tr

Suça Sürüklenen Çocuk Yasası ve Adli Süreç

Suça Sürüklenen Çocuk Yasası ve Adli Süreç

Suça sürüklenen çocuk yasası olarak ifade edilen hukuki yapı, tek bir kanundan ibaret değildir. Türkiye’de 18 yaşından küçük bir çocuğun suç işlediği iddiasıyla karşı karşıya kalması hâlinde uygulanacak kurallar; başta 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu, Türk Ceza Kanunu’nun yaş küçüklüğüne ilişkin hükümleri ve Ceza Muhakemesi Kanunu olmak üzere farklı düzenlemelerde yer alır. Çocuğun fiil tarihindeki yaşı, işlediği iddia edilen eylemin anlamını kavrama yeteneği, sosyal gelişimi, müdafi yardımı, uygulanabilecek tedbirler ve delillerin hukuka uygunluğu adli sürecin sonucunu doğrudan etkiler.

Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 8 Ağustos 2026 tarihinde kabul edilen 7593 sayılı Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, çocuk adalet sisteminde önemli değişiklikler öngörmektedir. Ancak 10 Ağustos 2026 itibarıyla TBMM kayıtlarında Kanun’un Cumhurbaşkanınca onaylandığına ve Resmî Gazete’de yayımlandığına ilişkin bilgi bulunmamaktadır. Bu nedenle kabul edilen yeni hükümler ile hâlen yürürlükte bulunan kurallar birbirinden ayrılarak değerlendirilmelidir.

Suça Sürüklenen Çocuk Ne Demektir?

5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’na göre suça sürüklenen çocuk; kanunlarda suç olarak tanımlanan bir fiili işlediği iddiasıyla hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılan ya da işlediği fiil nedeniyle hakkında güvenlik tedbirine karar verilen çocuktur.

Bu ifade, çocuğun suçlu olduğunun kabul edildiği anlamına gelmez. Çocuk hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü bulunmadığı sürece masumiyet karinesi geçerlidir. “Suça sürüklenen çocuk” kavramı, çocuğu yalnızca fail olarak değil; aile yapısı, sosyal çevresi, eğitim durumu, gelişim özellikleri ve suç örgütleri tarafından kullanılma ihtimaliyle birlikte değerlendiren çocuk adalet yaklaşımının bir sonucudur.

Aynı çocuk, bir olayda suç isnadı altında bulunurken aynı zamanda ihmal, istismar, baskı veya örgütsel yönlendirme mağduru olabilir. Bu nedenle ceza sorumluluğunun incelenmesi ile çocuğun korunma ihtiyacının araştırılması birbirinden ayrı düşünülmemelidir.

Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Hukuki Dayanaklar

Çocukların ceza sorumluluğu ve yargılanma usulü başlıca şu düzenlemelere dayanır:

  • 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu
  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, özellikle yaş küçüklüğünü düzenleyen 31. madde
  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu
  • 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun
  • Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın kişi özgürlüğü, adil yargılanma, suçta ve cezada kanunilik ile çocuğun korunmasına ilişkin hükümleri
  • Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme
  • Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin özgürlük ve güvenlik hakkı ile adil yargılanma hakkına ilişkin hükümleri

Çocuk Koruma Kanunu’nun temel yaklaşımı; çocuğun üstün yararının gözetilmesi, özgürlüğü kısıtlayıcı tedbirlere son çare olarak başvurulması, çocuğun yetişkinlerden ayrı tutulması, özel hayatının korunması ve yeniden topluma kazandırılmasının esas alınmasıdır.

Çocuğun Ceza Sorumluluğu Yaşa Göre Nasıl Belirlenir?

Ceza sorumluluğu bakımından çocuğun soruşturma veya yargılama tarihindeki yaşı değil, fiilin işlendiği tarihteki yaşı esas alınır. Birden fazla tarihte işlendiği ileri sürülen fiiller bulunuyorsa yaş durumu her eylem yönünden ayrıca değerlendirilmelidir.

12 Yaşını Doldurmamış Çocuklar

Fiili işlediği sırada 12 yaşını doldurmamış çocukların ceza sorumluluğu bulunmaz. Bu çocuklar hakkında ceza kovuşturması yapılamaz ve mahkûmiyet hükmü kurulamaz.

