
Tehdit veya hakaret içeren tezahürat; spor alanlarında, belirli bir kişiyi hedef alması şart olmaksızın, dışarıdan duyan veya gören kişilerce tehdit ya da hakaret olarak değerlendirilebilecek aleni söz ve davranışlarda bulunulmasıdır. Spor alanlarında toplumun belirli kesimlerine yönelik ayrımcı ve aşağılayıcı ifadeler ise daha ağır yaptırımlara bağlanmıştır. Spor alanı dışında halkın bir kesiminin sosyal sınıfı, ırkı, dini, mezhebi, cinsiyeti veya bölgesel farklılığı nedeniyle alenen aşağılanması hâlinde Türk Ceza Kanunu’nun 216. maddesi gündeme gelebilir.
Bu nedenle tribünde, salon çevresinde, taraftarların toplandığı güzergâhlarda veya sporla bağlantılı sosyal medya paylaşımlarında kullanılan bir sözün hukuki niteliği yalnızca kelimelere bakılarak belirlenemez. İfadenin nerede, kim tarafından, hangi bağlamda, kime veya hangi topluluğa yöneltildiği; aleniyet taşıyıp taşımadığı ve daha ağır bir suç oluşturup oluşturmadığı birlikte değerlendirilmelidir.
Tehdit veya Hakaret İçeren Tezahürat Hangi Kanunda Düzenlenmiştir?
Spor alanlarında gerçekleştirilen tehdit veya hakaret içeren tezahüratlar, 6222 sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun’un 14. maddesinde düzenlenmiştir.
Kanun, bu suç bakımından iki temel fiil grubu öngörmektedir:
- Spor alanlarında genel nitelikte tehdit veya hakaret içeren aleni söz ve davranışlarda bulunulması,
- Spor alanlarında toplum kesimlerine din, dil, ırk, etnik köken, cinsiyet veya mezhep farklılığı üzerinden hakaret edilmesi.
Bunların yanı sıra pankart, duvar yazısı, yazılı veya elektronik iletişim araçları kullanılması gibi özel işleniş biçimleri de ayrıca düzenlenmiştir.
6222 Sayılı Kanun’un 14/1. Maddesine Göre Tezahürat Suçu
6222 sayılı Kanun’un 14/1. maddesine göre spor alanlarında taraftarların grup hâlinde veya tek başlarına, belirli bir kişiyi hedef ya da muhatap alıp almadıklarına bakılmaksızın, duyan veya gören kişiler tarafından tehdit veya hakaret olarak algılanabilecek şekilde aleni söz ve davranışlarda bulunmaları suçtur.
Bu düzenlemenin uygulanabilmesi için şu unsurların birlikte değerlendirilmesi gerekir:
Fiilin Spor Alanında Gerçekleştirilmesi
Suçun temel şekli bakımından fiilin spor alanında işlenmesi gerekir. Ancak “spor alanı” kavramı yalnızca stadyum tribünü veya kapalı spor salonuyla sınırlı değildir.
Kanundaki tanıma göre spor alanı;
- müsabaka ve antrenmanların yapıldığı yerleri,
- seyirci alanlarını ve özel seyir alanlarını,
- sporcuların soyunma odalarını,
- taraftarların müsabaka öncesinde veya sonrasında toplandıkları yerleri,
- müsabakaya gidiş ve geliş güzergâhlarını,
- takım veya taraftarların toplu seyahat ettiği araçları,
- takımların kamp yaptığı yerleri
kapsayabilecek genişlikte düzenlenmiştir. Bu nedenle olayın stadyum kapısının dışında gerçekleşmiş olması, tek başına 6222 sayılı Kanun’un uygulanamayacağı anlamına gelmez.
Söz veya Davranışın Aleni Olması
Tezahüratın belirsiz sayıda kişi tarafından duyulabilir veya görülebilir olması gerekir. Tribünde topluca slogan atılması, kalabalığa hitaben bağırılması, herkesin görebileceği bir pankart açılması veya kamuya açık bir dijital paylaşım yapılması aleniyet değerlendirmesine konu olabilir.
