
Ecrimisil, bir taşınır veya taşınmazın hak sahibinin rızası dışında ve hukuken geçerli bir sebep olmaksızın kullanılması nedeniyle talep edilen haksız işgal tazminatıdır. Uygulamada en sık; taşınmazın izinsiz kullanılması, paydaşlardan birinin ortak taşınmazdan diğerlerini yararlandırmaması, miras kalan taşınmazın bazı mirasçılarca tek başına kullanılması, kira ilişkisi sona ermesine rağmen taşınmazın boşaltılmaması veya Hazine taşınmazının idarenin izni dışında işgal edilmesi hâllerinde gündeme gelir.
Ecrimisil davası, yalnızca “bir taşınmaz kullanıldı” gerekçesiyle kendiliğinden kabul edilen bir dava değildir. İşgalin haksızlığı, davalının kötüniyeti, hak sahibinin zararı, talep edilen dönem, intifadan men koşulu, zamanaşımı ve hesaplama yöntemi her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilir. Bu nedenle ecrimisil uyuşmazlıklarında dava açmadan önce tapu kayıtları, kullanım biçimi, işgal süresi, ihtarname, önceki davalar, kira emsalleri ve bilirkişi incelemesine esas olacak veriler birlikte ele alınmalıdır.
Ecrimisil Nedir?
Ecrimisil, hak sahibinin rızası bulunmadan bir malın kullanılması nedeniyle haksız kullanan kişiden talep edilebilen tazminattır. Bu yönüyle ecrimisil, kira alacağı değildir. Taraflar arasında geçerli bir kira sözleşmesi varsa, kural olarak talep kira alacağına dayanır; ecrimisil ise hukuki dayanağı bulunmayan, kötüniyetli ve haksız kullanım hâlinde gündeme gelir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 08.03.1950 tarihli, 1945/22 E., 1950/4 K. sayılı kararında ecrimisil; başkasının taşınmazını haksız olarak kullanan kötüniyetli kişinin, bu kullanım nedeniyle doğan zararları ve elde ettiği veya elde etmeyi ihmal ettiği semereleri tazmin etmesi gerektiği çerçevesinde ele alınmıştır. Türk Medeni Kanunu’nun 995. maddesi de iyiniyetli olmayan zilyedin, hak sahibine verdiği zararlar ile elde ettiği veya elde etmeyi ihmal ettiği ürünler karşılığında tazminat ödemekle yükümlü olduğunu düzenler.
Ecrimisilin Hukuki Niteliği
Ecrimisil, uygulamada “haksız işgal tazminatı” olarak adlandırılır. Yargıtay kararlarında ecrimisilin, tarafların iradeleriyle kurulan bir kira ilişkisine benzetilemeyeceği; niteliği itibarıyla haksız kullanım nedeniyle doğan özel bir tazminat türü olduğu kabul edilmektedir.
Bu ayrım önemlidir. Çünkü kira alacağında taraflar arasında sözleşmeye dayalı bir borç ilişkisi bulunur. Ecrimisilde ise kullanım, hak sahibinin rızasına veya geçerli bir hukuki sebebe dayanmaz. Bu nedenle dava dilekçesinde talebin kira alacağı mı, ecrimisil mi, yoksa elatmanın önlenmesiyle birlikte haksız işgal tazminatı mı olduğu açık biçimde ortaya konulmalıdır.
Türk Medeni Kanunu’nun 683. maddesi, malike malı üzerinde kullanma, yararlanma ve tasarruf yetkisi tanır; ayrıca malını haksız olarak elinde bulunduran kişiye karşı istihkak ve haksız elatmanın önlenmesi davası açabilme imkânı verir. Bu hüküm, ecrimisil taleplerinin mülkiyet hakkıyla bağlantısını gösteren temel düzenlemelerden biridir.
Ecrimisil Hangi Durumlarda Talep Edilebilir?
Ecrimisil, çok farklı hukuki ilişkilerde gündeme gelebilir. En yaygın örnekler şunlardır:
Bir taşınmazın malikinin izni olmadan üçüncü kişi tarafından kullanılması, taşınmazın tamamına veya bir kısmına fiilen el konulması, arsa üzerine izinsiz yapı yapılması, tarım arazisinin malik dışındaki kişi tarafından ekilip biçilmesi, işyeri veya konutun haksız şekilde kullanılmaya devam edilmesi, paylı mülkiyette bir paydaşın diğer paydaşları taşınmazdan yararlandırmaması, miras ortaklığına konu taşınmazın bazı mirasçılarca tek başına kullanılması ve kira sözleşmesi sona erdiği hâlde taşınmazın boşaltılmaması ecrimisil talebine konu olabilir.