Bununla birlikte olayın aydınlatılması, çocuğun kimliğinin ve korunma ihtiyacının belirlenmesi amacıyla sınırlı adli işlemler gerçekleştirilebilir. Çocuğun bakım, eğitim, sağlık veya danışmanlık ihtiyacı bulunması hâlinde çocuklara özgü güvenlik tedbirleri ile koruyucu ve destekleyici tedbirler gündeme gelebilir.

Ceza sorumluluğunun bulunmaması, olayın tamamen işlemsiz bırakılacağı anlamına gelmez. Buradaki amaç çocuğun cezalandırılması değil, suçtan ve yeniden suça sürüklenme riskinden korunmasıdır.

12–15 Yaş Arasındaki Çocuklar

Fiil tarihinde 12 yaşını doldurmuş ancak 15 yaşını doldurmamış çocuklar bakımından yalnızca takvim yaşı yeterli değildir. Çocuğun:

  • İşlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamadığı,
  • Davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişip gelişmediği

ayrıca araştırılır.

Bu yeteneklerin bulunmadığı belirlenirse çocuğun ceza sorumluluğu doğmaz; ancak çocuklara özgü güvenlik tedbirlerine karar verilebilir. Algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin bulunduğunun kabul edilmesi hâlinde ise çocuk hakkında ceza verilebilir fakat yaş küçüklüğü nedeniyle indirim uygulanır.

Değerlendirme yalnızca çocuğun fiziksel yaşına veya genel görünümüne dayanılarak yapılamaz. Uzman hekim veya sağlık kurulu değerlendirmesi, sosyal inceleme raporu, çocuğun eğitim durumu, aile ilişkileri ve olayın özellikleri birlikte ele alınmalıdır. Nihai hukuki takdir mahkemeye aittir; mahkeme bu görevi doğrudan bilirkişiye bırakamaz.

15–18 Yaş Arasındaki Çocuklar

Fiil tarihinde 15 yaşını doldurmuş ancak 18 yaşını doldurmamış çocukların ceza sorumluluğu kural olarak bulunmaktadır. Bununla birlikte yürürlükteki TCK’nin 31. maddesine göre yaş küçüklüğü indirimi uygulanır.

Çocuğun 18 yaşını yargılama devam ederken doldurması, fiil tarihinde sahip olduğu çocuk statüsünü ve uygulanması gereken yaş küçüklüğü hükümlerini ortadan kaldırmaz.

Yürürlükteki Cezalar ile 7593 Sayılı Kanun Arasındaki Fark

7593 sayılı Kanun, yaş küçüklüğü kapsamında uygulanabilecek hapis cezalarının bazı alt ve üst sınırlarını artırmaktadır.

Yaş grubu ve ceza türüHâlen yürürlükteki TCK m.317593 sayılı Kanun ile kabul edilen düzenleme
12–15 yaş, ağırlaştırılmış müebbet gerektiren suç12–15 yıl13–18 yıl
12–15 yaş, müebbet gerektiren suç9–11 yıl10–12 yıl
12–15 yaş, diğer hapis cezalarıYarısı indirilir, en fazla 7 yılYarısı indirilir, en fazla 9 yıl
15–18 yaş, ağırlaştırılmış müebbet gerektiren suç18–24 yıl19–27 yıl
15–18 yaş, müebbet gerektiren suç12–15 yıl15–18 yıl
15–18 yaş, diğer hapis cezalarıÜçte biri indirilir, en fazla 12 yılÜçte biri indirilir, en fazla 15 yıl

Tablonun sağ sütunundaki hükümler, Kanun’un usulüne uygun biçimde yayımlanarak yürürlüğe girmesinden sonra uygulanabilir. TBMM’de kabul edilmiş olması tek başına yürürlük için yeterli değildir.

7593 Sayılı Kanun Çocuk Adalet Sisteminde Neleri Değiştiriyor?

“Adli Süreçteki Çocuk” Kavramı Getiriliyor

7593 sayılı Kanun, mevzuatta bulunan “suça sürüklenen çocuk” ifadesinin “adli süreçteki çocuk” olarak değiştirilmesini öngörmektedir. Bu değişiklik, çocuğu suçla özdeşleştiren bir terminolojiden kaçınılması amacı taşımaktadır.

