tr

2547 Sayılı Yükseköğretim Kanunu: Öğrenci ve Akademik Personel Hakları

2547 Sayılı Yükseköğretim Kanunu: Öğrenci ve Akademik Personel Hakları

2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu; Türkiye’de yükseköğretimin temel yapısını, Yükseköğretim Kurulunun görevlerini, üniversite organlarının yetkilerini, akademik personelin statüsünü ve öğrencilerin eğitim, sınav, azami süre ve disiplin işlemlerini düzenleyen temel kanundur. Bununla birlikte üniversiteyle yaşanan bir uyuşmazlığın yalnızca 2547 sayılı Kanun’a bakılarak çözümlenmesi çoğu zaman mümkün değildir. İşlemin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan yönetmelikler, YÖK kararları, üniversite senatosu düzenlemeleri ve güncel yargı içtihatları birlikte değerlendirilmelidir.

Güncellik notu – 31 Temmuz 2026: Öğrenci affı ve yükseköğretime ilişkin değişiklikler içeren kanun teklifi 30 Temmuz 2026 tarihinde TBMM Genel Kurulunda kabul edilmiştir. Ancak bu içerik hazırlanırken düzenlemenin Resmî Gazete’de yayımlandığı ve yürürlüğe girdiği doğrulanamamıştır. Bu nedenle teklif hükümleri yürürlükteymiş gibi açıklanmamış; aşağıdaki değerlendirmeler yürürlükte bulunan 2547 sayılı Kanun esas alınarak hazırlanmıştır.

2547 Sayılı Yükseköğretim Kanunu Nedir?

2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu, 4 Kasım 1981 tarihinde kabul edilmiş ve 6 Kasım 1981 tarihli, 17506 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.

Kanun’un 1. maddesine göre düzenlemenin amacı; yükseköğretime ilişkin amaç ve ilkeleri belirlemek, bütün yükseköğretim kurumları ile üst kuruluşların teşkilatlanmasını, işleyişini, görevlerini, yetkilerini ve sorumluluklarını bir bütünlük içinde düzenlemektir.

Kanunun künyesiBilgi
Kanun numarası2547
Kabul tarihi4 Kasım 1981
Resmî Gazete tarihi6 Kasım 1981
Resmî Gazete sayısı17506
Temel düzenleme alanıYükseköğretim kurumları, akademik personel ve öğrenciler

Kanun; Yükseköğretim Kurulundan üniversite senatolarına, akademik atamalardan öğrenci disiplin cezalarına kadar geniş bir alanı kapsar. Bu nedenle sadece öğrenciler açısından değil; öğretim üyeleri, öğretim görevlileri, araştırma görevlileri, üniversite yöneticileri ve idari personel bakımından da temel hukuki düzenlemelerden biridir.

2547 Sayılı Kanunun Anayasal ve Yasal Dayanağı

Yükseköğretim hukukunun anayasal temelini başta Anayasa’nın 42, 130 ve 131. maddeleri oluşturur.

Anayasa’nın 42. maddesi eğitim ve öğrenim hakkını güvence altına alır. Anayasa’nın 130. maddesinde üniversitelerin kamu tüzel kişiliğine ve bilimsel özerkliğe sahip olduğu belirtilir. Yükseköğretim Kurulunun anayasal konumu ise Anayasa’nın 131. maddesinde düzenlenmiştir.

Yükseköğretimle ilgili bir uyuşmazlık değerlendirilirken 2547 sayılı Kanun’un yanında özellikle şu düzenlemeler dikkate alınmalıdır:

  • 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu,
  • 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu,
  • 2809 sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu,
  • 6114 sayılı Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Hizmetleri Hakkında Kanun,
  • 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu,
  • Yükseköğretim Kurulu tarafından çıkarılan yönetmelikler,
  • üniversitelerin eğitim ve sınav yönetmelikleri,
  • akademik yükseltilme ve atanma ölçütleri,
  • üniversite senatosu ve yönetim kurulu kararları.

2547 sayılı Kanun’un 62. maddesi de üniversite personelinin özlük hakları bakımından öncelikle bu Kanun’un, burada düzenleme bulunmayan konularda 2914 sayılı Kanun’un ve gerektiğinde genel hükümlerin uygulanmasını öngörmektedir.

Yükseköğretim Sisteminin Kurumsal Yapısı

Yükseköğretim Kurulunun Görevleri

2547 sayılı Kanun’un 6 ve 7. maddeleri Yükseköğretim Kurulunun yapısı ile görevlerini düzenlemektedir. YÖK; yükseköğretimin planlanması, koordinasyonu, denetlenmesi ve yükseköğretim kurumlarının faaliyetlerinin belirli ilkeler doğrultusunda yürütülmesi bakımından yetkilidir.

YÖK’ün başlıca görev alanları arasında şunlar bulunmaktadır:

  • Yükseköğretim kurumlarının eğitim kapasitesini değerlendirmek,
  • program ve kontenjanlara ilişkin kararlar almak,
  • yükseköğretime giriş ve öğrenci kabulüyle ilgili esasları belirlemek,
  • yurt dışından alınan diplomaların denkliğini incelemek,
  • vakıf yükseköğretim kurumlarını gözetmek ve denetlemek,
  • yükseköğretim kurumları arasında koordinasyon sağlamak.

