
Tereke tespiti davası, miras bırakanın vefat ettiği tarih itibarıyla geride bıraktığı malvarlığı değerlerinin, haklarının, alacaklarının ve borçlarının mahkeme eliyle belirlenmesini sağlayan miras hukuku yoludur. Uygulamada bu dava; mirasçıların murisin tüm malvarlığını bilemediği, bazı malların gizlendiğinden şüphe edildiği, banka hesapları, taşınmazlar, şirket hisseleri, araçlar, dijital varlıklar veya yurt dışı malvarlığı hakkında belirsizlik bulunduğu durumlarda önem kazanır.
Tereke tespiti yalnızca mirasın paylaşılması amacıyla değil; ileride açılabilecek mirasın reddi, mirasın hükmen reddi, miras ortaklığının giderilmesi, tenkis, mirasta denkleştirme, miras sebebiyle istihkak, ortaklığın giderilmesi ve terekeye temsilci atanması gibi süreçlerde sağlam bir hukuki zemin oluşturmak için de talep edilebilir. Bu nedenle dava, mirasçılar arasında yaşanabilecek uyuşmazlıklar büyümeden önce terekenin kapsamının resmi şekilde ortaya konulması bakımından kritik niteliktedir.
Tereke Nedir?
Tereke, mirasbırakanın ölümüyle birlikte mirasçılara geçen malvarlığının tamamını ifade eder. Bu kapsam yalnızca taşınmazlardan ibaret değildir. Murisin banka hesapları, araçları, şirket payları, menkul kıymetleri, alacakları, borçları, ziynet eşyaları, fikri hakları, kira gelirleri, sigorta alacakları ve belirli şartlarda dijital malvarlığı değerleri de tereke içinde değerlendirilebilir.
Türk Medeni Kanunu’nun 589. maddesine göre mirasbırakanın yerleşim yeri sulh hâkimi, istem üzerine veya re’sen tereke mallarının korunması ve hak sahiplerine geçmesini sağlamak için gerekli bütün önlemleri alabilir. Bu önlemler; tereke mallarının yazımı, mühürleme, terekenin resmen yönetilmesi ve vasiyetnamelerin açılması gibi işlemleri kapsar.
Tereke Tespiti Davası Nedir?
Tereke tespiti davası, murisin ölüm anındaki malvarlığı durumunun mahkeme tarafından araştırılması, belirlenmesi ve kayıt altına alınması amacıyla açılan bir davadır. Burada amaç, mirasın hemen paylaştırılması değil; hangi malvarlığı unsurlarının terekeye dahil olduğunun ortaya çıkarılmasıdır.
Bu ayrım uygulamada oldukça önemlidir. Tereke tespiti davası, istihkak davası veya miras paylaşım davası değildir. Mahkeme, kural olarak bir malın kesin mülkiyet uyuşmazlığını çözmekten ziyade, terekeye ait olduğu bildirilen veya araştırmayla tespit edilen unsurları belirler ve gerekli koruma tedbirlerini değerlendirir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 11.06.2019 tarihli, 2016/6394 E. ve 2019/5096 K. sayılı kararında da tereke tespitinin Türk Medeni Kanunu’nun 589. ve devamı maddeleri kapsamında bir “koruma önlemi” olduğu; ölüm tarihi itibarıyla terekeyi oluşturan unsurları belirlemeye ve ileride doğabilecek ihtilaflarda başvuru kaynağı oluşturmaya yönelik bulunduğu vurgulanmıştır. Aynı kararda tereke tespitinin kural olarak süreye bağlı olmadığı, bu önlemin alınması imkânsız veya yararsız hale gelmedikçe ve tereke paylaşılmadıkça istenebileceği belirtilmiştir.
Tereke Tespiti Davası Hangi Durumlarda Açılır?
