
Rojin Kabaiş Davası olarak kamuoyuna yansıyan hukuki süreç, 27 Eylül 2024’te Van’da kaybolan üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş’in 15 Ekim 2024’te Van Gölü kıyısında hayatını kaybetmiş hâlde bulunmasına ilişkin ceza soruşturmasıdır. 12 Ağustos 2026 itibarıyla kamuya açıklanan bilgilere göre henüz iddianamesi kabul edilmiş bir ceza davası bulunmamakta; Van Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma devam etmektedir. Bu nedenle dosyada ölümün intihar, kaza veya üçüncü kişinin müdahalesi sonucunda meydana geldiği yönünde kesin bir hukuki sonuca ulaşılmış değildir.
Dosyanın merkezinde ölümün meydana geliş biçimi, Adli Tıp Kurumu raporları, farklı erkeklere ait olduğu bildirilen DNA profilleri, olası bulaş ihtimali, cep telefonu incelemesi, HTS ve baz istasyonu kayıtları ile diğer dijital ve fiziksel deliller bulunmaktadır. Bu verilerin her biri tek başına değil, aralarındaki zaman, yer ve nedensellik bağlantısı kurularak değerlendirilmelidir.
Rojin Kabaiş Olayının Bilinen Safahatı
Rojin Kabaiş, 27 Eylül 2024 tarihinde kaldığı yurttan ayrıldıktan sonra kayboldu. Yürütülen arama çalışmalarının on sekizinci gününde, 15 Ekim 2024 tarihinde Tuşba ilçesine bağlı Mollakasım Mahallesi’nde Van Gölü kıyısında cansız bedenine ulaşıldı.
Ölümün ardından Van Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldı. Otopsi, toksikoloji, histopatoloji ve moleküler genetik incelemeler gerçekleştirildi; dijital materyaller, iletişim kayıtları ve olayla bağlantılı olabilecek kişilere ait DNA örnekleri incelemeye alındı.
Kamuya açıklanan süreç ana hatlarıyla şöyledir:
| Tarih | Açıklanan gelişme |
|---|---|
| 27 Eylül 2024 | Rojin Kabaiş’in kaybolduğu tarih |
| 15 Ekim 2024 | Cansız bedeninin Van Gölü kıyısında bulunması |
| 2024–2025 | Otopsi, toksikoloji, histopatoloji ve DNA incelemelerinin yürütülmesi |
| Ekim 2025 | Ayrıntılı Adli Tıp değerlendirmelerinin kamuoyuna yansıması |
| 2025–2026 | DNA karşılaştırmalarının ve dijital incelemelerin genişletilmesi |
| Mayıs 2026 | Adalet Bakanlığı bünyesindeki ilgili inceleme biriminin dosyayı ele aldığı ve soruşturma makamına teknik destek verildiği açıklaması |
| Temmuz 2026 | Telefonun çözümlenmesi için özel ekip kurulduğu, HTS ve baz istasyonu çalışmalarının sürdüğü açıklaması |
| 11 Ağustos 2026 | Aile avukatına dayandırılan haberlerde iki kişiden daha DNA örneği alındığının belirtilmesi |
| 12 Ağustos 2026 | Soruşturmanın devam ettiği, kamuya açıklanmış kesin bir eşleşme veya iddianame bulunmadığı aşama |
Son gelişmeler hakkında aile avukatına dayandırılan basın açıklamaları bulunsa da soruşturma dosyasının tamamı kamuya açık değildir. Bu nedenle basına yansıyan her bilginin resmî adli tespit olarak kabul edilmesi doğru olmaz.
“Rojin Kabaiş Davası” mı, “Rojin Kabaiş Soruşturması” mı?
Ceza muhakemesinde soruşturma ve kovuşturma birbirinden farklı iki aşamadır.
Soruşturma, suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen dönemdir. Cumhuriyet savcısı bu aşamada maddi gerçeği ortaya çıkarmak amacıyla delilleri toplar, bilirkişi incelemeleri yaptırır ve gerektiğinde koruma tedbirlerine başvurur.
Kovuşturma, savcılık tarafından hazırlanan iddianamenin mahkemece kabul edilmesiyle başlar. Ancak bu aşamadan sonra teknik anlamda bir ceza davasından ve sanıktan söz edilebilir.