Kanun yürürlüğe girinceye kadar hukuken geçerli kavram “suça sürüklenen çocuk” olmaya devam eder. Bununla birlikte yeni terminoloji, ilerleyen dönemde mahkeme kararlarında, idari işlemlerde ve hukuki içeriklerde kullanılacaktır.

Bazı Ağır Suçlarda Yaş İndirimi Uygulanmayabilecek

Kabul edilen düzenlemeye göre 15–18 yaş grubundaki çocukların işlediği belirli ağır suçlarda hâkime yaş küçüklüğü indirimini uygulamama yetkisi tanınmaktadır.

Bu yetki özellikle kasten öldürme ile mağdurda çok ağır veya ölümcül sonuç doğuran, kanunda sınırlı biçimde belirtilen neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçları bakımından söz konusu olacaktır. Hâkim;

  • Kasta dayalı kusurun ağırlığını,
  • Suçun işleniş biçimini,
  • Amaç ve saiki,
  • Çocuğun daha önce kasıtlı bir suçtan hapis cezasına mahkûm edilip edilmediğini

dikkate alacaktır.

Düzenleme otomatik bir indirim yasağı getirmemektedir. İndirimin uygulanıp uygulanmayacağı somut olayın özellikleri üzerinden gerekçeli biçimde değerlendirilmelidir.

15 Yaşından Küçüklerde Sosyal İnceleme Zorunlu Olacak

Yeni düzenleme, 15 yaşını doldurmamış çocuklar hakkında sosyal inceleme yaptırılmasını zorunlu hâle getirmektedir. Sosyal inceleme yaptırılmadan düzenlenen iddianamenin iadesi gündeme gelebilecektir.

On beş yaşını doldurmuş çocuklar hakkında sosyal inceleme yaptırılmaması hâlinde ise savcı, mahkeme veya çocuk hâkimi bunun gerekçesini ilgili iddianame veya kararda göstermek zorunda olacaktır.

Yönlendirme Tedbirleri Uygulanabilecek

Ceza sorumluluğu bulunmayan çocuklar hakkında yeni yönlendirme tedbirleri öngörülmektedir. Bunlar arasında sosyal ve toplumsal hizmetlere katılma, dijital risklerden korunma, kitap ve kütüphane çalışmaları, çevreye saygı ile bağımlılıkla mücadeleye yönelik tedbirler bulunmaktadır.

Bu tedbirler ceza niteliğinde değerlendirilmemelidir. Amaç, çocuğun gelişimini desteklemek ve yeniden suça sürüklenme riskini azaltmaktır.

Tekerrür ve İnfaz Kurallarında Değişiklik Yapılıyor

7593 sayılı Kanun, 15–18 yaş grubunda işlenen fiillerin belirli şartlarda tekerrüre esas alınabilmesine ilişkin düzenleme içermektedir. Ayrıca çocuk hükümlülerin cezalarının infazına çocuk kapalı ceza infaz kurumunda başlanması, iyi hâl değerlendirmesi sonrasında çocuk eğitimevine ayrılabilmesi öngörülmektedir.

Bu hükümler, çocuğun fiil tarihindeki yaşı, suçun niteliği, önceki mahkûmiyetin kesinleşme durumu ve infaz aşaması dikkate alınarak uygulanmalıdır.

Suça Sürüklenen Çocuk Hakkında Soruşturma Nasıl Yürütülür?

Yakalama ve İlk Bildirimler

Çocuğun yakalanması hâlinde işlem, yetişkin şüphelilerden farklı güvencelere tabidir. Çocuğun durumu Cumhuriyet savcısına bildirilir ve çocuklara ayrılmış birimde tutulması gerekir. Kanunda öngörülen istisnalar saklı kalmak üzere ailesine, yasal temsilcisine ve ilgili baroya haber verilmelidir.

Çocuğun yetişkin şüphelilerle aynı yerde tutulmaması, temel ihtiyaçlarının karşılanması ve özel hayatının korunması gerekir. Yakalama işleminin hukuka uygunluğu, süresi ve çocuğa haklarının anlayabileceği bir dille anlatılıp anlatılmadığı sonradan denetlenebilir.

