
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu; özel hukuk ilişkilerinden doğan alacakların devlet gücüyle tahsil edilmesini, mahkeme kararlarının yerine getirilmesini, borçlunun malvarlığının haczedilip satılmasını, iflas ve konkordato süreçlerini düzenleyen temel kanundur. Kanun, yalnızca alacaklının alacağına kavuşmasını değil; borçlunun, üçüncü kişilerin ve takipten etkilenen diğer ilgililerin haklarının korunmasını da amaçlayan kapsamlı bir cebrî icra sistemi kurmaktadır.
İcra ve iflas hukuku, şekle ve sürelere bağlı bir hukuk alanıdır. Ödeme emrine zamanında itiraz edilmemesi, usulsüz haciz işlemine karşı şikâyet süresinin geçirilmesi, haczedilmezlik iddiasının ileri sürülmemesi veya yanlış takip yolunun seçilmesi ciddi hak kayıplarına yol açabilir. Bu nedenle her dosyanın kendi şartlarına göre değerlendirilmesi ve hukuki sonucun somut olayın özelliklerine göre değişebileceğinin göz önünde bulundurulması gerekir.
2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu Nedir?
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, borcunu kendiliğinden yerine getirmeyen kişiye karşı devletin cebrî icra organlarının hangi şartlarla harekete geçirilebileceğini düzenler. Kanunun merkezinde, alacaklının hakkını elde etmesi ile borçlunun temel haklarının korunması arasında adil bir denge kurulması bulunmaktadır.
Kanunun adındaki “2004” ibaresi kanunun yürürlüğe girdiği yılı değil, kanun numarasını ifade eder. Kanun 1932 tarihlidir ve geçen süre içinde çok sayıda değişikliğe uğramıştır. Adalet Bakanlığı tarafından yeni bir Cebrî İcra Kanunu Taslağı hazırlanmış olmakla birlikte bu çalışma, Temmuz 2026 itibarıyla yürürlükte bir kanun değil, taslak niteliğindedir. Dolayısıyla icra ve iflas işlemlerinde temel düzenleme hâlen 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’dur.
Kanun temel olarak şu konuları düzenlemektedir:
- İcra ve iflas dairelerinin görev ve yetkileri,
- İcra mahkemelerinin denetim görevi,
- İlamsız icra takipleri,
- İlamlı icra takipleri,
- Kambiyo senetlerine özgü takip,
- Rehnin paraya çevrilmesi,
- Haciz ve haczedilemeyen malvarlığı değerleri,
- Hacizli malların satışı,
- Sıra cetveli ve paraların paylaştırılması,
- İflas ve iflas tasfiyesi,
- Konkordato,
- Tasarrufun iptali davaları,
- İcra ve iflas suçları,
- İhalenin feshi ve diğer şikâyet yolları.
İcra ve İflas Kanunu’nun Hukuki Amacı
Bir alacağın mevcut olması, alacaklıya borçlunun malına doğrudan el koyma yetkisi vermez. Hukuk düzeninde kişiler kendi haklarını zor kullanarak elde edemez. Alacağın cebren tahsil edilmesi, ancak yetkili icra organları aracılığıyla ve kanunda öngörülen usuller izlenerek mümkündür.
Bu sistemin üç temel amacı bulunmaktadır:
Alacaklının alacağına kavuşmasını sağlamak
Borçlu, borcunu vadesinde ve kendiliğinden ödemezse alacaklı, kanuni şartları yerine getirerek icra takibi başlatabilir. Takibin kesinleşmesinden sonra borçlunun haczi mümkün malvarlığı değerleri üzerine haciz konulabilir ve gerektiğinde bu mallar satılarak elde edilen bedel alacağın ödenmesinde kullanılabilir.
Borçluyu ölçüsüz müdahalelere karşı korumak
Borçlunun bütün malvarlığının sınırsız biçimde haczedilmesi mümkün değildir. Kanun, borcun karşılanmasına yetecek miktarın üzerinde haciz yapılmasını yasaklamakta ve bazı mal, hak ve gelirleri tamamen ya da kısmen haciz dışında bırakmaktadır. İİK’nın 85. maddesi uyarınca alacak, faiz ve takip giderlerini karşılayacak miktarı aşan şekilde haciz yapılamaz.