Rojin Kabaiş dosyası kamuoyunda yaygın biçimde “dava” olarak adlandırılsa da güncel hukuki statüsü devam eden bir soruşturmadır. Kamuya açıklanmış bir iddianame, sanık veya mahkeme önünde başlamış ceza yargılaması bulunmadığı sürece belirli kişilerin “fail” olarak gösterilmesi masumiyet karinesiyle bağdaşmaz.
Adli Tıp Bulguları Ne Anlama Geliyor?
Ölüm nedeni ile ölümün meydana geliş biçimi aynı değildir
Kamuoyuna yansıyan Adli Tıp değerlendirmelerinde ölümün suda boğulma sonucunda meydana geldiğinin kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bununla birlikte boğulmanın;
- Kazara mı gerçekleştiği,
- İntihar sonucu mu meydana geldiği,
- Bir başkasının müdahalesiyle mi oluştuğu
hususunda tıbben değerlendirme yapılamadığı ifade edilmiştir.
Buradaki temel ayrım, tıbbi ölüm nedeni ile ölümün hukuki ve olay bilimsel niteliği arasındadır. Suda boğulmanın ölüm nedeni olarak belirlenmesi, kişinin suya nasıl girdiğini tek başına açıklamaz. Üçüncü kişinin müdahalesi, zorlama, tehdit, takip, bilinç kaybı veya başka bir olay ihtimali ancak adli tıp verilerinin diğer delillerle birlikte değerlendirilmesiyle araştırılabilir.
Bu nedenle “boğulma tespit edildi” ifadesinden doğrudan “intihar ettiği kesinleşti” veya “öldürüldüğü kanıtlandı” sonucu çıkarılamaz.
Travma ve cinsel saldırı yönünden açıklanan bulgular
Adli Tıp raporuna ilişkin kamuya açıklanan bilgilerde; zehirlenme, travmatik etkiyle öldürülme veya vajinal ya da anal penetrasyon biçimindeki cinsel saldırıya dair tıbbi delil tespit edilmediği belirtilmiştir. Bununla birlikte bedenin ileri derecede çürümesi nedeniyle bazı yumuşak dokuların travma yönünden kesin biçimde değerlendirilemediği de rapora yansıyan önemli bir sınırlamadır.
“Tıbbi delil bulunmaması” ile “olayın kesinlikle meydana gelmediğinin kanıtlanması” aynı anlama gelmez. Özellikle bedenin uzun süre suda kaldığı olaylarda biyolojik ve travmatik bulguların korunma durumu, yapılabilecek değerlendirmenin sınırlarını etkileyebilir.
Ayrıca Türk Ceza Kanunu’nun 102. maddesinde düzenlenen cinsel saldırı suçu yalnızca penetrasyondan ibaret değildir. Dolayısıyla rapordaki tıbbi değerlendirmenin hangi eylem biçimini kapsadığı dikkatle okunmalı; rapora, söylemediği bir anlam yüklenmemelidir.
Dosyadaki DNA Bulgularının Hukuki Değeri
Kamuoyuna açıklanan Adli Tıp raporu ayrıntılarına göre Rojin Kabaiş’in bedeninin intravajinal ve sternal, diğer ifadeyle göğüs bölgesinden alınan örneklerinde birbirinden farklı iki erkek DNA profili elde edilmiştir. İncelenen örneklerde meni veya sperme ait bir bulgu tespit edilmediği de açıklanmıştır.
Adli Tıp değerlendirmesinde otopsi ve laboratuvar aşamalarındaki bulaş ihtimalinin araştırıldığı; buna karşılık bedenin bulunduğu yerden morga nakledilmesine kadar geçen süreçte oluşabilecek bulaş ihtimalinin tamamen dışlanamadığı belirtilmiştir. Bu nedenle DNA profillerinin kaynağının belirlenmesi, soruşturmanın önemli inceleme başlıklarından biridir.
DNA eşleşmesi tek başına suçun kanıtı sayılır mı?
