tr

12. Yargı Paketi: 7589 Sayılı Kanunla Gelen Değişiklikler

12. Yargı Paketi: 7589 Sayılı Kanunla Gelen Değişiklikler

12. Yargı Paketi, resmî adıyla Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 16 Temmuz 2026 tarihinde TBMM Genel Kurulunda kabul edilmiş ve 7589 sayılı Kanun numarasını almıştır. Düzenleme; hukuk ve ceza yargılaması, idari yargı, icra satışları, hükmün açıklanmasının geri bırakılması, banka hesabının dolandırıcılıkta kullandırılması, kanuni faiz, bedensel zarar tazminatları ve genetik verilerin saklanması gibi farklı alanlarda önemli değişiklikler içermektedir. Paket, kamuoyundaki bazı beklentilerin aksine genel af veya kapsamlı bir infaz indirimi düzenlemesi değildir.

Güncel durum: 18 Temmuz 2026 itibarıyla TBMM kayıtlarında 7589 sayılı Kanun’un Resmî Gazete tarihi ve numarası henüz yer almamaktadır. Bu nedenle somut bir dosyada yeni düzenlemelere dayanılmadan önce Resmî Gazete yayımı, yürürlük tarihi ve ilgili geçiş hükmü ayrıca kontrol edilmelidir.

12. Yargı Paketi Nedir?

12. Yargı Paketi, tek bir hukuk alanını düzenleyen sınırlı bir değişiklik değildir. Paketle 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, 1512 sayılı Noterlik Kanunu, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu başta olmak üzere çok sayıda temel kanunda değişiklik yapılmaktadır.

Düzenlemelerin önemli bir bölümü, Anayasa Mahkemesinin daha önce verdiği iptal kararlarının oluşturduğu hukuki boşluğu gidermeye yöneliktir. Diğer hükümler ise yargılamaların hızlandırılması, gereksiz usul işlemlerinin azaltılması, kanun yollarının yeniden yapılandırılması ve bazı uygulama sorunlarının çözülmesi amacı taşımaktadır.

12. Yargı Paketi Yasalaştı mı?

Kanun teklifi 22 Haziran 2026 tarihinde TBMM Başkanlığına sunulmuş, Adalet Komisyonundaki görüşmelerin ardından 16 Temmuz 2026 tarihinde TBMM Genel Kurulunda kabul edilmiştir. TBMM kayıtlarına göre düzenlemenin kanun numarası 7589, kabul tarihi ise 16 Temmuz 2026’dır.

Bununla birlikte kanunun TBMM’de kabul edilmesi ile hükümlerinin uygulanmaya başlanması aynı husus değildir. Her düzenleme bakımından Resmî Gazete’de yayımlanan nihai metin, yürürlük maddesi ve varsa özel geçiş hükümleri dikkate alınmalıdır.

Özellikle devam eden davalar, kanun yolu incelemesindeki dosyalar, kesinleşmiş mahkûmiyetler ve yürürlükten önce başlatılmış açık artırmalar bakımından eski veya yeni hükmün uygulanacağı tarih farklılaşabilmektedir.

12. Yargı Paketi Hangi Düzenlemeleri Getiriyor?

Miras Kalan Taşınmazların Satışında Öncelik Mirasçılara Verilecek

İcra ve İflas Kanunu’nun 114. maddesinde yapılan değişiklikle, belirli miras taşınmazları yönünden özel bir açık artırma sistemi kabul edilmektedir.

Düzenlemenin uygulanabilmesi için:

  • Taşınmazdaki bütün maliklerin mülkiyeti miras yoluyla edinmiş olması,
  • Mirasçılar dışında üçüncü bir kişinin mülkiyet hakkının bulunmaması,
  • Ortaklığın satış yoluyla giderilmesine karar verilmiş olması

gerekmektedir.

Bu şartların birlikte bulunması halinde birinci açık artırma yalnızca malik olan mirasçılar arasında yapılacaktır. Söz konusu özel artırma usulü bir defaya mahsus uygulanacaktır. Mirasçılar arasındaki ilk artırmada teklifin, taşınmazın belirlenen değerinin yüzde 100’ünü karşılaması gerekecektir. İkinci artırmada ise genel satış koşulları uygulanacaktır.