Üçüncü kişilerin haklarını güvence altına almak
Haczedilen malın gerçekte borçluya değil üçüncü bir kişiye ait olması mümkündür. Bu durumda istihkak prosedürü devreye girer. Ayrıca borçlunun bankadaki alacağına, ücretine veya üçüncü kişilerdeki haklarına haciz konulması hâlinde üçüncü kişilerin de kanundan doğan bildirim ve itiraz hakları bulunmaktadır.
İcra ve İflas Hukukunun Temel Organları
İcra işlemleri yalnızca icra dairesinden ibaret değildir. Süreçte farklı görev ve yetkilere sahip organlar bulunmaktadır.
İcra dairesi
İcra dairesi, takip talebini alır, ödeme veya icra emri gönderir, haciz işlemlerini yürütür, kıymet takdiri yaptırır, satış işlemlerini gerçekleştirir ve dosyaya giren parayı hak sahiplerine dağıtır.
İcra müdürlüğü, kural olarak maddi hukuk bakımından kimin haklı olduğunu ayrıntılı bir yargılama yaparak belirlemez. Önüne getirilen talebi, İcra ve İflas Kanunu’nun şekli şartları bakımından değerlendirir.
İcra mahkemesi
İcra mahkemesi; icra dairesinin işlemlerine karşı yapılan şikâyetleri, itirazın kaldırılması taleplerini, bazı haczedilmezlik uyuşmazlıklarını, ihalenin feshi başvurularını ve kanunda özel olarak kendisine bırakılan diğer işleri inceler.
İcra mahkemesinin incelemesi çoğu zaman dar kapsamlıdır. Taraflar arasındaki alacağın varlığına ilişkin geniş kapsamlı yargılama yapılması gereken durumlarda genel görevli mahkemelerde dava açılması gerekebilir.
Genel görevli mahkemeler
İtirazın iptali, menfi tespit, istirdat ve tasarrufun iptali gibi davalar icra mahkemesinin sınırlı inceleme alanından farklıdır. Bu davalarda görevli ve yetkili mahkeme; uyuşmazlığın ticari, tüketici, iş, kira veya genel borç ilişkisi niteliğine göre belirlenir.
İcra Takibi Türleri Nelerdir?
Takip yolunun doğru belirlenmesi, icra sürecinin en önemli aşamalarından biridir. Yanlış takip yolunun seçilmesi takibin iptaline, gecikmeye ve ek masraflara neden olabilir.
İlamsız İcra Takibi
İlamsız icra, alacaklının elinde önceden alınmış bir mahkeme kararı bulunmadan başlattığı takip yoludur. Genel haciz yoluyla ilamsız takip, kural olarak para ve teminat alacaklarının tahsilinde kullanılır.
Alacaklının mutlaka fatura, sözleşme veya yazılı borç ikrarı sunması gerekmez. Ancak hiçbir belgeye dayanmadan takip başlatılabilmesi, alacağın kesin olarak mevcut olduğu anlamına gelmez. Borçlu süresinde itiraz ederse takip durur ve alacaklının, itirazı hükümden düşürmek için kanuni yollara başvurması gerekir.
Genel haciz yoluyla takip
Genel haciz yoluyla takipte süreç, alacaklının takip talebiyle başlar. İcra dairesi borçluya ödeme emri gönderir. Borçlu, ödeme emrinin tebliğinden itibaren kural olarak yedi gün içinde borca, imzaya veya yetkiye itiraz edebilir. İtiraz dilekçeyle ya da icra dairesine sözlü beyanda bulunularak yapılabilir.
Borçlunun süresinde yaptığı itiraz takibi durdurur. Bu aşamadan sonra alacaklı, elindeki belgenin niteliğine göre itirazın kaldırılmasını talep edebilir veya itirazın iptali davası açabilir.
Kambiyo senetlerine özgü haciz yolu
Çek, bono ve poliçeye dayalı alacaklarda kambiyo senetlerine özgü takip yolu kullanılabilir. Bu takip, genel haciz yoluna göre daha kısa itiraz ve şikâyet sürelerine sahiptir.
Borçlunun senetteki imzaya, borca veya senedin kambiyo vasfına yönelik itirazları genel haciz yolundaki itirazdan farklı usule tabidir. Genel takipte geçerli olan yedi günlük itiraz süresinin kambiyo takibine doğrudan uygulanacağı düşünülmemelidir. Ödeme emrinin türü, senedin niteliği ve ileri sürülecek itiraz sebebi birlikte incelenmelidir.
