tr

Terörsüz Türkiye Yasası: 7595 Sayılı Kanunun Kapsamı ve Uygulanması

Terörsüz Türkiye Yasası: 7595 Sayılı Kanunun Kapsamı ve Uygulanması

Kamuoyunda Terörsüz Türkiye Yasası olarak bilinen düzenlemenin resmî adı, 7595 sayılı Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanundur. Kanun; PKK/KCK terör örgütü ve bununla bağlantılı oluşumlar bakımından belirli soruşturma, kovuşturma ve ceza infazlarının şartlı olarak ertelenmesini öngören özel bir hukuki çerçeve kurmaktadır. Düzenleme genel ve kendiliğinden uygulanan bir af niteliğinde kaleme alınmamış; uygulanması örgütün fiilî varlığının sona erdiğinin ve silahların teslim edildiğinin tespitine, bu tespiti teyit eden Millî Güvenlik Kurulu kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasına ve ilgilinin süresinde yazılı bildirimde bulunmasına bağlanmıştır.

Hukuki durum notu: Kanun, 10 Ağustos 2026 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabul edilerek 7595 kanun numarasını almış ve 11 Ağustos 2026 tarihinde Cumhurbaşkanlığına gönderilmiştir. Bu yazının güncellendiği 12 Ağustos 2026 itibarıyla henüz Resmî Gazete’de yayımlanmamıştır. Kanunun 11. maddesi uyarınca düzenleme, yayımlandığı tarihte yürürlüğe girecektir.

Terörsüz Türkiye Yasası Nedir?

Terörsüz Türkiye Yasası, terör örgütünün silah bırakması ve fiilî varlığını sona erdirmesi sürecinin ceza hukuku ile infaz hukuku alanındaki sonuçlarını düzenleyen 12 maddelik özel bir kanundur. Düzenlemenin temel amacı, kanunda belirtilen örgüt ve suçlarla bağlantılı dosyalarda uygulanacak erteleme işlemlerini, başvuru sürelerini, görevli mercileri ve denetim mekanizmalarını belirlemektir.

Kanun üç farklı aşamadaki dosyayı ele almaktadır:

  • Hakkında soruşturma yürütülen kişiler,
  • Kovuşturması devam eden sanıklar,
  • Mahkûmiyet hükmü kesinleşmiş hükümlüler.

Her aşamada uygulanacak usul aynı değildir. Soruşturma veya kovuşturmanın ertelenmesinde suç için kanunda öngörülen cezanın üst sınırı esas alınırken, kesinleşmiş mahkûmiyetlerin infazında hükümlünün toplam ceza süresi dikkate alınmaktadır. Bu ayrım, kanundan yararlanma şartlarının değerlendirilmesinde önem taşır.

Kanunun Yürürlüğe Girmesi ile Uygulanmaya Başlaması Aynı Şey Değildir

7595 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesi ve erteleme hükümlerinin fiilen uygulanabilmesi iki ayrı aşamadır.

İlk olarak kanunun Cumhurbaşkanı tarafından yayımlanması gerekir. Anayasa’nın 89. maddesi uyarınca Cumhurbaşkanı, TBMM tarafından kabul edilen kanunu yayımlayabilir veya yeniden görüşülmek üzere Meclise geri gönderebilir. Kanun, 11. maddesi gereğince Resmî Gazete’de yayımlandığı gün yürürlüğe girecektir.

Bununla birlikte yalnızca kanunun yayımlanması, soruşturma, kovuşturma ve infazların derhâl ertelenmesi için yeterli değildir. Kanunun uygulanması için ayrıca:

  1. PKK/KCK terör örgütünün ve bağlantılı oluşumların fiilî varlığına son verdiğinin,
  2. Örgütün kontrolündeki silah ve mühimmatın teslim edildiğinin,
  3. Bu durumun güvenlik kurumlarınca tespit edildiğinin,
  4. Tespitin Millî Güvenlik Kurulu kararıyla teyit edildiğinin,
  5. Söz konusu Millî Güvenlik Kurulu kararının Resmî Gazete’de yayımlandığının

belirlenmesi gerekir.