Bir DNA profilinin belirli bir kişiyle eşleşmesi, biyolojik materyalin o kişiyle bağlantısını gösterebilir. Ancak bu tespit tek başına;
- Temasın ne zaman gerçekleştiğini,
- Temasın nasıl meydana geldiğini,
- Temasın suç teşkil edip etmediğini,
- Kişinin ölüm olayına katılıp katılmadığını
kesin olarak ortaya koymaz.
DNA delilinin anlamı; örneğin alındığı bölge, örneğin niteliği, bulaş ihtimali, temasın olağan bir açıklamasının bulunup bulunmadığı, zaman çizelgesi, konum verileri ve diğer maddi delillerle birlikte belirlenir.
Aynı şekilde bir kişiden DNA örneği alınması da o kişinin şüpheli olduğu, DNA’sının eşleştiği veya suçla bağlantısının belirlendiği anlamına gelmez. Örnek alma işlemi kimi zaman bulaş ihtimallerini elemek ve karşılaştırma havuzunu genişletmek amacıyla da yapılabilir.
DNA delil zinciri neden önemlidir?
Biyolojik delilin güvenilirliği yalnızca laboratuvar sonucuna bağlı değildir. Örneğin;
- Kim tarafından ve nereden alındığı,
- Hangi koşullarda paketlendiği,
- Nasıl muhafaza edildiği,
- Kimlere teslim edildiği,
- Laboratuvara ne zaman ulaştığı,
- İnceleme sırasında hangi kontrol örneklerinin kullanıldığı
eksiksiz biçimde belgelenmelidir.
Bu kayıtların bütünü “delil zinciri” veya “muhafaza zinciri” olarak adlandırılır. Zincirdeki açıklanamayan bir kopukluk, delili kendiliğinden geçersiz hâle getirmeyebilir; ancak delilin güvenilirliği ve ispat gücü bakımından ayrıca değerlendirilmesini gerektirir.
Kıyafetler Üzerinde İnceleme Yapıldı mı?
Temmuz 2026’da kamuoyuna yansıyan bir iddia, Rojin Kabaiş’in kıyafetleri üzerinde DNA incelemesi yapılmadığı yönündeydi. Adalet Bakanlığı bu iddiaya ilişkin açıklamasında kıyafetlerin önce Van Jandarma Kriminal Laboratuvarında, daha sonra Adli Tıp Kurumu Biyoloji İhtisas Dairesinde incelendiğini bildirdi.
Açıklamaya göre kıyafetlerin farklı bölgelerinden leke ve sürüntü örnekleri alınarak kan, insan kanı, menstrüasyon kaynaklı kan, otozomal STR ve Y-STR DNA analizleri yapıldı.
Burada hukuken önemli olan yalnızca “inceleme yapıldı” bilgisinin varlığı değildir. İncelemenin kapsamı, kullanılan yöntemlerin yeterliliği, elde edilen profiller, karşılaştırma örnekleri ve raporlar arasındaki uyum da değerlendirilmelidir. Dosya vekillerinin bu hususları soruşturma evrakı üzerinden incelemesi gerekir.
Cep Telefonu, HTS ve Baz İstasyonu Kayıtları
Rojin Kabaiş’e ait cep telefonunun teknik olarak çözümlenememesi, soruşturmanın öne çıkan başlıklarından biridir. Adalet Bakanlığı tarafından Temmuz 2026’da yapılan açıklamada, yurt dışındaki teknik inceleme girişimlerinden sonuç alınamamasının ardından yeni bir ekip kurulduğu bildirilmiştir.
Cep telefonunda bulunabilecek;
- Mesajlaşma kayıtları,
- Arama geçmişi,
- Uygulama verileri,
- Fotoğraf ve video bilgileri,
- İnternet ve hesap hareketleri,
- Konum geçmişi,
- Silinmiş veriler
olayın zaman çizelgesinin kurulmasına katkı sağlayabilir. Bununla birlikte cihazın açılamaması, içindeki bütün verilere başka kaynaklardan ulaşılamayacağı anlamına gelmez. Bulut hesapları, iletişimin karşı tarafındaki cihazlar, operatör kayıtları ve uygulama sağlayıcılarından temin edilebilecek bilgiler de hukuki şartları oluştuğunda incelenebilir.