Tereke tespiti davası özellikle şu hallerde gündeme gelir:
Mirasçılar murisin tüm malvarlığını bilmiyorsa, bazı mirasçıların tereke mallarını sakladığı veya eksik bildirdiği düşünülüyorsa, banka hesapları ve para hareketleri araştırılmak isteniyorsa, murisin taşınmazları veya araçları tam olarak bilinmiyorsa, şirket ortaklığı ya da ticari faaliyetlerinden doğan hak ve borçların tespiti gerekiyorsa, murisin yurt dışındaki malvarlığı hakkında şüphe varsa, vasiyetname veya el yazılı belge bulunma ihtimali mevcutsa, terekenin borca batık olup olmadığı araştırılmak isteniyorsa bu davaya başvurulabilir.
Tereke tespitinin önemi, yalnızca mevcut malların belirlenmesiyle sınırlı değildir. Murisin borçlarının, devam eden davalarının, icra takiplerinin, vergi ve SGK kayıtlarının, şirket bağlantılarının ve finansal ilişkilerinin incelenmesi; mirasçıların daha sonra karşılaşabileceği hukuki ve mali risklerin öngörülmesini sağlar.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Tereke tespiti davasında görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesidir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda tereke mallarının korunması ve hak sahiplerine ulaşmasını sağlamak için önlem alınması ile terekenin resmi defterinin tutulması, miras hukukuna ilişkin çekişmesiz yargı işleri arasında sayılmıştır. Çekişmesiz yargı işlerinde görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça sulh hukuk mahkemesidir.
Yetkili mahkeme ise kural olarak mirasbırakanın son yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesidir. Ancak muris son yerleşim yerinden başka bir yerde ölmüşse, ölüm yerindeki sulh hâkimi de o yerde bulunan malların korunması için gerekli önlemleri almak ve dosyayı mirasbırakanın yerleşim yeri sulh hâkimine göndermekle yükümlüdür.
Tereke Tespiti Davasını Kimler Açabilir?
Tereke tespiti davasını mirasçılar açabilir. Yasal mirasçılar, atanmış mirasçılar ve somut olayın niteliğine göre tereke üzerinde hukuki yararı bulunan ilgililer bu yola başvurabilir. Alacaklılar bakımından ise durum daha dikkatli değerlendirilmelidir; çünkü tereke tespiti davası, alacağın tahsili veya kesin olarak hüküm altına alınması için açılan bir eda davası değildir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 04.03.2021 tarihli, 2017/3091 E. ve 2021/1501 K. sayılı kararında; tereke tespitinin delil tespiti niteliğinde olduğu, bu davaya asli veya feri müdahalenin söz konusu olamayacağı, alacak iddiasında bulunan kişinin ise mirasçılara karşı ayrı dava açabileceği belirtilmiştir.
Tereke Tespiti Davasında Süre Var mı?
Tereke tespiti davası bakımından uygulamada en çok merak edilen konulardan biri süredir. Koruma önlemi niteliğindeki tereke tespiti, kural olarak belirli bir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye bağlı değildir. Ancak bu, her durumda sınırsız ve risksiz şekilde beklenebileceği anlamına gelmez.
Tereke paylaşılmışsa, mallar devredilmişse, bankadaki hareketler eski tarihli hale gelmişse, taşınır mallar el değiştirmişse veya delillerin toplanması güçleşmişse tespit talebinin pratik etkisi azalabilir. Bu nedenle mirasbırakanın malvarlığı konusunda belirsizlik bulunan dosyalarda gecikmeden hukuki işlem yapılması önemlidir.
Türk Medeni Kanunu’nun 590. maddesi ise belirli hallerde terekenin defterinin tutulmasını düzenler. Mirasçılar arasında vesayet altında olan veya vesayet altına alınması gereken kişi varsa, mirasçılardan biri uzun süredir bulunamıyorsa ve temsilcisi yoksa ya da mirasçılardan veya ilgililerden biri ölüm tarihinden başlayarak bir ay içinde istemde bulunursa sulh hâkimi tereke defterinin tutulmasına karar verir.
Tereke Tespitinde Hangi Malvarlığı Araştırılır?
