tr

Çocuğun Cinsel İstismarı Suçu ve Cezası

Çocuğun Cinsel İstismarı Suçu ve Cezası

Çocuğun cinsel istismarı suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 103. maddesinde düzenlenen, çocuğun cinsel dokunulmazlığını, beden ve ruh bütünlüğünü korumayı amaçlayan ağır ceza hukuku suçlarından biridir. Bu suç bakımından en önemli husus; mağdurun yaşı, fiilin niteliği, bedensel temasın kapsamı, cebir-tehdit-hile unsurlarının varlığı, fail ile mağdur arasındaki ilişki ve eylemin sarkıntılık düzeyinde kalıp kalmadığıdır. Her dosyada hukuki nitelendirme, yalnızca olay anlatımına göre değil; mağdur beyanı, adli raporlar, tanık ifadeleri, dijital kayıtlar, kamera görüntüleri ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek yapılır.

Çocukların cinsel istismarı suçu, kamu düzenini ve çocuğun üstün yararını doğrudan ilgilendirdiği için ceza yargılamasında son derece hassas biçimde ele alınır. Bu nedenle hem mağdur çocuk ve ailesi hem de hakkında soruşturma yürütülen kişi bakımından sürecin en başından itibaren hukuki destek alınması, delillerin korunması ve usul hatalarının önlenmesi açısından büyük önem taşır.

Çocuğun Cinsel İstismarı Suçu Nedir?

Çocuğun cinsel istismarı suçu, 18 yaşını doldurmamış kişilere karşı gerçekleştirilen belirli cinsel davranışların cezalandırılmasını konu alır. Türk Ceza Kanunu bakımından “çocuk”, henüz 18 yaşını doldurmamış kişidir. Ancak TCK 103, her çocuk bakımından aynı değerlendirmeyi yapmaz; mağdurun yaşı ve algılama yeteneği suçun oluşumu açısından belirleyicidir.

TCK 103’e göre cinsel istismar kavramı şu durumları kapsar:

15 yaşını tamamlamamış çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış, çocuğun rızası bulunsa dahi cinsel istismar suçu kapsamında değerlendirilir. 15 yaşını tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş çocuklara karşı gerçekleştirilen cinsel davranışlar da aynı kapsamda ele alınır. 15-18 yaş aralığındaki ve algılama yeteneği gelişmiş çocuklar bakımından ise fiilin cinsel istismar sayılabilmesi için cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayanması gerekir. TCK 103’te bu ayrım açık biçimde düzenlenmiştir.

Bu nedenle çocuğun cinsel istismarı suçunda “rıza” kavramı yetişkinlere yönelik cinsel suçlardan farklı değerlendirilir. Özellikle 15 yaşını tamamlamamış çocuklar bakımından hukuken geçerli bir rızadan söz edilemez. Çocuğun olayı anlatma biçimi, faille önceden tanışıp tanışmadığı veya olaydan sonra davranışlarının nasıl geliştiği, suçun oluşup oluşmadığını tek başına belirlemez. Asıl değerlendirme, kanundaki yaş grupları ve fiilin objektif niteliği üzerinden yapılır.

TCK 103 Kapsamında Suçun Hukuki Unsurları

Çocuğun cinsel istismarı suçunun oluşabilmesi için öncelikle mağdurun çocuk olması gerekir. Fail ise herkes olabilir. Failin erkek veya kadın olması, mağdurla akrabalık ilişkisinin bulunup bulunmaması ya da mağdurla önceden tanışıp tanışmaması suçun temel oluşumu bakımından zorunlu unsur değildir. Ancak failin öğretmen, bakıcı, vasi, koruyucu aile, sağlık hizmeti veren kişi, kamu görevlisi, akraba veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuzu kullanan kişi olması cezanın artırılmasına yol açabilir.

Suçun maddi unsuru, çocuğa yönelen cinsel davranıştır. Bu davranışın basit cinsel istismar, sarkıntılık düzeyinde cinsel istismar veya vücuda organ ya da sair cisim sokulması suretiyle nitelikli cinsel istismar olup olmadığı ayrı ayrı değerlendirilir. Hukuki nitelendirme yapılırken eylemin süresi, yoğunluğu, ani ve kesik hareketlerden ibaret olup olmadığı, devamlılık gösterip göstermediği ve failin kastı önem taşır.