Kiralanan taşınmazların tahliyesi
Kira bedelinin ödenmemesi veya yazılı tahliye taahhüdü gibi belirli durumlarda, dava açılmadan önce icra yoluyla tahliye süreci işletilebilir. Ancak kira alacağının tahsili ile taşınmazın tahliyesi aynı hukuki talep değildir.
Ödeme emrinin içeriği, ödeme süresi, itiraz süresi ve tahliye talebinin hangi belgeye dayandığı önem taşır. Kira uyuşmazlıklarında yanlış ödeme emri düzenlenmesi veya tahliye talebinin süresinde ileri sürülmemesi süreci doğrudan etkileyebilir.
İlamlı İcra Takibi
İlamlı icra, mahkeme kararlarının ve kanunen ilam niteliğinde kabul edilen belgelerin yerine getirilmesini sağlayan takip yoludur.
Para alacağına hükmeden kararların yanı sıra taşınır teslimi, çocuk teslimine ilişkin olmayan şahsi ilişki dışındaki bazı edimler, bir işin yapılması veya yapılmaması ve taşınmazın tahliyesi gibi hükümler ilamlı icranın konusu olabilir.
Bir mahkeme kararına karşı istinaf veya temyiz yoluna başvurulması, kural olarak kararın icrasını kendiliğinden durdurmaz. İcranın geri bırakılması için İİK’nın 36. maddesinde düzenlenen şartların yerine getirilmesi gerekebilir. Bununla birlikte kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmazın aynına ilişkin bazı kararların kesinleşmeden icra edilememesi gibi önemli istisnalar bulunmaktadır.
Rehnin Paraya Çevrilmesi Yoluyla Takip
Alacak bir rehinle güvence altına alınmışsa alacaklının kural olarak önce rehnin paraya çevrilmesi yoluna başvurması gerekir. İpotekli taşınmazlar, rehinli araçlar veya ticari işletme rehni niteliğindeki teminatlar bakımından uygulanacak usul birbirinden farklı olabilir.
Rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip, ilamlı veya ilamsız şekilde yürütülebilir. İpotek akit tablosunun kayıtsız şartsız borç ikrarı içerip içermemesi ve alacağın muaccel hâle gelip gelmediği, izlenecek takip yolunu belirleyebilir.
İflas Yoluyla Takip
İflas, borçlunun yalnızca belirli bir malının haczedilmesine değil, haczi mümkün malvarlığının toplu şekilde tasfiye edilmesine yönelik küllî takip yoludur.
Her borçlu hakkında iflas yoluna başvurulamaz. İflasa tabi kişiler arasında esas olarak tacirler, tacir sayılan kişiler ve özel kanun hükümleri gereğince iflasa tabi tutulan kişi veya kuruluşlar bulunur.
İflas yolu;
- Adi iflas yoluyla takip,
- Kambiyo senetlerine özgü iflas yolu,
- Doğrudan iflas talebi
şeklinde gündeme gelebilir.
İflas kararı, yalnızca talepte bulunan alacaklı bakımından değil, borçlunun bütün alacaklıları ve malvarlığı üzerinde sonuç doğurur. Bu nedenle iflas süreci, bireysel haciz takibinden daha geniş ve ağır hukuki sonuçlara sahiptir.
Konkordato
Konkordato, borçlarını vadesinde ödeyemeyen veya ödeyememe tehlikesi bulunan borçlunun, alacaklılarıyla mahkeme denetiminde yeniden yapılandırma anlaşması yapmasını amaçlayan bir kurumdur.
Konkordato her borcun silinmesi veya borçlunun bütün takiplerden kesin olarak kurtulması anlamına gelmez. Borçlunun mali durumu, ön proje, alacaklıların beklenen tahsil oranı, teklifin uygulanabilirliği ve kanunda aranan çoğunlukların sağlanıp sağlanmadığı mahkeme tarafından değerlendirilir.
Geçici veya kesin mühlet kararı sırasında takipler bakımından önemli sınırlamalar doğabilir. Ancak rehinli alacaklar, işçi alacakları, nafaka alacakları ve kamu alacakları gibi farklı alacak grupları yönünden özel hükümler bulunduğundan her alacak aynı hukuki rejime tabi değildir.