İfade İşlemi ve Zorunlu Müdafi

Çocuk hakkındaki soruşturma, Çocuk Koruma Kanunu’nun 15. maddesi uyarınca çocuk bürosunda görevli Cumhuriyet savcısı tarafından bizzat yürütülür. Çocuğun ifadesinin de kural olarak Cumhuriyet savcısı tarafından alınması gerekir.

CMK’nin 150. maddesi gereğince çocuk şüpheli veya sanık için talebi aranmaksızın müdafi görevlendirilir. Çocuk veya ailesi avukat istemediğini söylese bile zorunlu müdafilik güvencesi ortadan kalkmaz. Anne, baba veya yasal temsilci avukatın yerine geçemez.

İfade sırasında çocuğun yaşı, gelişim düzeyi ve anlayış kapasitesi gözetilmelidir. Baskı, tehdit, yönlendirme, aldatma veya yorucu sorgulama yöntemleriyle alınan beyanlar hukuka aykırı olabilir. Müdafi hazır bulunmadan kolluk tarafından alınan ve hâkim ya da mahkeme huzurunda doğrulanmayan ifade, CMK’nin 148. maddesi gereğince hükme esas alınamaz.

Delillerin Toplanması

Çocuğun beyanı dosyanın tek delili olarak görülmemelidir. Kamera kayıtları, dijital veriler, tanık anlatımları, kriminal raporlar, olay yeri bulguları ve diğer maddi deliller birlikte değerlendirilir.

Telefon incelemesi, arama, el koyma ve dijital verilere erişim gibi işlemlerin kanuni şartlara uygun olması gerekir. Hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen deliller mahkûmiyet hükmüne dayanak yapılamaz.

Sosyal İnceleme Raporu Neden Önemlidir?

Sosyal inceleme raporu; çocuğun aile ilişkilerini, eğitim hayatını, sosyal çevresini, psikolojik ve gelişimsel özelliklerini, suça sürüklenme nedenlerini ve korunma ihtiyaçlarını ortaya koymayı amaçlar.

Bu rapor:

  • Çocuğun suçu işlediğini gösteren bir delil değildir.
  • Tek başına ceza sorumluluğunu belirlemez.
  • Uzman hekim veya sağlık kurulu değerlendirmesinin yerine geçmez.
  • Mahkemenin bireyselleştirilmiş karar vermesine yardımcı olur.
  • Uygun koruyucu, destekleyici veya yönlendirici tedbirin belirlenmesini sağlar.

Özellikle 12–15 yaş grubunda, fiilin anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneği değerlendirilirken sosyal inceleme ile tıbbi veya psikiyatrik incelemenin işlevleri birbirinden ayrılmalıdır.

Koruyucu ve Destekleyici Tedbirler Nelerdir?

Çocuk Koruma Kanunu’nun 5. maddesinde düzenlenen başlıca tedbirler şunlardır:

  • Danışmanlık tedbiri: Çocuğa ve bakımından sorumlu kişilere çocuk yetiştirme, gelişim, eğitim ve aile ilişkileri konusunda rehberlik sağlanmasıdır.
  • Eğitim tedbiri: Çocuğun eğitim kurumuna devamının, meslek edinmesinin veya mesleki eğitim almasının sağlanmasıdır.
  • Bakım tedbiri: Çocuğun bakımından sorumlu kişinin görevini yerine getirememesi hâlinde uygun bakım hizmetinden yararlandırılmasıdır.
  • Sağlık tedbiri: Çocuğun fiziksel veya ruhsal sağlığının korunması ve tedavisi için gerekli hizmetlerin sağlanmasıdır.
  • Barınma tedbiri: Barınma yeri bulunmayan çocuk veya çocuklu kişiler için uygun barınma imkânı oluşturulmasıdır.

Bu tedbirler mahkûmiyet cezası değildir. Çocuk hakkında beraat, ceza verilmesine yer olmadığı veya güvenlik tedbiri kararı verilmesi, korunma ihtiyacı bulunuyorsa destekleyici tedbir uygulanmasına engel oluşturmaz.

