tr

12. Yargı Paketi Resmî Gazete’de Yayımlandı: Son Dakika Güncel Durum

12. Yargı Paketi Resmî Gazete’de Yayımlandı: Son Dakika Güncel Durum

31 Temmuz 2026 itibarıyla 12. Yargı Paketi, 7589 sayılı Kanun olarak 31 Temmuz 2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmî Gazete’de yayımlandı. Kanunun büyük bölümü yayımlandığı gün yürürlüğe girdi. Vesayet altındaki kişilerin mallarının elektronik ortamda satışı ile e-Duruşma işlemlerine ilişkin bazı hükümler ise 31 Ekim 2026 tarihinde uygulanmaya başlayacak.

Kamuoyunda “12. Yargı Paketi” olarak bilinen düzenlemenin resmî adı, Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanundur. Düzenleme; icra satışlarından idari yargıya, kanuni faizden dolandırıcılık suçlarına, HAGB’den tazminat hesaplamalarına ve hukuk davalarının yürütülmesine kadar birçok temel alanda değişiklik yapmaktadır.

Son güncelleme: 31 Temmuz 2026

12. Yargı Paketi Resmî Gazete’de Yayımlandı mı?

Evet. 12. Yargı Paketi, 16 Temmuz 2026 tarihinde TBMM Genel Kurulunda kabul edildikten sonra 7589 sayılı Kanun olarak 31 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandı.

Yasama sürecinin temel aşamaları şöyledir:

AşamaTarih ve durum
TBMM Başkanlığına sunulması22 Haziran 2026
Esas numarası2/3737
Adalet Komisyonunda kabul24 Haziran 2026
TBMM Genel Kurulunda kabul16 Temmuz 2026
Kanun numarası7589
Resmî Gazete’de yayımlanması31 Temmuz 2026
Resmî Gazete sayısı33326
Genel yürürlük tarihi31 Temmuz 2026

Kanunun yasama sürecine ilişkin bilgiler TBMM kanun teklifi kaydında, kabul edilen nihai hükümler ise 7589 sayılı Kanun metninde yer almaktadır.

12. Yargı Paketi Ne Zaman Yürürlüğe Girdi?

7589 sayılı Kanun’un 26. maddesi, bütün hükümlerin aynı tarihte uygulanmayacağını göstermektedir:

  • Kanunun büyük bölümü 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe girdi.
  • Danıştay Kanunu’na ilişkin 3. madde, 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe girmekle birlikte 23 Temmuz 2026 tarihinden itibaren geçerli sayıldı.
  • Türk Medeni Kanunu’nun 440 ve 444. maddelerindeki elektronik satış hükümleri ile HMK’nin 149. maddesindeki e-Duruşma düzenlemesi, yayım tarihinden üç ay sonra, 31 Ekim 2026 tarihinde yürürlüğe girecek.

Bu yürürlük ayrımı özellikle devam eden davalar, açık artırmalar ve kanun yolu incelemesindeki dosyalar bakımından önemlidir. Yeni kanunun mevcut bir dosyaya uygulanıp uygulanmayacağı yalnızca dosyanın devam ediyor olmasına göre değil; dava, karar, açık artırma ilanı, suç veya zarar tarihi gibi ölçütlere göre belirlenir.

12. Yargı Paketi Hangi Kanunlarda Değişiklik Yaptı?

7589 sayılı Kanun ile başta aşağıdaki mevzuatta değişiklik yapılmıştır:

  • İcra ve İflâs Kanunu
  • Noterlik Kanunu
  • Danıştay Kanunu
  • Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun
  • İdari Yargılama Usulü Kanunu
  • Adli Tıp Kurumu ile İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun
  • Hâkimler ve Savcılar Kanunu
  • Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun
  • Türk Medeni Kanunu
  • Türk Ceza Kanunu
  • Ceza Muhakemesi Kanunu
  • Türk Borçlar Kanunu
  • Hukuk Muhakemeleri Kanunu

Dolayısıyla düzenleme yalnızca ceza hukukunu veya infaz sistemini ilgilendiren bir paket değildir. Özel hukuk, ceza muhakemesi, idari yargı ve yargılama usulü birlikte ele alınmıştır.

Miras Kalan Taşınmazların Satışında Yeni Dönem

İcra ve İflâs Kanunu’nun 114. maddesinde yapılan değişiklik, miras kalan taşınmazların ortaklığın giderilmesi yoluyla satışını doğrudan etkilemektedir.