İlamsız İcra Takibi Nasıl İlerler?
Genel haciz yoluyla ilamsız takip, uygulamada en sık kullanılan takip yollarından biridir.
1. Takip talebinin hazırlanması
Alacaklı; alacağın miktarını, faiz talebini, borcun sebebini, borçlu bilgilerini ve seçilen takip yolunu belirterek yetkili icra dairesine başvurur.
Faiz türünün, başlangıç tarihinin veya alacağın dayanağının hatalı gösterilmesi takipte uyuşmazlığa neden olabilir. Yabancı para alacaklarında tahsil talebinin hangi para birimi üzerinden yapıldığı ayrıca önem taşır.
2. Ödeme emrinin tebliği
İcra dairesi, takip talebine uygun ödeme emrini borçluya gönderir. Borçlunun itiraz ve ödeme süreleri, kural olarak ödeme emrinin usulüne uygun tebliğiyle başlar.
Dosyanın UYAP veya e-Devlet üzerinden görülmüş olması her durumda kanuni tebligatın yapıldığı anlamına gelmez. Buna karşılık tebligatın usulsüz olduğu iddiasının da kendiliğinden bütün işlemleri geçersiz hâle getirdiği söylenemez. Öğrenme tarihi, tebliğ mazbatası ve kullanılan tebligat yöntemi birlikte incelenmelidir.
3. Borçlunun ödeme veya itiraz hakkı
Borçlu, borcun tamamına veya bir kısmına itiraz edebilir. Kısmi itirazda itiraz edilen miktarın açıkça gösterilmesi gerekir. İmzaya itiraz edilecekse bunun ayrıca ve açık şekilde belirtilmesi önemlidir.
Borçlunun “borcum yoktur” şeklindeki itirazı ile “icra dairesi yetkisizdir” şeklindeki itirazı aynı sonucu ve inceleme yöntemini doğurmaz. Yetki itirazında yetkili olduğu düşünülen icra dairesinin gösterilmesi gerekebilir.
4. Takibin kesinleşmesi
Borçlu süresinde itiraz etmez veya yaptığı itiraz kanuni yollarla kaldırılırsa takip kesinleşir. Takibin kesinleşmesi, borçlunun bütün malvarlığının kendiliğinden haczedileceği anlamına gelmez. Alacaklının haciz talebinde bulunması gerekir.
5. Haciz
Alacaklı, kesinleşen takip üzerine borçlunun taşınırlarına, taşınmazlarına, banka hesaplarına, üçüncü kişilerdeki alacaklarına, araçlarına ve kanunen haczi mümkün diğer malvarlığı değerlerine haciz konulmasını talep edebilir.
6. Satış
Haciz işlemi, alacaklının doğrudan mülkiyet kazanmasını sağlamaz. Hacizli malın satışının ayrıca talep edilmesi ve satış için gerekli giderlerin yatırılması gerekir.
Günümüzde hacizli malların satışı, UYAP’a entegre Elektronik Satış Portalı üzerinden açık artırma yöntemiyle gerçekleştirilmektedir. Satış ilanı, teklif verme, teminat ve ihale işlemleri İİK’nın yanında ilgili yönetmeliklere ve güncel tarifelere tabidir.
7. Paraların paylaştırılması
Satış bedeli öncelikle takip ve satış giderlerine ayrılır. Birden fazla haciz veya rehin bulunması hâlinde alacakların sırası, haciz tarihleri, rehin hakları ve kanuni imtiyazlar dikkate alınarak sıra cetveli düzenlenebilir.
Ödeme Emrine İtiraz Edilirse Ne Olur?
Genel haciz yoluyla ilamsız takipte süresinde yapılan itiraz, takibi durdurur. Alacaklı, itiraz ortadan kaldırılmadan haciz aşamasına geçemez.
İtirazın iptali davası
Alacaklı, itirazın kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde genel görevli mahkemede itirazın iptali davası açabilir. Bu dava, alacağın varlığının genel yargılama usulüyle incelendiği bir eda davasıdır.
Mahkemenin görevli olup olmadığı alacağın kaynağına göre belirlenir. Ticari uyuşmazlıkta asliye ticaret mahkemesi, tüketici işleminde tüketici mahkemesi, işçilik alacağında iş mahkemesi görevli olabilir. Dava şartı arabuluculuğa tabi bir uyuşmazlıkta arabuluculuk süreci tamamlanmadan dava açılması usulî sorun doğurabilir.