Dolayısıyla uygulamada iki ayrı Resmî Gazete yayımı söz konusu olabilir: Kanunun yürürlüğe girmesini sağlayacak kanun yayımı ve erteleme mekanizmasını harekete geçirecek Millî Güvenlik Kurulu kararı.

7595 Sayılı Kanunun Hukuki Dayanakları

Terörsüz Türkiye Yasası, ceza hukuku ve infaz hukukunun farklı alanlarıyla bağlantılıdır. Uygulamada özellikle şu düzenlemelerin birlikte değerlendirilmesi gerekecektir:

  • Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın hukuk devleti, eşitlik, temel hakların sınırlanması, kişi hürriyeti, adil yargılanma, suç ve cezalara ilişkin esaslar ile af yetkisini düzenleyen 2, 10, 13, 19, 36, 38 ve 87. maddeleri,
  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun silahlı örgüt, örgüte yardım, hak yoksunlukları, eşya ve kazanç müsaderesi ile affın sonuçlarına ilişkin hükümleri,
  • 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun terör suçları, terör amacıyla işlenen suçlar, ceza artırımı, örgüt üyeliği ve propaganda hükümleri,
  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun soruşturma, kovuşturma, tutuklama, adli kontrol ve itiraz hükümleri,
  • 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun,
  • 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu,
  • 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun,
  • 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu.

Kanun özel nitelikte olduğundan, kapsamına giren konularda genel hükümlerle birlikte ve öncelikle kendi hükümlerine göre uygulanacaktır. Bununla birlikte kanunda açıkça düzenlenmeyen başvuru usulü, itiraz, tebligat, infaz hâkimliğinin görevleri ve kayıtların durumu gibi konularda genel ceza muhakemesi ve infaz hükümleri önemini koruyacaktır.

Terörsüz Türkiye Yasası Kimleri ve Hangi Suçları Kapsıyor?

Kanun bütün terör örgütleri veya bütün terör suçları için hazırlanmış genel bir düzenleme değildir. Kapsam, doğrudan PKK/KCK terör örgütü ve bununla bağlantılı her türlü oluşumla sınırlandırılmıştır.

7595 sayılı Kanunun 1. maddesine göre düzenleme şu suçları kapsayabilir:

  • PKK/KCK terör örgütünü kurma veya yönetme,
  • Örgüte üye olma,
  • Örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme,
  • Örgütün propagandasını yapma,
  • Örgütün faaliyeti kapsamında işlenen diğer suçlar,
  • Örgüt lehine işlenen ve 6415 sayılı Kanunda düzenlenen terörizmin finansmanı suçları.

Bir dosyada yalnızca “terör suçu” veya “silahlı örgüt üyeliği” isnadının bulunması, kanunun uygulanması için tek başına yeterli olmayabilir. İsnat edilen fiilin kanunda belirtilen örgütle bağlantısı, suç tarihi, suçun örgüt faaliyeti kapsamında işlenip işlenmediği, uygulanan kanun maddesi ve dosyanın hangi aşamada bulunduğu ayrı ayrı incelenmelidir.

Düzenleme; FETÖ/PDY, DEAŞ, DHKP/C veya başka bir terör örgütüne ilişkin dosyalara sırf terör suçu olması nedeniyle uygulanmaz. Kapsamın örgüt yönünden sınırlı tutulması, kamuoyunda kullanılan “Terörsüz Türkiye Yasası” ifadesinin yanlış anlaşılmaması bakımından önemlidir.

Kanun Kapsamı Dışında Bırakılan Suçlar

7595 sayılı Kanunda bazı suçlar açık biçimde erteleme hükümlerinin dışında tutulmuştur. Buna göre:

  • Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçları,
  • 1 Haziran 2005 tarihinden önce işlenen ve müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlar

nedeniyle yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar ertelenmeyecektir.

Aynı istisnalar kesinleşmiş mahkûmiyetlerin infazı bakımından da geçerlidir. Bu suçlardan mahkûm olan kişiler, kanunun infaz ertelemesine ilişkin 6. maddesinden yararlanamaz.

