
Anayasa Madde 104; Cumhurbaşkanının devlet başkanı sıfatını, yürütme yetkisini, Türkiye Büyük Millet Meclisiyle ilişkilerini, atama görevlerini, dış politika ve millî güvenlik alanındaki yetkilerini ve Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarabilmesinin sınırlarını düzenler. Maddeye göre yürütme yetkisi Cumhurbaşkanına aittir; ancak bu yetki sınırsız değildir. Cumhurbaşkanı, bütün görev ve yetkilerini Anayasa’nın bağlayıcılığı, kanunların üstünlüğü, temel hakların korunması ve yargısal denetim çerçevesinde kullanmak zorundadır.
Özellikle Cumhurbaşkanlığı kararnameleri bakımından Anayasa Madde 104 açık sınırlar getirmiştir. Cumhurbaşkanlığı kararnamesi kanunun üzerinde değildir; kanunla çatışması hâlinde kanun uygulanır. Türkiye Büyük Millet Meclisinin aynı konuda kanun çıkarması durumunda ise kararname hükmü kendiliğinden hükümsüz hâle gelir.
Anayasa Madde 104 Neyi Düzenler?
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 104. maddesi, “Cumhurbaşkanının görev ve yetkileri” başlığını taşır. Maddenin temel düzenleme alanları şunlardır:
- Cumhurbaşkanının devletin başı ve yürütme organı içindeki konumu,
- Devletin ve milletin birliğini temsil etme görevi,
- Türkiye Büyük Millet Meclisiyle ilişkileri,
- Kanunları yayımlama veya yeniden görüşülmek üzere geri gönderme yetkisi,
- Anayasa Mahkemesinde iptal davası açma yetkisi,
- Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanların atanması,
- Üst kademe kamu yöneticilerine ilişkin atama yetkileri,
- Milletlerarası antlaşmaların onaylanması ve yayımlanması,
- Millî güvenlik politikalarının belirlenmesi,
- Türk Silahlı Kuvvetlerinin başkomutanlığının temsil edilmesi,
- Belirli şartlarla cezaların hafifletilmesi veya kaldırılması,
- Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ve yönetmelik çıkarılması.
Madde 104, yalnızca görevlerin sıralandığı bir hüküm değildir. Aynı zamanda yürütmenin düzenleme yetkisinin hangi alanlarda kullanılabileceğini ve bu yetkinin hangi durumlarda sona ereceğini gösteren temel anayasal hükümlerden biridir.
Anayasa Madde 104’ün Hukuki Dayanağı ve Güncel Yapısı
Anayasa’nın 104. maddesi, 21 Ocak 2017 tarihli ve 6771 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 8. maddesiyle yeniden düzenlenmiştir. Değişiklikler, 2018 yılında Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sisteminin uygulanmaya başlamasıyla bütünüyle yürürlüğe girmiştir.
Yeni düzenlemeyle birlikte yürütme yetkisi Cumhurbaşkanına verilmiş; Başbakanlık ve Bakanlar Kurulu kaldırılmıştır. Bununla birlikte yasama yetkisi Türkiye Büyük Millet Meclisine, yargı yetkisi ise bağımsız ve tarafsız mahkemelere ait olmaya devam etmektedir.
Madde 104 değerlendirilirken özellikle şu anayasal hükümler birlikte ele alınmalıdır:
- Anayasa Madde 6: Egemenliğin kullanılmasının anayasal sınırları,
- Anayasa Madde 7: Yasama yetkisinin Türkiye Büyük Millet Meclisine ait olması,
- Anayasa Madde 8: Yürütme yetkisi ve görevi,
- Anayasa Madde 9: Yargı yetkisinin bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılması,
- Anayasa Madde 11: Anayasa’nın bağlayıcılığı ve üstünlüğü,
- Anayasa Madde 87: Türkiye Büyük Millet Meclisinin görev ve yetkileri,
- Anayasa Madde 89: Kanunların Cumhurbaşkanınca yayımlanması,
- Anayasa Madde 90: Milletlerarası antlaşmalar,
- Anayasa Madde 92: Türk Silahlı Kuvvetlerinin kullanılmasına izin verilmesi,
- Anayasa Madde 105 ve 106: Cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanların sorumluluğu,
- Anayasa Madde 119: Olağanüstü hâl yönetimi,
- Anayasa Madde 125: İdari işlem ve eylemlerin yargısal denetimi,
- Anayasa Madde 148, 150, 151 ve 152: Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin anayasal denetimi.