Taşınmazdaki bütün paylar miras yoluyla kazanılmışsa ve mirasçılar dışında üçüncü bir kişinin mülkiyet hakkı bulunmuyorsa, satış yoluyla ortaklığın giderilmesine karar verilmesi hâlinde ilk artırma yalnızca malik olan mirasçılar arasında yapılacaktır.

Bu özel artırmada:

  • İlk artırmaya üçüncü kişiler katılamayacak.
  • Tekliflerin taşınmazın muhammen kıymetinin yüzde 100’ünü ve ilgili satış giderlerini karşılaması gerekecek.
  • Mirasçılar arasındaki bu özel artırma yalnızca bir defa uygulanacak.
  • İlk artırmada satış gerçekleşmezse ikinci artırma genel kurallara göre yapılacak.

Düzenleme, miras kalan taşınmazın ilk aşamada aile veya mirasçılar içinde kalmasına imkân tanımaktadır. Ancak taşınmazda sonradan pay edinmiş üçüncü bir kişi bulunması hâlinde bu özel usul uygulanmayacaktır.

Değişikliğin yürürlüğe girmesinden önce ilan edilmiş açık artırmalarda eski hükümler geçerliliğini koruyacaktır.

İhale Bedelini Yatırmayanlara Yüzde 5 İdari Para Cezası

Açık artırmada en yüksek teklifi verdiği hâlde ihale bedelini süresinde yatırmayan kişi bakımından da yeni sonuçlar öngörülmüştür. Alınan teminatın iade edilmemesinin yanında, teklif edilen bedelin yüzde 5’i oranında idari para cezası verilebilecektir.

Ortaklığın giderilmesi satışlarında bedeli yatırmayan kişinin paydaş olması hâlinde teminatın diğer pay sahiplerine payları oranında ödenmesi düzenlenmiştir. Bu nedenle artırmaya katılmadan önce finansman imkânının ve ödeme süresinin gerçekçi biçimde değerlendirilmesi gerekir.

İdari Yargıda Tek Hâkimle Görülecek Davalar Genişletildi

2576 sayılı Kanun’un 7. maddesinde yapılan değişiklikle, idare mahkemelerinde tek hâkim tarafından karara bağlanabilecek uyuşmazlıkların kapsamı genişletilmiştir.

Düzenleyici işlemlere karşı açılan davalar hariç olmak üzere konusu 486.000 TL’yi aşmayan iptal ve tam yargı davaları tek hâkim tarafından görülebilecektir. Ayrıca tutarına bakılmaksızın bazı uyuşmazlıklar da tek hâkim kapsamına alınmıştır:

  • Öğrencilerin sınıf geçme, not tespiti, yurt, kredi ve burs işlemleri
  • Uzaklaştırma ve ilişik kesme sonucunu doğurmayan öğrenci disiplin cezaları
  • Kamu görevlilerinin geçici görevlendirme, yolluk, lojman ve izin işlemleri
  • Kamu görevlilerine verilen uyarma cezaları
  • Meslek kuruluşlarının mesleki faaliyeti engellemeyen disiplin cezaları
  • 2022 sayılı Kanun kapsamındaki yaşlılık ve muhtaçlık aylıklarından doğan davalar

Yeni görev hükümleri, 31 Temmuz 2026 tarihinden sonra açılan davalarda uygulanacaktır.

İdari Davalarda Temyiz Sınırları Yeniden Düzenlendi

Bölge idare mahkemesinin ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak yeniden karar verdiği bazı uyuşmazlıklarda Danıştaya temyiz yolu açık tutulmuştur. Bununla birlikte aşağıdaki dava ve işlerde, bölge idare mahkemesi yeniden karar vermiş olsa dahi temyiz yolu öngörülmemiştir:

  • Tek hâkimle görülen idare ve vergi davaları
  • Çiftçi Mallarının Korunması Hakkında Kanun’dan doğan uyuşmazlıklar
  • Taşınmaz zilyetliğine yapılan tecavüzlerin önlenmesine ilişkin davalar
  • Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’ndan kaynaklanan davalar
  • Kanunda belirtilen parasal sınırların altında kalan kararlar
  • Yalnızca vekâlet ücreti ve yargılama giderlerine ilişkin kararlar

Bu hükümler, 31 Temmuz 2026 tarihinden sonra bölge idare mahkemelerince verilen kararlar bakımından uygulanacaktır. Daha önce verilmiş kararlar eski hükümlere tabi olmaya devam edecektir.