Bununla birlikte YÖK, üniversiteler tarafından verilen her karara karşı başvurulabilecek genel bir itiraz makamı değildir. Bir sınav notu, ders muafiyeti, akademik atama veya öğrenci disiplin cezası bakımından öncelikle özel mevzuatta hangi başvuru yolunun öngörüldüğü incelenmelidir.

Üniversite Organları ve Yetki Dağılımı

2547 sayılı Kanun’un 12 ila 21. maddeleri üniversitelerin ve üniversiteye bağlı birimlerin temel yapısını düzenler.

Üniversitelerde başlıca şu organlar bulunmaktadır:

  • Rektör,
  • üniversite senatosu,
  • üniversite yönetim kurulu,
  • dekanlık,
  • fakülte kurulu,
  • fakülte yönetim kurulu,
  • enstitü ve yüksekokul müdürlükleri,
  • bölüm başkanlıkları.

Senato, üniversitenin temel akademik organıdır. Eğitim-öğretim, sınav, bilimsel araştırma, akademik takvim ve üniversitenin akademik faaliyetleri hakkında karar alır.

Üniversite yönetim kurulu ise idari faaliyetlerde rektöre yardımcı olur ve Kanun’da kendisine verilen görevleri yerine getirir. Fakülte ve enstitü yönetim kurulları da kendi birimleri bakımından akademik ve idari görevler üstlenir.

Üniversite tarafından yapılan bir işlemde kararın yetkili makamdan çıkıp çıkmadığı önemlidir. Disiplin cezasının, ilişik kesme kararının veya akademik atama işleminin yetkisiz bir organ tarafından yapılması, işlemin iptalini gerektirebilecek bir hukuka aykırılık oluşturabilir.

Devlet ve Vakıf Üniversitelerinin Hukuki Statüsü

Vakıf üniversiteleri günlük dilde “özel üniversite” olarak adlandırılsa da hukuken sıradan bir özel işletme değildir. Bu kurumlar, kazanç amacı taşımayan vakıflar tarafından kurulan ve kamu hizmeti niteliğinde yükseköğretim faaliyeti yürüten kurumlardır.

Vakıf üniversiteleri de öğrenci kabulü, eğitim, sınav, diploma, akademik yeterlilik ve disiplin işlemleri bakımından 2547 sayılı Kanun’a tabidir. Ancak öğrenim ücreti, ücret iadesi, burs koşulları, sözleşme ilişkileri ve akademik personelin mali hakları gibi uyuşmazlıklarda farklı hukuki değerlendirmeler yapılabilir.

Bir uyuşmazlığın vakıf üniversitesinde ortaya çıkması, tek başına görevli mahkemenin belirlenmesi için yeterli değildir. İşlemin kamu gücü kullanılarak tesis edilen akademik veya idari bir işlem mi, yoksa özel hukuk ilişkisinden doğan bir işlem mi olduğu incelenmelidir.

17 Nisan 2026 tarihinde yayımlanan 7577 sayılı Kanun ile vakıf yükseköğretim kurumlarının mali muafiyetlerine ilişkin 2547 sayılı Kanun’un ek 7. maddesinde değişiklik yapılmıştır. İlgili düzenlemenin yürürlük tarihi 1 Ocak 2027 olarak belirlenmiştir. Bu durum, bir kanun değişikliğinin yayımlanma tarihi ile uygulanmaya başlayacağı tarihin her zaman aynı olmayabileceğini göstermektedir.

2547 Sayılı Kanuna Göre Öğrenci Hakları

Üniversiteye Kayıt ve Öğrencilik Statüsü

Yükseköğretime giriş ve yerleştirme esasları ağırlıklı olarak 2547 sayılı Kanun’un 45. maddesinde düzenlenir. Merkezi yerleştirme, özel yetenek sınavı, yatay geçiş, dikey geçiş, yabancı öğrenci kabulü ve lisansüstü programa kayıt farklı şartlara tabidir.

Bir yükseköğretim programına yerleşmek, her durumda koşulsuz biçimde kayıt hakkı kazanıldığı anlamına gelmez. Öğrencinin kayıt için gerekli belgeleri süresinde sunması, programın özel koşullarını taşıması ve gerçeğe aykırı belge kullanmaması gerekir.

Bununla birlikte kayıt talebinin reddedilmesi veya yapılmış kaydın iptal edilmesi de açık bir hukuki dayanağa sahip olmalıdır. İşlem yetkili makam tarafından yapılmalı, gerekçesi gösterilmeli ve ilgili kişiye usulüne uygun biçimde bildirilmelidir.

Eğitim, Sınav ve Diploma İşlemleri

2547 sayılı Kanun’un 43 ve 44. maddeleri eğitim-öğretim, sınav, kredi, mezuniyet ve diploma işlemlerinin temel çerçevesini belirler.