Suçun manevi unsuru kasttır. Failin cinsel amaçla hareket etmesi gerekir. Ancak failin cinsel arzularının fiilen tatmin edilmesi şart değildir. Cinsel nitelik taşıyan davranışın objektif olarak çocuğun cinsel dokunulmazlığını ihlal etmesi yeterli olabilir.

Çocuğun Cinsel İstismarı Suçunun Cezası

TCK 103’e göre çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, suçun temel halinde 8 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Fiilin sarkıntılık düzeyinde kalması halinde ceza 3 yıldan 8 yıla kadar hapistir. Mağdurun 12 yaşını tamamlamamış olması durumunda ise ceza alt sınırları artırılmıştır; istismar halinde ceza 10 yıldan, sarkıntılık halinde 5 yıldan az olamaz.

Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi halinde ceza 16 yıldan az olamaz. Mağdur 12 yaşını tamamlamamışsa bu durumda verilecek ceza 18 yıldan az olamaz. Suçun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi, toplu yaşam ortamının sağladığı kolaylıktan yararlanılması, belirli akrabalık ilişkisi içinde bulunan kişilerce işlenmesi, vasi/eğitici/öğretici/bakıcı/koruyucu aile/sağlık hizmeti veren kişilerce gerçekleştirilmesi veya kamu görevi ya da hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuzun kötüye kullanılması halinde ceza yarı oranında artırılır.

Cebir veya tehdit kullanılması, bazı yaş grupları bakımından ayrıca ceza artırımına neden olur. Cinsel istismar için başvurulan cebir ve şiddet kasten yaralama suçunun ağır neticelerine yol açarsa ayrıca kasten yaralama hükümleri uygulanır. Suç sonucunda mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölmesi halinde ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası gündeme gelir.

Fiilin NiteliğiCeza
Basit cinsel istismar8 yıldan 15 yıla kadar hapis
Sarkıntılık düzeyinde cinsel istismar3 yıldan 8 yıla kadar hapis
12 yaş altı mağdura karşı basit istismar10 yıldan az olamaz
12 yaş altı mağdura karşı sarkıntılık5 yıldan az olamaz
Vücuda organ veya sair cisim sokulması16 yıldan az olamaz
12 yaş altı mağdura karşı nitelikli istismar18 yıldan az olamaz
Mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümüAğırlaştırılmış müebbet hapis

Sarkıntılık Düzeyinde Çocuğun Cinsel İstismarı

Sarkıntılık, TCK 103 kapsamında daha az cezayı gerektiren bir haldir; ancak bu durum fiilin önemsiz olduğu anlamına gelmez. Sarkıntılık değerlendirmesinde temel ölçüt, eylemin ani, kesik, kısa süreli ve belirli bir yoğunluğa ulaşmamış olup olmadığıdır. Bedensel temas içeren cinsel davranışlar bazı hallerde sarkıntılık düzeyinde kalabilirken, eylemin süreklilik göstermesi, ısrarla devam etmesi veya yoğunluk kazanması halinde basit cinsel istismar suçu oluşabilir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 06.02.2020 tarihli, 2019/45 E. ve 2020/62 K. sayılı kararında sarkıntılık kavramının sınırları tartışılmış; ani ve kesik hareketlerin, belirli bir yoğunluk ve süreklilik göstermediği durumlarda sarkıntılık kapsamında değerlendirilebileceği belirtilmiştir. Aynı kararda Yargıtay, 6545 sayılı Kanun değişikliğiyle TCK 103’te sarkıntılık düzeyinde kalan eylemler için daha hafif yaptırım öngörüldüğünü, ancak her olayda eylemin yoğunluğu ve sürekliliğinin incelenmesi gerektiğini vurgulamıştır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2021/166 E., 2023/421 K. sayılı kararında da kısa süreli, kesintili, devamı bulunmayan sarılma, okşama veya öpme eylemlerinin somut olay koşullarına göre sarkıntılık suretiyle çocuğun basit cinsel istismarı kapsamında değerlendirilebileceği kabul edilmiştir. Buna karşılık Ceza Genel Kurulu’nun 2021/109 E., 2023/301 K. sayılı kararında; eylemin uzun süre devam etmesi, ısrarlı şekilde sürdürülmesi ve birden fazla ortamda tekrarlanması nedeniyle sarkıntılık düzeyinin aşıldığı belirtilmiştir.