Çocuk Hakkında Tutuklama Kararı Verilebilir mi?

Çocuklar hakkında tutuklama kararı verilmesi mümkündür; ancak tutuklama son çare olarak değerlendirilmelidir. Kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin yanında, kaçma veya delilleri karartma gibi kanuni tutuklama nedenlerinin de somutlaştırılması gerekir.

Çocuk Koruma Kanunu’nun 21. maddesine göre 15 yaşını doldurmamış çocuklar hakkında, üst sınırı beş yılı aşmayan hapis cezasını gerektiren fiiller nedeniyle tutuklama kararı verilemez.

Tutuklama değerlendirmesinde ayrıca:

  • Adli kontrolün yeterli olup olmadığı,
  • Çocuğun eğitim hayatı,
  • Ailesi ve sosyal çevresi,
  • Yaşı ve gelişim durumu,
  • Tutuklamanın süresi,
  • Tedbirin çocuğa verebileceği zarar

dikkate alınmalıdır. Yalnızca suçun katalog suçlar arasında bulunması, gerekçesiz veya otomatik tutuklama için yeterli değildir.

Çocuk Hakkında Kamu Davası Açılması ve Görevli Mahkeme

Savcılık yeterli şüphe oluşturan delil bulunduğu kanaatine ulaşırsa iddianame düzenleyebilir. Suçun niteliğine göre yargılama çocuk mahkemesi veya çocuk ağır ceza mahkemesi tarafından yapılır.

Çocuğun yetişkinlerle birlikte suç işlediğinin ileri sürüldüğü durumlarda soruşturma ve kovuşturmanın kural olarak ayrı yürütülmesi gerekir. Dosyaların birleştirilmesi, ancak kanuni şartların bulunması ve çocuk mahkemesinin uygun görmesi hâlinde gündeme gelebilir.

İddianamede çocuğa isnat edilen fiil, deliller, uygulanması istenen kanun maddeleri ve olayın hukuki nitelendirmesi açıkça gösterilmelidir. Çocuğun algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin araştırılması gereken dosyalarda bu inceleme tamamlanmadan esas hakkında karar verilmesi önemli bir hukuka aykırılık oluşturabilir.

Çocuk Mahkemesindeki Duruşma Nasıl Yapılır?

Sanığın 18 yaşından küçük olması hâlinde duruşma kapalı yapılır ve hüküm de kapalı duruşmada açıklanır. Bu düzenleme, çocuğun özel hayatını ve gelecekteki toplumsal yaşamını korumayı amaçlar.

Duruşmada zorunlu müdafi hazır bulunur. Mahkeme gerekli görürse sosyal çalışma görevlisini, çocuğun yasal temsilcisini veya bakımından sorumlu kişiyi duruşmaya kabul edebilir. Bununla birlikte çocuğun üstün yararı gerektiriyorsa bazı kişilerin duruşmada bulunmasına sınırlama getirilebilir.

Çocuğun sorgusu, anlayabileceği bir dil kullanılarak ve kendisini ifade etmesine imkân tanınarak yapılmalıdır. Çocuğun susma hakkını kullanması aleyhine yorumlanamaz.

Yargılama Sonunda Hangi Kararlar Verilebilir?

Dosyanın özelliklerine göre;

  • Beraat,
  • Ceza verilmesine yer olmadığı,
  • Çocuklara özgü güvenlik tedbiri,
  • Mahkûmiyet,
  • Hükmün açıklanmasının geri bırakılması,
  • Hapis cezasının ertelenmesi,
  • Kısa süreli hapis cezasının seçenek yaptırıma çevrilmesi,
  • Koruyucu ve destekleyici tedbir

kararlarından biri veya birkaçı gündeme gelebilir.

Bu kurumların uygulanması otomatik değildir. Suçun niteliği, belirlenen ceza, çocuğun geçmişi, duruşmadaki tutumu, zarar durumu ve ilgili kurumun kendine özgü kanuni şartları ayrı ayrı incelenir.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması beraat kararı değildir. Karar, belirli bir denetim süresine ve yükümlülüklere bağlı hukuki sonuç doğurur. Bu nedenle ailelerin HAGB kararını “dosyanın tamamen kapanması” şeklinde değerlendirmemesi gerekir.