Tereke tespiti davasında araştırma, yalnızca davacının bildirdiği malvarlığı unsurlarıyla sınırlı kalmamalıdır. Etkili bir başvuru dilekçesinde murisin kimlik bilgileri, son yerleşim yeri, bilinen malvarlığı, şüphe duyulan işlem ve kayıtlar, araştırılması istenen kurumlar ve talep edilen koruma tedbirleri açıkça belirtilmelidir.
Uygulamada şu kayıtların araştırılması talep edilebilir:
Tapu kayıtları, banka hesapları, araç kayıtları, vergi dairesi kayıtları, SGK kayıtları, ticaret sicili ve MERSİS kayıtları, şirket ortaklıkları, hisse devirleri, kooperatif üyelikleri, icra dosyaları, UYAP kayıtları, noterlik işlemleri, vasiyetname kayıtları, sigorta poliçeleri, emeklilik ve bireysel emeklilik kayıtları, kiralık kasa bilgileri, kripto para ve dijital varlık izleri, alan adı ve dijital platform hesapları.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 11.06.2019 tarihli kararında, mahkemenin resmi kurumlardan murisin taşınır ve taşınmaz tüm malvarlığına ilişkin bilgi istemesi, tereke mallarını zilyetliğinde bulunduran veya murise borcu olan mirasçılardan bilgi alması ve ölüm anı itibarıyla terekedeki mal ve hakları hükümde göstermesi gerektiği ifade edilmiştir. Aynı kararda yurt dışı banka hesapları, şirket malvarlıkları ve tapu kayıtları yeterince araştırılmadan verilen kararın eksik inceleme nedeniyle bozulduğu görülmektedir.
Banka Hesapları, Şirket Hisseleri ve Dijital Varlıklar
Günümüzde tereke yalnızca tapu ve araç kayıtlarından ibaret değildir. Murisin bankalarda mevduat hesabı, yatırım hesabı, kredi borcu, kredi kartı borcu, kiralık kasası, hisse senedi, fon, kripto varlık hesabı veya dijital platformlardan doğan ekonomik değeri bulunabilir.
Şirket ortaklığı olan murisler bakımından ticaret sicili, pay defteri, ortaklar kurulu kararları, şirket bilançosu, vergi kayıtları ve varsa fiili yönetim ilişkileri önem taşır. Şirket hisselerinin terekeye dahil olup olmadığı, hisselerin murisin ölümünden önce devredilip devredilmediği ve devir işlemlerinin muvazaalı olup olmadığı ayrıca incelenebilir.
Dijital varlıklar yönünden ise mahkemeden ilgili kurumlara müzekkere yazılması, erişim ve tespit imkânlarının araştırılması, ekonomik değer taşıyan hesapların terekeye dahil edilip edilemeyeceğinin belirlenmesi talep edilebilir. Her somut olayda dijital varlığın niteliği, erişim koşulları, platform kuralları ve malvarlığı değeri ayrıca değerlendirilmelidir.
Tereke Tespiti ile Miras Paylaşımı Aynı Şey Değildir
Tereke tespiti davasında mahkeme, kural olarak mirasın kime ne oranda verileceğine ilişkin paylaşım kararı kurmaz. Bu dava, terekenin kapsamının belirlenmesi ve korunmasına yöneliktir. Mirasçılar arasında paylaşım konusunda anlaşma sağlanamazsa ayrıca miras ortaklığının giderilmesi, ortaklığın giderilmesi, miras taksim davası veya ilgili diğer davalar gündeme gelebilir.
Bu nedenle tereke tespiti davası, miras uyuşmazlığının tamamını tek başına çözen bir yol olarak görülmemelidir. Ancak doğru yürütüldüğünde, sonraki davalar bakımından güçlü bir delil zemini oluşturur. Özellikle mirasçılar arasında güven sorunu varsa, tereke tespit edilmeden paylaşım yapılması ciddi hak kayıplarına neden olabilir.