Ders içerikleri, sınav türleri, devam zorunluluğu, başarı notları, ön koşullu dersler ve mezuniyet şartları YÖK tarafından belirlenen temel ilkelere uygun olarak üniversite senatolarınca düzenlenir.

Bu nedenle sınav notuna, mezuniyet kararına veya başarısızlık işlemine itiraz edilirken yalnızca Kanun’a bakılması yeterli değildir. İşlemin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan üniversite yönetmeliği ve senato kararları da incelenmelidir.

Mahkemeler kural olarak öğretim elemanının yerine geçerek öğrenciye yeni bir not vermez. Ancak aşağıdaki iddialar yargısal denetime konu olabilir:

  • Sınavın ilan edilen usule uygun yapılmaması,
  • cevapların değerlendirilmemesi,
  • maddi hesaplama hatası bulunması,
  • öğrencilere farklı ölçütler uygulanması,
  • önceden açıklanan değerlendirme sisteminden sapılması,
  • sınav kâğıdının veya sonuç belgelerinin kaybolması,
  • sınav kurulunun usulüne uygun oluşturulmaması.

Uyuşmazlığın niteliğine göre akademik ve teknik konularda bilirkişi incelemesi yapılabilir.

2547 Sayılı Kanuna Göre Azami Öğrenim Süreleri

2547 sayılı Kanun’un 44. maddesine göre öğrenciler, kayıt yenileyip yenilemediklerine bakılmaksızın programlarını belirli azami sürelerde tamamlamak zorundadır.

ProgramAzami öğrenim süresi
İki yıllık ön lisans4 yıl
Dört yıllık lisans7 yıl
Beş yıllık lisans8 yıl
Altı yıllık lisans9 yıl
Yabancı dil hazırlık2 yıl

Lisansüstü programların süreleri ise ilgili lisansüstü eğitim mevzuatına göre belirlenir.

Azami sürenin dolması, öğrencinin her durumda hiçbir ek hak tanınmadan üniversiteden çıkarılacağı anlamına gelmez. Kanun, bazı öğrenciler bakımından ek sınav ve ilave süre imkânları öngörmektedir.

Azami Süre Sonunda Ek Sınav Hakları

Azami öğrenim süresini dolduran son sınıf öğrencilerine, başarısız oldukları bütün dersler için iki ek sınav hakkı verilir. Bu sınavlar sonunda başarısız ders sayısını beş derse indiren öğrencilere belirli ilave yarıyıllar tanınabilir.

Tek dersten başarısız olan öğrenciler bakımından, diğer öğrencilik haklarından yararlanılmaksızın sınırsız sınav hakkı gündeme gelebilir. Mezuniyet için gerekli dersleri geçtiği hâlde not ortalamasını sağlayamayan öğrenciler de ortalamalarını yükseltmek amacıyla sınav hakkından yararlanabilir.

Ancak açılan sınavlara üst üste veya aralıklı olarak toplam üç eğitim-öğretim yılı hiç girmeyen öğrenciler sınırsız sınav hakkından vazgeçmiş sayılabilir.

Azami süre sonunda öğrencinin hukuki durumu belirlenirken şu hususlar incelenmelidir:

  • Başarısız ders sayısı,
  • öğrencinin son sınıfta olup olmadığı,
  • derslerin uygulamalı olup olmadığı,
  • devam yükümlülüğünün yerine getirilip getirilmediği,
  • ek sınavların usulüne uygun ilan edilip edilmediği,
  • başvuru süresinin öğrenciye bildirilip bildirilmediği,
  • üniversitenin sınıf veya ders geçme sistemi uygulaması.

Bu nedenle azami süreyi dolduran her öğrenci hakkında aynı işlemin yapılması mümkün değildir.

Kayıt Yenilememe Nedeniyle İlişik Kesilmesi

Azami öğrenim süresi içinde yalnızca katkı payının veya öğrenim ücretinin ödenmemesi ve kayıt yenilenmemesi nedeniyle öğrencinin doğrudan ilişiği kesilemez.

Bununla birlikte dört yıl üst üste katkı payı veya öğrenim ücretinin ödenmemesi ve kayıt yenilenmemesi durumunda, üniversitenin yetkili kurullarının kararı ve YÖK’ün onayıyla ilişik kesilmesi gündeme gelebilir.

İlişik kesme işleminin hukuka uygunluğu değerlendirilirken dört yıllık sürenin doğru hesaplanıp hesaplanmadığı ve YÖK onayının bulunup bulunmadığı incelenmelidir.

Hazırlık Sınıfında Başarısızlık ve İlişik Kesilmesi

Öğretim dili tamamen Türkçe olan programlarda isteğe bağlı hazırlık sınıfı açılabilir. İsteğe bağlı hazırlık sınıfında başarısız olan öğrencinin programla ilişiği yalnızca bu nedenle kesilmez.

Öğretim dili tamamen veya kısmen yabancı dil olan programlarda ise hazırlık eğitiminin iki yıl içinde başarıyla tamamlanamaması programdan ilişik kesilmesine neden olabilir.