Ancak her kullanım haksız işgal sayılmaz. Davalının geçerli kira sözleşmesi, intifa hakkı, sükna hakkı, irtifak hakkı, kullanım izni, aile hukukundan veya miras hukukundan kaynaklanan geçerli bir hukuki dayanağı varsa ecrimisil şartları oluşmayabilir. Bu nedenle dava açmadan önce davalının kullanımının hangi hukuki sebebe dayandığı dikkatle incelenmelidir.
Ecrimisil Talep Edebilmenin Şartları
Ecrimisil talebinin kabul edilebilmesi için genel olarak şu unsurların birlikte değerlendirilmesi gerekir:
İlk olarak, davacının mal üzerinde mülkiyet hakkı, sınırlı ayni hak, zilyetlik veya hukuken korunabilir bir yararlanma hakkı bulunmalıdır. Malik, paydaş, mirasçı, intifa hakkı sahibi veya bazı durumlarda taşınmazdan yararlanma hakkı bulunan kişi ecrimisil talebinde bulunabilir.
İkinci olarak, davalının kullanımı haksız olmalıdır. Haksız kullanım, hak sahibinin açık veya örtülü rızası olmadan, sözleşmeye veya kanundan doğan bir yetkiye dayanmadan maldan yararlanılmasıdır.
Üçüncü olarak, davalının kötüniyetli olması aranır. Kötüniyet; kişinin taşınmazı kullanmaya hakkı olmadığını bilmesi veya durumun özelliklerine göre bilmesi gerekmesi anlamına gelir. Örneğin tapu kaydının başkasına ait olduğunu bilen kişinin taşınmazı kendi malı gibi kullanması, kötüniyet değerlendirmesinde önem taşır.
Dördüncü olarak, haksız kullanım nedeniyle hak sahibinin zarara uğraması veya yararlanma imkânından mahrum kalması gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 25.02.2004 tarihli, 2004/1-120 E., 2004/96 K. sayılı kararında ecrimisilin kapsamı; haksız işgalden doğan normal kullanım sonucu eskime, kullanımdan doğan olumlu zarar ve malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda üzerinden değerlendirilmiştir.
Ecrimisil Kira Alacağı Değildir
Ecrimisil ile kira alacağı uygulamada sıkça karıştırılır. Oysa bu iki talep farklı hukuki sebeplere dayanır.
Kira alacağı, taraflar arasında geçerli bir kira sözleşmesi bulunduğunda gündeme gelir. Kiracı kira bedelini ödemezse alacak sözleşmeden doğar. Ecrimisilde ise davalı, kiracı sıfatıyla değil, haksız işgalci sıfatıyla sorumlu tutulur.
Bu ayrım özellikle tahliye ve kira süresinin sona ermesi bakımından önemlidir. Kira sözleşmesi sona ermiş, tahliye yükümlülüğü doğmuş ve buna rağmen taşınmaz kullanılmaya devam ediliyorsa, somut olayın özelliklerine göre ecrimisil talebi gündeme gelebilir. Ancak taraflar arasındaki kira ilişkisinin hâlen devam edip etmediği, kira bedelinin kabul edilip edilmediği, tahliye ihtarı, sözleşme hükümleri ve önceki yazışmalar birlikte değerlendirilmelidir.
Paydaşlar Arasında Ecrimisil
Ecrimisil davalarının önemli bir kısmı paylı mülkiyet veya elbirliği mülkiyetine konu taşınmazlardan doğar. Paydaşlardan biri taşınmazı tek başına kullanıyor, diğer paydaşların yararlanmasını engelliyor veya taşınmazın gelirini paylaşmıyorsa ecrimisil talebi gündeme gelebilir.
Ancak paydaşlar arasındaki ecrimisil taleplerinde “intifadan men” şartı ayrı bir önem taşır. Kural olarak, paydaşlardan biri diğer paydaşı taşınmazdan yararlanma isteğini bildirmeden doğrudan geçmişe dönük ecrimisil talep edemez. Yargıtay uygulamasında, davacı paydaşın dava konusu taşınmazdan veya taşınmaz gelirinden yararlanmak istediğini davalı paydaşa bildirmesi gerekir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 24.11.2014 tarihli, 2014/13940 E., 2014/18257 K. sayılı kararında; paylı ve elbirliği mülkiyetinde ecrimisil, intifadan men koşulu, zamanaşımı ve paydaşın kullanabileceği bölüm bulunması gibi hususlar birlikte ele alınmıştır. Kararda, paydaşın payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir bölüm varsa ecrimisil talebinin dinlenemeyebileceği; payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın ise somut duruma göre ortaklığın giderilmesi veya taksim yoluna başvurmasının gerekebileceği vurgulanmıştır.