Düzenlemenin amacı, aileden kalan bir taşınmazın doğrudan üçüncü kişilere geçmesini önleyerek mirasçılara taşınmazı kendi aralarında satın alma imkânı tanımaktır. Ancak ilk artırmaya yalnızca mirasçıların katılacak olması, taşınmazın kendiliğinden herhangi bir mirasçıya bırakılacağı anlamına gelmez. İhaleye katılım, teminat, teklif ve ihale bedelinin süresinde yatırılması şartlarına uyulması gerekir.

İhale Bedelini Yatırmayanlara Yeni Yaptırımlar Getiriliyor

Elektronik satış portalında en yüksek teklifi vermesine rağmen ihale bedelini süresinde yatırmayan kişilere ilişkin yaptırımlar da ağırlaştırılmaktadır.

Buna göre teminatın iade edilmemesi, satış giderlerinin teminattan karşılanması ve kalan miktarın ilgililere ödenmesi yanında, teklif edilen bedelin yüzde 5’i oranında idari para cezası uygulanabilecektir.

İhaleyi kazanan kişinin aynı zamanda paydaş olması halinde teminatın diğer paydaşlara payları oranında ödenmesi öngörülmektedir. Satış isteyen alacaklının ihale bedelini yatırmaması durumunda ise muhammen bedelin yüzde 10’unun alacağından mahsup edilmesi ve satış masraflarının borçluya yüklenmemesi söz konusu olacaktır.

Bu değişiklikler, ihaleye gerçek bir satın alma iradesi bulunmadan katılmanın ve satış sürecinin kötü niyetle uzatılmasının önlenmesi bakımından önemlidir.

Noterlik Evrakının Elektronik Ortamda Gönderilmesi Kolaylaştırılıyor

1512 sayılı Noterlik Kanunu’nun 55. maddesi yeniden düzenlenmektedir.

Mahkeme, sulh ceza hâkimliği, Cumhuriyet başsavcılığı veya soruşturmaya yetkili resmî makamlar noterlik evrakını inceleyebilecek; evrakın onaylı örneği gerektiğinde elektronik ortamda taranarak güvenli elektronik imza ile ilgili makama gönderilebilecektir.

Evrakın aslının gönderilmesi istendiğinde noter, belgenin onaylı örneğini saklayarak aslını talep eden makama iletecektir. Bu işlemler için posta ve kanunda öngörülen yol masrafları dışında harç, vergi veya değerli kâğıt ücreti alınmayacaktır.

Düzenleme, özellikle başka şehirlerde bulunan noterlik belgelerinin mahkemeye ulaştırılması sırasında yaşanan zaman kayıplarını azaltmayı amaçlamaktadır.

İdari Yargıda Tek Hâkimle Görülecek Davalar Genişletiliyor

İdare mahkemeleri kural olarak kurul halinde karar vermekle birlikte bazı uyuşmazlıklar tek hâkim tarafından çözümlenmektedir. 12. Yargı Paketi ile tek hâkimle görülebilecek davaların kapsamı genişletilmektedir.

2026 yılı bakımından konusu 486.000 TL’yi aşmayan iptal ve tam yargı davaları tek hâkim tarafından karara bağlanabilecektir. Parasal sınırlar her yıl yeniden değerleme kapsamında değişebileceğinden sonraki yıllarda güncel tutarın ayrıca kontrol edilmesi gerekir.

Bunun yanında belirli öğrenci işlemleri, kamu görevlileri hakkındaki geçici görevlendirme, yolluk, lojman ve izin işlemleri, kamu görevlilerine verilen uyarma cezaları ile bazı meslek kuruluşu disiplin cezalarına karşı açılan davalar da tek hâkimle görülebilecektir.

Öğrenciler hakkında uzaklaştırma veya ilişik kesme sonucunu doğuran disiplin cezaları ile mesleki faaliyeti geçici ya da sürekli biçimde engelleyen meslek kuruluşu disiplin cezaları bu kapsamın dışında tutulmaktadır.