Bu öğrenciler bakımından;

  • aynı üniversitedeki Türkçe eşdeğer programa kayıt,
  • eşdeğer program bulunmaması hâlinde merkezi yerleştirme,
  • öğrencinin üniversiteye giriş puanının değerlendirilmesi

gibi imkânlar gündeme gelebilir.

Her programın öğretim dili ve kayıt koşulları farklı olduğundan, hazırlık başarısızlığı nedeniyle yapılan işlemler somut olayın özelliklerine göre incelenmelidir.

Yatay Geçiş, Ders Muafiyeti ve İntibak İşlemleri

Yatay geçiş, merkezi yerleştirme puanıyla yatay geçiş, dikey geçiş, çift ana dal ve ders muafiyeti birbirinden farklı hukuki kurumlardır. Bir geçiş türünün şartlarının bulunmaması, diğer imkânlardan yararlanılamayacağı anlamına gelmez.

Ders muafiyeti ve intibak işlemlerinde genellikle şu ölçütler dikkate alınır:

  • Dersin içeriği,
  • öğrenim çıktıları,
  • teorik ve uygulamalı ders saatleri,
  • kredi veya AKTS değeri,
  • dersin başarı notu,
  • dersin alındığı kurumun statüsü,
  • başvurunun süresinde yapılıp yapılmadığı,
  • öğrencinin kayıt tarihinde yürürlükte bulunan düzenlemeler.

Ders isimlerinin aynı olması tek başına muafiyet hakkı sağlamaz. Aynı şekilde ders isimlerinin farklı olması da içerik ve öğrenim çıktıları bakımından eşdeğer derslerin reddedilmesini her durumda haklı kılmaz.

Muafiyet talebinin reddedilmesi hâlinde kararın gerekçesi, kurulun oluşumu ve ders içerikleri arasında somut bir karşılaştırma yapılıp yapılmadığı incelenmelidir.

Öğrenci Disiplin İşlemleri

Öğrencilere Verilebilecek Disiplin Cezaları

Öğrencilerin disiplin işlemleri 2547 sayılı Kanun’un 54. maddesinde düzenlenmiştir.

Kanunda öngörülen öğrenci disiplin cezaları şunlardır:

  • Kınama,
  • yükseköğretim kurumundan bir haftadan bir aya kadar uzaklaştırma,
  • bir yarıyıl uzaklaştırma,
  • iki yarıyıl uzaklaştırma,
  • yükseköğretim kurumundan çıkarma.

Disiplin suçları ve cezaları kanunilik ilkesine tabidir. Öğrenciye, Kanun’da disiplin suçu olarak düzenlenmeyen bir fiil nedeniyle kıyas yoluyla ceza verilemez. Üniversite yönergesi veya senato kararıyla Kanun’da bulunmayan yeni bir disiplin suçu oluşturulması mümkün değildir.

Anayasa Mahkemesinin E.2022/87, K.2022/121 sayılı kararıyla öğrenci disiplin suçları ve cezalarının temel unsurlarının yönetmeliğe bırakılması kanunilik ilkesi yönünden incelenmiş ve ilgili hükümler iptal edilmiştir. Bunun ardından 54. madde 2023 yılında yeniden düzenlenmiş ve disiplin suçları doğrudan Kanun’da gösterilmiştir.

Disiplin Soruşturması Nasıl Yürütülür?

Disiplin soruşturması, yetkili disiplin amirinin görevlendireceği soruşturmacı veya soruşturmacılar tarafından yürütülür.

Fakülte, enstitü, konservatuvar, yüksekokul veya meslek yüksekokulu içinde işlenen disiplin suçlarında soruşturma açmaya ilgili dekan veya müdür yetkilidir.

Müşterek alanlarda, farklı birimlerin öğrencileri tarafından veya toplu olarak işlendiği ileri sürülen disiplin suçlarında soruşturma açma yetkisi rektöre aittir.

Disiplin soruşturmasının temel aşamaları şöyledir:

  1. Disipline konu olayın öğrenilmesi,
  2. yetkili makam tarafından soruşturma açılması,
  3. soruşturmacı görevlendirilmesi,
  4. delillerin toplanması,
  5. tanıkların dinlenmesi,
  6. öğrenciye isnadın bildirilmesi,
  7. öğrencinin savunmasının alınması,
  8. soruşturma raporunun hazırlanması,
  9. yetkili makam veya kurul tarafından karar verilmesi,
  10. kararın ilgili kişiye tebliğ edilmesi.

Soruşturmanın kural olarak otuz gün içinde tamamlanması gerekir. Soruşturmanın bu sürede tamamlanamaması hâlinde soruşturmacının gerekçeli ek süre talebinde bulunması mümkündür.

Disiplin Soruşturmasında Zamanaşımı

Disiplin cezasının türüne göre soruşturmaya başlama süreleri değişmektedir.