Bu kararlar, çocuğun cinsel istismarı suçunda “sarkıntılık mı, basit cinsel istismar mı?” ayrımının otomatik yapılmadığını göstermektedir. Mahkeme, eylemin gerçekleşme biçimini, süresini, yoğunluğunu, failin davranışlarının kesintili olup olmadığını ve mağdur üzerindeki etkisini birlikte değerlendirir.

Basit Cinsel İstismar ile Nitelikli Cinsel İstismar Arasındaki Fark

Basit cinsel istismar, çocuğun vücut dokunulmazlığının cinsel amaçla ihlal edilmesi ancak eylemin vücuda organ veya sair cisim sokulması boyutuna ulaşmaması halinde gündeme gelir. Nitelikli cinsel istismar ise TCK 103/2 kapsamında, cinsel istismarın vücuda organ veya sair cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesidir.

Bu ayrım, ceza miktarı bakımından son derece önemlidir. Basit cinsel istismar suçunda ceza 8 yıldan 15 yıla kadar hapis iken, nitelikli cinsel istismarda ceza 16 yıldan az olamaz. Mağdurun 12 yaşından küçük olması halinde nitelikli cinsel istismar cezası 18 yıldan az olamaz.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 28.02.2024 tarihli, 2023/570 E. ve 2024/98 K. sayılı kararında; basit cinsel istismar ile nitelikli cinsel istismara teşebbüs ayrımı ayrıntılı biçimde ele alınmıştır. Kararda, çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçuna teşebbüsün kabul edilebilmesi için failin organ veya sair cisim sokmaya yönelik icra hareketlerine başladığının somut delillerle ortaya konulması gerektiği değerlendirilmiş; mevcut olayda bu düzeye ulaşıldığı ispatlanamadığından eylemin basit cinsel istismar kapsamında kaldığı kabul edilmiştir.

Bu nedenle nitelikli cinsel istismar iddiası bulunan dosyalarda yalnızca olayın ağırlığı değil, failin kastı, fiilin geldiği aşama, tıbbi bulgular, mağdur beyanı, olay yeri koşulları ve diğer deliller birlikte incelenmelidir.

15 Yaşından Küçük Çocuklarda Rıza Hukuken Geçerli midir?

15 yaşını tamamlamamış çocuklara karşı gerçekleştirilen cinsel davranışlarda çocuğun rızası hukuken geçerli kabul edilmez. Kanun koyucu bu yaş grubundaki çocukları mutlak koruma altında değerlendirmiştir. Bu nedenle “çocuk razıydı”, “birlikteydik”, “sevgiliydik” veya “şikâyetçi değil” şeklindeki savunmalar tek başına suçun oluşmasını engellemez.

15 yaşını tamamlamış ancak fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş çocuklarda da aynı koruma geçerlidir. 15-18 yaş grubunda olup algılama yeteneği gelişmiş çocuklar bakımından ise cinsel istismar suçunun oluşması için cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedenin bulunması gerekir. Cebir, tehdit veya hile olmaksızın 15-18 yaş aralığındaki çocukla cinsel ilişki yaşanması halinde ise somut olayın koşullarına göre TCK 104’te düzenlenen reşit olmayanla cinsel ilişki suçu gündeme gelebilir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2022/303 E., 2023/151 K. sayılı kararında, çocuğun cinsel istismarı suçu ile reşit olmayanla cinsel ilişki suçunun unsurlarının farklı olduğu; bu suçların muhakeme şartları ve maddi unsurları bakımından birbirinin daha ağır veya daha hafif hali sayılamayacağı belirtilmiştir. Bu karar, özellikle mağdurun 15 yaşını tamamladığı tarih öncesi ve sonrası eylemler bakımından hukuki nitelendirmenin ayrı ayrı yapılması gerektiğini göstermektedir.

Çocuğun Cinsel İstismarı Suçunda Nitelikli Haller

TCK 103/3, bazı durumlarda cezanın yarı oranında artırılmasını öngörür. Buna göre suçun;

birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi, insanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan yararlanılarak işlenmesi, üçüncü derece dahil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan kişiye karşı ya da üvey baba, üvey anne, üvey kardeş veya evlat edinen tarafından işlenmesi, vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile, sağlık hizmeti veren veya koruma, bakım ya da gözetim yükümlülüğü bulunan kişilerce işlenmesi, kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılarak gerçekleştirilmesi halinde ceza artırılır.