Tek hâkimle görülme usulü, davanın basit veya önemsiz olduğu anlamına gelmez. Düzenleme yalnızca mahkemenin oluşum biçimini değiştirmektedir.

Bölge İdare Mahkemelerinin Karar Yetkisi Değişiyor

İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. ve 46. maddelerinde önemli değişiklikler yapılmaktadır.

Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesinin kararının sonucunu hukuka uygun ancak gerekçesini yanlış veya eksik bulursa kararı kaldırmadan gerekçeyi değiştirebilecek ve istinaf başvurusunu reddedebilecektir.

Dosyanın ilk derece mahkemesine geri gönderilebileceği durumlar da yeniden belirlenmektedir. Yanlış veya eksik hasımla karar verilmesi, bir talep hakkında hüküm kurulmaması, zorunlu keşif ya da bilirkişi incelemesinin yapılmaması ve yapılması gereken duruşmanın yapılmaması geri gönderme sebepleri arasında yer alabilecektir. Bununla birlikte bölge idare mahkemesi bazı eksiklikleri kendisi gidererek uyuşmazlık hakkında karar verebilecektir.

Bölge idare mahkemesinin ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak yeniden esas hakkında hüküm kurduğu bazı dosyalarda Danıştay temyiz yolu açılmaktadır. Ancak tek hâkimle görülen davalar, yabancılar ve uluslararası koruma mevzuatından doğan bazı uyuşmazlıklar ve yalnızca vekâlet ücreti ile yargılama giderine ilişkin kararlar bakımından istisnalar bulunmaktadır.

Danıştayın Daire Sayısının Azaltılması Erteleniyor

Danıştayın daire sayısının 10’a düşürülmesi için belirlenen süre dört yıl uzatılmaktadır. Böylece daha önce 23 Temmuz 2026 tarihinde sona ermesi öngörülen sürenin 23 Temmuz 2030 tarihine kadar devam etmesi kabul edilmektedir.

Bu düzenleme doğrudan vatandaşlara yeni bir dava hakkı tanımamakla birlikte Danıştayın kurumsal yapısı ve dosya dağılımı bakımından önem taşımaktadır.

Gereksiz Bilirkişi İncelemesi Disiplin Yaptırımına Bağlanıyor

Hâkimlik ve savcılık mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözülebilecek bir konuda bilirkişiye başvurulması, hâkim ve savcılar bakımından uyarma cezasını gerektiren fiiller arasına alınmaktadır.

Bilirkişi, hâkimin hukuki değerlendirme yetkisinin yerine geçemez. Bilirkişiye yalnızca özel veya teknik bilgiyi gerektiren konularda başvurulması gerekir. Düzenlemenin amacı, hukuki meselelerin bilirkişiye bırakılmasını ve bu nedenle yargılamanın gereksiz biçimde uzamasını önlemektir.

Bu hüküm, bilirkişi raporlarının tamamen kaldırıldığı veya mahkemelerin bilirkişiye başvuramayacağı şeklinde yorumlanmamalıdır.

Kanuni Faiz Oranı Değişken Hale Geliyor

3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un 1. maddesi yeniden düzenlenmektedir.

Türk Borçlar Kanunu veya Türk Ticaret Kanunu uyarınca faiz ödenmesi gereken ancak faiz oranının sözleşmede belirlenmediği durumlarda oran, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerine uyguladığı reeskont oranının yüzde 80’i üzerinden hesaplanacaktır.

30 Haziran tarihinde geçerli reeskont oranı, önceki yılın 31 Aralık tarihindeki orandan en az beş puan farklıysa yılın ikinci yarısında 30 Haziran tarihinde belirlenen oranın yüzde 80’i uygulanacaktır.

Bu sistemle kanuni faiz oranı sabit bir rakam olmaktan çıkarak ekonomik göstergelere bağlı şekilde güncellenebilir hale gelmektedir.

Düzenleme, tarafların geçerli biçimde kararlaştırdığı her sözleşme faizini ortadan kaldırmamaktadır. Uygulanacak faiz türü; borcun kaynağına, tarafların tacir olup olmadığına, sözleşmede oran bulunup bulunmadığına ve temerrüt koşullarına göre belirlenmelidir.