Fiilin soruşturma açmaya yetkili disiplin amirince öğrenildiği tarihten itibaren;

  • kınama ve bir aya kadar uzaklaştırma cezalarında bir ay,
  • bir veya iki yarıyıl uzaklaştırma ve kurumdan çıkarma cezalarında üç ay

içinde disiplin soruşturmasına başlanmalıdır.

Ayrıca kural olarak fiilin işlendiği tarihten itibaren iki yıl içinde disiplin cezası verilmesi gerekir. Kanunda mahkeme kararının kesinleşmesine bağlanan bazı fiiller bakımından özel zamanaşımı düzenlemesi bulunmaktadır.

Zamanaşımı süresi dolduktan sonra verilen disiplin cezası, diğer koşullar da mevcutsa iptal davasına konu edilebilir.

Öğrencinin Savunma Hakkı

Hakkında disiplin soruşturması açılan öğrenciye isnat edilen fiil, savunmasını yapacağı tarihten en az yedi gün önce yazılı olarak bildirilmelidir.

Öğrenci savunmasını sözlü veya yazılı olarak yapabilir. Savunma davetinde;

  • savunmanın yapılacağı tarih,
  • saat ve yer,
  • isnat edilen fiil,
  • çağrıya özürsüz uyulmamasının sonucu

açıkça belirtilmelidir.

Savunma hakkının yalnızca şeklen tanınması yeterli değildir. Öğrencinin hangi fiille, hangi tarihte ve hangi olay nedeniyle suçlandığını anlayabilmesi gerekir. İsnadın belirsiz bırakılması, savunma için yeterli süre verilmemesi veya kararın savunmada belirtilmeyen farklı bir fiile dayandırılması işlemin hukuka uygunluğunu etkileyebilir.

Anayasa Mahkemesi E.2025/79, K.2025/257 sayılı kararında 54. maddenin savunma hakkına ilişkin bazı hükümlerini incelemiş ve iptal taleplerini reddetmiştir. Bununla birlikte soruşturmanın, öğrencinin kendisini gereği gibi savunmasına imkân verecek biçimde yürütülmesi zorunluluğu devam etmektedir.

İfade Özgürlüğü ve Toplantı Hakkı

Üniversite ortamındaki ifade ve toplantı özgürlüğü sınırsız değildir. Ancak bu haklara yapılacak müdahalenin kanuni bir dayanağı bulunmalı, müdahale meşru bir amaç taşımalı ve ölçülü olmalıdır.

Eleştiri, bildiri, afiş veya toplantı gibi faaliyetler; şiddet, tehdit ya da eğitim faaliyetini ciddi biçimde engelleme içermediği sürece yalnızca üniversite yönetiminin görüşlerine aykırı olması nedeniyle cezalandırılamaz.

Anayasa Mahkemesi E.2023/78, K.2024/55 sayılı kararıyla 2547 sayılı Kanun’un 54. maddesinde bulunan bazı disiplin fiillerini iptal etmiştir. İptal edilen düzenlemeler arasında izinsiz bildiri, afiş ve toplantıya ilişkin bazı hükümler de bulunmaktadır.

Aynı kararla, soruşturma devam ederken öğrencinin otuz güne kadar üniversite binalarına alınmamasına imkân veren hüküm de iptal edilmiştir. Bu nedenle eski tarihli disiplin yönergelerinin ve güncellenmemiş mevzuat metinlerinin kullanılması hatalı sonuçlara yol açabilir.

Disiplin Cezasına İtiraz

Öğrenciye verilen disiplin cezasına karşı kararın tebliğinden itibaren on beş gün içinde üniversite yönetim kuruluna itiraz edilebilir.

Üniversite yönetim kurulu itirazı kabul veya reddedebilir. İtirazın kabul edilmesi hâlinde yetkili disiplin makamı, kabul gerekçesini dikkate alarak yeniden karar verebilir.

Öğrencinin üniversite içindeki itiraz yolunu kullanması zorunlu değildir. Disiplin cezasına karşı doğrudan idari yargıya başvurulması da mümkündür.

Bununla birlikte kurum içi itiraz ile dava açma süresinin ilişkisi dikkatle hesaplanmalıdır. Her dilekçe veya şikâyet, dava süresini kendiliğinden durdurmaz.

Akademik Personelin 2547 Sayılı Kanundan Doğan Hakları

Akademik Atama ve Yükseltme Süreçleri

Öğretim üyelerinin görevleri 2547 sayılı Kanun’un 22. maddesinde; doktor öğretim üyeliği, doçentlik ve profesörlük süreçleri ise 23 ila 26. maddelerde düzenlenmiştir.

Öğretim görevlileri ve araştırma görevlileri hakkında Kanun’un 31, 33 ve bağlantılı maddeleri uygulanır.

Doçentlik unvanının kazanılması ile bir üniversitedeki doçent kadrosuna atanmak birbirinden farklıdır. Doçentlik şartlarının sağlanması kişiye akademik unvan kazandırabilir; ancak herhangi bir üniversitedeki kadroya doğrudan atanma hakkı sağlamaz.