İntifadan Men Şartı Nedir?
İntifadan men, hak sahibinin taşınmazdan yararlanmak istediğini ve buna rağmen engellendiğini davalı tarafa bildirmesidir. Bu bildirim noter ihtarnamesiyle yapılabileceği gibi, somut olayın koşullarına göre dava, icra takibi, önceki ihtilaflar veya tanık beyanlarıyla da ispatlanabilir.
Paydaşlar arasında ecrimisil talebinde intifadan men şartının aranmasının nedeni, her paydaşın ortak taşınmazdan yararlanma hakkının bulunmasıdır. Bir paydaşın taşınmazı kullanıyor olması tek başına her zaman haksız işgal anlamına gelmez. Haksızlık, diğer paydaşın kullanım hakkının engellenmesi veya taşınmaz gelirinden mahrum bırakılmasıyla belirgin hâle gelir.
İntifadan Men Şartının Aranmadığı Haller
Yargıtay uygulamasında intifadan men şartının aranmadığı istisnai durumlar kabul edilmektedir. Bunlar özellikle şu hâllerde gündeme gelir:
Taşınmazın bağ, bahçe, zeytinlik, fındıklık gibi doğal ürün veren yerlerden olması; işyeri veya konut gibi kiraya verilerek hukuki semere elde edilen taşınmazlardan olması; paydaşın taşınmazın tamamında hak iddia ederek diğer paydaşların paydaşlığını inkâr etmesi; paydaşlar arasında fiili kullanım anlaşmasının bulunması; daha önce elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil davası veya icra takibi yapılmış olması; taşınmazın kamu malı niteliği taşıması gibi hâllerde intifadan men koşulu aranmayabilir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 2018/3156 E., 2019/3437 K. sayılı kararında ve Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 2014/20155 E., 2017/1418 K. sayılı kararında, intifadan men şartının istisnaları ayrıntılı şekilde sıralanmıştır. Bu kararlar özellikle paydaşlar arasında açılan ecrimisil davalarında uygulamada sıkça dayanak alınmaktadır.
Mirasçılar Arasında Ecrimisil
Miras kalan taşınmazlarda ecrimisil talepleri genellikle bir veya birkaç mirasçının taşınmazı fiilen kullanması, kira gelirini tek başına alması veya diğer mirasçıları taşınmazdan yararlandırmaması hâlinde ortaya çıkar.
Elbirliği mülkiyetinde mirasçılar, terekeye konu mal üzerinde belirli paylara fiilen sahip değildir; ancak her mirasçının tereke malvarlığı üzerinde birlikte hak sahipliği vardır. Bu nedenle mirasçılar arasında ecrimisil davası açılırken mirasçılık belgesi, tapu kaydı, taşınmazın fiili kullanım durumu, kira gelirleri, ihtarname ve varsa ortaklığın giderilmesi davası gibi kayıtlar birlikte değerlendirilmelidir.
Mirasçılar arasında en sık yapılan hata, yalnızca “taşınmazı diğer mirasçı kullanıyor” gerekçesiyle doğrudan ecrimisil talep etmektir. Oysa davacının taşınmazdan yararlanma isteğini ortaya koyması, davalının bu yararlanmayı engellediğini ispatlaması ve talep dönemini açık şekilde belirlemesi gerekir. Doğal ürün veren veya kiraya verilen taşınmazlarda ise intifadan men şartına ilişkin istisnalar ayrıca dikkate alınmalıdır.
Ecrimisil Nasıl Hesaplanır?
Ecrimisil hesabı, taşınmazın niteliğine, kullanım şekline, talep edilen döneme ve elde edilebilecek gelire göre yapılır. Konut, işyeri, arsa, tarım arazisi, depo, otopark, fabrika alanı veya ticari işletme olarak kullanılan taşınmazlarda hesaplama yöntemi aynı değildir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 01.11.2017 tarihli, 2015/3741 E., 2017/5976 K. sayılı kararında ecrimisil hesabının uzmanlık gerektirdiği, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi incelemesi yapılması gerektiği, arsa ve binalarda emsal kira sözleşmelerinin araştırılması, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özelliklerinin dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Aynı kararda, sonraki dönemler için ilk dönem bedeline ÜFE artış oranının yansıtılması suretiyle hesaplama yapılması gerektiği kabul edilmiştir.