Kanun Yolları ve Sürelerin Takibi

Çocuk mahkemesinin kararlarına karşı istinaf veya şartları varsa temyiz kanun yoluna başvurulabilir. Ceza yargılamasında istinaf süresi kural olarak gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftadır. Ancak tutuklama, adli kontrol, tedbir ve diğer ara kararlar bakımından farklı ve daha kısa itiraz süreleri bulunabilir.

Yasal temsilci, müdafi ve çocuk bakımından kanun yolu yetkileri dosyanın durumuna göre ayrıca değerlendirilmelidir. Kararda kanun yolunun veya süresinin hatalı gösterilmesi de hukuki inceleme gerektirir. Tebligatın alınmasına rağmen dosyanın bekletilmesi, geri dönülmesi güç hak kayıplarına neden olabilir.

Yeni Kanun Geçmişte İşlenen Fiillere Uygulanabilir mi?

Aleyhe ceza kanunları geçmişe yürütülemez. Anayasa’nın 38. maddesi ve TCK’nin 7. maddesi gereğince, fiilin işlendiği tarihten sonra yürürlüğe giren daha ağır maddi ceza hükümleri geçmişteki eylemlere uygulanamaz.

Fiilin işlendiği tarihteki kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanun farklı sonuçlar doğuruyorsa lehe olan düzenleme belirlenmelidir. Bu karşılaştırma yalnızca tek bir ceza oranı üzerinden değil, ilgili hükümlerin somut olayda doğuracağı bütün sonuçlar dikkate alınarak yapılır.

Usul hükümlerinde ise derhâl uygulama ilkesi geçerlidir. Bununla birlikte tamamlanmış işlemler, kazanılmış usul güvenceleri ve düzenlemenin maddi ceza hukukuna etkileri ayrıca incelenmelidir. Bu nedenle 7593 sayılı Kanun yürürlüğe girdikten sonra derdest dosyalar açısından bireysel bir uyarlama değerlendirmesi yapılması gerekecektir.

Uygulamada Sık Karıştırılan Hususlar

“18 Yaşından Küçük Olanlara Ceza Verilmez” Düşüncesi

Bu kabul doğru değildir. On iki yaşını doldurmamış çocukların ceza sorumluluğu bulunmaz. On iki ile on beş yaş arasındaki çocuklarda algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneği araştırılır. On beş ile on sekiz yaş arasındaki çocukların ise kural olarak ceza sorumluluğu vardır.

Sosyal İnceleme Raporu ile Sağlık Raporunun Aynı Olduğunun Sanılması

Sosyal inceleme raporu çocuğun bireysel ve çevresel koşullarını değerlendirir. Tıbbi veya psikiyatrik rapor ise algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneği gibi uzmanlık gerektiren sağlık konularına yöneliktir. Raporların işlevleri farklıdır.

Ailenin Avukat Yerine Geçebileceği Düşüncesi

Anne, baba veya yasal temsilcinin çocuğun yanında bulunması müdafi yardımının yerine geçmez. Çocuk hakkında zorunlu müdafilik hükümleri uygulanır.

Yeni Kanunun Bütün Dosyalara Otomatik Uygulanacağı Düşüncesi

7593 sayılı Kanun’un TBMM’de kabul edilmesi, henüz bütün hükümlerinin yürürlüğe girdiği anlamına gelmez. Yayımlanma tarihi, yürürlük hükümleri, fiil tarihi ve lehe kanun ilkesi birlikte incelenmelidir.

Çocuğun İkrarının Tek Başına Yeterli Görülmesi

Çocuğun suçu kabul ettiğini belirten beyanı, elde edilme biçimi ve diğer delillerle uyumu incelenmeden mahkûmiyet için yeterli kabul edilmemelidir. Müdafisiz, yönlendirici veya baskı altında alınan beyanlar ayrıca hukuka uygunluk denetimine tabidir.