Üniversiteler, kanuni asgari koşullara ek akademik yükseltilme ve atanma şartları belirleyebilir. Ancak bu şartların;

  • ilgili bilim alanıyla bağlantılı olması,
  • önceden ilan edilmesi,
  • bütün adaylara eşit uygulanması,
  • belirli bir kişiyi tarif edecek şekilde hazırlanmaması,
  • objektif ve denetlenebilir olması

gerekir.

Akademik jüri raporlarının yalnızca genel ve soyut ifadelerden oluşması yeterli kabul edilmeyebilir. Adayın eserleri, bilimsel çalışmaları ve ilan koşulları yönünden somut bir akademik değerlendirme yapılmalıdır.

Mahkeme, akademik kurulun yerine geçerek doğrudan atama yapmaz. Ancak ilan, jüri oluşumu, değerlendirme, gerekçe, eşitlik ve kamu yararı yönünden hukuka aykırılık bulunması hâlinde işlemin iptaline karar verebilir.

Akademik Görevlendirmeler

2547 sayılı Kanun’un 35, 38, 39, 40 ve 41. maddelerinde farklı akademik görevlendirme türleri bulunmaktadır.

Bunlar arasında;

  • lisansüstü eğitim amacıyla başka üniversitede görevlendirme,
  • kamu kurumunda geçici görevlendirme,
  • yurt içi veya yurt dışı bilimsel faaliyet,
  • başka bir yükseköğretim kurumunda ders verme,
  • öğretim üyesi ihtiyacını karşılama amacıyla görevlendirme

yer almaktadır.

Görevlendirmenin hukuki sonucu; dayandığı maddeye, süresine, kadronun bulunduğu kuruma ve görevlendirmenin zorunlu olup olmadığına göre değişir. İşlemin yalnızca “görevlendirme” olarak adlandırılması, hukuki niteliğini belirlemeye yeterli değildir.

Mecburi hizmet, göreve dönüş, mali haklar, harcırah ve kadro ilişkisinin devam edip etmediği somut görevlendirme kararı üzerinden incelenmelidir.

Akademik Personel Disiplin İşlemleri

Akademik personelin disiplin işlemleri, öğrencilerden farklı olarak 2547 sayılı Kanun’un 53 ve 53/A ila 53/G maddelerinde düzenlenmektedir.

Disiplin cezasının türüne göre;

  • soruşturma açmaya yetkili makam,
  • soruşturmacı,
  • ceza vermeye yetkili makam,
  • disiplin kurulu,
  • itiraz mercii

değişebilir.

Bir akademik personel disiplin soruşturmasında özellikle şu hususlar incelenmelidir:

  • Soruşturmayı açan makamın yetkili olup olmadığı,
  • soruşturmacının tarafsızlığı,
  • isnadın açık ve somut biçimde bildirilmesi,
  • savunma hakkının etkili biçimde kullandırılması,
  • delillerin eksiksiz toplanması,
  • zamanaşımı sürelerine uyulması,
  • fiil ile ceza arasında ölçülülük bulunması,
  • kararın gerekçeli olması,
  • soruşturmacının karar kuruluna katılıp katılmadığı.

Anayasa Mahkemesi E.2020/55, K.2023/228 sayılı kararıyla akademik personel hakkında uygulanabilecek bazı disiplin hükümlerini incelemiştir. Mahkeme, “taşıdığı sıfatın gerektirdiği özen yükümlülüğüne aykırı, genel ahlak ve edep dışı tutum ve davranışlarda bulunmak” şeklindeki hükmü belirsiz bularak iptal etmiştir.

Bu karar, akademik personel disiplin hukukunda soyut, sınırları belirsiz ve kişiden kişiye değişebilecek değerlendirmelerin tek başına cezaya dayanak yapılamayacağını göstermektedir.

Üniversite Personeli Hakkındaki Ceza Soruşturmaları

2547 sayılı Kanun’un 53. maddesinde yükseköğretim personelinin görevi dolayısıyla veya görevini yaptığı sırada işlediği ileri sürülen suçlar bakımından özel soruşturma usulü öngörülmüştür.

Bu özel usul, kişinin öğretim üyesi veya üniversite çalışanı olması nedeniyle işlediği ileri sürülen her suç için uygulanmaz. İsnat edilen fiilin üniversitedeki görevden kaynaklanması veya görev sırasında işlendiğinin ileri sürülmesi gerekir.

Danıştay Birinci Dairesinin E.2023/69, K.2023/46 sayılı kararında, öğretim üyesinin 2547 sayılı Kanun kapsamındaki görevinden kaynaklanmayan suç isnatlarının Kanun’un 53. maddesindeki özel usule göre soruşturulamayacağı belirtilmiştir.

Bu nedenle personelin unvanı kadar, isnat edilen fiil ile üniversitedeki görevi arasındaki bağlantı da önem taşır.