Kanuni Faiz Oranı Değişken Sisteme Bağlandı

3095 sayılı Kanun’un 1. maddesi yeniden düzenlenmiştir. Türk Borçlar Kanunu veya Türk Ticaret Kanunu uyarınca faiz ödenmesi gereken ancak faiz oranının sözleşmede belirlenmediği durumlarda, kanuni faiz artık sabit bir oran üzerinden değil, TCMB reeskont oranına bağlı olarak hesaplanacaktır.

Yeni sisteme göre kanuni faiz:

  • TCMB’nin önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde 80’i üzerinden belirlenecek.
  • 30 Haziran günündeki reeskont oranı, önceki yılın 31 Aralık günündeki orandan en az 5 puan farklıysa yılın ikinci yarısında yeni oran esas alınacak.

TCMB verilerine göre 31 Aralık 2025 tarihinde geçerli reeskont oranı yüzde 38,75’tir. Formül uygulandığında 2026 yılı için yıllık yüzde 31 oranı ortaya çıkmaktadır. Bununla birlikte alacağın sözleşme faizine, ticari temerrüt faizine veya özel bir kanundaki faiz kuralına tabi olması farklı bir değerlendirme gerektirebilir. Güncel oranlar TCMB reeskont ve avans faiz oranları tablosundan kontrol edilebilir.

Düzenlemenin arka planında, Anayasa Mahkemesinin kanuni faizin enflasyon karşısında alacağın değerini koruyamaması nedeniyle mülkiyet hakkı bakımından yaptığı değerlendirmeler bulunmaktadır. Anayasa Mahkemesi, E.2024/24, K.2025/164 sayılı kararında kanuni faiz sistemini Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı yönünden incelemiştir.

IBAN ve Banka Hesabını Kullandıranlar Hakkında Ceza İndirimi

Türk Ceza Kanunu’nun 158. maddesine eklenen dördüncü fıkra, kamuoyunda “IBAN kiralama” veya “banka hesabı kullandırma” olarak bilinen fiiller bakımından özel bir iştirak hükmü getirmiştir.

Bir kişinin dolandırıcılık veya nitelikli dolandırıcılık suçuna katılımı yalnızca;

  • Banka veya kredi kartını,
  • Banka hesabını,
  • Ödeme kuruluşundaki hesabını,
  • Aracı kurum hesabını,
  • Kripto varlık hizmet sağlayıcısındaki hesabını,
  • Bu hesapların kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgi veya araçları

haksız menfaat sağlama amacıyla başkasına vermekten ibaretse, verilecek ceza yarı oranında indirilecektir.

Bu hüküm, banka hesabını başkasına kullandırmayı suç olmaktan çıkarmamaktadır. Kişinin dolandırıcılık planındaki rolü hesap veya ödeme aracı sağlamanın ötesine geçmişse, yarı oranındaki indirim uygulanmayabilir. Suçtan elde edilen menfaat, diğer faillerle ilişki, iletişim kayıtları, para hareketleri ve kastın kapsamı birlikte incelenecektir.

Devam Eden ve Kesinleşmiş Dosyalara Etkisi

Geçici 1. maddeye göre, kanunun yürürlüğe girmesinden önce TCK’nin 157 veya 158. maddeleri kapsamında hüküm verilen ve kanun yolu incelemesinde bulunan dosyalarda, yeni fıkranın uygulanma ihtimali varsa dosya ilk derece mahkemesine gönderilebilecektir.

İnfaz aşamasındaki bazı hükümlüler bakımından ise şu şartlarla etkin pişmanlık imkânı tanınmıştır:

  • Kişinin fiili yeni TCK 158/4 kapsamında kalmalı,
  • Hakkında daha önce TCK 168 uygulanmamış olmalı,
  • Mağdurun zararı, mahkemenin ihtarından itibaren altı ay içinde tamamen giderilmeli.

Bu süreç otomatik bir tahliye veya infazın kendiliğinden durması anlamına gelmemektedir. Kanun, zarar tamamen giderilinceye kadar yalnızca bu hükme dayanılarak infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verilemeyeceğini açıkça belirtmektedir.