Tereke Tespiti ve Mirasın Reddi İlişkisi
Mirasçılar, murisin borçlarından yalnızca tereke mallarıyla değil bazı hallerde kendi malvarlıklarıyla da sorumlu hale gelebilir. Bu nedenle murisin borçlarının aktiflerden fazla olup olmadığının araştırılması önemlidir. Tereke tespiti, mirasın reddi veya mirasın hükmen reddi süreçlerinde murisin mali durumunun anlaşılmasına yardımcı olabilir.
Ancak tereke tespiti davası, tek başına mirasın reddi sonucunu doğurmaz. Mirasın gerçek reddi, mirasın hükmen reddi ve terekenin borca batık olduğunun tespiti ayrı hukuki şartlara tabidir. Bu nedenle murisin borçları konusunda tereddüt bulunan dosyalarda süreler, beyanlar ve açılacak davanın türü dikkatle belirlenmelidir.
Tereke Mallarının Korunması ve Mühürleme
Bazı dosyalarda yalnızca malvarlığının tespit edilmesi yeterli olmaz; malların korunması da gerekir. Murise ait evdeki ziynet eşyaları, antika eşyalar, kasa içeriği, ticari evrak, araç, değerli koleksiyonlar veya taşınır mallar kaybolma riski altındaysa mahkemeden mühürleme, yediemine teslim, banka hesabına yatırma veya uygun başka koruma tedbirleri talep edilebilir.
Türk Medeni Kanunu’nun 591. maddesi uyarınca yazımı yapılan tereke mallarından gerekenler mühürlenebilir; mühürlenmeyen mallar için uygun koruma önlemi alınabilir. Ayrıca mirasbırakanla birlikte oturan kişilerin zorunlu ihtiyaçları gözetilerek bazı eşyaların tutanakla güvenilir kişiye bırakılması mümkündür.
Yargıtay Kararları Işığında Tereke Tespiti
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, 11.06.2019, 2016/6394 E., 2019/5096 K.
Bu kararda tereke tespitinin TMK 589 ve devamı maddeleri kapsamında bir koruma önlemi olduğu, ölüm anındaki tereke unsurlarını belirlemeye yönelik bulunduğu, kural olarak süreye bağlı olmadığı ve tereke paylaşılmadıkça istenebileceği kabul edilmiştir. Kararda ayrıca yurt dışı banka hesapları, şirket malvarlıkları ve tapu kayıtları araştırılmadan karar verilmesi eksik inceleme sayılmıştır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, 25.03.2021, 2021/715 E., 2021/2143 K.
Bu kararda tereke tespiti davalarının delil tespiti niteliğinde olduğu, istihkak davası niteliği taşımadığı belirtilmiştir. Buna göre mahkemenin görevi, terekeye ait olduğu bildirilen malvarlığı unsurlarını tespit edip deftere geçirmek ve gerekli hallerde koruma işlemlerini uygulamaktır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, 04.03.2021, 2017/3091 E., 2021/1501 K.
Bu kararda tereke tespitinin tedbir ve delil tespiti niteliği vurgulanmış; bu davaya asli veya feri müdahale yoluyla katılımın mümkün olmadığı, alacak iddiasında bulunan kişilerin haklarını ayrıca açacakları davalarda ileri sürebileceği ifade edilmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 15.12.2010, 2009/18886 E., 2010/21144 K.
Kararda TMK 589 kapsamında sulh hâkiminin tereke mallarının korunması için gerekli önlemleri alabileceği, bu tedbirlerin tereke mallarının yazımı, mühürlenmesi, resmen yönetilmesi ve vasiyetnamenin açılması gibi işlemleri kapsadığı belirtilmiştir. Ayrıca terekenin tedbiren tespiti talebinin süreye tabi olmadan istenebileceği kabul edilmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 22.03.2007, 2006/13518 E., 2007/4622 K.