2547 Sayılı Kanun Kapsamında Sık Görülen Uyuşmazlıklar

Uyuşmazlık konusuİncelenmesi gereken temel hususlar
Azami süre nedeniyle ilişik kesmeSüre hesabı, ek sınavlar, başarısız ders sayısı
Sınav notuna itirazDeğerlendirme ölçütü, maddi hata, sınav evrakı
Öğrenci disiplin cezasıKanuni dayanak, yetki, savunma, zamanaşımı
Hazırlık sınıfında başarısızlıkProgramın öğretim dili, eşdeğer programa geçiş
Ders muafiyeti ve intibakDers içerikleri, kredi, başvuru süresi
Yatay geçiş başvurusunun reddiİlan koşulları, puanlama, kontenjan
Diploma veya mezuniyet işlemiKredi, ders, staj ve ortalama koşulları
Akademik atamaİlan, jüri, ek kriterler ve gerekçe
Akademik disiplin cezasıSoruşturma usulü, savunma ve ölçülülük
Vakıf üniversitesi ücret uyuşmazlığıSözleşme, burs koşulları ve görevli yargı
Denklik işlemiEğitimin düzeyi, içerik ve YÖK değerlendirmesi
İntihal veya akademik etik işlemiEser incelemesi, bilirkişi ve soruşturma usulü

Her uyuşmazlıkta işlemin yapıldığı tarih ayrıca önemlidir. Daha sonra yürürlüğe giren bir yönetmelik veya kanun hükmü, geçmiş tarihli işleme kendiliğinden uygulanamaz.

Üniversite İşlemlerine Karşı İdari Başvuru

Üniversite tarafından yapılan bir işleme karşı öncelikle özel bir itiraz veya yeniden inceleme yolu bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.

Not itirazı, ders muafiyeti, yatay geçiş, disiplin cezası ve akademik atama işlemlerinde başvuru makamları ve süreler farklı olabilir.

Başvuru yapılırken;

  • itiraz edilen işlem açıkça belirtilmeli,
  • işlemin öğrenildiği ve tebliğ edildiği tarih yazılmalı,
  • hukuka aykırılık nedenleri somutlaştırılmalı,
  • ilgili belgeler dilekçeye eklenmeli,
  • evrak kayıt numarası alınmalı,
  • elektronik başvuruların kayıtları saklanmalıdır.

Sadece sözlü olarak öğrenci işleri birimiyle veya idari personelle görüşülmesi, süresinde hukuki başvuru yapıldığı anlamına gelmez.

Üniversite İşlemlerine Karşı İptal Davası

Üniversitenin kesin ve yürütülmesi zorunlu idari işlemlerine karşı idare mahkemesinde iptal davası açılabilir.

Bir idari işlem şu unsurlar yönünden hukuka uygun olmalıdır:

  • Yetki,
  • şekil,
  • sebep,
  • konu,
  • amaç.

Özel bir dava açma süresi öngörülmeyen hâllerde idare mahkemesinde genel dava açma süresi, yazılı bildirimi izleyen günden itibaren altmış gündür.

Bununla birlikte elektronik bildirim, öğrenci bilgi sistemi üzerinden ilan, kurum içi itiraz ve işlemin fiilen öğrenilmesi gibi durumlar süre hesabını etkileyebilir. Hak kaybı yaşamamak için işlemin öğrenilmesinden sonra gecikmeden hukuki değerlendirme yapılmalıdır.

Yürütmenin Durdurulması Talebi

İptal davası açılması, üniversite işleminin uygulanmasını kendiliğinden durdurmaz.

Öğrencinin;

  • sınava girememesi,
  • bir dönem kaybetmesi,
  • mezuniyetinin gecikmesi,
  • üniversiteyle ilişiğinin kesilmesi,
  • disiplin cezasının uygulanması

gibi telafisi güç zararlarla karşılaşma ihtimali varsa yürütmenin durdurulması talep edilebilir.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 27. maddesine göre yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesi için işlemin açıkça hukuka aykırı olması ve uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zarar doğması koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerekir.

Mahkeme bu şartları her dosyanın özelliklerine göre ayrı ayrı değerlendirir. Yürütmenin durdurulması talep edilmiş olması, talebin mutlaka kabul edileceği anlamına gelmez.

Üniversite İşleminden Doğan Zararın Tazmini

Hukuka aykırı bir üniversite işlemi nedeniyle maddi veya manevi zarar doğmuşsa, koşulları bulunması hâlinde tam yargı davası açılabilir.

Örneğin hukuka aykırı ilişik kesme veya disiplin cezası nedeniyle;

  • fazladan öğrenim ücreti ödenmesi,
  • eğitimin uzaması,
  • burs kaybı,
  • çalışma veya atama imkânının etkilenmesi,
  • kişilik haklarının zarar görmesi

gibi sonuçlar ortaya çıkabilir.

İptal davası ile tazminat talebinin birlikte mi yoksa ayrı mı ileri sürüleceği; zararın doğduğu tarih, işlemin tebliği ve daha önce yapılan idari başvurular dikkate alınarak belirlenmelidir.

Uygulamada Sık Karıştırılan Hukuki Konular

Öğrenci Affı Sürekli Bir Hak Değildir

2547 sayılı Kanun, üniversiteyle ilişiği kesilen herkese sürekli ve süresiz bir geri dönüş hakkı tanımaz.