İstisnanın uygulanabilmesi için mahkûmiyet hükmünün suç vasfı, suç tarihi ve fiilin örgüt faaliyetiyle bağlantısı incelenmelidir. Özellikle birden fazla suçtan hüküm kurulmuş dosyalarda, kapsam içindeki ve kapsam dışındaki cezaların birbirinden ayrılması gerekebilir. Kapsam dışı bir suçun bulunması, diğer suçlar bakımından verilecek hukuki kararı her dosyada aynı şekilde etkilemeyebilir.

Altı Aylık Yazılı Bildirim Süresi

Kanunun 9. maddesi, düzenlemeden yararlanmak isteyen kişiler için altı aylık bir bildirim süresi öngörmektedir. Bu süre, kanunun yayımlandığı tarihten değil; örgütün fiilî varlığını sona erdirdiğini ve silahlarını teslim ettiğini teyit eden Millî Güvenlik Kurulu kararının Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihten itibaren başlayacaktır.

Kanundan yararlanmak isteyen kişinin, altı ay içinde:

  • Bulunduğu yerdeki Cumhuriyet başsavcılığına veya
  • Kanunla oluşturulan Kurul tarafından görevlendirilen kuruma

yazılı bildirimde bulunması gerekir.

Kanun, yararlanmayı kendiliğinden gerçekleşen bir sonuç olarak düzenlememiştir. Süresinde yapılacak yazılı bildirim, uygulamanın temel şartlarından biridir. Bu nedenle başvurunun tarihi, yetkili makama ulaşıp ulaşmadığı ve teslim belgesinin saklanması önem taşır.

Başvurunun sağlıklı biçimde incelenebilmesi için dilekçede kişinin kimlik bilgileri, soruşturma ve esas numaraları, kesinleşmiş karar bilgileri, isnat edilen suçlar, suç tarihleri, infaz durumu ve kanunun hangi hükmünden yararlanılmak istendiği açıkça gösterilmelidir. Birden fazla dosyanın bulunması hâlinde her dosyanın ayrı ayrı belirtilmesi hak kaybı riskini azaltabilir.

Soruşturma ve Kovuşturmaların Ertelenmesi

Kanunun 3. maddesine göre kapsam içindeki soruşturma ve kovuşturmalar, suç için kanunda öngörülen cezanın üst sınırına göre iki farklı süreyle ertelenir:

  • Üst sınırı 15 yıl veya daha az hapis cezasını gerektiren suçlarda 5 yıl,
  • Üst sınırı 15 yıldan fazla hapis cezasını ya da müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda 10 yıl.

Burada kişinin alması beklenen ceza veya yargılama sonunda belirlenecek sonuç değil, isnat edilen suç için kanunda öngörülen cezanın üst sınırı esas alınmaktadır. Suç vasfındaki değişiklik, temel ceza, nitelikli hâller ve terör suçlarına ilişkin artırımlar bu değerlendirmeyi etkileyebilir.

Soruşturma aşamasında erteleme kararı Cumhuriyet savcısı, kovuşturma aşamasında ise yargılamayı yapan mahkeme tarafından verilecektir.

Erteleme süresi boyunca:

  • Dava zamanaşımı işlemez.
  • Dosya ve suçun ispatına yarayan deliller muhafaza edilir.
  • Müsadereye konu eşya ve malvarlığı değerleri hakkında tasfiye kararı verilir.
  • Tasfiye edilen değerler Hazineye irat kaydedilir.

Erteleme, suç isnadının hemen ortadan kalktığı veya dosyanın kesin olarak kapandığı anlamına gelmez. Kişi erteleme süresi içinde terör suçlarından birini işlerse erteleme kararı kaldırılır ve soruşturma ya da kovuşturmaya devam edilir. Süre yeni bir terör suçu işlenmeden tamamlanırsa soruşturma aşamasında kovuşturmaya yer olmadığına, kovuşturma aşamasında ise davanın düşmesine karar verilir.