Bu nedenle Anayasa Madde 104’te yer alan bir yetki, Anayasa’nın diğer hükümlerinden bağımsız ve sınırsız bir yetki şeklinde yorumlanamaz.
Cumhurbaşkanının Devlet Başkanı Sıfatı
Anayasa Madde 104’e göre Cumhurbaşkanı devletin başıdır. Yürütme yetkisi Cumhurbaşkanına aittir. Cumhurbaşkanı, devlet başkanı sıfatıyla Türkiye Cumhuriyeti’ni ve Türk milletinin birliğini temsil eder.
Cumhurbaşkanının bu kapsamda Anayasa’nın uygulanmasını ve devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını temin etme görevi bulunmaktadır. Ancak bu görev, yasama veya yargı organlarının anayasal yetkilerine müdahale edilmesi anlamına gelmez. Devlet organlarının her biri kendi anayasal görev alanı içinde hareket eder.
Anayasa’nın başlangıç hükümlerinde de belirtildiği üzere kuvvetler ayrılığı, devlet organları arasında bir üstünlük sıralaması değil; görev ve yetkilerin anayasal iş bölümü çerçevesinde kullanılmasıdır.
Cumhurbaşkanının Türkiye Büyük Millet Meclisiyle İlgili Yetkileri
Mecliste açılış konuşması ve mesaj verme
Cumhurbaşkanı gerekli gördüğü takdirde yasama yılının ilk günü Türkiye Büyük Millet Meclisinde açılış konuşması yapabilir. Ayrıca ülkenin iç ve dış siyaseti hakkında Meclise mesaj verebilir.
Meclise mesaj verme, hukuken kanun teklifi sunma anlamına gelmez. Cumhurbaşkanının doğrudan kanun teklifi verme yetkisi bulunmamaktadır. Kanun teklif etme yetkisi milletvekillerine aittir. Bunun önemli istisnası, Cumhurbaşkanının merkezî yönetim bütçe kanunu teklifini Türkiye Büyük Millet Meclisine sunmasıdır.
Kanunları yayımlama ve geri gönderme
Cumhurbaşkanı, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilen kanunları yayımlar. Kanunun tamamını veya bazı hükümlerini uygun bulmaması hâlinde, gerekçesiyle birlikte yeniden görüşülmek üzere Meclise geri gönderebilir.
Bu yetki mutlak bir veto değildir. Türkiye Büyük Millet Meclisi geri gönderilen kanunu Anayasa’nın 89. maddesinde öngörülen çoğunlukla aynen kabul ederse Cumhurbaşkanı kanunu yayımlar. Meclis kanunda değişiklik yaparsa Cumhurbaşkanının değiştirilen kanunu yeniden geri gönderme imkânı doğabilir.
Bütçe kanunlarının Cumhurbaşkanı tarafından yeniden görüşülmek üzere geri gönderilmesi mümkün değildir.
Anayasa Mahkemesinde iptal davası açma
Cumhurbaşkanı; kanunların ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün tamamının veya belirli hükümlerinin Anayasa’ya şekil ya da esas bakımından aykırı olduğu gerekçesiyle Anayasa Mahkemesinde iptal davası açabilir.
İptal davası açma yetkisinin süresi, başvuru konusu ve şekil şartları Anayasa’nın 148, 150 ve 151. maddeleriyle birlikte değerlendirilmelidir. Özellikle şekil bozukluğuna dayanan başvurularda daha kısa ve özel süreler söz konusu olabilir.