HTS ve baz istasyonu verileri ise belirli bir zaman aralığındaki iletişim trafiğini ve cihazların bağlantı kurduğu baz istasyonlarını gösterebilir. Ancak bu veriler her durumda kesin GPS konumu sağlamaz. Baz istasyonunun kapsama alanı, coğrafi yapı, trafik yoğunluğu ve teknik parametreler dikkate alınmadan kesin konum çıkarımı yapılması hatalı olabilir.
Soruşturmanın Temel Hukuki Dayanakları
Yaşam hakkı ve etkili soruşturma yükümlülüğü
Anayasa’nın 17. maddesi herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkını güvence altına alır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 2. maddesi de yaşam hakkını korur.
Yaşam hakkının yalnızca kişinin hayatına keyfî biçimde son verilmemesini kapsamadığı kabul edilmektedir. Şüpheli veya doğal olmayan bir ölüm meydana geldiğinde devletin olayın şartlarını aydınlatabilecek etkili bir soruşturma yürütme yükümlülüğü de bulunmaktadır.
Anayasa Mahkemesinin Serpil Kerimoğlu ve Diğerleri kararı başta olmak üzere yerleşik içtihadında etkili soruşturmanın;
- Resen başlatılması,
- Ölümün nedenini ve varsa sorumluları belirleyebilecek nitelikte olması,
- Delillerin zamanında ve özenle toplanması,
- Bağımsız ve tarafsız biçimde yürütülmesi,
- Yakınların meşru menfaatlerini koruyacak ölçüde sürece katılımının sağlanması,
- Makul sürat ve dikkatle ilerlemesi
gerektiği vurgulanmaktadır.
Etkili soruşturma yükümlülüğü, mutlaka bir kişinin cezalandırılacağı yönünde sonuç yükümlülüğü doğurmaz. Aranan ölçüt; soruşturmanın maddi gerçeği ortaya çıkarabilecek ciddiyet, kapsam ve yöntemle yürütülmesidir.
Cumhuriyet savcısının araştırma görevi
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesine göre Cumhuriyet savcısı, suç işlendiği izlenimini veren bir durumu öğrendiğinde kamu davasının açılmasına yer olup olmadığına karar vermek üzere gerçeği araştırmaya başlar. Savcı yalnızca şüpheli aleyhine olan delilleri değil, lehine olan delilleri de toplamakla yükümlüdür.
CMK’nın 161. maddesi uyarınca savcı, adli kolluk aracılığıyla gerekli araştırmaları yaptırabilir ve kamu kurumlarından bilgi isteyebilir. Şüpheli ölüm dosyalarında otopsi, olay yeri incelemesi, tanık beyanları, kamera görüntüleri, iletişim kayıtları ve biyolojik incelemeler bir bütün hâlinde ele alınmalıdır.
Otopsi ve bilirkişi incelemeleri
Ölünün adli muayenesi ve otopsi işlemleri CMK’nın 86 ve 87. maddelerinde düzenlenmiştir. Ölüm sebebinin belirlenmesi, yaraların ölüm öncesi veya sonrası meydana gelip gelmediği, toksikolojik bulgular ve ölüm zamanı gibi konular uzmanlık gerektirir.
Bilirkişi raporu önemli bir delil olmakla birlikte savcılık veya mahkeme açısından mutlak şekilde bağlayıcı değildir. Rapordaki belirsizlikler, çelişkiler veya inceleme sınırlılıkları gerekçelendirilerek ek rapor, yeni bilirkişi heyeti ya da farklı uzmanlık alanlarından ortak değerlendirme istenebilir.
DNA örneği alınması ve moleküler genetik inceleme
Şüpheli veya sanığın bedeninden örnek alınması CMK’nın 75. maddesinde; diğer kişilerin beden muayenesi ve örnek alınması 76. maddede düzenlenmiştir. Elde edilen biyolojik materyal üzerinde moleküler genetik inceleme yapılmasına ilişkin esaslar ise CMK’nın 78 ve 79. maddelerinde yer alır.
Genetik inceleme yalnızca kanunda belirtilen amaçla yapılabilir. Elde edilen kişisel ve genetik verilerin korunması, soruşturma amacı dışında kullanılmaması ve işlemlerin yetkili makam kararına dayanması gerekir.