Yeni fiilin “terör suçu” niteliğinde olup olmadığı, ilgili soruşturmanın kesinleşme durumu ve ertelemenin kaldırılmasına etkisi somut dosyaya göre değerlendirilmelidir.

Erteleme Kararlarına Karşı Başvuru ve İtiraz

Cumhuriyet savcısının soruşturmanın ertelenmesi kapsamında verdiği kararlara karşı, kanun yoluna başvurma hakkı bulunan kişiler kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde sulh ceza hâkimliğine başvurabilir.

Kovuşturmanın ertelenmesine ilişkin mahkeme kararına karşı da iki hafta içinde itiraz mümkündür. Erteleme kararında başvuru hakkı, süresi ve başvurulacak merci gösterilmelidir.

Bu hak yalnızca şüpheli veya sanık bakımından değerlendirilmemelidir. Suçtan zarar gören, müşteki veya katılanın kanun yoluna başvurma yetkisi, Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleri ve dosyadaki sıfatı çerçevesinde ayrıca incelenir.

İtiraz süresinin geçirilmesi, kararın kapsamı, müsadere işlemi veya dosyanın kanun kapsamında bulunup bulunmadığı yönünden önemli hak kayıplarına yol açabilir. Tebliğ tarihi bu nedenle dikkatle belirlenmelidir.

Sonradan Başlatılacak Soruşturmalarda Kurul İzni

Millî Güvenlik Kurulu kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasından önce işlenmiş ve kanun kapsamına giren bir fiil hakkında, bu tarihten sonra yeni bir soruşturma başlatılması Kurulun iznine bağlıdır.

Bu düzenleme, geçmiş tarihli bütün fiillerin soruşturulmasını mutlak biçimde engellememektedir. Kanunun aradığı koşulların bulunması durumunda soruşturmanın yapılabilmesi için önceden Kurul izni alınmasını öngörmektedir.

İzin şartının hangi usulle işletileceği, talebin hangi merci tarafından Kurula iletileceği ve izin kararının hukuki denetimi gibi konular uygulamada şekillenecektir. Yeni bir kanun olması nedeniyle bu alanda henüz yerleşik mahkeme içtihadı bulunmamaktadır.

Tutuklama ve Adli Kontrol Tedbirleri Otomatik Olarak Kalkar mı?

Kanun kapsamında bir dosyanın ertelenmesi, tutuklama veya adli kontrol kararının kendiliğinden sona ermesi anlamına gelmez.

7595 sayılı Kanunun 4. maddesi uyarınca mevcut koruma tedbirleri;

  • Soruşturma aşamasında yetkili hâkim,
  • Kovuşturma aşamasında mahkeme,
  • İstinaf aşamasında ilgili bölge adliye mahkemesi ceza dairesi,
  • Temyiz aşamasında Yargıtayın ilgili ceza dairesi

tarafından değerlendirilecektir.

Tedbirin kaldırılması için kanundaki koşulların gerçekleşmesi yanında tutuklama veya adli kontrolün devamını gerektiren nedenlerin de incelenmesi gerekir. Dolayısıyla kanunun yayımlanması veya başvuru yapılması doğrudan tahliye sonucu doğurmaz; yetkili yargı merciinin karar vermesi gerekir.

İstinaf veya temyiz incelemesinde bulunan ve erteleme kapsamına giren dosyalar hakkında ise bozma kararı verilmesi öngörülmüştür.

Kesinleşmiş Cezaların İnfazı Nasıl Ertelenecek?

Hakkında kesinleşmiş mahkûmiyet kararı bulunan kişiler bakımından uygulanacak süre, suçun kanuni üst sınırına göre değil, hükümlünün toplam hapis cezasına göre belirlenir:

  • Toplam 15 yıl veya daha az hapis cezasında infaz 5 yıl,
  • Toplam 15 yıldan fazla hapis cezası ile müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasında infaz 10 yıl

süreyle ertelenir.

Karar verme yetkisi infaz hâkimliğine aittir. İnfaz hâkiminin kararına karşı itiraz edilebilir. İnfazın ertelenmesi, müsadere kararlarının yerine getirilmesini engellemez ve erteleme süresinde ceza zamanaşımı işlemez.