Anayasa değişikliklerini halkoyuna sunma
Cumhurbaşkanı, Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunları gerekli şartların bulunması hâlinde halkoyuna sunabilir. Ancak bu yetkinin kullanılması, Anayasa’nın 175. maddesinde düzenlenen teklif, kabul çoğunluğu ve halkoylaması kurallarına bağlıdır.
Atama ve Görevden Alma Yetkileri
Cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanı yardımcıları ile bakanları atar ve görevlerine son verir. Bu kişilerin görevleri, sorumlulukları ve haklarında yürütülebilecek Meclis soruşturması süreci Anayasa’nın 106. maddesinde ayrıca düzenlenmiştir.
Cumhurbaşkanı aynı zamanda üst kademe kamu yöneticilerini atama ve görevlerine son verme yetkisine sahiptir. Bu kişilerin atanmasına ilişkin usul ve esaslar Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenebilir. Uygulamada bu alan, başta 3 sayılı Üst Kademe Kamu Yöneticileri ile Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Atama Usullerine Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi olmak üzere ilgili mevzuatla şekillenmektedir.
Atama yetkisinin Cumhurbaşkanına ait olması, atanacak kişiler için öngörülen anayasal ve kanuni şartların dikkate alınmayacağı anlamına gelmez. Eğitim, mesleki deneyim, kıdem, liyakat veya özel nitelik şartları ilgili düzenlemelerde bulunuyorsa atama işleminin bu kurallara uygun olması gerekir.
Cumhurbaşkanı kararıyla yapılan atama veya görevden alma işlemleri, idari işlem niteliği taşıdıkları ölçüde yargısal denetime tabidir. İşlemin yetki, şekil, sebep, konu ve amaç unsurları yönünden hukuka uygunluğu idari yargıda incelenebilir.
Dış Politika ve Milletlerarası Antlaşmalara İlişkin Yetkiler
Cumhurbaşkanı, yabancı devletlere Türkiye Cumhuriyeti’nin temsilcilerini gönderir ve Türkiye’ye gönderilen yabancı devlet temsilcilerini kabul eder.
Milletlerarası antlaşmaları onaylama ve yayımlama yetkisi de Cumhurbaşkanına aittir. Bununla birlikte antlaşmaların onaylanması süreci yalnızca Anayasa Madde 104’e göre değerlendirilemez. Anayasa’nın 90. maddesi uyarınca, kural olarak milletlerarası antlaşmaların onaylanmasının uygun bulunması Türkiye Büyük Millet Meclisinin bir kanunla onaylamasına bağlıdır. Anayasa’da belirtilen bazı ekonomik, ticari, teknik veya idari antlaşmalar bakımından ise farklı usuller uygulanabilir.
Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası antlaşmalar kanun hükmündedir. Temel hak ve özgürlüklere ilişkin bir milletlerarası antlaşma ile kanunun aynı konuda farklı hükümler içermesi hâlinde milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır.
Millî Güvenlik ve Türk Silahlı Kuvvetlerine İlişkin Yetkiler
Cumhurbaşkanı millî güvenlik politikalarını belirler ve gerekli tedbirleri alır. Türkiye Büyük Millet Meclisi adına Türk Silahlı Kuvvetlerinin başkomutanlığını temsil eder ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin kullanılmasına karar verir.
Ancak bu yetkiler de Anayasa’nın diğer hükümleriyle birlikte uygulanır. Savaş hâlinin ilanına, Türk Silahlı Kuvvetlerinin yabancı ülkelere gönderilmesine veya yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye’de bulunmasına izin verme yetkisi, Anayasa’nın 92. maddesinde belirtilen esaslar çerçevesinde Türkiye Büyük Millet Meclisine aittir.