Ölümün Niteliğine Göre Gündeme Gelebilecek Suçlar
Soruşturma tamamlanmadan belirli bir suçun işlendiğini veya belirli bir kişinin sorumlu olduğunu söylemek hukuken mümkün değildir. Bununla birlikte delillerin ortaya koyacağı olay biçimine göre farklı hükümler gündeme gelebilir:
- Bir başkasının ölümüne kasten neden olunduğunun belirlenmesi hâlinde TCK’nın 81. maddesindeki kasten öldürme suçu,
- Kanunda belirtilen ağırlaştırıcı şartların bulunması hâlinde TCK’nın 82. maddesindeki nitelikli öldürme suçu,
- Ölümün dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranıştan kaynaklanması hâlinde TCK’nın 85. maddesindeki taksirle öldürme suçu,
- Kişinin intihara azmettirilmesi, teşvik edilmesi veya kararının kuvvetlendirilmesi hâlinde TCK’nın 84. maddesi,
- Delillerin desteklemesi hâlinde TCK’nın 102. maddesindeki cinsel saldırı veya 109. maddesindeki kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu
değerlendirilebilir.
Bunlar dosyada gerçekleştiği kabul edilmiş suçlamalar değil, ortaya çıkabilecek delillere göre değerlendirilebilecek hukuki ihtimallerdir. Ölümün suç teşkil etmeyen bir kaza sonucunda meydana gelmiş olması da teorik ihtimaller arasındadır.
Ailenin ve Vekillerin Soruşturmadaki Hakları
Rojin Kabaiş’in yakınları, suçtan zarar gören sıfatıyla soruşturmanın hukuka uygun ve etkili biçimde yürütülmesini isteme hakkına sahiptir.
CMK’nın 234. maddesi kapsamında mağdur ve şikâyetçi;
- Delillerin toplanmasını isteyebilir,
- Soruşturmanın gizliliğini ve amacını bozmamak şartıyla belge örneği talep edebilir,
- Vekili aracılığıyla soruşturma işlemlerini takip edebilir,
- Savcılık kararlarına karşı kanunda gösterilen yollara başvurabilir.
CMK’nın 153. maddesi uyarınca vekilin dosyayı inceleme ve belge örneği alma hakkı bulunmaktadır. Bununla birlikte soruşturmanın amacının tehlikeye düşebileceği hâllerde, kanuni şartlar ve hâkim kararıyla bazı belgelere erişim geçici olarak sınırlandırılabilir.
Soruşturmanın gizli olması ile dosyada ayrıca kısıtlama kararı bulunması aynı şey değildir. Soruşturma işlemlerinin gizliliği genel kuraldır; müdafi veya vekilin dosyayı inceleme hakkının sınırlanması ise ayrıca kanuni şartları bulunan istisnai bir tedbirdir.
Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararı Verilirse Ne Olur?
Savcılık, soruşturma sonunda kamu davası açılmasını gerektirecek yeterli şüpheye ulaşamazsa kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verebilir. Günlük kullanımda bu karar “takipsizlik” olarak adlandırılmaktadır.
CMK’nın 173. maddesine göre suçtan zarar gören, kararın kendisine tebliğinden itibaren iki hafta içinde yetkili sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. İtiraz dilekçesinde soruşturmanın neden eksik olduğu, hangi delillerin toplanmadığı ve kamu davası açılmasını gerektirebilecek hususlar somut biçimde gösterilmelidir.
Bu süre hak kaybı bakımından önemlidir. Kararın basından öğrenilmesi ile usulüne uygun tebliği aynı şey değildir; ancak tebligat tarihi ve başvuru süresi dosya özelinde mutlaka kontrol edilmelidir.
Yeni delil elde edilmesi hâlinde dosyanın yeniden ele alınması da CMK’daki şartlara bağlıdır. Bu nedenle yalnızca sosyal medya açıklamalarına güvenmek yerine tebligatların ve UYAP kayıtlarının vekil aracılığıyla düzenli takip edilmesi gerekir.
İddianame Düzenlenirse Süreç Nasıl İlerler?