Buna karşılık iki kişi arasında kalan, başkalarının duymasına veya görmesine elverişli olmayan özel bir konuşma aynı hüküm kapsamında değerlendirilmeyebilir. Ancak olayın gerçekleştiği yer, sesin yayılma imkânı, çevredeki kişi sayısı ve paylaşımın erişim ayarları gibi hususlar somut olay bakımından ayrıca incelenir.
Belirli Bir Kişinin Hedef Alınması Şart Değildir
Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenen klasik hakaret suçunda, sözlerin belirli veya belirlenebilir bir kişiye yönelmiş olması önem taşır. Buna karşılık 6222 sayılı Kanun’un 14/1. maddesi, tezahüratın belirli bir kişiyi hedef alıp almadığına bakılmaksızın uygulanabilir.
Örneğin doğrudan bir futbolcuya, hakeme, teknik direktöre veya kulüp yöneticisine yöneltilen sözler kadar, herhangi bir kişinin açıkça belirlenmediği genel nitelikteki tehdit veya hakaret ifadeleri de düzenlemenin kapsamına girebilir.
Ancak bir sözün yalnızca kaba, rahatsız edici veya sportmenlik dışı olması ceza sorumluluğu için her zaman yeterli değildir. Kullanılan ifadenin bütünlüğü, söylendiği bağlam, tekrar biçimi, eşlik eden hareketler ve objektif olarak tehdit ya da hakaret niteliği taşıyıp taşımadığı değerlendirilmelidir.
Suçun Cezası
6222 sayılı Kanun’un 14/1. maddesinde düzenlenen suçun cezası, elli günden az olmamak üzere adli para cezasıdır.
Bununla birlikte madde, fiilin daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturması hâlini saklı tutmuştur. Bu nedenle kullanılan sözlerin somut olarak Türk Ceza Kanunu’ndaki tehdit, hakaret, suç işlemeye tahrik veya başka bir suçun daha ağır cezayı gerektiren unsurlarını oluşturması hâlinde farklı bir hukuki nitelendirme yapılabilir.
Spor Alanlarında Toplum Kesimlerine Hakaret Suçu
6222 sayılı Kanun’un 14/2. maddesi, toplumun belirli kesimlerine yönelik ayrımcı ve aşağılayıcı tezahüratları özel olarak düzenlemektedir.
Buna göre spor alanlarında toplum kesimlerine;
- din,
- dil,
- ırk,
- etnik köken,
- cinsiyet,
- mezhep
farklılığı gözetilerek hakaret oluşturan söz ve davranışlarda bulunulması hâlinde, fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası söz konusu olabilir.
Bu düzenleme, genel nitelikteki kötü tezahürattan daha ağır bir fiili yaptırıma bağlamaktadır. Çünkü burada yalnızca bir kişiye veya spor görevlisine yöneltilmiş hakaret değil, toplumsal aidiyeti nedeniyle belirli bir kesimin hedef alınması söz konusudur.
Örneğin bir topluluğun etnik kökeni, dini inancı, dili, mezhebi veya cinsiyeti üzerinden küçük düşürülmesi; insan onuruyla bağdaşmayan ifadeler kullanılması ya da ilgili kesimin aşağı ve değersiz gösterilmesi maddenin uygulanmasına neden olabilir.
Her olumsuz, sert veya tartışmalı ifade bu suçu oluşturmaz. Sözün gerçekten ilgili farklılığa dayanması ve objektif olarak hakaret niteliği taşıması gerekir. Sözlerin tamamı incelenmeden, yalnızca tek bir kelimenin seçilmesiyle suç vasfı belirlenmemelidir.
Pankart, Duvar Yazısı ve Elektronik İletişim Araçları
6222 sayılı Kanun’un 14. maddesinde suçun bazı işleniş biçimleri ayrıca düzenlenmiştir.
Birinci veya ikinci fıkradaki suçların;
- yazılı pankart taşınması,
- pankart asılması,
- duvara yazı yazılması
suretiyle işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında artırılır.