HAGB Kaldırılmadı, Yeniden Düzenlendi

12. Yargı Paketi ile Ceza Muhakemesi Kanunu’nun hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını düzenleyen 231. maddesinin 5 ila 14. fıkraları yeniden kaleme alınmıştır.

HAGB tamamen kaldırılmamıştır. Sanık hakkında iki yıl veya daha az süreli hapis cezası ya da adli para cezası verilmesi durumunda, kanuni şartların bulunması hâlinde HAGB kararı verilebilecektir.

Başlıca şartlar şunlardır:

  • Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmaması,
  • Mahkemede yeniden suç işlemeyeceği yönünde kanaat oluşması,
  • Suç nedeniyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın tamamen giderilmesi.

Zararın hemen karşılanamaması durumunda, denetim süresi içinde taksitlerle tamamen ödenmesi şartıyla da HAGB kararı verilebilecektir. Denetim süresi beş yıl olarak korunmuştur.

HAGB Kararına Karşı İstinaf Yolu

HAGB kararlarına karşı, CMK’nin istinaf sınırlarına ilişkin istisnaları saklı kalmak üzere istinaf yoluna başvurulabilecektir. Kanun yolu incelemesinde hem usule hem de esasa ilişkin hukuka aykırılıklar değerlendirilebilecektir.

Bölge adliye mahkemesi veya Yargıtayın ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği HAGB kararlarında ise şartları bulunuyorsa temyiz yoluna gidilebilecektir.

İşkence ve Kötü Muamele Suçlarında HAGB Yasağı

Yeni düzenlemeye göre HAGB hükümleri;

  • İşkence suçlarında,
  • Eziyet suçlarında,
  • Kamu görevlisinin görevi nedeniyle işlediği ve Anayasa’nın 17. maddesi kapsamında kötü muamele kabul edilebilecek suçlarda

uygulanamayacaktır.

Bu değişiklik, Anayasa Mahkemesinin 10 Temmuz 2025 tarihli ve E.2024/98, K.2025/149 sayılı kararında ortaya koyduğu anayasal gerekçelerle bağlantılıdır. Anayasa Mahkemesi, kamu görevlilerinin görevleri nedeniyle işledikleri işkence, eziyet veya kötü muamele niteliğindeki fiillerde HAGB uygulanmasını engelleyen açık bir kanun hükmü bulunmamasını devletin Anayasa’nın 17. maddesinden doğan yükümlülükleriyle bağdaşmaz bulmuştur. Kararın özeti Anayasa Mahkemesinin resmî duyurusunda yer almaktadır.

Genetik İnceleme Sonuçlarının Saklanması ve Silinmesi

CMK’nin 80. maddesinde yapılan değişiklikle, ceza soruşturması veya kovuşturması kapsamında elde edilen genetik inceleme sonuçlarının kaydedilmesi, kullanılması ve imhası yeniden düzenlenmiştir.

İnceleme sonuçları kimlik bilgilerinden arındırılarak özel bir sisteme kaydedilecek ve bir örneği dosyada delil olarak saklanacaktır.

Verilerin imha zamanı kararın niteliğine göre değişmektedir:

  • Kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz süresinin dolması,
  • İtirazın reddedilmesi,
  • Beraat kararının kesinleşmesi,
  • Ceza verilmesine yer olmadığı kararının kesinleşmesi

hâllerinde veriler derhâl yok edilecektir. Diğer durumlarda ise kararın kesinleşmesinden itibaren 20 yıl sonra imha edilecektir.

Kişisel verinin saklanma amacı ortadan kalkmışsa veya haklı bir neden bulunuyorsa ilgili kişi, hâkim veya mahkemeden verilerin daha önce silinmesini isteyebilecektir.

Kaçak Sanıklar ve Yargılamanın Yenilenmesi

CMK’nin 247. maddesine göre kaçak sanık hakkında kovuşturma yapılabilecektir. Ancak daha önce sorgusu yapılmamış kaçak sanık hakkında mahkûmiyet veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemeyecektir.

Kaçak sanık hakkında güvenlik tedbirine karar verilmişse sanık veya müdafii, savunma hakkını kullanmak istediğini belirterek yargılamanın yenilenmesini talep edebilecektir.

Bu düzenleme, kişinin yokluğunda verilen güvenlik tedbiri kararına karşı etkili bir savunma imkânı oluşturmayı amaçlamaktadır.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının İtiraz Yetkisi

CMK’nin 308. maddesinde yapılan değişiklikle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının ceza dairesi kararlarına karşı Ceza Genel Kuruluna itiraz süresi üç ay olarak belirlenmiştir.