Toplanan deliller suçun işlendiği konusunda yeterli şüphe oluşturursa Cumhuriyet savcısı CMK’nın 170. maddesi uyarınca iddianame düzenleyebilir. İddianamenin görevli ve yetkili mahkemece kabul edilmesiyle kovuşturma aşaması başlar.
Bu aşamada yaşamını kaybeden kişinin yakınları, CMK’nın 237 ve devamı maddeleri kapsamında kamu davasına katılma talebinde bulunabilir. Katılma talebi kabul edilen kişiler;
- Duruşmalara vekille katılabilir,
- Delil ve tanık taleplerini sunabilir,
- Bilirkişi raporlarına karşı görüş bildirebilir,
- Kanundaki şartlarla kararlara karşı kanun yoluna başvurabilir.
İddianamenin kabul edilmesi suçluluğun kanıtlandığı anlamına gelmez. Sanık hakkındaki hüküm, yalnızca hukuka uygun biçimde elde edilen ve duruşmada tartışılan deliller üzerinden kurulabilir.
Sık Karıştırılan Hukuki Noktalar
| Sık kullanılan ifade | Hukuken doğru değerlendirme |
|---|---|
| “Boğularak öldüğü belirlendi, o hâlde intihar etti.” | Boğulma ölüm nedenini gösterebilir; suya nasıl girildiğini tek başına açıklamaz. |
| “Erkek DNA’sı bulundu, cinayet kanıtlandı.” | DNA’nın kaynağı, aktarılma biçimi, zamanı ve diğer delillerle bağlantısı belirlenmelidir. |
| “DNA örneği alınan kişi şüphelidir.” | Örnek alma, karşılaştırma veya bulaş ihtimalini eleme amacı taşıyabilir; tek başına suç isnadı değildir. |
| “Cinsel saldırıya dair tıbbi delil yoksa olay kesinlikle yaşanmamıştır.” | Tıbbi delilin bulunmaması ile olayın hiç gerçekleşmediğinin ispatlanması aynı değildir. |
| “Dosya ilgili bir Bakanlık birimine gönderildi, soruşturmayı Bakanlık yürütüyor.” | Adli soruşturma Cumhuriyet savcılığı tarafından yürütülür; Bakanlık birimi teknik inceleme ve koordinasyon desteği sağlayabilir. |
| “Dosya gizliyse aile hiçbir belgeyi inceleyemez.” | Soruşturmanın gizliliği ile CMK 153 kapsamında verilebilecek kısıtlama kararı farklıdır. |
| “Kamuoyunda dava denildiğine göre mahkeme süreci başlamıştır.” | İddianame mahkemece kabul edilmedikçe teknik anlamda kovuşturma ve ceza davası başlamaz. |
Masumiyet Karinesi ve Kamuya Açıklama Sınırı
Anayasa’nın 38. maddesi uyarınca suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimse suçlu sayılamaz. Soruşturma kapsamında adı geçen, hakkında ihbarda bulunulan veya kendisinden örnek alınan kişilerin fail gibi gösterilmesi bu ilkeyle bağdaşmaz.
Sosyal medya paylaşımlarında;
- Doğrulanmamış kişisel bilgilerin yayımlanması,
- Kişilerin açıkça suçlu ilan edilmesi,
- Soruşturma belgelerinin bağlamından koparılması,
- Özel hayat veya kişisel veri niteliğindeki kayıtların paylaşılması
hem soruşturmayı olumsuz etkileyebilir hem de paylaşımı yapan kişiler bakımından hukuki sorumluluk doğurabilir.
Kamuoyunun bilgi edinme ve olayı tartışma hakkı bulunmakla birlikte bu hak, devam eden soruşturmanın gizliliği, kişilik hakları ve masumiyet karinesiyle birlikte değerlendirilmelidir.