Bu düzenleme, çocuğun faille güven ilişkisi içinde bulunduğu veya failin çocuk üzerinde otorite kurabildiği durumlarda daha ağır yaptırım uygulanmasını sağlar. Öğretmen, antrenör, servis görevlisi, bakıcı, aile bireyi veya kamu görevlisi gibi kişilerin konumunu kötüye kullanması halinde ceza sorumluluğu ağırlaşabilir.

Ancak her olayda nitelikli halin uygulanıp uygulanmayacağı dikkatle değerlendirilmelidir. Örneğin Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin 2021/11426 E., 2024/782 K. sayılı kararında, şehir içi ulaşım aracında gerçekleşen eylem bakımından, buranın TCK 103/3-b’de belirtilen “insanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortam” kapsamında olmadığı değerlendirilmiş ve bu bent uyarınca ceza artırımı yapılması hukuka aykırı bulunmuştur.

Cinsel Taciz, Cinsel Saldırı ve Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçlarından Farkı

Çocuğun cinsel istismarı suçu, uygulamada en çok cinsel taciz, cinsel saldırı ve reşit olmayanla cinsel ilişki suçlarıyla karıştırılır.

Cinsel taciz suçunda kural olarak bedensel temas bulunmaz. Söz, mesaj, hareket, dijital ileti veya rahatsız edici cinsel içerikli davranışlar cinsel taciz kapsamında değerlendirilebilir. Ancak çocuğa yönelik cinsel amaçlı bedensel temas varsa, olayın niteliğine göre TCK 103 gündeme gelebilir.

Cinsel saldırı suçu ise yetişkinlere karşı işlenen cinsel dokunulmazlığa karşı suçtur. Mağdur 18 yaşından küçükse, kural olarak TCK 103 çerçevesinde değerlendirme yapılır. Bu nedenle mağdurun yaşı, suç vasfının belirlenmesinde temel unsurlardan biridir.

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu ise 15 yaşını tamamlamış çocukla cebir, tehdit ve hile olmaksızın rızaya dayalı cinsel ilişki kurulması halinde gündeme gelebilir. Buna karşılık mağdur 15 yaşından küçükse, rıza hukuken geçerli kabul edilmediğinden TCK 103 kapsamında çocuğun cinsel istismarı suçu oluşabilir.

Şikâyet, Soruşturma ve Uzlaştırma

Çocuğun cinsel istismarı suçu kural olarak şikâyete bağlı değildir. Cumhuriyet savcılığı suçu öğrendiğinde re’sen soruşturma başlatabilir. Ancak TCK 103’te özel bir istisna vardır: Sarkıntılık düzeyinde kalmış suçun failinin çocuk olması halinde soruşturma ve kovuşturma mağdurun, velisinin veya vasisinin şikâyetine bağlıdır.

Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda uzlaştırma hükümleri uygulanmaz. CMK 253/3 uyarınca, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa dahi cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda uzlaştırma yoluna gidilemez. Bu nedenle çocuğun cinsel istismarı suçunda tarafların uzlaşması, ceza soruşturmasını kendiliğinden sona erdirmez.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması bakımından ise CMK 231’de genel koşul, hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası olmasıdır. TCK 103 kapsamındaki cezaların alt sınırları dikkate alındığında, bu kurumun uygulanması çoğu dosyada ceza miktarı nedeniyle mümkün olmayabilir; ancak failin çocuk olması, indirim nedenleri ve somut dosya koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.

Görevli Mahkeme ve Yargılama Süreci

Çocuğun cinsel istismarı suçunda görevli mahkeme, suçun niteliğine göre değişebilir. Sarkıntılık düzeyinde kalan fiillerde görevli mahkeme asliye ceza mahkemesi olabilirken, TCK 103 kapsamındaki daha ağır hallerde yargılama ağır ceza mahkemesinde yapılır. Özellikle nitelikli cinsel istismar, ceza artırımı gerektiren haller ve ağır neticeler söz konusu olduğunda dosya ağır ceza mahkemesinin görev alanına girer.

Soruşturma sürecinde Cumhuriyet savcılığı delilleri toplar, mağdur çocuğun ifadesinin çocuk dostu usullerle alınması için gerekli işlemleri yapar, adli raporları temin eder ve gerektiğinde koruma tedbirlerine başvurur. Çocuk İzlem Merkezi uygulamaları, mağdur çocuğun tekrar tekrar ifade vermesini önlemeyi ve ikincil örselenmenin azaltılmasını amaçlar.