Türkiye’nin ani bir silahlı saldırıya uğraması ve Meclisin tatilde veya ara vermede bulunması gibi özel durumlarda Cumhurbaşkanının Türk Silahlı Kuvvetlerinin kullanılmasına karar verebilmesi mümkündür. Dolayısıyla Anayasa Madde 104’teki yetki, Anayasa Madde 92’den bağımsız ve sınırsız bir askerî yetki olarak yorumlanamaz.
Cezaların Hafifletilmesi veya Kaldırılması Yetkisi
Cumhurbaşkanı; sürekli hastalık, sakatlık ve kocama sebeplerinden birinin bulunması hâlinde kişilerin cezalarını hafifletebilir veya kaldırabilir. “Sakatlık” ifadesi, Anayasa’nın mevcut madde metninde kullanılan ifadedir.
Bu yetkinin kullanılabilmesi için Anayasa’da sayılan sebeplerden birinin somut olayda bulunması gerekir. Sağlık durumu, hastalığın sürekliliği, hükümlünün yaşı ve cezanın infazına etkisi yetkili sağlık kurumlarının raporları ve dosyadaki diğer bilgiler üzerinden değerlendirilir.
Cumhurbaşkanının bu yetkisi genel af yetkisi değildir. Genel veya özel af ilanına karar verme yetkisi, Anayasa’nın 87. maddesi uyarınca Türkiye Büyük Millet Meclisine aittir ve üye tam sayısının beşte üç çoğunluğunu gerektirir.
Cezanın Cumhurbaşkanı tarafından hafifletilmesi veya kaldırılması, mahkûmiyet hükmünün bütün sonuçlarıyla kendiliğinden ortadan kalktığı anlamına gelmeyebilir. Kararın kapsamı, mahkûmiyetin niteliği ve ilgili mevzuat hükümleri ayrıca incelenmelidir.
Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi Çıkarma Yetkisi
Anayasa Madde 104’ün uygulamada en çok tartışılan bölümü Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarma yetkisidir. Cumhurbaşkanı, yürütme yetkisine ilişkin konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarabilir. Ancak bu yetki belirli anayasal sınırlar içinde kullanılabilir.
Bir düzenlemenin Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle yapılabilmesi için sırasıyla şu hususlar incelenmelidir:
- Düzenlenen konu yürütme yetkisine ilişkin olmalıdır.
- Konu, Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenmesi yasaklanan temel hak alanında bulunmamalıdır.
- Anayasa’da konunun münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülmemiş olmalıdır.
- Konu daha önce bir kanunda açıkça düzenlenmiş olmamalıdır.
- Kararname hükmü yürürlükteki kanunlara aykırı olmamalıdır.
Bu şartlardan birinin bulunmaması, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi hükmünün konu bakımından Anayasa’ya aykırılığına yol açabilir.
Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenemeyecek temel haklar
Anayasa’nın İkinci Kısmı’nın Birinci ve İkinci Bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleri ile Dördüncü Bölüm’de bulunan siyasi haklar ve ödevler Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenemez.
Bu yasak alan kapsamında özellikle şu haklar gündeme gelebilir:
- Kişinin dokunulmazlığı ve maddi-manevi varlığının korunması,
- Kişi hürriyeti ve güvenliği,
- Özel hayatın gizliliği,
- Kişisel verilerin korunması,
- Konut dokunulmazlığı,
- Haberleşme hürriyeti,
- Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti,
- Basın hürriyeti,
- Hak arama hürriyeti,
- Mülkiyet hakkı,
- Seçme, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakları,
- Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı.
Sosyal ve ekonomik hakların Anayasa’nın İkinci Kısmı’nın Üçüncü Bölümü’nde bulunması, bu alanın tamamının serbestçe Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenebileceği anlamına gelmez. Konu Anayasa’da kanuna bırakılmışsa, kanunda açıkça düzenlenmişse veya düzenleme başka bir temel hak üzerinde sınırlayıcı sonuç doğuruyorsa kararname yetkisinin sınırları yeniden değerlendirilmelidir.