İtirazın kaldırılması
Alacaklının elinde İİK’nın aradığı nitelikte belge varsa icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını talep etmesi mümkün olabilir. İtirazın kaldırılması talebi, itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren kural olarak altı ay içinde ileri sürülmelidir.
İtirazın kaldırılması, itirazın iptali davasıyla aynı kurum değildir. İcra mahkemesi sınırlı belge incelemesi yapar. Alacağın geniş kapsamlı delillerle araştırılması gereken hâllerde genel mahkemede dava açılması gerekebilir.
Menfi Tespit ve İstirdat Davası
İcra takibine maruz kalan kişi, gerçekte borçlu olmadığını ileri sürüyorsa menfi tespit davası açabilir. Menfi tespit davası, icra takibinden önce veya takip sırasında gündeme gelebilir.
Davanın açılması icra takibini kendiliğinden durdurmaz. Takibin hangi aşamada olduğu, ihtiyati tedbir şartlarının bulunup bulunmadığı ve gösterilecek teminatın niteliği ayrıca değerlendirilir.
Borçlu olmadığı bir parayı icra tehdidi altında ödemek zorunda kalan kişi bakımından istirdat davası gündeme gelebilir. Menfi tespit ve istirdat davalarında süre, ödeme tarihi ve ödemenin cebrî icra tehdidi altında yapılıp yapılmadığı önem taşır.
İcra Dairesi İşlemlerine Karşı Şikâyet
İcra ve iflas dairelerinin kanuna aykırı işlemleri, işlemin somut olaya uygun olmaması, bir hakkın yerine getirilmemesi veya sebepsiz sürüncemede bırakılması hâlinde icra mahkemesine şikâyet yoluna başvurulabilir.
İİK’nın 16. maddesine göre şikâyet, kural olarak işlemin öğrenildiği tarihten itibaren yedi gün içinde yapılır. Bir hakkın yerine getirilmemesi veya işlemin sebepsiz şekilde yapılmaması gibi bazı hâllerde süreye tabi olmayan şikâyet gündeme gelebilir.
Şikâyet bir dava değildir. Şikâyette kural olarak icra dairesinin işleminin kanuna uygunluğu incelenir. Şikâyet başvurusu da icra işlemlerini kendiliğinden durdurmaz; gerekli görülürse icra mahkemesinden takibin veya işlemin geçici olarak durdurulması talep edilmelidir.
Haciz İşlemi ve Haczin Sınırları
Haciz, borçlunun malvarlığı üzerindeki tasarruf yetkisini sınırlandıran ve malın ileride satılarak alacağın tahsil edilmesini sağlayan işlemdir.
Haciz bir ceza değildir. Temel amacı borçluyu cezalandırmak değil, kesinleşmiş takip konusu alacağın tahsilini güvence altına almaktır.
Taşkın haciz yapılamaz
Borçlunun borcundan çok daha yüksek değerdeki malvarlığına gereksiz şekilde haciz konulması hukuka aykırı olabilir. İcra müdürlüğü, ana para, faiz ve masrafları karşılayacak miktarla sınırlı haciz uygulamalıdır.
Ancak bir malın tek başına alacaktan daha değerli olması her durumda haczin hukuka aykırı olduğu anlamına gelmez. Borcu karşılayacak daha uygun başka bir malın bulunup bulunmadığı, malın bölünebilirliği, üzerindeki diğer hacizler ve fiilî satış değeri birlikte değerlendirilir.
Konutta haciz
İİK’nın 79/a maddesiyle konutta haciz yapılması özel bir usule bağlanmıştır. İcra müdürü haciz yapılması talep edilen yerin konut olduğunu tespit ederse konutta haciz yapılmasına ilişkin kararını icra mahkemesinin onayına sunar. Mahkeme, yerin konut olup olmadığını dosya üzerinden değerlendirir.
Bu düzenleme, borçlunun konutuna hiçbir şekilde haciz için girilemeyeceği anlamına gelmez. Kanuni şartlar ve hâkim onayı bulunduğunda konutta haciz yapılabilir. Bununla birlikte konutta bulunan her eşyanın haczedilmesi de mümkün değildir.