Tehdit veya hakaret içeren fiillerin yazılı, görsel, işitsel ya da elektronik kitle iletişim araçlarıyla işlenmesi hâlinde de 6222 sayılı Kanun’un 14. maddesi uygulanabilir. Bu düzenleme, kamuya açık sosyal medya paylaşımlarını, video yayınlarını, dijital taraftar platformlarını ve benzeri iletişim kanallarını olayın özelliklerine göre kapsayabilir.
Bununla birlikte sporla ilgisi bulunmayan her sosyal medya hakareti 6222 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilemez. Paylaşımın spor müsabakası, taraftarlık ilişkisi veya Kanun’un korumayı amaçladığı spor düzeniyle bağlantısı araştırılmalıdır.
Ayrıca hesabın belirli bir kişiye ait olması, paylaşımı mutlaka o kişinin yaptığı anlamına gelmez. Hesabın fiilî kullanıcısı, paylaşım zamanı, cihaz ve bağlantı bilgileri, hesabın ele geçirilip geçirilmediği ve dijital verilerin bütünlüğü gibi konular fail tespiti bakımından önemlidir.
Halkı Aşağılama Suçu Nedir?
Halkı aşağılama suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 216/2. maddesinde düzenlenmiştir.
Buna göre halkın bir kesimini;
- sosyal sınıf,
- ırk,
- din,
- mezhep,
- cinsiyet,
- bölge farklılığı
nedeniyle alenen aşağılayan kişi, altı aydan bir yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılabilir.
Bu suçun oluşabilmesi için aşağılamanın tek bir kişiye değil, halkın belirli bir kesimine yöneltilmesi gerekir. İfade, söz konusu kesimi insan onuru, toplumsal değeri veya eşit yurttaşlık konumu bakımından aşağı gören, küçük düşüren ya da değersizleştiren bir nitelik taşımalıdır.
Belirli bir kişinin dini, etnik veya bölgesel aidiyetinden söz edilerek yalnızca o kişiye hakaret edilmesi, olayın özelliklerine göre TCK m.125 kapsamında hakaret suçunu oluşturabilir. TCK m.216/2’nin uygulanabilmesi için saldırının kişisel sınırı aşarak halkın bir kesimine yönelmiş olması aranır.
Halkı Aşağılama ile Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik Aynı Suç mudur?
Türk Ceza Kanunu’nun 216. maddesinde birbiriyle bağlantılı ancak unsurları farklı üç ayrı suç düzenlenmiştir:
- TCK m.216/1’de halkın bir kesimini diğer kesim aleyhine kin ve düşmanlığa tahrik,
- TCK m.216/2’de halkın bir kesimini alenen aşağılama,
- TCK m.216/3’te halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama.
Halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçunda, tahrikin kamu güvenliği bakımından açık ve yakın bir tehlike meydana getirmesi aranır. Halkın bir kesimini aşağılama suçunu düzenleyen ikinci fıkrada ise aynı şekilde açık ve yakın tehlike şartı açıkça yer almamaktadır.
Bu nedenle bir açıklamanın yalnızca tartışma yaratması, tepki görmesi veya bazı kişilerce rahatsız edici bulunması, halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçunun oluşması için tek başına yeterli değildir. Fiilin hangi fıkra kapsamında kaldığı; kullanılan ifadeler, hedef alınan kesim, açıklamanın yayılma biçimi ve olayın toplumsal bağlamı dikkate alınarak belirlenir.