Anayasa Mahkemesi de çocuklar ve savunmasız bireylerin kötü muameleye karşı etkili biçimde korunması gerektiğini, devletin ceza hukuku hükümlerini uygulamada etkili işletme yükümlülüğü bulunduğunu vurgulamaktadır. Z.N.K. başvurusunda AYM, çocuğun cinsel istismarı iddiasına ilişkin soruşturmanın etkili yürütülmemesi iddiasını incelemiş ve çocukların korunmasına ilişkin pozitif yükümlülükleri hatırlatmıştır.

Delillerin Toplanması ve İspatın Önemi

Çocuğun cinsel istismarı suçlarında delil değerlendirmesi, ceza yargılamasının en hassas alanlarından biridir. Bu suçlar çoğu zaman kapalı alanlarda ve tanık bulunmaksızın işlendiği için mağdur beyanı büyük önem taşır. Ancak mağdur beyanı, adli raporlar, psikolojik değerlendirmeler, kamera kayıtları, telefon incelemeleri, mesajlaşmalar, sosyal medya yazışmaları, HTS kayıtları, tanık anlatımları ve olay sonrası davranışlarla birlikte değerlendirilir.

Mağdur çocuk bakımından beyanın alınma şekli son derece önemlidir. Çocuğun yönlendirilmemesi, defalarca olay anlatmaya zorlanmaması, uzman eşliğinde dinlenmesi ve psikolojik desteğe erişiminin sağlanması gerekir. Ailelerin bu aşamada çocuğa baskı yapmadan, anlatımlarını değiştirmeye çalışmadan ve olayı sosyal çevrede yaymadan hukuki süreci başlatmaları önemlidir.

Şüpheli veya sanık bakımından ise savunma hakkı titizlikle kullanılmalıdır. Ceza yargılamasında mahkûmiyet, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delile dayanmalıdır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 28.02.2024 tarihli kararında da, mevcut delil durumuna göre nitelikli cinsel istismara teşebbüsün kabulünün şüpheden sanık yararlanır ilkesine aykırı sonuç doğurabileceği değerlendirilmiştir.

Bu nedenle çocuğun cinsel istismarı dosyalarında yalnızca iddia veya savunma anlatımı değil, delillerin hukuka uygunluğu, delil zincirinin korunması, uzman raporlarının içeriği ve olayın kronolojisi belirleyicidir.

Mağdurun Yaşı ve Yaş Tespitinin Önemi

Mağdurun yaşı, TCK 103 uygulamasında suçun oluşumu ve cezanın belirlenmesi açısından temel unsurdur. 12 yaş altı, 15 yaş altı ve 15-18 yaş aralığı farklı hukuki sonuçlar doğurur. Bu nedenle nüfus kaydı, doğum belgesi, okul kayıtları, hastane kayıtları ve gerektiğinde kemik yaşı incelemesi önem kazanabilir.

Yargıtay uygulamasında, mağdurun yaşına ilişkin tereddüt varsa eksik araştırmayla hüküm kurulması bozma nedeni sayılabilmektedir. Özellikle resmi doğum kaydı bulunmayan veya yaş tespitinde çelişki bulunan dosyalarda, tam teşekküllü sağlık kurulu raporu ve gerektiğinde Adli Tıp Kurumu değerlendirmesi alınması gerekir. Bu yaklaşım, hem mağdurun korunması hem de sanığın adil yargılanma hakkı bakımından önemlidir.

Zincirleme Suç ve Birden Fazla Eylem

Çocuğun cinsel istismarı suçunda aynı mağdura karşı farklı zamanlarda birden fazla eylem gerçekleştirilmişse zincirleme suç hükümleri gündeme gelebilir. Ancak her tekrar otomatik olarak zincirleme suç kabul edilmez. Eylemlerin zamanı, aynı suç işleme kararı kapsamında olup olmadığı, mağdurun yaşı, fiillerin niteliği ve suç vasfındaki değişiklikler ayrıca incelenir.

Özellikle mağdurun 15 yaşını doldurmadan önce ve doldurduktan sonra gerçekleşen eylemler bakımından dikkatli ayrım yapılmalıdır. Çünkü 15 yaş öncesinde TCK 103 kapsamında değerlendirilen eylem, 15 yaş sonrasında cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen neden yoksa TCK 104 kapsamında farklı bir suç olarak gündeme gelebilir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2022/303 E., 2023/151 K. sayılı kararı da bu ayrımın önemini ortaya koymaktadır.