Hükümlü erteleme süresi içinde terör suçlarından birini işlerse infaz hâkimi erteleme kararını kaldırarak cezanın infazının devamına karar verir. Erteleme süresi yeni bir terör suçu işlenmeden tamamlanırsa ceza infaz edilmiş sayılır.

Cezanın infaz edilmiş sayılması ile mahkûmiyet hükmünün tüm hukuki sonuçlarıyla ortadan kalkması aynı kavram değildir. Kanunda adli sicil kaydının kendiliğinden silineceğine ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Adli sicil ve arşiv kaydı, memnu hakların iadesi ve mahkûmiyete bağlı diğer sonuçlar, ilgili özel hükümler çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir.

Kurul ile TBMM İzleme Komisyonunun Görevleri

Kanun, uygulamayı takip etmek üzere yürütme bünyesinde bir Kurul oluşturulmasını öngörmektedir. Kurulun başkanı Cumhurbaşkanı Yardımcısıdır. Kurulda ayrıca:

  • Adalet Bakanı,
  • Dışişleri Bakanı,
  • İçişleri Bakanı,
  • Millî Savunma Bakanı,
  • Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri,
  • Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanı,
  • Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri

yer alacaktır.

Kurul; kanunun uygulanmasını izleyecek, alt komisyonlar kurabilecek, örgütün tasfiyesine ilişkin gelişmeleri değerlendirebilecek ve gerekli gördüğü adli, idari veya yasal düzenlemeler konusunda talepte bulunabilecektir.

TBMM Başkanlığı tarafından ayrıca bir İzleme Komisyonu kurulacaktır. İzleme Komisyonunun görevi kanun kapsamındaki faaliyetleri takip etmek ve tavsiyelerde bulunmaktır. Kurul ile İzleme Komisyonu aynı yapı değildir. Kurul uygulama ve koordinasyon görevini yürütürken, İzleme Komisyonu parlamenter izleme işlevine sahiptir.

Hak Yoksunlukları Otomatik Olarak Kalkacak mı?

Soruşturma, kovuşturma veya mahkûmiyet nedeniyle ortaya çıkan hak yoksunlukları doğrudan ve kendiliğinden kaldırılmayacaktır.

Kurul gerekli görürse:

  • Soruşturma veya kovuşturmadan doğan hak yoksunluklarının kaldırılmasını sulh ceza hâkimliğinden veya ilgili mahkemeden,
  • Mahkûmiyetten doğan hak yoksunluklarının kaldırılmasını infaz hâkimliğinden

talep edebilir.

Nihai kararı Kurul değil, ilgili yargı mercii verir. Verilen karara karşı itiraz mümkündür.

Mahkûmiyetten doğan hak yoksunlukları bakımından Kurulun talepte bulunabilmesi için 5 yıllık erteleme kararlarında en az 2 yılın, 10 yıllık erteleme kararlarında ise en az 3 yılın geçmiş olması gerekir. Bu mekanizma, hak yoksunluklarının kaldırılması için Kurulun değerlendirmesi ve mahkeme kararı olmak üzere iki aşamalı bir süreç öngörmektedir.

Terörsüz Türkiye Yasası Bir Af Kanunu mudur?

7595 sayılı Kanun, metninde “af” ifadesini kullanmamakta ve doğrudan genel veya özel af ilan etmemektedir. Düzenleme suçların kanuni unsurlarını ortadan kaldırmamakta; soruşturma, kovuşturma ve infazların belirli koşullarla ertelenmesini öngörmektedir.

Bununla birlikte erteleme süresinin suç işlenmeden tamamlanması hâlinde davanın düşmesi veya cezanın infaz edilmiş sayılması, düzenlemenin sonuçlarının klasik infaz ertelemesinden daha geniş olduğunu göstermektedir. Bu yönüyle kanunun bazı etkileri, şartlı af düzenlemeleriyle benzerlik gösterebilir.

