eşin ortak hayatı gerçekten sürdürme iradesi taşıyıp taşımadığı konusunda mahkemece dikkate alınabileceğini göstermektedir.
Eşini Evden Kovan veya Eve Dönmesini Engelleyen Eş Terk Nedeniyle Dava Açamaz
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 04.11.2009 tarihli, 2009/2-402 E., 2009/484 K. sayılı kararında, terke dayalı boşanma davası açma hakkının yalnızca terk edilen eşe ait olduğu; diğer eşi ortak konutu terk etmeye zorlayan veya ortak konuta dönmesini engelleyen eşin “terk eden eş” konumunda sayılacağı kabul edilmiştir. Bu nedenle eşini evden kovan, anahtarı değiştiren veya eve dönüşü fiilen engelleyen taraf, terk nedeniyle boşanma davası açma hakkına sahip değildir.
Benzer şekilde Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 15.06.2005 tarihli, 2005/9041 E., 2005/9271 K. sayılı kararında, eşini evden kovarak terke zorlayan tarafın TMK m.164 koşullarından yararlanamayacağı belirtilmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 04.12.2013 tarihli, 2013/14751 E., 2013/28533 K. sayılı kararında ise davet edilen konutun seçiminde eşin onayının alınmaması, konutun usulüne uygun belirlenmemesi ve davalı eşin şiddet ile evden kovulma iddiaları dikkate alınarak, ihtarın hukuki sonuç doğurmayacağı kabul edilmiştir.
Dava Hangi Boşanma Sebebine Dayanıyorsa Hüküm de Ona Göre Kurulmalıdır
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 01.12.2022 tarihli, 2022/9089 E., 2022/9930 K. sayılı kararında, terk nedeniyle boşanma kararı verilebilmesi için davanın açıkça bu hukuki sebebe dayanması gerektiği belirtilmiştir. Evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle açılan bir davada, şartları oluşsa dahi terk sebebine dayalı hüküm kurulması mümkün değildir.
Bu karar, boşanma dilekçesinde hukuki sebebin doğru belirlenmesinin önemini ortaya koymaktadır. Çünkü terk, TMK m.164’te düzenlenen özel boşanma sebebidir ve mahkeme, talep edilmeyen bir özel boşanma sebebine dayanarak hüküm kuramaz.
Yargıtay Uygulamasına Göre Hukuki Değerlendirme
Yargıtay kararları birlikte değerlendirildiğinde, evi terk eden eş hakkında açılacak davalarda şu ilkeler öne çıkar:
- Terk nedeniyle boşanma davası açılmadan önce usulüne uygun eve dön ihtarı yapılmalıdır.
- İhtar, kanundaki süreleri ve hukuki sonuçları açıkça içermelidir.
- İhtar samimi olmalı; yalnızca dava şartını tamamlamak amacıyla gönderilmemelidir.
- Ortak konut bağımsız, güvenli ve yaşanabilir nitelikte olmalıdır.
- Eşini evden kovan, eve almayan veya dönüşü engelleyen taraf, terk edilen eş gibi dava açamaz.
- Terk ihtarı gönderen taraf, ihtardan önceki kusurlu olayları affetmiş veya hoşgörüyle karşılamış sayılabilir.
- Dava dilekçesinde terk hukuki sebebine açıkça dayanılmalıdır.
Bu nedenle evi terk eden eşe karşı dava açılmadan önce yalnızca ayrılık süresi değil; ayrılığın nedeni, ihtar süreci, ortak konutun durumu, kusur iddiaları ve Yargıtay içtihatları birlikte değerlendirilmelidir. Terk nedeniyle boşanma davalarında yapılacak usul hataları, davanın reddine ve nafaka, tazminat, velayet gibi ferî talepler bakımından hak kaybına neden olabilir..
Evi Terk Eden Eş Hakkında Hukuki Süreç Nasıl Planlanmalıdır?
Evi terk eden eşe karşı izlenecek yol, yalnızca dava açmaktan ibaret değildir. Öncelikle olay kronolojisi çıkarılmalı, ayrılığın başlangıç tarihi belirlenmeli, haklı sebep ihtimali değerlendirilmeli ve eldeki deliller hukuki açıdan sınıflandırılmalıdır.
Terk nedeniyle boşanma davası açılacaksa ihtar süreci eksiksiz yürütülmelidir. İhtar metninde yapılacak küçük bir hata, davanın reddine sebep olabilir. Eğer olayda şiddet, tehdit, sadakatsizlik veya başka ağır kusurlar varsa, terk ihtarı göndermeden önce bunun ileride af/hoşgörü şeklinde yorumlanabileceği dikkate alınmalıdır.
Bu noktada doğru hukuki yol haritası; boşanma sebebinin seçimi, delillerin hazırlanması, nafaka ve tazminat taleplerinin kurulması, çocukların velayeti, aile konutu ve mal rejimi gibi başlıkların birlikte ele alınmasıyla oluşturulur.
Hukuki Değerlendirme ve Dava Stratejisi
Evi terk eden eş meselesi, dışarıdan basit görünse de aile hukuku bakımından teknik sonuçlar doğuran bir konudur. Terk nedeniyle boşanma davasında süreler, ihtar, tebligat, ortak konutun uygunluğu, eşin haklı sebebi, kusur ve deliller bir bütün hâlinde değerlendirilir.
Haklı sebep olmaksızın evi terk eden eş, boşanma davasında kusurlu kabul edilebilir; bu durum nafaka ve tazminat taleplerini etkileyebilir. Ancak şiddet, baskı, eve alınmama veya ortak konutun elverişsizliği gibi nedenlerle ayrılan eşin durumu farklıdır. Bu nedenle her olay kendi koşulları içinde incelenmeli, dava sebebi aceleyle seçilmemeli ve ihtar süreci usulüne uygun yönetilmelidir.
Terk iddiasına dayalı bir boşanma sürecinde güçlü hukuki pozisyon, doğru zamanda doğru işlemi yapmakla kurulur. İhtarın ne zaman gönderileceği, hangi adrese yapılacağı, hangi delillerin kullanılacağı ve hangi taleplerin dava dilekçesinde ileri sürüleceği, davanın seyrini doğrudan etkiler. Bu nedenle evi terk eden eşe ilişkin uyuşmazlıklarda, dava açmadan önce ayrıntılı hukuki değerlendirme yapılması hak kaybı riskini azaltır.