Haczedilemeyen ev eşyaları
Borçlu ve aynı çatı altında yaşayan aile bireylerinin kişisel eşyaları ile ailenin ortak kullanımına hizmet eden ev eşyaları, kanundaki şartlar çerçevesinde haciz dışında bırakılmıştır. Aynı amaçla kullanılan birden fazla eşyanın bulunması, eşyanın kişisel veya mesleki niteliği ve ekonomik değeri somut olayda ayrıca incelenebilir.
Borçlunun hâline münasip evi
İİK’nın 82. maddesinde borçlunun hâline münasip evi haczedilemeyen mallar arasında sayılmıştır. Ancak borçlunun adına kayıtlı tek evin bulunması, o ev üzerindeki haczin kendiliğinden geçersiz olduğu anlamına gelmez.
Meskeniyet iddiasında;
- Borçlunun ve ailesinin sosyal durumu,
- Birlikte yaşayan kişi sayısı,
- Konutun özellikleri,
- Konutun bulunduğu bölge,
- Daha mütevazı bir konutun bedeli,
- Taşınmaz üzerindeki ipotekler,
- Haczin dayandığı borcun niteliği
birlikte değerlendirilir.
Konutun değeri borçlunun ihtiyacını önemli ölçüde aşıyorsa taşınmazın satılarak borçluya hâline uygun bir konut alabileceği miktarın bırakılması gündeme gelebilir.
Ücret ve maaş haczi
Maaş ve ücretlerin tamamı kural olarak haczedilemez. Haczedilebilecek oran, alacağın niteliğine ve özel kanun hükümlerine göre değişebilir. Nafaka alacakları, emekli aylıkları, kamu görevlisi maaşları ve işçi ücretleri aynı kurallara tabi olmayabilir.
Emekli maaşlarında borçlunun muvafakati, alacağın niteliği ve özel kanun hükümleri özellikle önemlidir. Her maaş veya aylık bakımından doğrudan aynı haciz oranının uygulanacağı kabul edilmemelidir.
Borçluya Rızaen Satış Yetkisi Verilmesi
İİK’nın 111/a maddesi, haczedilen malın borçlu tarafından belirli şartlarla rızaen satılmasına imkân tanımaktadır.
Borçlu, kıymet takdirinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde hacizli malın rızaen satışı için kendisine yetki verilmesini talep edebilir. Kıymet takdiri kesinleştikten sonra icra müdürü cebrî satış işlemlerini durdurarak borçluya kanunda belirtilen süreyi verir.
Rızaen satış bedelinin kanunda öngörülen asgari değerin altında olmaması gerekir. Alıcının bedeli dosyaya yatırması üzerine satış işlemi icra mahkemesinin onayına sunulur. Mahkemenin kabul kararıyla mülkiyet alıcıya geçer ve hacizler kaldırılarak devir işlemleri yapılır.
Bu yöntem, her hacizli mal bakımından kendiliğinden uygulanmaz. Sürelerin geçirilmemesi, kıymet takdirinin kesinleşmesi ve teklif edilen bedelin kanuni şartları karşılaması gerekir.
Elektronik Satış ve İhalenin Feshi
Hacizli malların açık artırma yoluyla satışı Elektronik Satış Portalı üzerinden gerçekleştirilmektedir. İhaleye katılacak kişilerin teminat, teklif süresi ve satış şartnamesiyle ilgili koşulları yerine getirmesi gerekir.
Satış işleminin kanuna aykırı olduğu ileri sürülüyorsa ihalenin feshi talep edilebilir. Ancak ihalenin feshi, satıştan memnun olmayan herkesin başvurabileceği sınırsız bir yol değildir. Başvuru hakkı, süre, hukuki yarar, harç ve teminat şartları önem taşır.
24 Aralık 2025 tarihli 7571 sayılı Kanun ile ihalenin feshi başvurularında harç ve teminatın yatırılmaması veya eksik yatırılması hâllerine ilişkin düzenlemeler değiştirilmiştir. Eksikliğin mahkemece verilen kesin süre içinde tamamlanmaması, talebin dosya üzerinden kesin olarak reddedilmesine neden olabilir. Aynı Kanun, tasarrufun iptali hükümlerinde de değişiklik yapmıştır.