Türk Ceza Kanunu’nun 65. maddesinde genel ve özel affın sonuçları ayrıca düzenlenmiştir. Genel af kamu davasını ve hükmolunan cezaları sonuçlarıyla birlikte ortadan kaldırırken, özel af kural olarak hapis cezasının infazını sona erdirir, süresini azaltır veya başka bir yaptırıma çevirir. 7595 sayılı Kanun ise belirli bir örgüt ve süreçle sınırlı, başvuruya ve gelecekteki davranışa bağlı ayrı bir model kurmaktadır.

Bir düzenlemenin anayasal anlamda af sayılıp sayılmayacağı yalnızca kanundaki isimlendirmeye göre değil, doğurduğu hukuki sonuçlar dikkate alınarak değerlendirilebilir. Bu konuda Anayasa Mahkemesi önüne bir başvuru gelmesi hâlinde kanunun hukuki niteliği, Anayasa’nın 87. maddesindeki af yetkisi ve kanunun kabul usulü yönünden ayrıca incelenebilir. Yeni düzenleme hakkında henüz doğrudan bir Anayasa Mahkemesi veya Yargıtay içtihadı bulunmadığından kesin bir yargısal nitelendirme yapmak için erkendir.

Etkin Pişmanlık, Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması ve Denetimli Serbestlikle Farkı

Terörsüz Türkiye Yasası’nın diğer ceza hukuku kurumlarıyla karıştırılmaması gerekir.

Etkin pişmanlık, Türk Ceza Kanunu’nun 221. maddesinde düzenlenen ve kişinin örgütten ayrılması, teslim olması veya örgütün çözülmesine katkı sağlayacak bilgi vermesi gibi bireysel şartlara bağlı bir kurumdur. 7595 sayılı Kanun ise belirli bir toplumsal ve hukuki sürecin gerçekleşmesine bağlı özel bir erteleme sistemi kurmaktadır.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesinde düzenlenen ve belirli ceza sınırları ile kişisel koşullara bağlı olan farklı bir yargılama kurumudur. Terörsüz Türkiye Yasası ise soruşturma, kovuşturma ve kesinleşmiş mahkûmiyet aşamalarının tamamına ilişkin özel hükümler içermektedir.

Denetimli serbestlik ve koşullu salıverilme, cezanın infaz biçimiyle ilgilidir. 7595 sayılı Kanundaki infaz ertelemesi ise kanunda belirtilen süre sonunda, şartların korunması hâlinde cezanın infaz edilmiş sayılmasına kadar uzanan farklı sonuçlara sahiptir.

Mağdur ve Suçtan Zarar Görenlerin Hakları

Kanunun temel düzenleme alanı ceza soruşturmaları, kovuşturmalar ve mahkûmiyetlerin infazıdır. Mağdur veya suçtan zarar gören kişilerin özel hukuk kaynaklı tazminat taleplerinin kendiliğinden ortadan kalkacağına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır.

Maddi ve manevi tazminat talepleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun ve somut olayda uygulanabilecek diğer düzenlemeler çerçevesinde ayrıca incelenmelidir. Ceza dosyasında erteleme kararı verilmesi, tazminat talebinin koşulları ve zamanaşımı süreleri üzerinde her olayda aynı sonucu doğurmayabilir.

Mağdur, müşteki veya katılanın erteleme kararına karşı kanun yoluna başvurma hakkı da dosyadaki sıfatına ve verilen kararın niteliğine göre değerlendirilmelidir. Kararın usulüne uygun tebliğ edilip edilmediği ve iki haftalık başvuru süresi özellikle takip edilmelidir.

Uygulamada Hak Kaybına Yol Açabilecek Noktalar

Kanunun uygulanmasında şu hususlar dikkatle incelenmelidir:

  • Altı aylık yazılı bildirim süresinin başlangıç tarihi,
  • Başvurunun doğru Cumhuriyet başsavcılığına veya yetkili kuruma yapılması,
  • Başvurunun zamanında yapıldığını gösteren belgenin saklanması,
  • Dosyadaki örgüt bağlantısının kanundaki tanıma uygun olup olmadığı,
  • Suç tarihinin ve hukuki vasfının doğru belirlenmesi,
  • Kasten öldürme veya 1 Haziran 2005 öncesi suç istisnasının bulunup bulunmadığı,
  • Soruşturma ve kovuşturmada suçun kanuni üst sınırının doğru hesaplanması,
  • Kesinleşmiş mahkûmiyetlerde toplam ceza süresinin doğru belirlenmesi,
  • Birden fazla dosyanın veya içtima edilmiş cezanın ayrı ayrı incelenmesi,
  • Tutuklama ve adli kontrol tedbirleri hakkında ayrıca karar alınması,
  • Müsadere ve malvarlığına ilişkin tasfiye kararlarına süresinde itiraz edilmesi,
  • Mahkûmiyete bağlı hak yoksunluklarının kendiliğinden kalkmayacağının dikkate alınması,
  • Erteleme süresinde işlendiği ileri sürülen yeni bir fiilin terör suçu sayılıp sayılmadığının incelenmesi.

Kanun kapsamına girildiği düşüncesiyle devam eden soruşturma, duruşma, istinaf veya infaz işlemlerinin takip edilmemesi önemli hak kayıpları doğurabilir. Yetkili merci tarafından erteleme kararı verilinceye kadar mevcut adli işlemler ve yükümlülükler kural olarak geçerliliğini korur.

Yeni Kanuna İlişkin İçtihatlar Nasıl Şekillenecek?

7595 sayılı Kanun henüz yeni olduğu için kanunun kapsamı, “bağlantılı oluşum” kavramı, Kurul izninin niteliği, birden fazla suçun bulunduğu dosyalar, hak yoksunlukları ve ertelemenin kaldırılması gibi konularda yerleşik yargı içtihadı bulunmamaktadır.

Uygulamada Anayasa Mahkemesi ve Yargıtayın özellikle şu ilkeleri dikkate alması beklenebilir:

  • Hukuki güvenlik ve belirlilik,
  • Kanun önünde eşitlik,
  • Kişi hürriyeti ve güvenliği,
  • Ölçülülük,
  • Gerekçeli karar hakkı,
  • Etkili kanun yoluna erişim,
  • Ceza sorumluluğunun şahsiliği,
  • Suç ve cezalara ilişkin kanunilik.

Ancak genel ilkelerden hareketle belirli bir dosya hakkında kesin sonuç çıkarılması doğru değildir. İlk derece mahkemeleri, infaz hâkimlikleri, bölge adliye mahkemeleri, Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi tarafından verilecek kararlar kanunun uygulama sınırlarını zaman içinde daha belirgin hâle getirecektir.

Dosyanın Hukuki Değerlendirilmesi ve Hak Kaybının Önlenmesi

Terörsüz Türkiye Yasası, her terör dosyasına kendiliğinden uygulanan bir tahliye veya cezanın kaldırılması düzenlemesi değildir. Örgüt bağlantısı, suç türü, suç tarihi, dosyanın bulunduğu aşama, ceza miktarı, istisna hükümleri ve başvuru süresi birlikte değerlendirilmelidir.

Özellikle birden fazla suçun, farklı suç tarihlerinin veya kesinleşmiş birden fazla mahkûmiyetin bulunduğu dosyalarda yapılacak hesaplama ve hukuki nitelendirme sonucu doğrudan etkileyebilir. Her dosyanın kendi şartlarına göre değerlendirilmesi gerekir; hukuki sonuç somut olayın özelliklerine göre değişebilir.

Altı aylık bildirim süresinin kaçırılmaması, erteleme veya müsadere kararlarına karşı kanun yollarının zamanında kullanılması ve tutuklama, adli kontrol, adli sicil ile hak yoksunluklarına ilişkin işlemlerin ayrı ayrı takip edilmesi önem taşır. Bu nedenle hak kaybı yaşamamak için profesyonel hukuki destek alınması, dosyanın güncel mevzuat ve oluşacak yargı uygulaması çerçevesinde incelenmesi bakımından önemlidir.

Av. Erdem Varol
Hukuki konuları mevzuat, yargı kararları ve uygulama çerçevesinde ele alan bilgilendirici içerikler hazırlamaktadır.
Randevu Talebi