Sanık lehine yapılan itirazlarda süre aranmayacaktır. Sanık, müdafii, katılan veya suçtan zarar gören kişi doğrudan Ceza Genel Kuruluna başvurmayacak; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından itiraz yetkisinin kullanılmasını isteyebilecektir.

Yeni süre, 31 Temmuz 2026 tarihinden sonra Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına teslim edilen dosyalar için uygulanacaktır.

Destekten Yoksun Kalma ve İş Gücü Kaybı Tazminatları

Türk Borçlar Kanunu’nun 55. maddesine eklenen hükümler, çalışma gücü kaybı ve destekten yoksun kalma tazminatlarında faiz başlangıcını değiştirmiştir.

Buna göre:

  • Kazancın bilindiği dönem için hesaplanan tazminata, haksız fiil veya zarar doğuran olay tarihinden itibaren kanuni faiz işletilecek.
  • Kazancın bilinemediği gelecek dönem için hesaplanan tazminata ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz uygulanacak.

Tahkikat başlayıncaya kadar tazminatın ifası amacıyla yapılan ödemeler, ödeme tarihine göre hesaplanan tazminat miktarından oransal olarak mahsup edilecektir.

Bu değişiklik yalnızca 31 Temmuz 2026 tarihinden sonra meydana gelen haksız fiiller veya zarar doğuran olaylar hakkında uygulanacaktır. Önceki kazalar, iş kazaları ve diğer zarar doğuran olaylarda eski hükümler geçerliliğini koruyacaktır.

Belirsiz Alacak Davası Kaldırıldı mı?

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun belirsiz alacak davasını düzenleyen 107. maddesi yürürlükten kaldırılmıştır. Ancak değişiklikten önce açılan belirsiz alacak davaları eski HMK 107 hükümlerine göre görülmeye devam edecektir.

31 Temmuz 2026 tarihinden sonra açılacak davalarda ise HMK’nin 109. maddesindeki kısmi dava sistemi önem kazanacaktır. Alacağın yalnızca bir kısmının dava edildiği hâllerde talep, aynı dava içinde bir defaya mahsus olmak üzere tahkikat sona erinceye kadar artırılabilecektir.

Artırılan kısım bakımından zamanaşımı, dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılacaktır. Bununla birlikte talebin artırılmasının bir defayla sınırlandırılması; dava açılırken başlangıç tutarının, delillerin ve muhtemel hesaplamaların daha dikkatli belirlenmesini gerektirir.

Hukuk Davalarında Duruşmalar Arası Süre En Fazla Üç Ay

HMK’nin 147. maddesine eklenen hükme göre hukuk davalarında duruşmalar arasındaki süre kural olarak üç aydan uzun olamayacaktır.

Bilirkişi incelemesinin uzaması, istinabe yoluyla işlem yapılması veya dosyanın niteliğinden kaynaklanan zorunlu hâllerde hâkim gerekçesini açıklayarak daha uzun bir süre belirleyebilecektir.

Bu düzenleme, davanın üç ay içinde tamamlanacağı anlamına gelmemektedir. Yalnızca birbirini takip eden duruşmalar arasındaki süreye ilişkin bir kural getirmektedir.

E-Duruşmada Islak İmza Zorunluluğu Daraltıldı

Ses ve görüntü nakli yoluyla duruşmaya katılan kişiler bakımından, bazı işlemler dışında elle atılan imza aranmayacaktır.

Ancak;

  • İkrar,
  • Yemin,
  • Davanın geri alınmasına muvafakat,
  • Davadan feragat,
  • Davayı kabul,
  • Sulh

gibi doğrudan hak kaybına veya uyuşmazlığın sona ermesine yol açabilecek işlemlerde özel imza hükümleri uygulanmaya devam edecektir. Bu düzenleme 31 Ekim 2026 tarihinde yürürlüğe girecektir.

Noterlik İşlemleri ve Bilirkişiye Başvurma Konusunda Değişiklikler

Noterlik evrakının mahkemeler, sulh ceza hâkimlikleri ve Cumhuriyet başsavcılıklarına elektronik ortamda gönderilmesine imkân tanınmıştır. Elektronik olarak taranan ve güvenli elektronik imzayla onaylanan belgeler yetkili mercilere iletilebilecektir.