Münhasıran kanunla düzenlenmesi gereken alanlar
Anayasa bir konunun kanunla düzenleneceğini özel olarak belirtmişse o konuda kural olarak Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamaz. Örneğin kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri ile mali ve sosyal haklarına ilişkin konular Anayasa’nın 128. maddesi nedeniyle kanunla düzenleme alanı içinde değerlendirilebilir.
Bununla birlikte Anayasa’nın Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenleme yapılmasına açıkça izin verdiği özel alanlar bulunmaktadır. Bakanlıkların kurulması, kaldırılması, görevleri, yetkileri ve teşkilat yapısı bu alanlardan biridir. Bu durumda kararname yetkisi yalnızca Anayasa’nın açıkça izin verdiği kapsam içinde kullanılabilir.
Kanunda açıkça düzenlenen konular
Bir konu yürürlükteki kanunda açıkça düzenlenmişse aynı konuda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamaz. Bu değerlendirmede yalnızca aynı kelimelerin kullanılıp kullanılmadığına bakılmaz. Kanun hükmünün kararnameyle düzenlenen olaya uygulanabilir olup olmadığı da dikkate alınır.
Anayasa Mahkemesi, kanun hükmünde kararnamelerle açıkça düzenlenmiş konuları da bu sınırlama kapsamında değerlendirmektedir. Dolayısıyla eski dönemde çıkarılmış ve hâlen yürürlükte bulunan bir kanun hükmünde kararnameyle düzenlenen konuda da olağan dönem Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılması mümkün olmayabilir.
Kanun ile kararname çatışırsa ne olur?
Kanun ile Cumhurbaşkanlığı kararnamesinde farklı hükümler bulunması hâlinde kanun hükümleri uygulanır. Türkiye Büyük Millet Meclisinin Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenen bir konuda sonradan kanun çıkarması durumunda kararname hükümsüz hâle gelir.
Bu düzenleme, Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin kanunla aynı düzeyde veya kanundan üstün bir hukuk kuralı olmadığını açıkça göstermektedir. Yasama organının aynı konuda kanun çıkarma yetkisi devam etmektedir.
Anayasa Mahkemesinin Madde 104’e İlişkin Yaklaşımı
Anayasa Mahkemesi, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerini incelerken öncelikle kararnamenin konu bakımından yetki sınırları içinde olup olmadığını araştırmaktadır. Bu aşamada aykırılık tespit edilmezse düzenlemenin içerik yönünden Anayasa’ya uygunluğu incelenir.
AYM’nin E.2018/125, K.2020/4; E.2019/31, K.2020/5 ve E.2019/78, K.2020/6 sayılı kararları bu konuda temel içtihatlar arasında yer almaktadır. Mahkemeye göre bir Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin içeriği makul veya kamu yararına uygun görünse bile konu bakımından Cumhurbaşkanının düzenleme yetkisi dışında kalıyorsa Anayasa’ya uygun kabul edilemez.
Anayasa Mahkemesi ayrıca Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin açık, belirli, anlaşılabilir ve uygulanabilir olması gerektiğini vurgulamaktadır. Hukuki güvenlik ve belirlilik ilkeleri yalnızca kanunlar için değil, yürütmenin düzenleyici işlemleri için de geçerlidir.
Mahkeme, E.2022/93, K.2024/9 sayılı kararında CİMER’in çalışma usul ve esaslarını düzenleyen kuralı; dilekçe ve bilgi edinme haklarıyla ilgili olması nedeniyle Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenemeyecek yasak alan kapsamında görmüş ve iptal etmiştir.
E.2020/88, K.2023/224 sayılı kararda ise ifade ve basın özgürlüğü üzerinde etki doğurabilecek stratejik iletişim, manipülasyon ve dezenformasyonla mücadele görevlerine ilişkin bazı kararname hükümleri konu bakımından yetki yönünden Anayasa’ya aykırı bulunmuştur.