Vesayet Altındaki Kişilerin Malları Elektronik Ortamda Satılacak

Türk Medeni Kanunu’nun 440. ve 444. maddelerinde yapılan değişiklikle, vesayet altındaki kişilere ait taşınır ve taşınmazların satışı UYAP’a entegre elektronik satış portalı üzerinden gerçekleştirilecektir.

Taşınmaz satışında ihale, vesayet makamının onamasıyla tamamlanacak ve onama kararının ihale tarihinden itibaren 10 gün içinde verilmesi gerekecektir. Bu düzenlemelerin yayım tarihinden üç ay sonra uygulanması öngörülmektedir.

Elektronik satış yönteminin temel amacı, daha fazla kişinin ihaleye katılmasını ve kısıtlının malının rekabetçi koşullarda satılmasını sağlamaktır.

İBAN veya Banka Hesabını Kullandıranlar Bakımından Ceza İndirimi

12. Yargı Paketi’nin en fazla tartışılan hükümlerinden biri, kamuoyunda “İBAN kiralama” veya “hesap kullandırma” olarak bilinen fiillerle ilgilidir.

Türk Ceza Kanunu’nun 158. maddesine eklenen düzenlemeye göre dolandırıcılık veya nitelikli dolandırıcılık suçuna iştirak:

  • Banka veya kredi kartının,
  • Banka hesabının,
  • Ödeme hizmeti sağlayıcısındaki hesabın,
  • Aracı kurum hesabının,
  • Kripto varlık hizmet sağlayıcısındaki hesabın ya da
  • Bu hesapların kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgi veya araçların

başkasına verilmesinden ibaretse verilecek ceza yarı oranında indirilecektir.

Hesabını Kullandıran Herkes Otomatik Olarak İndirimden Yararlanır mı?

Hayır. İştirakin yalnızca hesabın veya ödeme aracının kullandırılmasıyla sınırlı olması gerekir.

Kişinin mağdurla iletişim kurması, dolandırıcılık planını organize etmesi, başkalarını yönlendirmesi, parayı çekmesi, suç gelirinin dağıtımını yapması veya fiilin diğer aşamalarına katılması halinde iştirakinin yalnızca hesap kullandırmakla sınırlı olmadığı değerlendirilebilir.

Bu nedenle hesap sahibinin dosyadaki gerçek rolü, iletişim kayıtları, para hareketleri, para çekme işlemleri, aldığı menfaat ve diğer şüphelilerle bağlantısı birlikte incelenmelidir. Ceza indirimi, banka hesabını kullandırma fiilini suç olmaktan çıkarmamakta; belirli koşullarda kusurun derecesine bağlı olarak cezanın azaltılmasını sağlamaktadır.

Devam Eden ve Kesinleşmiş Dosyalara Etkisi

Kanun yolu incelemesinde bulunan ve yeni hükmün uygulanma ihtimali olan dosyaların ilk derece mahkemesine gönderilmesi öngörülmektedir.

İnfaz aşamasındaki bazı hükümlüler bakımından ise TCK’nin 168. maddesindeki etkin pişmanlık hükmünden yararlanılmasına yönelik özel bir geçiş düzenlemesi bulunmaktadır. İlgilinin, mahkeme tarafından yapılacak bildirimden itibaren altı ay içinde mağdurun zararını tamamen gidermesi halinde etkin pişmanlık indirimi gündeme gelebilecektir.

Bununla birlikte zarar tamamen giderilmeden yalnızca başvuru yapılması, infazın kendiliğinden durmasını veya ertelenmesini sağlamayacaktır.

Her dosyada sanığın iştirak biçimi, kesinleşme tarihi, kanun yolu aşaması, daha önce etkin pişmanlık uygulanıp uygulanmadığı ve zararın giderilip giderilmediği ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Genetik İnceleme Sonuçlarının Saklanması ve Silinmesi

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 80. maddesinde moleküler genetik inceleme sonuçlarının saklanması, kullanılması ve imhasına ilişkin ayrıntılı hükümler getirilmektedir.