Ailelerin ve Yasal Temsilcilerin Dikkat Etmesi Gerekenler

Çocuk hakkında adli işlem başlatıldığında ailelerin paniğe kapılarak çocuğu yönlendirmesi veya olaya ilişkin ortak bir anlatım oluşturması savunmaya zarar verebilir. Bunun yerine:

  • Yakalama, ifade ve sağlık muayenesi tutanaklarının örnekleri alınmalı,
  • Çocuğun ifadesi öncesinde müdafiyle görüşmesi sağlanmalı,
  • Kamera kayıtları ve dijital delillerin kaybolmaması için zamanında talepte bulunulmalı,
  • Çocuğun okul, sağlık ve gelişim geçmişine ilişkin belgeler korunmalı,
  • Sosyal inceleme ve uzman raporlarındaki eksiklikler incelenmeli,
  • Tutuklama ve adli kontrol kararlarına karşı süreler takip edilmeli,
  • Çocuğun kimliği ve dosya içeriği sosyal medyada paylaşılmamalı,
  • Koruyucu ve destekleyici tedbirlerin uygulanması aksatılmamalıdır.

Çocuğun dosyayı çevresinden veya sosyal medyadan öğrendiği bilgilerle anlatmaya zorlanması, gerçek hafızası ile sonradan edindiği bilgilerin birbirine karışmasına neden olabilir. Çocukla iletişim kurulurken hem savunma hakkı hem de psikolojik bütünlüğü gözetilmelidir.

Çocuk Adaletinde Savunma Hakkı ve Yüksek Mahkeme Yaklaşımı

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Salduz/Türkiye kararında çocuk şüphelinin ilk sorgu aşamasından itibaren avukat yardımından yararlanmasının adil yargılanma hakkı bakımından taşıdığı önemi vurgulamıştır. Çocuğun müdafi yardımından yoksun şekilde verdiği ve mahkûmiyette kullanılan beyanlar, yargılamanın bütününün adilliğini etkileyebilir.

Anayasa Mahkemesi de D.T. başvurusunda, çocuk şüpheli hakkında verilen dosya inceleme kısıtlamasının somut gerekçeye dayanmaması ve tutuklamaya temel oluşturan delillere etkili biçimde itiraz imkânının sağlanmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

Bu içtihatlar, çocuklara özgü usul güvencelerinin yalnızca şeklen yerine getirilmesinin yeterli olmadığını göstermektedir. Çocuğun savunmaya fiilen katılabilmesi, suçlamayı anlayabilmesi, müdafisiyle görüşebilmesi ve aleyhindeki delillere etkili şekilde karşı çıkabilmesi gerekir.

Adli Süreçte Çocuğun Haklarını Korumaya Yönelik Hukuki Değerlendirme

Çocuk ceza dosyalarında yaş küçüklüğü indiriminin hesaplanması, sürecin yalnızca bir bölümüdür. Çocuğun fiil tarihindeki yaşı, ceza sorumluluğu, ifade alma koşulları, delillerin hukuka uygunluğu, sosyal inceleme, uzman değerlendirmeleri, tutuklamanın ölçülülüğü ve uygulanabilecek tedbirler bir bütün hâlinde incelenmelidir.

Her dosyanın kendi şartlarına göre değerlendirilmesi gerekir. Aynı yaş grubundaki iki çocuk hakkında dahi olayın meydana geliş biçimi, gelişim özellikleri, suçun niteliği ve mevcut deliller farklı hukuki sonuçlar doğurabilir. Özellikle 12–15 yaş grubundaki çocukların ceza sorumluluğu ile yeni düzenlemenin geçmiş tarihli fiillere uygulanıp uygulanamayacağı, yüzeysel bir incelemeyle karara bağlanabilecek konular değildir.

Çocuk hakkında yapılan ilk işlemden itibaren savunma haklarının korunması, delillerin zamanında toplanması ve kanun yolu sürelerinin takip edilmesi önem taşır. Hukuki sonucun somut olayın özelliklerine göre değişebileceği dikkate alınmalı; geri dönülmesi güç hak kayıpları yaşamamak için çocuk ceza yargılaması konusunda profesyonel hukuki destek alınmalıdır.

Av. Erdem Varol
Hukuki konuları mevzuat, yargı kararları ve uygulama çerçevesinde ele alan bilgilendirici içerikler hazırlamaktadır.
Randevu Talebi