Bu kararlar, bir düzenlemenin yalnızca idari teşkilata ilişkin bir görev tanımı olarak adlandırılmasının yeterli olmadığını göstermektedir. Düzenlemenin gerçek kapsamı ve temel haklar üzerinde doğurabileceği etkiler birlikte incelenmektedir.
Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi, Cumhurbaşkanı Kararı ve Yönetmelik Farkı
Uygulamada bu işlemler sıklıkla birbirine karıştırılmaktadır.
Cumhurbaşkanlığı kararnamesi
Doğrudan Anayasa’dan kaynaklanan ve yürütme alanında genel, soyut kurallar getirebilen düzenleyici işlemdir. Anayasa’ya uygunluk denetimi Anayasa Mahkemesi tarafından yapılır.
Cumhurbaşkanı kararı
Atama, kamulaştırma, vergi oranlarının kanunun verdiği sınırlar içinde değiştirilmesi veya belirli bir idari konunun karara bağlanması gibi işlemlerde kullanılabilir. Cumhurbaşkanı kararlarının hukuki niteliği, içeriğine göre bireysel veya düzenleyici işlem olabilir. İdari işlem niteliğindeki Cumhurbaşkanı kararlarına karşı açılacak iptal ve tam yargı davaları kural olarak ilk derece mahkemesi sıfatıyla Danıştayda görülür.
Cumhurbaşkanlığı yönetmeliği
Cumhurbaşkanı, kanunların uygulanmasını sağlamak üzere ve kanunlara aykırı olmamak şartıyla yönetmelik çıkarabilir. Yönetmelik, kanuna ve varsa ilgili Cumhurbaşkanlığı kararnamesine aykırı olamaz. Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmeliklerin yargısal denetimi idari yargı tarafından yapılır.
Cumhurbaşkanlığı genelgesi
Genelgeler çoğunlukla kamu idaresine yönelik açıklama, koordinasyon veya talimat niteliğindedir. Ancak işlemin adı tek başına belirleyici değildir. Kesin ve yürütülmesi zorunlu hukuki sonuç doğuran bir genelgenin yargısal denetime konu edilmesi mümkün olabilir.
Cumhurbaşkanlığı İşlemlerine Karşı Başvuru Yolları
Bir Cumhurbaşkanlığı işleminin kişiyi veya şirketi olumsuz etkilemesi hâlinde başvuru yolu, işlemin adına değil hukuki niteliğine göre belirlenmelidir.
Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin doğrudan iptali
Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin şekil ve esas bakımından Anayasa’ya uygunluk denetimi Anayasa Mahkemesi tarafından yapılır. Doğrudan iptal davası açma yetkisi Anayasa’nın 150. maddesinde belirtilen kişi ve siyasi organlara aittir.
Vatandaşların veya şirketlerin doğrudan Anayasa Mahkemesinde kararnameye karşı iptal davası açma yetkisi bulunmamaktadır.
Somut norm denetimi
Bir mahkemede görülmekte olan davada uygulanacak Cumhurbaşkanlığı kararnamesi hükmünün Anayasa’ya aykırı olduğu ileri sürülebilir. Mahkeme aykırılık iddiasını ciddi görür veya hükmü kendisi Anayasa’ya aykırı bulursa konuyu Anayasa Mahkemesine taşıyabilir.
Bu yolun kullanılabilmesi için ortada görülmekte olan bir dava bulunmalı ve itiraz edilen kararname hükmü o davada uygulanacak nitelikte olmalıdır.
Cumhurbaşkanı kararlarına karşı idari dava
İdari işlem niteliğindeki Cumhurbaşkanı kararlarına karşı iptal davası; işlem nedeniyle bir zarar doğmuşsa şartları bulunması hâlinde tam yargı davası açılabilir. Cumhurbaşkanı kararlarına karşı açılan davalar kural olarak ilk derece mahkemesi sıfatıyla Danıştayda görülür.