Arsa ve Binalarda Ecrimisil Hesabı
Arsa ve binalarda ecrimisil hesabı genellikle emsal kira bedeli üzerinden yapılır. Mahkeme, taraflardan emsal kira sözleşmeleri sunmalarını isteyebilir. Gerekirse taşınmazın bulunduğu bölgede benzer nitelikteki taşınmazların kira değerleri araştırılır.
Bilirkişi raporunda yalnızca soyut kanaat yeterli değildir. Dava konusu taşınmaz ile emsal alınan taşınmazlar karşılaştırılmalı; konum, yüzölçümü, imar durumu, kullanım amacı, ulaşım imkânı, yapı niteliği, ticari değer ve çevre özellikleri değerlendirilmelidir. Emsal kira değerleri somut verilerle desteklenmeden hazırlanan raporlar hükme esas alınmaya elverişli görülmeyebilir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 20.05.2021 tarihli, 2021/184 E., 2021/4169 K. sayılı kararında da arsa ve binalarda ecrimisil belirlenirken emsal kira sözleşmeleri, somut karşılaştırma, taşınmazın üstün ve eksik yönleri ile ÜFE artış oranı üzerinden değerlendirme yapılması gerektiği ifade edilmiştir.
Tarım Arazilerinde Ecrimisil Hesabı
Tarım arazilerinde ecrimisil hesabı yapılırken yalnızca kira bedeli değil, taşınmazın tarımsal niteliği de dikkate alınır. Arazinin hangi ürün için kullanıldığı, ürün verimi, hasat dönemi, bölgedeki münavebeli ekim uygulamaları, nadas durumu, ürün fiyatları, üretim giderleri ve ilgili tarım il veya ilçe müdürlüğü verileri önem taşır.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 2015/3741 E., 2017/5976 K. sayılı kararında, tarım arazilerinde ürün esasına göre talep varsa resmi verilerin araştırılması, ekilen ürünlerin ilgili yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerlerinin getirtilmesi, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığının belirlenmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu yaklaşım, tarım arazilerinde ecrimisil hesabının teknik ve somut verilere dayalı yapılması gerektiğini göstermektedir.
Ecrimisilde Zamanaşımı
Ecrimisil davalarında zamanaşımı uygulamada kritik öneme sahiptir. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre ecrimisil talepleri beş yıllık zamanaşımına tabidir ve bu süre dava tarihinden geriye doğru hesaplanır.
Bu kabulün dayanaklarından biri Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 25.05.1938 tarihli, 1937/29 E., 1938/10 K. sayılı kararıdır. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 2013/15467 E., 2014/1091 K. sayılı kararında da ecrimisil davalarında beş yıllık zamanaşımı süresinin dava tarihinden geriye doğru hesaplanacağı belirtilmiştir.
Zamanaşımı, mahkeme tarafından kendiliğinden dikkate alınmaz; davalının süresinde zamanaşımı def’inde bulunması gerekir. Bu nedenle davacı bakımından talep döneminin doğru kurulması, davalı bakımından ise zamanaşımı savunmasının süresinde ileri sürülmesi davanın sonucu üzerinde doğrudan etkili olabilir.
Ecrimisil Davasında Faiz
Ecrimisil taleplerinde faiz, talep edilen dönem ve dava dilekçesindeki istem şekline göre değerlendirilir. Genel olarak ecrimisil alacağı dönemsel olarak hesaplandığından, her dönem için işlemiş faiz talep edilip edilmeyeceği ve faizin hangi tarihten başlatılacağı dava dilekçesinde açık şekilde gösterilmelidir.
Uygulamada belirsiz, soyut veya dönemleri ayrıştırılmamış talepler bilirkişi incelemesini ve hüküm kurulmasını zorlaştırır. Bu nedenle dava açılırken hangi tarihler arasında, hangi kullanım nedeniyle, hangi taşınmaz veya taşınmaz bölümü için ecrimisil istendiği açıkça belirtilmelidir.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Ecrimisil davalarında görevli mahkeme kural olarak Asliye Hukuk Mahkemesidir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 2. maddesine göre, aksine düzenleme bulunmadıkça malvarlığı haklarına ilişkin davalarda görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 17.10.2017 tarihli, 2015/22655 E., 2017/13117 K. sayılı kararında da ecrimisil isteminin malvarlığı hakkına ilişkin olduğu ve davaya Asliye Hukuk Mahkemesinde bakılması gerektiği belirtilmiştir.