İnceleme sonuçları kimlik bilgilerinden arındırılarak özel bir sisteme kaydedilecek ve bir örneği soruşturma veya kovuşturma dosyasında delil olarak saklanacaktır.

Kovuşturmaya yer olmadığı kararının kesinleşmesi, beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararının kesinleşmesi halinde veriler derhal yok edilecektir. Diğer hallerde ise mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren 20 yıl sonra Cumhuriyet savcısının huzurunda imha gerçekleştirilecektir.

Verisi sisteme kaydedilen kişi, verinin saklanmasını gerektiren amacın ortadan kalktığını veya haklı bir neden bulunduğunu ileri sürerek hâkim ya da mahkemeden silme talebinde bulunabilecektir.

Kayıtların başka bir soruşturma veya kovuşturmada kullanılabilmesi için maddi gerçeğin ortaya çıkarılması amacıyla mahkeme, hâkim veya Cumhuriyet savcısı kararı bulunması gerekecektir.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Yeniden Düzenleniyor

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümleri, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı sonrasında yeniden düzenlenmektedir.

HAGB kurumu tamamen kaldırılmamaktadır. Sanığa verilen cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası olması halinde diğer şartların da bulunmasıyla HAGB kararı verilebilecektir.

Temel şartlar şunlardır:

  • Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmaması,
  • Yeniden suç işlemeyeceği yönünde mahkemede kanaat oluşması,
  • Mağdurun veya kamunun uğradığı zararın giderilmesi.

HAGB kararı verilen sanık beş yıl süreyle denetime tabi tutulacaktır. Zararın hemen ödenememesi halinde, denetim süresi içinde taksitlerle tamamen giderilmesi koşuluyla da HAGB kararı verilebilecektir.

HAGB Kararına Karşı Hangi Kanun Yoluna Başvurulacak?

Yeni düzenlemeye göre HAGB kararlarına karşı yalnızca şekli bir itiraz incelemesi yerine istinaf kanun yoluna başvurulabilecektir. İstinaf ve şartlarının bulunması halinde temyiz incelemesinde hem usule hem de esasa ilişkin hukuka aykırılıklar değerlendirilebilecektir.

Bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından ilk derece mahkemesi sıfatıyla verilen HAGB kararlarında temyiz yolu gündeme gelebilecektir.

Hangi Suçlarda HAGB Uygulanamayacak?

İşkence ve eziyet suçları ile kamu görevlisinin görevi nedeniyle işlediği ve Anayasa’nın 17. maddesi kapsamında kötü muamele sayılabilecek suçlarda HAGB uygulanamayacaktır.

Bir suçun bu istisna kapsamında olup olmadığı yalnızca suçun adından hareketle değil; fiilin niteliği, failin kamu görevlisi olup olmadığı, göreviyle bağlantı ve yargısal nitelendirme dikkate alınarak belirlenmelidir.

Kaçak Sanık Hakkında Yargılama ve Yeniden Yargılanma Hakkı

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 247. maddesine göre kaçak sanık hakkında kovuşturma yürütülebilecektir. Ancak daha önce sorgusu yapılmamışsa sanık hakkında mahkûmiyet veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemeyecektir.

Kaçak sanık hakkında güvenlik tedbirine karar verilmişse sanık veya müdafii, savunma hakkını kullanmak istediğini belirterek yargılamanın yenilenmesini talep edebilecektir. Sanığın bu haktan yararlanabilmesi için mahkemede bizzat hazır bulunması gerekecektir.

Düzenleme, kaçaklık statüsündeki kişinin yokluğunda verilebilecek kararlarla savunma hakkı arasında denge kurulmasını amaçlamaktadır.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının İtiraz Yetkisi Genişletiliyor

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308. maddesinde yapılan değişiklikle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, yargı yeri belirlenmesi ve görevsizlik kararları dışında Yargıtay ceza dairelerinin bütün kararlarına karşı Ceza Genel Kuruluna itiraz edebilecektir.

İtiraz süresi, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tesliminden itibaren üç ay olarak belirlenmektedir. Sanık lehine yapılacak itirazlarda süre aranmayacaktır.