Tezahürat Suçu ile Halkı Aşağılama Suçu Arasındaki Fark
| Değerlendirme ölçütü | 6222 sayılı Kanun m.14 | TCK m.216/2 |
|---|---|---|
| Korunan hukuki değer | Spor alanlarında güvenlik, düzen ve insan onuru | Kamu barışı ve toplum kesimlerinin insan onuru |
| Uygulama alanı | Spor alanları ve sporla bağlantılı belirli iletişim ortamları | Genel olarak aleni açıklama ve davranışlar |
| Hedef | Belirli kişi, belirsiz kişi veya toplum kesimi | Halkın belirli bir kesimi |
| Belirli kişi şartı | 14/1 bakımından aranmaz | Tek kişiye yönelmiş hakaret yeterli değildir |
| Temel yaptırım | 14/1’de en az 50 gün adli para cezası | Altı aydan bir yıla kadar hapis |
| Ayrımcı topluluk hakareti | 14/2’de bir yıldan üç yıla kadar hapis | Altı aydan bir yıla kadar hapis |
| Şikâyet şartı | Aranmaz | Aranmaz |
| Seyirden yasaklama | Gündeme gelir | Fiilin 6222 kapsamıyla bağlantısına göre ayrıca değerlendirilir |
Spor alanında toplumun belirli bir kesimine yönelik hakaret söz konusu olduğunda, 6222 sayılı Kanun’un 14/2. maddesi özel düzenleme olarak ön plana çıkabilir. Ancak sözlerin aynı zamanda başka bir suçun unsurlarını taşıması hâlinde suçların içtimaı, özel normun uygulanması ve daha ağır cezayı gerektiren suç hükümleri ayrıca değerlendirilir.
Sert Eleştiri ile Cezalandırılabilir Aşağılama Nasıl Ayrılır?
Spor müsabakaları yüksek duygusal gerilim içerebilir. Taraftarların hakem kararlarını, kulüp yönetimini, sporcuları veya federasyon uygulamalarını eleştirmeleri tek başına suç değildir.
Ceza hukuku bakımından değerlendirme yapılırken sözün;
- eleştiri mi yoksa kişilik değerlerine saldırı mı olduğu,
- spor politikasına mı yoksa kişinin veya topluluğun onuruna mı yöneldiği,
- tehdit içeren somut bir anlam taşıyıp taşımadığı,
- mizah, slogan, protesto veya siyasi ifade niteliğinde olup olmadığı,
- bütünlük içinde hangi anlamı taşıdığı
araştırılmalıdır.
Basın ve yayın yoluyla işlenen TCK m.216 kapsamındaki suçlarda TCK m.218 uyarınca cezada artırım gündeme gelebilir. Bununla birlikte haber verme amacıyla yapılan ve eleştiri sınırlarını aşmayan düşünce açıklamalarının suç oluşturmayacağı aynı düzenlemede belirtilmiştir. Sosyal medya veya diğer dijital araçların “basın ve yayın” kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ise iletişimin niteliğine ve somut olayın şartlarına göre belirlenir.
Toplu Tezahüratta Fail Nasıl Belirlenir?
Ceza sorumluluğu şahsidir. Bir kişinin yalnızca suç teşkil eden tezahüratın yapıldığı tribünde bulunması, taraftar grubuna mensup olması veya aynı bölümde oturması tek başına mahkûmiyet için yeterli görülmemelidir.
Kişinin söz konusu tezahürata fiilen katıldığının her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillerle ortaya konulması gerekir.
Fail tespitinde özellikle şu deliller önem taşıyabilir:
- stadyum ve çevresindeki kamera görüntüleri,
- ses ve görüntü kayıtları,
- elektronik bilet ve koltuk bilgileri,
- kolluk görevlilerinin tutanakları,
- müsabaka temsilcisi raporları,
- tanık anlatımları,
- sosyal medya paylaşım kayıtları,
- dijital inceleme ve bilirkişi raporları.
Kamera görüntüsünün yalnızca kişinin tribünde bulunduğunu göstermesi ancak tezahürata katılımı ortaya koymaması hâlinde delilin kapsamı ayrıca tartışılmalıdır. Benzer şekilde, sözlerin tam olarak ne olduğu belirtilmeden düzenlenen genel nitelikteki bir tutanak ile kişinin kimliğini açıkça göstermeyen görüntülerin mahkûmiyete yeterli olup olmadığı somut dosya üzerinden incelenmelidir.