Yetki bakımından ise dava yalnızca ecrimisil alacağına ilişkinse genel yetki ve haksız fiile ilişkin özel yetki hükümleri gündeme gelebilir. HMK m.16 uyarınca haksız fiilden doğan davalarda haksız fiilin işlendiği, zararın meydana geldiği veya gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir. Ancak ecrimisil talebi elatmanın önlenmesi, tapu iptali ve tescil veya taşınmazın aynına ilişkin başka bir taleple birlikte açılıyorsa HMK m.12’deki taşınmazın bulunduğu yer mahkemesine ilişkin kesin yetki kuralı ayrıca değerlendirilmelidir.
Ecrimisil Davasında Deliller
Ecrimisil davasında ispat, dosyanın en önemli aşamasıdır. Tapu kaydı, mirasçılık belgesi, kira sözleşmeleri, noter ihtarnameleri, belediye ve vergi kayıtları, elektrik-su-doğalgaz abonelikleri, fotoğraf ve video kayıtları, keşif, bilirkişi raporu, tanık beyanları, önceki dava dosyaları, icra takipleri ve taşınmazın fiili kullanımını gösteren belgeler delil olarak değerlendirilebilir.
Özellikle paydaşlar ve mirasçılar arasında açılan davalarda intifadan men koşulunun ispatı ayrı önem taşır. Davacı, taşınmazdan yararlanmak istediğini ve bu isteğinin engellendiğini ortaya koymalıdır. Noter ihtarnamesi bu konuda güçlü bir delil niteliği taşısa da, Yargıtay uygulamasında somut olayın özelliklerine göre intifadan men olgusu her türlü delille ispatlanabilir.
Ecrimisil Davası ile Elatmanın Önlenmesi Davası Birlikte Açılabilir mi?
Ecrimisil davası, haksız kullanım nedeniyle geçmiş döneme ilişkin tazminat talebidir. Elatmanın önlenmesi davası ise mevcut haksız müdahalenin sona erdirilmesini amaçlar. Bu nedenle somut olayda haksız kullanım devam ediyorsa, yalnızca geçmiş dönem ecrimisil talep edilmesi yeterli olmayabilir; müdahalenin sona erdirilmesi için elatmanın önlenmesi davası da gündeme gelebilir.
Örneğin bir kişi başkasına ait taşınmazı kullanmaya devam ediyorsa, hak sahibi hem geçmiş dönem haksız kullanım bedelini isteyebilir hem de taşınmaza yönelik müdahalenin sona erdirilmesini talep edebilir. Bu davaların birlikte açılıp açılmayacağı, taleplerin dayanağına ve görev-yetki kurallarına göre değerlendirilmelidir.
Hazine Taşınmazlarında Ecrimisil
Hazine taşınmazlarının izinsiz kullanımı özel bir idari ecrimisil rejimine tabidir. Hazine taşınmazının idarenin izni dışında gerçek veya tüzel kişilerce işgal veya tasarruf edilmesi hâlinde idare tarafından ecrimisil talep edilebilir.
Hazine Taşınmazlarının İdaresi Hakkında Yönetmelik’te ecrimisil; Hazine taşınmazının idarenin izni dışında işgal veya tasarruf edilmesi sebebiyle, idarenin zarara uğrayıp uğramadığına veya işgalcinin kusurlu olup olmadığına bakılmaksızın talep edilen tazminat olarak tanımlanır. 336 Sıra No’lu Milli Emlak Genel Tebliği de Hazine taşınmazlarının işgalen kullanılması hâlinde ecrimisil tespit, takdir ve tahsil usullerini düzenler.
Özel hukuk kişileri arasındaki ecrimisil davaları ile Hazine taşınmazlarına ilişkin idari ecrimisil süreci birbirinden farklıdır. Hazine ecrimisilinde idari işlem, ecrimisil ihbarnamesi, düzeltme talebi, ödeme süresi, tahsil usulü ve idari yargı süreci ayrıca değerlendirilmelidir. Bu nedenle Hazine taşınmazı söz konusu olduğunda yalnızca klasik ecrimisil davası mantığıyla hareket edilmesi hatalı sonuçlara yol açabilir.