Tutuklama ve Koruma Tedbirleri

Çocuğun cinsel istismarı suçu, ceza miktarı ve suçun niteliği nedeniyle tutuklama tedbirinin sıkça gündeme geldiği suçlardandır. Ancak tutuklama, peşin ceza değildir; kuvvetli suç şüphesi, tutuklama nedeni ve ölçülülük ilkesi birlikte değerlendirilmelidir. Delilleri karartma ihtimali, mağdur veya tanıklar üzerinde baskı kurulması riski, kaçma şüphesi ve isnat edilen suçun ağırlığı mahkeme tarafından incelenir.

Mağdur çocuk bakımından ise koruma tedbirleri, gizlilik kararları, iletişim yasağı, uzaklaştırma, pedagog desteği, psikolojik yardım ve gerekli sosyal hizmet müdahaleleri önemlidir. Ailenin ilk aşamada uzman desteği alması, çocuğun güvenliğinin sağlanması ve delillerin korunması sürecin sağlıklı ilerlemesine katkı sağlar.

Çocuğun Cinsel İstismarı İddiasında İlk Aşamada Ne Yapılmalı?

Mağdur çocuk veya ailesi bakımından ilk yapılması gereken, vakit kaybetmeden kolluk veya Cumhuriyet savcılığına başvurmaktır. Fiziksel delil ihtimali varsa sağlık kuruluşuna başvurulmalı, adli rapor süreci usulüne uygun şekilde yürütülmelidir. Çocuğun kıyafetleri, telefon kayıtları, mesajlaşmalar, sosyal medya yazışmaları, kamera görüntüleri ve olayla bağlantılı tüm deliller korunmalıdır.

Ailelerin dikkat etmesi gereken en önemli hususlardan biri, çocuğun tekrar tekrar sorgulanmamasıdır. Çocuğa yönlendirici sorular sorulması, anlatımın değiştirilmesine yol açabilecek baskı kurulması veya olayın aile içinde defalarca konuşturulması hem çocuğun psikolojisini hem de beyanın güvenilirliğini olumsuz etkileyebilir.

Hakkında isnat bulunan kişi bakımından da süreç ciddiyetle takip edilmelidir. Şüpheli veya sanığın mağdurla, mağdur ailesiyle ya da tanıklarla iletişim kurmaya çalışması, delil karartma şüphesi doğurabilir. Bu nedenle ifade öncesi dosyanın hukuki çerçevesinin değerlendirilmesi, delillerin toplanması ve savunmanın usule uygun biçimde hazırlanması gerekir.

Hukuki Değerlendirme ve Profesyonel Destek İhtiyacı

Çocuğun cinsel istismarı suçu, yalnızca ceza miktarı bakımından değil, soruşturmanın yürütülme şekli, mağdurun korunması, delillerin toplanması, failin hukuki durumunun belirlenmesi ve yargılamanın adil biçimde ilerlemesi bakımından da özel uzmanlık gerektiren bir alandır. Bu suçlarda yapılacak hatalı bir başvuru, eksik delil sunumu, yanlış hukuki nitelendirme veya usule aykırı ifade işlemi dosyanın seyrini ciddi biçimde etkileyebilir.

Mağdur taraf açısından amaç, çocuğun güvenliğinin sağlanması, delillerin kaybolmadan toplanması ve failin hukuka uygun biçimde cezalandırılmasıdır. Şüpheli veya sanık açısından ise amaç, isnadın doğru değerlendirilmesi, hukuka aykırı delillerin tespit edilmesi, suç vasfının doğru belirlenmesi ve savunma hakkının etkin şekilde kullanılmasıdır.

Bu nedenle TCK 103 kapsamındaki dosyalarda, olayın ilk öğrenildiği andan itibaren ceza hukuku alanında çalışan bir avukattan destek alınması, hem mağdur haklarının korunması hem de adil yargılanma hakkının sağlanması açısından önemlidir. Her somut olayın kendi delil yapısı, taraf ilişkileri, mağdurun yaşı, fiilin niteliği ve yargısal içtihatlar çerçevesinde ayrı değerlendirilmesi gerekir.

Avukat Erdem Varol
Avukat Erdem Varol, Sakarya, Türkiye bölgesinde avukatlık faaliyetlerini sürdüren bir hukukçudur. Hazırladığı içeriklerde güncel mevzuat, yargı uygulamaları ve hukuki süreçlere ilişkin bilgileri sade ve anlaşılır bir dille okuyuculara sunmaktadır.
Avukata Sor