Bu kararda mirasçılar arasında vesayet altında bulunan kişilerin bulunmasının tereke defterinin tutulması için yasal sebep oluşturduğu, yazımı yapılan mallar yönünden mühürleme ve koruma önlemlerinin alınması gerektiği belirtilmiştir.
Tereke Tespiti Davasında Dilekçe Nasıl Hazırlanmalıdır?
Tereke tespiti davası dilekçesi, yalnızca genel ifadelerle hazırlanırsa mahkeme araştırması sınırlı kalabilir. Bu nedenle dilekçede murisin kimlik bilgileri, ölüm tarihi, son yerleşim yeri, mirasçılık durumu, bilinen malvarlığı, şüpheli işlemler, araştırılması istenen kurumlar ve talep edilen tedbirler ayrıntılı şekilde gösterilmelidir.
Dilekçede özellikle şu hususlar somutlaştırılmalıdır:
Murisin taşınmazlarının araştırılması, bankalara müzekkere yazılması, araç kayıtlarının sorgulanması, ticaret sicili ve MERSİS kayıtlarının incelenmesi, vergi ve SGK kayıtlarının celbi, noterliklerden vasiyetname veya işlem kayıtlarının sorulması, şirket ortaklıklarının araştırılması, varsa yurt dışı bağlantılı malvarlığı hakkında gerekli yazışmaların yapılması, değerli taşınırların tespiti ve korunması.
Eksik veya dar hazırlanmış bir dilekçe, yalnızca bilinen birkaç malvarlığı unsurunun dosyaya girmesine yol açabilir. Oysa tereke tespiti davasının asıl işlevi, mirasçıların bilmediği veya ulaşamadığı kayıtların mahkeme aracılığıyla araştırılmasıdır.
Tereke Tespiti Davasında Avukat Desteğinin Önemi
Tereke tespiti davası, ilk bakışta basit bir tespit başvurusu gibi görünse de uygulamada çoğu zaman miras uyuşmazlığının merkezinde yer alır. Hangi kurumlara yazı yazılacağı, hangi kayıtların isteneceği, hangi malvarlığı unsurlarının terekeye dahil edileceği, hangi hallerde mühürleme veya yediemin tedbiri talep edileceği dosyanın sonucunu doğrudan etkiler.
Ayrıca tereke tespiti sırasında elde edilen bilgiler, daha sonra açılacak mirasın reddi, tenkis, mirasta denkleştirme, miras sebebiyle istihkak, ortaklığın giderilmesi veya tazminat davalarında belirleyici olabilir. Bu nedenle başvurunun yalnızca standart dilekçe ile değil, somut olayın malvarlığı yapısına göre hazırlanması gerekir.
Hukuki Değerlendirme ve Başvuru Stratejisi
Tereke tespiti davası, mirasbırakanın malvarlığının gerçeğe uygun şekilde ortaya çıkarılması ve mirasçıların hak kaybı yaşamaması için başvurulabilecek etkili bir hukuki yoldur. Özellikle terekenin kapsamı konusunda belirsizlik varsa, bazı malların saklandığı düşünülüyorsa, murisin şirket, banka, taşınmaz veya yurt dışı bağlantılı malvarlığı bulunuyorsa bu süreç dikkatle yürütülmelidir.
Her tereke dosyası kendi içinde farklıdır. Bazı dosyalarda hızlı şekilde banka ve tapu kayıtlarının celbi yeterli olurken, bazı dosyalarda şirket kayıtları, dijital varlıklar, muvazaalı devirler, yurt dışı hesaplar, icra dosyaları ve vergi kayıtları birlikte incelenmelidir. Bu nedenle tereke tespiti davası açmadan önce murisin malvarlığı yapısı, mirasçılar arasındaki uyuşmazlık, borç durumu ve ileride açılabilecek davalar birlikte değerlendirilmelidir.
Tereke hakkında belirsizlik bulunan durumlarda erken hukuki değerlendirme yapılması, hem delillerin korunmasını hem de mirasçılar arasında doğabilecek uyuşmazlıkların daha sağlıklı yönetilmesini sağlar.