Tasarrufun İptali Davası
Borçlu, mallarının haczedilmesini önlemek amacıyla malvarlığını yakınlarına devredebilir, gerçek değerinin çok altında satış yapabilir veya alacaklılardan mal kaçırmaya yönelik işlemlerde bulunabilir.
Tasarrufun iptali davası, yapılan işlemin mülkiyet hukuku bakımından tamamen geçersiz sayılmasını değil, alacaklıya dava konusu mal üzerinde cebrî icra yetkisi tanınmasını amaçlar.
Davanın açılabilmesi için takip konusu alacağın doğum tarihi, tasarrufun tarihi, aciz belgesinin bulunup bulunmadığı, taraflar arasındaki yakınlık, satış bedeli ve üçüncü kişinin borçlunun mali durumunu bilip bilmediği önem taşır.
7571 sayılı Kanun ile alışılmış hediyeler dışındaki bazı bağışlama ve ivazsız tasarruflar yönünden düzenleme yeniden ele alınmış; aciz belgesi veya iflas tarihinden önceki bir yıllık dönem bakımından yeni hükümler getirilmiştir. Yakın kişiler arasındaki işlemlerde de gerçek değere uygun karşılık bulunduğunun ispatı önem taşımaktadır.
Tasarrufun iptali davası ile tapu iptal ve tescil davası birbirine karıştırılmamalıdır. Tasarrufun iptalinde amaç, taşınmazın yeniden borçlu adına tescili değil, alacaklının o mal üzerinde haciz ve satış işlemi yapabilmesidir.
İcra Takibinde En Sık Karıştırılan Hususlar
İcra takibi açılması borcun kesinleştiği anlamına gelmez
Özellikle ilamsız takipte alacaklı herhangi bir mahkeme kararı olmadan takip başlatabilir. Borçlu süresinde itiraz etmediğinde takip kesinleşebilir. Bu nedenle “borcum olmadığı için işlem yapmama gerek yok” düşüncesi ciddi hak kaybı yaratabilir.
İtiraz ile şikâyet aynı değildir
Borca itiraz, alacağın varlığına veya miktarına yöneliktir. Şikâyet ise çoğunlukla icra dairesinin yaptığı işlemin kanuna aykırı olmasıyla ilgilidir. Yanlış hukuki yola başvurulması sürenin kaçırılmasına neden olabilir.
Haciz ile satış aynı işlem değildir
Bir mala haciz konulması, malın hemen satıldığı veya mülkiyetin alacaklıya geçtiği anlamına gelmez. Satışın ayrıca talep edilmesi, giderlerin yatırılması ve kanuni satış prosedürünün tamamlanması gerekir.
Tek ev hiçbir şartta haczedilemez düşüncesi doğru değildir
Borçlunun tek konutu üzerine haciz konulabilir. Borçlunun hâline münasip ev iddiası, icra mahkemesinde somut koşullar üzerinden değerlendirilir. Konutun değeri ve borcun niteliği sonucu değiştirebilir.
Şirkete ait borç her zaman ortağın kişisel borcu değildir
Sermaye şirketinin borcu ile şirket ortağının kişisel sorumluluğu birbirinden ayrıdır. Ancak kefalet, aval, şahsi garanti, kamu borçları, yöneticilik sorumluluğu veya malvarlıklarının karıştırılması gibi durumlarda farklı sonuçlar doğabilir.
İcra dosyasına ödeme ile alacaklıya doğrudan ödeme aynı değildir
Takip başladıktan sonra doğrudan alacaklıya yapılan ödemenin dosyaya bildirilmemesi, icra dosyasının açık kalmasına ve işlemlerin devam etmesine neden olabilir. Ödeme belgesi, açıklama kısmı ve alacaklı vekilinin tahsil yetkisi dikkatle kontrol edilmelidir.
İcra ve İflas Sürecinde Hak Kaybına Yol Açabilecek Durumlar
Uygulamada en sık karşılaşılan riskler şunlardır:
- Tebligatın dikkate alınmaması,
- İtiraz süresinin geçirilmesi,
- Borca itiraz edilirken imzaya itirazın açıkça belirtilmemesi,
- Kısmi itirazda miktarın gösterilmemesi,
- Yetki itirazının usulüne uygun ileri sürülmemesi,
- Haczedilmezlik şikâyetinin zamanında yapılmaması,
- Satış talebi ve satış gideri sürelerinin kaçırılması,
- İhalenin feshi şartlarının yerine getirilmemesi,
- Takipte yanlış borçluya veya yanlış tüzel kişiye yönelinmesi,
- Ödeme yapıldığı hâlde dosyanın kapatılmaması,
- Zamanaşımına uğramış alacağa karşı itiraz edilmemesi,
- İcra takibi ile dava şartı arabuluculuk ilişkisinin gözden kaçırılması,
- Kefalet, aval ve müşterek borçluluk kavramlarının birbirine karıştırılması.