Dosyada Açıklığa Kavuşturulması Gereken Başlıca Konular
Kamuya açıklanan bilgiler çerçevesinde soruşturmanın hukuki açıdan önem taşıyan başlıkları şunlardır:
- Tespit edilen erkek DNA profillerinin kaynağının belirlenip belirlenemeyeceği,
- Olay yeri, taşıma ve morg sürecindeki bulaş ihtimallerinin tümüyle araştırılması,
- Yeni alınan karşılaştırma örneklerinin sonuçları,
- Cep telefonundaki verilerin teknik olarak kurtarılıp kurtarılamayacağı,
- HTS ve baz istasyonu verilerinin olayın zaman çizelgesiyle uyumu,
- Kamera kayıtlarının eksiksiz toplanıp toplanmadığı ve teknik incelemelerinin yeterliliği,
- Bedenin göldeki olası hareketine ilişkin akıntı, rüzgâr ve su dinamiği değerlendirmeleri,
- Adli Tıp raporlarındaki sınırlılıkların ek veya bağımsız uzman incelemesi gerektirip gerektirmediği,
- Tanık anlatımları ile fiziksel ve dijital deliller arasındaki uyum,
- Ölümün kaza, intihar veya üçüncü kişinin müdahalesi ihtimallerinden hangisiyle açıklanabildiği.
Bu başlıkların sıralanması, işlemlerin hiç yapılmadığı yönünde bir kabul anlamına gelmez. Soruşturma dosyası kamuya bütünüyle açık olmadığından hangi işlemlerin tamamlandığı ancak dosya üzerinden kesin biçimde görülebilir.
Hak Kaybı ve Delil Kaybı Risklerine Karşı Dikkat Edilmesi Gerekenler
Şüpheli ölüm soruşturmalarında zamanın geçmesi, bazı delillerin elde edilmesini veya sağlıklı biçimde değerlendirilmesini güçleştirebilir. Kamera kayıtları silinebilir, dijital veriler değişebilir, tanıkların hatırlama düzeyi azalabilir ve biyolojik materyaller bozulabilir.
Aile ve vekiller bakımından özellikle;
- Delil toplama taleplerinin yazılı ve gerekçeli sunulması,
- Taleplerin hangi tarihte verildiğinin belgelenmesi,
- Ret kararlarının tebliğ tarihlerinin takip edilmesi,
- Bilirkişi raporlarındaki çelişkilerin somutlaştırılması,
- Kovuşturmaya yer olmadığı kararına karşı iki haftalık itiraz süresinin kaçırılmaması,
- İç hukuk yollarının tüketilmesi gereken durumlarda Anayasa Mahkemesi ve diğer başvuru sürelerinin ayrıca hesaplanması
önem taşır.
Soyut biçimde “soruşturma genişletilsin” denilmesi yerine hangi delilin neden gerekli olduğu ve olayın hangi karanlık noktasını aydınlatabileceği açıklanmalıdır. Bu yaklaşım hem talebin değerlendirilmesini kolaylaştırır hem de daha sonra yapılabilecek hukuki başvuruların dayanağını güçlendirir.
Maddi Gerçeğin Ortaya Çıkarılmasında Etkili Hukuki Takip
Rojin Kabaiş soruşturmasında tıbbi ölüm nedeni hakkında bir değerlendirme bulunmakla birlikte ölümün kaza, intihar veya üçüncü kişinin müdahalesi sonucunda gerçekleşip gerçekleşmediği henüz hukuken kesinleşmiş değildir. DNA profillerinin kaynağı, dijital materyaller, iletişim ve konum kayıtları ile adli tıp bulgularının birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Ceza soruşturmasının amacı kamuoyu beklentisine göre bir sonuca ulaşmak değil, leh ve aleyhe bütün delilleri hukuka uygun yöntemlerle toplayarak maddi gerçeği ortaya çıkarmaktır. Etkili soruşturma yükümlülüğü de peşinen belirlenmiş bir sonucun kabulünü değil, ulaşılabilir bütün delillerin ciddi, bağımsız ve özenli biçimde incelenmesini gerektirir.
Her dosyanın kendi şartlarına göre değerlendirilmesi gerektiği unutulmamalıdır. Delillerin niteliği, muhafaza koşulları, bilirkişi raporları ve uygulanabilecek başvuru yolları somut olayın özelliklerine göre değişebilir. Sürelerin kaçırılması veya teknik delillerin eksik değerlendirilmesi telafisi güç hak kayıplarına yol açabileceğinden, soruşturmanın ceza hukuku alanında çalışan bir avukat aracılığıyla takip edilmesi önem taşır.