Sanık, sanık adına kanun yoluna başvurma yetkisi bulunan kişiler, katılan ve suçtan zarar gördüğü için katılma hakkı bulunabilecek kişiler Başsavcılığa başvuruda bulunabilecektir.

Ancak ilgilinin başvuru yapması, dosyanın doğrudan Ceza Genel Kuruluna gönderileceği anlamına gelmez. İtiraz yetkisi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısına aittir ve ileri sürülen sebepler Başsavcılık tarafından değerlendirilecektir.

Destekten Yoksun Kalma ve İş Göremezlik Tazminatlarında Faiz

Türk Borçlar Kanunu’nun 55. maddesinde yapılan değişiklik, destekten yoksun kalma ve çalışma gücü kaybından doğan tazminatların faiz hesabını etkilemektedir.

Zarar görenin veya ölen desteğin kazancının bilindiği dönem için hesaplanan tazminata olay tarihinden itibaren kanuni faiz işletilecektir. Geleceğe yönelik ve kazancın henüz bilinmediği dönem için hesaplanan tazminata ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz uygulanacaktır.

Tahkikat başlayıncaya kadar tazminat amacıyla ödeme yapılmışsa bu ödemenin, ödeme tarihindeki tazminat miktarından oransal biçimde mahsup edilmesi öngörülmektedir.

Geçiş hükmüne göre bu düzenleme, yürürlüğe girdikten sonra meydana gelen haksız fiiller veya zarar doğuran olaylar bakımından uygulanacaktır. Önceki tarihte gerçekleşen olaylarda eski hükümlerin uygulanmasına devam edilecektir.

Bu nedenle trafik kazası, iş kazası, meslek hastalığı veya ölümle sonuçlanan başka bir olayda uygulanacak yöntemin belirlenmesinde olay tarihi temel önem taşır.

Belirsiz Alacak Davası Kaldırılıyor

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 107. maddesinde düzenlenen belirsiz alacak davası yürürlükten kaldırılmaktadır.

Bunun yerine HMK’nin 109. maddesindeki kısmi dava sistemi genişletilmektedir. Alacağın yalnızca bir kısmının dava edildiği durumlarda talep miktarı, tahkikat sona erinceye kadar aynı dava içinde bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilecektir.

Artırılan kısım bakımından zamanaşımı da davanın ilk açıldığı tarihte kesilmiş sayılacaktır.

Daha Önce Açılmış Belirsiz Alacak Davaları Ne Olacak?

Geçiş hükmü uyarınca HMK’nin 107. maddesi, yürürlükten kaldırılmadan önce açılan davalar bakımından uygulanmaya devam edecektir. Dolayısıyla mevcut belirsiz alacak davalarının sırf kanun değişikliği nedeniyle kendiliğinden reddedilmesi söz konusu değildir.

Yeni dönemde ise davanın kısmi dava mı yoksa alacağın tamamının istendiği tam eda davası mı olarak açılacağı dikkatle belirlenmelidir. Talebin yanlış nitelendirilmesi; harç, zamanaşımı, talep artırım zamanı ve hükmedilebilecek miktar bakımından hak kaybına yol açabilir.

Duruşmalar Arasında En Fazla Üç Ay Bulunacak

HMK’nin 147. maddesinde yapılan değişiklikle hukuk davalarında duruşmalar arasındaki sürenin kural olarak üç aydan uzun olamayacağı kabul edilmektedir.

Bilirkişi incelemesinin uzaması, başka bir yerde istinabe yoluyla işlem yapılması veya işin niteliğinden kaynaklanan zorunlu durumlarda hâkim gerekçe göstererek daha uzun bir süre belirleyebilecektir.

Düzenleme, davaların mutlaka üç ay içinde sonuçlandırılacağı anlamına gelmez. Yalnızca birbirini izleyen duruşmalar arasındaki sürenin sınırlandırılmasını amaçlamaktadır.

Uzaktan Duruşmalarda Islak İmza Şartı Sınırlandırılıyor

Ses ve görüntü nakli yoluyla duruşmaya katılan kişiler bakımından bazı işlemlerde elle atılan imza aranmayacaktır.