Ayrıca hâkimlik ve savcılık mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözülebilecek konularda bilirkişiye başvurulması, Hâkimler ve Savcılar Kanunu kapsamında uyarma cezasını gerektiren fiiller arasına alınmıştır. Bu düzenlemenin amacı bilirkişinin yalnızca özel veya teknik bilgi gerektiren konularda kullanılmasını sağlamaktır.

12. Yargı Paketinde Genel Af veya İnfaz Düzenlemesi Var mı?

7589 sayılı Kanun genel af düzenlemesi değildir. Kanunda;

  • Genel af,
  • Bütün hükümlüleri kapsayan ceza indirimi,
  • Genel nitelikte infaz indirimi,
  • Denetimli serbestlik süresinin kapsamlı biçimde genişletilmesi,
  • Otomatik tahliye

öngören bir hüküm bulunmamaktadır.

TCK’nin 158. maddesine eklenen özel iştirak indirimi ve bu hükme bağlı geçiş düzenlemeleri, yalnızca kanunda belirtilen şartları taşıyan dolandırıcılık dosyaları bakımından değerlendirilir. Bu özel hükmün genel af veya bütün “IBAN dosyalarını” kapsayan bir cezasızlık düzenlemesi olarak yorumlanması doğru değildir.

Teklifin önceki aşamalarında veya kamuoyuna yansıyan taslaklarda konuşulan noter yardımcılığı, kapsamlı arabuluculuk değişiklikleri ve bazı başka düzenlemeler de yayımlanan nihai kanun metninde yer almamaktadır. Hukuki değerlendirmede haber metinleri veya taslak çalışmalar değil, Resmî Gazete’de yayımlanan nihai kanun esas alınmalıdır.

Devam Eden Davalarda Hak Kaybı Yaşamamak İçin Nelere Dikkat Edilmeli?

12. Yargı Paketi’nin mevcut dosyalara etkisi her düzenleme bakımından farklıdır. Özellikle şu tarihler birlikte incelenmelidir:

  • Davanın açıldığı tarih
  • Haksız fiil veya kazanın meydana geldiği tarih
  • Açık artırma ilanının yapıldığı tarih
  • İlk derece veya istinaf kararının verildiği tarih
  • Dosyanın kanun yolunda bulunduğu aşama
  • Ceza hükmünün kesinleşip kesinleşmediği
  • Suç tarihi ve kişinin suça katılma biçimi
  • Tebliğ ve kanun yolu başvuru süreleri

Yeni bir yargı paketinin yürürlüğe girmesi, mevcut itiraz, istinaf, temyiz veya dava açma sürelerini kendiliğinden durdurmaz. “Yeni düzenleme uygulanacak” düşüncesiyle kanuni sürenin geçirilmesi ciddi hak kayıplarına neden olabilir.

Yeni Düzenlemenin Somut Dosyaya Etkisi Nasıl Belirlenir?

12. Yargı Paketi farklı hukuk alanlarına ilişkin çok sayıda değişiklik içermektedir. Bir hükmün kişi lehine görünmesi, o hükmün her devam eden veya kesinleşmiş dosyada doğrudan uygulanacağı anlamına gelmez. Geçiş hükümleri, maddi ceza hukukunun zaman bakımından uygulanması, usul kurallarının derhâl uygulanması ilkesi ve kazanılmış usulî durumlar birlikte değerlendirilmelidir.

Özellikle dolandırıcılık, banka hesabını kullandırma, HAGB, tazminat, belirsiz alacak davası, miras taşınmazlarının satışı ve idari yargı dosyalarında yapılacak inceleme dosyanın aşamasına göre değişecektir. Her dosyanın kendi şartlarına göre değerlendirilmesi gerektiği gibi, hukuki sonucun somut olayın özelliklerine göre farklılaşabileceği de gözden kaçırılmamalıdır.

Kanun yolu veya başvuru sürelerinin korunması, lehe düzenlemelerin doğru usulle ileri sürülmesi ve yeni hükümlerin zaman bakımından uygulanmasının belirlenmesi için profesyonel hukuki destek alınması önem taşımaktadır.

Av. Erdem Varol
Hukuki konuları mevzuat, yargı kararları ve uygulama çerçevesinde ele alan bilgilendirici içerikler hazırlamaktadır.
Randevu Talebi