Dijital delillerde ise ekran görüntüsüyle yetinilmemesi; paylaşım bağlantısı, tarih ve saat bilgisi, hesabın erişim durumu, veri bütünlüğü ve paylaşımı yapan kişinin tespiti üzerinde durulması önem taşır.
Soruşturma ve Yargılama Süreci Nasıl İşler?
Tehdit veya hakaret içeren tezahürat suçları şikâyete bağlı değildir. Kolluk, savcılık veya müsabaka görevlileri tarafından fiilin tespit edilmesi üzerine resen soruşturma başlatılabilir.
Soruşturma aşamasında genel olarak şu işlemler yapılabilir:
- Kamera ve ses kayıtlarının temin edilmesi,
- Elektronik bilet ve giriş bilgilerinin incelenmesi,
- Şüphelinin kimliğinin belirlenmesi,
- Tanık ve görevli ifadelerinin alınması,
- Şüphelinin savunmasının alınması,
- Sosyal medya ve dijital verilerin incelenmesi,
- Seyirden yasaklama tedbirinin uygulanması,
- Yeterli şüphe bulunması hâlinde iddianame düzenlenmesi.
Kamu davası açılması hâlinde yargılama kural olarak asliye ceza mahkemesinde yürütülür. Mahkeme, yalnızca sözlerin kaba veya rahatsız edici olup olmadığına değil, suçun bütün kanuni unsurlarının oluşup oluşmadığına ve sanığın fiile kişisel katılımının ispatlanıp ispatlanmadığına bakmalıdır.
Seyirden Yasaklanma Tedbiri
6222 sayılı Kanun kapsamındaki suçlardan dolayı soruşturma başlatılması hâlinde şüpheli hakkında spor müsabakalarını seyirden yasaklama tedbiri derhal uygulanabilir. Savcılık veya mahkeme tarafından kaldırılmasına karar verilmedikçe tedbir soruşturma ve kovuşturma sırasında devam edebilir.
Kovuşturmaya yer olmadığı, beraat veya düşme kararı verilmesi hâlinde koruma tedbiri niteliğindeki yasaklama kaldırılır. Mahkûmiyet durumunda ise seyirden yasaklanma, güvenlik tedbiri olarak uygulanabilir.
Seyirden yasaklanan kişinin, taraftarı olduğu ve yasaklama kararına konu müsabakanın tarafı olan takımın maç günlerinde, müsabakanın başlangıç saatinde ve bir saat sonrasında en yakın kolluk birimine başvurma yükümlülüğü doğabilir. Bu yükümlülüğe her bir müsabaka bakımından aykırı davranılması ayrıca adli para cezasına neden olabilir.
Seyirden yasaklama tedbirinin kapsamı, başlangıç tarihi, ilgili takım ve bildirim şartları dikkatle incelenmelidir. Tedbirin kişiye usulüne uygun bildirilip bildirilmediği ve yükümlülüğün anlaşılır şekilde açıklanıp açıklanmadığı da ceza sorumluluğu bakımından önem taşıyabilir. Nitekim bu tedbirin başvuru yolu ve bildirim biçimi, Anayasa Mahkemesine taşınan güncel norm denetimi başvurularına da konu olmuştur.
Önödeme Tezahürat Suçunu ve Yasaklamayı Sona Erdirir mi?
6222 sayılı Kanun’un 14/1. maddesindeki suç yalnızca adli para cezasını gerektirdiğinden, Türk Ceza Kanunu’nun önödemeye ilişkin hükümleri belirli şartlar altında gündeme gelebilir.
Ancak önödeme yapılması, seyirden yasaklama tedbirinin aynı anda ve kendiliğinden sona ereceği anlamına gelmez. Kanunda, önödeme hâlinde seyirden yasaklamanın önödeme tarihinden itibaren bir yıl süreyle devam etmesine yönelik özel düzenleme bulunmaktadır.
Bu nedenle yalnızca istenen miktarın ödenmesine odaklanılması; seyirden yasaklama, kolluğa başvurma yükümlülüğü ve bu yükümlülüğe aykırılığın sonuçlarının gözden kaçırılmasına neden olabilir.