Öğrenci affı olarak bilinen düzenlemeler, belirli tarihlerde kabul edilen geçici kanun hükümlerine dayanır. Kapsam, istisnalar, başvuru süresi ve öğrenime başlama tarihi her düzenlemede farklı olabilir.

Bu nedenle yalnızca “öğrenci affı çıktı” şeklindeki haberler esas alınmamalıdır. Kanun numarası, Resmî Gazete tarihi, yürürlük hükmü ve başvuru süresi mutlaka kontrol edilmelidir.

Ceza Soruşturması ile Disiplin Soruşturması Aynı Değildir

Aynı fiil hem ceza soruşturmasına hem de üniversite disiplin soruşturmasına konu olabilir. Ceza soruşturmasının devam etmesi, disiplin soruşturmasını kural olarak durdurmaz.

Beraat veya kovuşturmaya yer olmadığı kararı da disiplin cezasını her durumda kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Ancak ceza yargılamasında fiilin işlenmediğinin veya ilgili kişi tarafından gerçekleştirilmediğinin kesin olarak belirlenmesi, disiplin işleminin değerlendirilmesinde belirleyici olabilir.

Eğitim Hakkı Sınırsız Değildir

Eğitim hakkı anayasal güvence altındadır. Ancak bu güvence, öğrencinin sınav, devam, başarı ve disiplin kurallarından muaf olduğu anlamına gelmez.

Buna karşılık eğitim hakkına getirilen bir sınırlamanın;

  • kanuni dayanağı bulunmalı,
  • meşru amaç taşımalı,
  • gerekli olmalı,
  • ölçülü uygulanmalıdır.

Öğrencinin fiiliyle orantısız biçimde ağır bir yaptırım uygulanması, işlemin hukuka uygunluğunu etkileyebilir.

Üniversite Yönergesi Kanuna Aykırı Olamaz

Üniversite senatosu kararları, yönergeler ve uygulama esasları 2547 sayılı Kanun’a ve üst hukuk normlarına aykırı olamaz.

Kanunda bulunmayan bir disiplin suçunun, ilişik kesme nedeninin veya hak kaybının yalnızca kurum içi düzenlemeyle oluşturulması mümkün değildir. Üniversitenin düzenleme yetkisi, Kanun’un çizdiği sınırlar içinde kullanılmalıdır.

Kurum İçi İtiraz Dava Süresini Her Zaman Uzatmaz

Üniversiteye verilen her dilekçe veya yapılan her şikâyet dava açma süresini otomatik olarak durdurmaz.

Başvurunun;

  • süresinde yapılıp yapılmadığı,
  • yetkili makama yöneltilip yöneltilmediği,
  • işlemin kaldırılması veya değiştirilmesinin istenip istenmediği,
  • özel mevzuatta farklı bir itiraz usulü bulunup bulunmadığı

incelenmelidir.

Üniversiteden cevap beklendiği gerekçesiyle genel dava süresinin geçirilmesi önemli bir hak kaybına yol açabilir.

2547 Sayılı Kanun Kapsamında Hak Kaybını Önleyen Hukuki Değerlendirme

Üniversite işlemlerindeki hukuki sonuç çoğu zaman tek bir kanun maddesine bağlı değildir. Öğrencinin kayıt tarihi, işlemin tesis edildiği dönem, üniversite yönetmeliği, karar makamı, tebligat biçimi ve başvuru süreleri birlikte değerlendirilmelidir.

Öğrenci veya akademik personelin öncelikle şu belgeleri temin etmesi önemlidir:

  • İşlem veya karar yazısı,
  • tebliğ belgesi,
  • öğrenci bilgi sistemi kayıtları,
  • transkript,
  • sınav ve değerlendirme belgeleri,
  • üniversite yönetmeliği,
  • senato veya yönetim kurulu kararı,
  • disiplin soruşturması evrakı,
  • daha önce verilen başvuru dilekçeleri,
  • üniversitenin cevap yazıları.

İlişik kesme, azami süre, disiplin cezası, diploma, akademik atama ve görevlendirme işlemlerinde gecikme; bir dönem kaybına, kadro hakkının etkilenmesine veya dava süresinin geçirilmesine neden olabilir.

Her dosyanın kendi şartlarına göre değerlendirilmesi gerekir. Benzer bir yargı kararının başka bir uyuşmazlıkta aynı hukuki sonucu doğuracağı kabul edilmemelidir. Hukuki sonuç; işlemin tarihi, gerekçesi, dayanak mevzuat, başvuru süresi ve mevcut delillere göre değişebilir.

Hak kaybı yaşamamak için özellikle kesin veya uygulanmaya başlanmış üniversite işlemlerinde başvuru süreleri geçirilmeden profesyonel hukuki destek alınması önem taşır.

Av. Erdem Varol
Hukuki konuları mevzuat, yargı kararları ve uygulama çerçevesinde ele alan bilgilendirici içerikler hazırlamaktadır.
Randevu Talebi