İcra hukukunda sürelerin önemli bir bölümü hak düşürücü veya kesin nitelik taşımaktadır. Bu nedenle bir ödeme emri, haciz ihbarnamesi, kıymet takdiri raporu veya satış ilanı tebliğ edildiğinde belgenin yalnızca başlığına bakılarak işlem yapılmamalıdır.
2026 Yılında Uygulanan Tarifeler ve Parasal Sınırlar
İcra takiplerinde başvurma harcı, peşin harç, tahsil harcı, satış gideri, tebligat gideri, bilirkişi ücreti ve yediemin ücreti gibi farklı masraflar doğabilir.
Satış giderleri ve bazı ücret tarifeleri yıllık olarak güncellenmektedir. 2026 yılı Satış Giderleri Tarifesi ile iflas idaresi ve lisanslı yediemin depolarına ilişkin tarifeler 1 Ocak 2026 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Satış ilanlarına ilişkin parasal limitler de 27 Ocak 2026 tarihli Tebliğ ile güncellenmiştir. Bu nedenle önceki yıllara ait sabit gider veya parasal sınırların güncel dosyalarda doğrudan esas alınmaması gerekir.
Takip masraflarının kural olarak borçluya yükletilmesi, alacaklının başlangıçta hiçbir masraf yapmayacağı anlamına gelmez. Pek çok işlem için giderin önce alacaklı tarafından dosyaya yatırılması gerekir.
İcra Dosyası Nasıl Kontrol Edilir?
Tarafı olunan icra dosyaları UYAP Vatandaş Portal veya e-Devlet üzerinden görüntülenebilir. Dosyada;
- Takip talebi,
- Ödeme ya da icra emri,
- Tebligat evrakı,
- Borç hesabı,
- Haciz kayıtları,
- Banka ve tapu sorguları,
- Kıymet takdiri,
- Satış talebi,
- Tahsilat ve reddiyat işlemleri
incelenebilir.
Bununla birlikte ekranda görülen dosya borcu her zaman güncel kapak hesabıyla aynı olmayabilir. Faiz, vekâlet ücreti, tahsil harcı ve devam eden masraflar nedeniyle ödeme öncesinde icra dairesinden güncel hesap alınması gerekebilir. e-Devlet hizmeti, kişilerin taraf oldukları yurt içi icra dosyalarını ve dosya ayrıntılarını görüntülemelerine imkân vermektedir.
İcra ve İflas Sürecinde Hakların Zamanında Korunması
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, alacağın tahsilini hızlandırmayı amaçlayan ancak çok sayıda özel süre, şekil şartı ve istisna içeren teknik bir kanundur. Aynı ödeme emri karşısında borca itiraz, imzaya itiraz, yetki itirazı, menfi tespit davası veya şikâyet yollarından hangisinin kullanılacağı dosyanın niteliğine göre değişebilir.
Alacaklı bakımından da doğru takip yolunun seçilmesi, borçlunun doğru belirlenmesi, faiz ve ferilerin eksiksiz gösterilmesi, haciz ve satış sürelerinin takip edilmesi önem taşır. Borçlu bakımından ise tebligatın incelenmesi, itirazların açık ve süresinde ileri sürülmesi, haczedilmezlik haklarının korunması ve ödeme yapıldığında dosyanın hukuken kapatılması gerekir.
Her dosyanın kendi şartlarına göre değerlendirilmesi gerektiği unutulmamalıdır. Tarafların sıfatı, alacağın kaynağı, belgenin niteliği, tebligat tarihi, takip türü, haczedilen malın özellikleri ve dosyanın bulunduğu aşama hukuki sonucu değiştirebilir. Sürelerin kısa olması ve yanlış işlemin sonradan düzeltilmesinin her zaman mümkün olmaması nedeniyle, hak kaybı yaşamamak için profesyonel hukuki destek alınması önem taşır.