Şikâyetten Vazgeçme Dosyayı Kapatır mı?
6222 sayılı Kanun’un 14. maddesindeki suçlar şikâyete bağlı değildir. Bu nedenle belirli bir kişinin hedef alındığı olaylarda dahi mağdurun şikâyetçi olmaması veya sonradan şikâyetinden vazgeçmesi, soruşturmanın kendiliğinden sona ermesini sağlamaz.
TCK m.216 kapsamında düzenlenen halkı aşağılama suçu da resen soruşturulan suçlardandır. Burada suçun doğrudan mağduru yalnızca tek bir kişi değil, hedef alınan toplum kesimi ve kamu barışıdır.
Bununla birlikte mağdurun beyanları, sözlerin bağlamı ve olayın gerçekleşme biçimi bakımından delil niteliği taşıyabilir.
Savunmada Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar
Tehdit veya hakaret içeren tezahürat ya da halkı aşağılama suçlamasıyla karşılaşılması hâlinde savunmanın yalnızca “sözleri söylemedim” şeklinde genel bir inkâra dayandırılması her dosya bakımından yeterli olmayabilir.
Dosyada özellikle şu konular incelenmelidir:
- Olay yeri hukuken spor alanı sayılıyor mu?
- Kullanılan sözler tam ve eksiksiz biçimde tespit edilmiş mi?
- Sözler tehdit, hakaret veya aşağılama niteliğinde mi?
- İfade belirli bir kişiye mi yoksa halkın bir kesimine mi yönelmiş?
- Topluluğun hangi farklılığı nedeniyle hedef alındığı belirlenmiş mi?
- Aleniyet unsuru gerçekleşmiş mi?
- Şüphelinin tezahürata şahsen katıldığı ispatlanmış mı?
- Görüntü ve ses kayıtları kesintisiz ve güvenilir mi?
- Kolluk tutanağı somut gözleme mi, genel kabule mi dayanıyor?
- Sosyal medya hesabının fiilî kullanıcısı tespit edilmiş mi?
- Sözler bütünlüğü içinde eleştiri veya protesto sınırında kalıyor mu?
- Fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturuyor mu?
- Seyirden yasaklama tedbiri usulüne uygun bildirilmiş mi?
Özellikle toplu tezahüratlarda bireysel fail tespiti ile dijital paylaşımlarda hesap kullanıcısının belirlenmesi, dosyanın hukuki sonucunu doğrudan etkileyebilecek konulardır.
Hak Kayıplarının Önlenmesi İçin Hukuki Değerlendirme
Tehdit veya hakaret içeren tezahürat ve halkı aşağılama suçlarında ceza sorumluluğu; kullanılan sözün tek başına sözlük anlamından hareketle belirlenmez. Olayın gerçekleştiği yer, taraftarlık ilişkisi, sözün yöneldiği kişi veya topluluk, aleniyet, ifade özgürlüğü, kişisel katılım ve delillerin güvenilirliği birlikte değerlendirilmelidir.
Soruşturmayla beraber seyirden yasaklama tedbirinin uygulanabilmesi ve bu tedbire bağlı kolluğa başvurma yükümlülüğünün ayrıca cezai sonuç doğurabilmesi, dosyanın yalnızca temel suç isnadı bakımından takip edilmesinin yeterli olmadığını göstermektedir.
Her dosyanın kendi şartlarına göre değerlendirilmesi gerekir. Aynı söz, kullanıldığı yer ve bağlama göre kötü tezahürat, tehdit, hakaret, toplum kesimlerine yönelik hakaret veya halkı aşağılama olarak farklı biçimlerde nitelendirilebilir. Hukuki sonuç somut olayın özelliklerine göre değişebileceğinden; delillerin zamanında toplanması, seyirden yasaklama kararının kapsamının incelenmesi ve savunmanın doğru suç vasfı üzerinden kurulması önem taşır. Hak kaybı yaşamamak için soruşturma ve kovuşturma sürecinde profesyonel hukuki destek alınması faydalı olacaktır.