Ancak ikrar, yeminin yerine getirilmesi, davanın geri alınmasına muvafakat, davadan feragat, davayı kabul ve sulh gibi doğrudan taraf iradesine bağlı işlemler bu kolaylığın dışında tutulmaktadır.

Bu hükmün kanunun yayımından üç ay sonra uygulanması öngörülmektedir.

Davaların Birleştirilmesi ve Ayrılması Kararları

Aynı yargı çevresindeki aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemeleri arasında verilen birleştirme kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulabilecektir.

İlk derece mahkemelerinin ayırma kararları ile bölge adliye mahkemelerinin birleştirme ve ayırma kararlarına karşı ise ancak esas hükümle birlikte kanun yoluna gidilebilecektir.

Birleştirme veya ayırmaya ilişkin hukuka aykırılık tek başına bölge adliye mahkemesinin hükmü kaldırması ya da Yargıtayın bozma kararı vermesi için yeterli olmayacaktır.

Görev ve Yetki Nedeniyle Yargıtayın Bozma Yetkisi Sınırlandırılıyor

HMK’nin 371. maddesine eklenen hükme göre Yargıtay, bölge adliye mahkemesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararlar hariç olmak üzere, yalnızca ilk derece mahkemesinin görevsiz veya yetkisiz olduğu gerekçesiyle bozma kararı veremeyecektir.

Görev veya yetki sorunu istinaf aşamasında incelenebildiği için uyuşmazlığın yalnızca bu sebeple temyiz aşamasından tekrar ilk dereceye gönderilmesinin önlenmesi amaçlanmaktadır.

Bu hüküm, görev veya yetki itirazlarının tamamen önemsiz hale geldiği anlamına gelmez. İtirazların süresinde ileri sürülmesi ve istinaf dilekçesinde açık biçimde gösterilmesi önemini korumaktadır.

Taslakta Bulunup Nihai Kanundan Çıkarılan Düzenlemeler

12. Yargı Paketi hakkında yayımlanan bazı eski haber ve değerlendirmelerde, teklifin ilk halinde bulunan ancak TBMM Genel Kurulunda çıkarılan hükümler yer almaktadır.

Nihai metinden çıkarılan düzenlemeler şunlardır:

  1. İdare aleyhine hükmedilen para, vekâlet ücreti ve yargılama giderleri için icra takibinden önce idareye yazılı başvuru yapılmasını öngören düzenleme,
  2. Bilgisayar, bilgisayar programı ve bilgisayar kütüklerinde arama, kopyalama ve el koymaya ilişkin CMK’nin 134. maddesinde değişiklik yapılmasını öngören düzenleme.

Bu iki konu 7589 sayılı Kanun’un nihai kapsamına dahil değildir.

Dolayısıyla teklif aşamasındaki metinlere dayanılarak hazırlanmış açıklamalar güncel kanun metni olarak değerlendirilmemelidir.

12. Yargı Paketi Af veya İnfaz Düzenlemesi mi?

12. Yargı Paketi genel af düzenlemesi değildir. Belirli bir tarihten önce işlenen suçların cezalarını topluca ortadan kaldıran, genel ceza indirimi sağlayan veya bütün hükümlüler bakımından denetimli serbestlik süresini genişleten bir hüküm içermemektedir.

Banka hesabını kullandırma yoluyla dolandırıcılığa iştirak eden belirli kişiler bakımından getirilen yarı oranındaki indirim ve buna bağlı geçiş hükümleri, genel af olarak nitelendirilemez. Bu düzenleme yalnızca iştiraki hesap veya ödeme aracı kullandırmakla sınırlı kalan ve kanundaki diğer koşulları taşıyan kişiler bakımından uygulanabilir.

Benzer şekilde HAGB hükümlerinin yeniden düzenlenmesi de kesinleşmiş bütün cezaların kaldırılması veya infazın sona erdirilmesi sonucunu doğurmaz.

Yürürlük ve Geçiş Hükümleri Neden Önemlidir?

12. Yargı Paketi’nin uygulanmasında yalnızca değiştirilen maddenin içeriğine bakılması yeterli değildir. Dosyanın tarihi ve bulunduğu aşama belirleyici olabilir.