Ecrimisil Davasında Sık Yapılan Hatalar
Ecrimisil davalarında en sık karşılaşılan hatalardan biri talep döneminin belirsiz bırakılmasıdır. Davacı hangi tarihten hangi tarihe kadar ecrimisil istediğini açıkça belirtmelidir. “Uzun süredir kullanıyor” gibi genel ifadeler, sağlıklı bir hesaplama yapılmasına yeterli değildir.
Bir diğer hata, paydaşlar arasında intifadan men şartının göz ardı edilmesidir. Paydaşlar ve mirasçılar arasındaki uyuşmazlıklarda ihtarname, önceki dava, fiili kullanım anlaşması veya istisnai hâller değerlendirilmeden dava açılması, davanın reddine neden olabilir.
Hesaplama bakımından da hatalar sık görülür. Taşınmazın niteliğine uygun olmayan emsal seçilmesi, tarım arazisinde ürün verilerinin araştırılmaması, işyeri için konut emsalinin kullanılması, yalnızca rayiç satış bedelinden varsayımsal oranla hesap yapılması veya ÜFE artışının doğru uygulanmaması bilirkişi raporuna itiraz edilmesini gerektirebilir.
Yargıtay Kararları Işığında Ecrimisil Uygulaması
Yargıtay kararları ecrimisil davalarının uygulamadaki yönünü belirlemektedir. Özellikle şu içtihatlar ecrimisil uyuşmazlıklarında sıkça dikkate alınır:
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 08.03.1950 tarihli, 1945/22 E., 1950/4 K. sayılı kararı; ecrimisilin haksız kullanım nedeniyle doğan zarar ve semerelerin tazmini niteliğini ortaya koyar.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 25.05.1938 tarihli, 1937/29 E., 1938/10 K. sayılı kararı; ecrimisil taleplerinde beş yıllık zamanaşımı uygulamasına dayanak kabul edilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 25.02.2004 tarihli, 2004/1-120 E., 2004/96 K. sayılı kararı; ecrimisilin en az kira geliri karşılığı zarar niteliğini ve kapsamını ortaya koyar.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 24.11.2014 tarihli, 2014/13940 E., 2014/18257 K. sayılı kararı; paylı ve elbirliği mülkiyetinde ecrimisil, intifadan men ve zamanaşımı değerlendirmesi bakımından önemlidir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 01.11.2017 tarihli, 2015/3741 E., 2017/5976 K. sayılı kararı; ecrimisil hesabında bilirkişi incelemesi, emsal kira araştırması, tarım arazilerinde resmi verilerin toplanması ve ÜFE artışı ilkelerini açıklar.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 20.05.2021 tarihli, 2021/184 E., 2021/4169 K. sayılı kararı; ecrimisil hesabının somut bilgi ve belgelere dayalı, denetime elverişli bilirkişi raporuyla yapılması gerektiğini vurgular.
Ecrimisil Talebinde Hukuki Yolun Belirlenmesi
Ecrimisil uyuşmazlıklarında doğru hukuki yol, yalnızca davanın açılmasıyla sınırlı değildir. Öncelikle taşınmazın hukuki durumu, tarafların sıfatı, kullanımın ne zamandan beri sürdüğü, davalının kullanımının hangi gerekçeye dayandığı, daha önce ihtar veya dava olup olmadığı ve ecrimisil istenecek dönemin zamanaşımına uğrayıp uğramadığı belirlenmelidir.
Devam eden işgal varsa elatmanın önlenmesi, geçmiş dönem kullanım bedeli varsa ecrimisil, ortak taşınmazlarda paylaşım sorunu varsa ortaklığın giderilmesi, kira ilişkisi varsa tahliye veya kira alacağı seçenekleri birlikte değerlendirilmelidir. Yanlış hukuki sebebe dayanmak, haklı bir talebin usul veya ispat eksikliği nedeniyle sonuçsuz kalmasına yol açabilir.
Bu nedenle ecrimisil sürecinde dava açmadan önce delillerin toplanması, ihtarname stratejisinin belirlenmesi, tapu ve kullanım kayıtlarının incelenmesi, talep döneminin netleştirilmesi ve muhtemel bilirkişi hesabına esas verilerin hazırlanması önemlidir. Her ecrimisil uyuşmazlığı taşınmazın niteliğine, tarafların hukuki konumuna ve kullanım biçimine göre farklı sonuç doğurabileceğinden, somut dosya üzerinden hukuki değerlendirme yapılması gerekir.