İdari yargıda genel dava açma süresi çoğunlukla 60 gündür. Ancak özel kanunlarda farklı süreler bulunabilir. Sürenin başlangıcı işlemin yayımlanmasına, tebliğine, öğrenilmesine veya düzenleyici işlemin uygulanmasına göre değişebilir.
CİMER’e, ilgili kuruma veya başka bir idari makama yapılan her başvuru dava açma süresini kendiliğinden durdurmaz. Başvurunun İdari Yargılama Usulü Kanunu kapsamında süreyi etkileyebilmesi için yetkili makama, uygun içerikle ve süresi içinde yapılmış olması gerekir.
Bireysel başvuru
Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin veya başka bir düzenleyici işlemin yalnızca varlığı nedeniyle doğrudan bireysel başvuru yapılması, kural olarak norm denetiminin yerine geçmez. Ancak kararnameye veya Cumhurbaşkanı kararına dayanan bir işlem temel hak ihlaline yol açmışsa, olağan kanun yolları tüketildikten sonra Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru gündeme gelebilir.
Bireysel başvuru koşulları, başvuru süresi, mağdur sıfatı ve olağan yolların tüketilip tüketilmediği her olayda ayrıca incelenmelidir.
Olağan Dönem ve Olağanüstü Hâl Kararnameleri Aynı Değildir
Anayasa Madde 104 kapsamında çıkarılan olağan dönem Cumhurbaşkanlığı kararnameleri ile Anayasa Madde 119 kapsamında çıkarılan olağanüstü hâl Cumhurbaşkanlığı kararnameleri farklı hukuki rejimlere tabidir.
Olağanüstü hâl kararnameleri, olağanüstü hâlin gerekli kıldığı konularda çıkarılır ve yayımlandıkları gün Türkiye Büyük Millet Meclisinin onayına sunulur. Olağan dönem kararnameleri için geçerli olan bazı konu sınırlamaları, olağanüstü hâl kararnameleri bakımından aynı şekilde uygulanmaz.
Anayasa’nın 148. maddesi uyarınca olağanüstü hâl ve savaş hâllerinde çıkarılan Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin şekil ve esas bakımından Anayasa’ya aykırılığı iddiasıyla Anayasa Mahkemesinde doğrudan dava açılamaz. Bununla birlikte bu kararnamelerin Türkiye Büyük Millet Meclisince görüşülmesi ve kanunlaşması hâlinde ortaya çıkan normun hukuki niteliği ve denetim rejimi ayrıca değerlendirilir.
Uygulamada Sık Karıştırılan Hususlar
Cumhurbaşkanlığı kararnamesi kanun değildir
Olağan dönem Cumhurbaşkanlığı kararnamesi, kanun hükmünde veya kanundan üstün bir düzenleme değildir. Kanunla çatıştığında kanun uygulanır; Meclisin aynı konuda kanun çıkarmasıyla kararname hükümsüz kalır.
Cumhurbaşkanı her konuda kararname çıkaramaz
Kararname yalnızca yürütme yetkisine ilişkin konularda çıkarılabilir. Temel hakların belirli bölümleri, siyasi haklar, münhasıran kanunla düzenlenmesi gereken alanlar ve kanunda açıkça düzenlenen konular kararname yetkisinin dışındadır.
Kanunun geri gönderilmesi mutlak veto değildir
Cumhurbaşkanının kanunu yeniden görüşülmek üzere Meclise göndermesi, kanunun kesin olarak yürürlüğe girmesini engellemez. Meclis Anayasa’daki çoğunlukla kanunu aynen kabul edebilir.
Cezayı kaldırma yetkisi genel af değildir
Cumhurbaşkanının cezanın hafifletilmesi veya kaldırılmasına ilişkin yetkisi kişisel niteliktedir ve yalnızca Anayasa’da sayılan sürekli hastalık, sakatlık veya kocama sebeplerine dayanabilir. Genel ve özel af yetkisi Türkiye Büyük Millet Meclisine aittir.