Örneğin:

  • İcra satışlarında yürürlükten önce ilan edilmiş artırmalarda eski hükümler uygulanacaktır.
  • İdare mahkemelerinde tek hâkimle görülmeye ilişkin değişiklikler yürürlükten sonra açılacak davaları etkileyecektir.
  • İdari yargıdaki yeni temyiz hükümleri yürürlükten sonra bölge idare mahkemesince verilen kararlar bakımından uygulanacaktır.
  • Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itirazına ilişkin değişiklik, yürürlükten sonra Başsavcılığa teslim edilen dosyaları kapsayacaktır.
  • Bedensel zarar ve destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin hükümler, yürürlükten sonra meydana gelen olaylara uygulanacaktır.
  • Yürürlükten önce açılan belirsiz alacak davaları eski HMK 107 kapsamında devam edecektir.

Bu ayrım yapılmadan yeni kanunun devam eden her dosyada doğrudan uygulanacağını kabul etmek hatalı sonuçlara yol açabilir.

Hak Kaybı Yaşanmaması İçin Dikkat Edilmesi Gerekenler

12. Yargı Paketi kapsamında bir dosya incelenirken öncelikle değişikliğin hangi kanun maddesine ilişkin olduğu belirlenmelidir. Ardından olay tarihi, dava tarihi, karar tarihi, dosyanın kesinleşip kesinleşmediği ve kanun yolu aşaması kontrol edilmelidir.

Özellikle şu alanlarda dikkatli hareket edilmesi gerekir:

Dolandırıcılık dosyalarında, kişinin yalnızca hesabını kullandırıp kullandırmadığı veya suçun diğer aşamalarına da katılıp katılmadığı deliller üzerinden değerlendirilmelidir.

Hukuk davalarında, belirsiz alacak davasının kaldırılması nedeniyle davanın türü ve başlangıçta talep edilecek miktar doğru belirlenmelidir.

HAGB kararlarında, yeni istinaf ve temyiz sistemine göre kanun yolu süresi kaçırılmamalıdır.

Tazminat davalarında, olay tarihine göre eski veya yeni faiz hesabının uygulanacağı tespit edilmelidir.

İdari davalarda, uyuşmazlığın tek hâkimle mi kurul halinde mi görüleceği ve bölge idare mahkemesi kararının temyize açık olup olmadığı güncel parasal sınırlarla birlikte incelenmelidir.

Kanun yolu süreleri, dava açma süreleri ve geçiş hükümleri hak düşürücü sonuçlar doğurabileceğinden yalnızca genel açıklamalara dayanılarak işlem yapılması uygun değildir.

12. Yargı Paketi Kapsamında Hukuki Değerlendirme ve Hakların Korunması

12. Yargı Paketi, yargı sisteminin farklı alanlarına temas eden kapsamlı bir değişikliktir. Ancak getirilen her hüküm her uyuşmazlığa veya devam eden her dosyaya uygulanmayacaktır.

Uygulanacak hükmün belirlenmesinde olayın gerçekleştiği tarih, davanın açılma zamanı, kararın kesinleşme durumu, kanun yolu aşaması ve özel geçiş maddeleri birlikte değerlendirilmelidir. Ceza hukukunda lehe kanun ilkesi ayrıca dikkate alınmakla birlikte, bir düzenlemenin sanık veya hükümlü lehine olup olmadığı soyut biçimde değil, dosyadaki fiil ve ceza hesabı üzerinden belirlenebilir.

Her dosyanın kendi şartlarına göre değerlendirilmesi gerektiği unutulmamalıdır. Hukuki sonuç; tarafların sıfatına, delillere, işlemlerin tarihine ve dosyanın bulunduğu aşamaya göre değişebilir. Özellikle kanun yolu süresi, zamanaşımı, talep artırım zamanı veya geçiş hükmünün yanlış değerlendirilmesi ciddi hak kayıplarına yol açabileceğinden profesyonel hukuki destek alınması önem taşımaktadır.

Av. Erdem Varol
Hukuki konuları mevzuat, yargı kararları ve uygulama çerçevesinde ele alan bilgilendirici içerikler hazırlamaktadır.
Avukata Sor