Her Cumhurbaşkanlığı açıklaması hukuki işlem değildir
Basın açıklaması, siyasi değerlendirme veya kamuoyuna yapılan duyuru tek başına kesin ve yürütülmesi zorunlu bir idari işlem sayılmayabilir. Yargı yolunun belirlenebilmesi için Resmî Gazete’de yayımlanan metin, karar numarası, işlemi tesis eden makam ve doğurduğu hukuki sonuç incelenmelidir.
Hak Kaybı Yaşamamak İçin Dikkat Edilmesi Gerekenler
Cumhurbaşkanlığı işleminden etkilenen kişilerin öncelikle şu hususları belirlemesi gerekir:
- İşlem Cumhurbaşkanlığı kararnamesi mi, Cumhurbaşkanı kararı mı, yönetmelik mi yoksa genelge midir?
- İşlem Resmî Gazete’de hangi tarihte yayımlanmıştır?
- Kişi hakkında ayrıca bireysel bir uygulama işlemi tesis edilmiş midir?
- Uyuşmazlık Anayasa Mahkemesinin mi, Danıştayın mı yoksa başka bir idari mahkemenin mi görev alanındadır?
- Dava açma süresi hangi tarihte başlamıştır?
- İdari başvuru dava süresini durdurmuş mudur?
- Yürütmenin durdurulması talep edilmesini gerektiren güncel bir zarar bulunmakta mıdır?
- İlgili kararname hükmü hakkında daha önce verilmiş bir iptal kararı var mıdır?
- İptal kararının yürürlüğe girmesi ertelenmiş midir?
Anayasa Mahkemesinin iptal kararları kural olarak geriye yürümez. Mahkeme, gerekli gördüğü durumlarda iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi bir yılı aşmamak üzere erteleyebilir. Bu nedenle bir hükmün iptal edilmiş olması, geçmişte tesis edilen bütün işlemlerin kendiliğinden ortadan kalktığı anlamına gelmez.
Dava süresi geçirilirse işlemin esasına ilişkin haklı iddialar yargı önünde incelenmeden başvurunun süre yönünden reddedilmesi mümkündür. Özellikle CİMER başvurusu yapılmasının, kurumla yazışılmasının veya yeni bir cevap beklenmesinin dava süresini her durumda koruyacağı düşünülmemelidir.
Anayasal Yetkilerin Değerlendirilmesi ve Hukuki Koruma
Anayasa Madde 104, Cumhurbaşkanına geniş yürütme ve düzenleme yetkileri vermekle birlikte bu yetkileri Anayasa’nın üstünlüğü, kanun alanı, temel hakların korunması ve yargısal denetimle sınırlandırmaktadır. Bir Cumhurbaşkanlığı işleminin hukuka uygun olup olmadığı yalnızca işlemin adına bakılarak belirlenemez; düzenlenen konu, dayanak hüküm, kanunlarla ilişkisi ve kişiler üzerinde doğurduğu sonuçlar birlikte incelenmelidir.
Cumhurbaşkanlığı kararnamesine veya Cumhurbaşkanı kararına dayanan uyuşmazlıklarda görevli yargı merciinin yanlış belirlenmesi, doğrudan başvuru imkânı bulunmayan bir yolun denenmesi ya da dava süresinin geçirilmesi ciddi hak kayıplarına neden olabilir.
Her dosyanın kendi şartlarına göre değerlendirilmesi gerekir. Hukuki sonuç; işlemin niteliğine, yayımlanma veya tebliğ tarihine, dayanak mevzuata, uygulanma biçimine ve kişi üzerindeki etkilerine göre değişebilir. Bu nedenle somut bir Cumhurbaşkanlığı işleminden etkilenen kişilerin, süreler dolmadan hukuki durumlarını inceletmeleri ve hak kaybı yaşamamak için profesyonel hukuki destek almaları önem taşır.



