tr

Göçmen Kaçakçılığı Suçu ve Cezası

Göçmen Kaçakçılığı Suçu ve Cezası

Göçmen kaçakçılığı suçu; doğrudan veya dolaylı maddi menfaat elde etmek amacıyla bir yabancıyı yasa dışı yollarla Türkiye’ye sokmak, yabancının ülkede hukuka aykırı biçimde kalmasına imkân sağlamak ya da Türk vatandaşı veya yabancının yasa dışı yollarla yurt dışına çıkışını kolaylaştırmak suretiyle işlenir. Türk Ceza Kanunu’nun 79. maddesinde düzenlenen suçun güncel temel cezası beş yıldan sekiz yıla kadar hapis ve bin günden on bin güne kadar adli para cezasıdır. Fiil teşebbüs aşamasında kalsa dahi tamamlanmış suç gibi cezalandırılır.

Bununla birlikte yasa dışı durumdaki bir yabancıyı taşımak, barındırmak veya çalıştırmak tek başına mahkûmiyet için yeterli değildir. Failin kişinin hukuki durumunu bilmesi, kanunda gösterilen seçimlik hareketlerden birini gerçekleştirmesi ve maddi menfaat elde etme amacıyla hareket ettiğinin somut delillerle ortaya konulması gerekir.

Göçmen Kaçakçılığı Suçunun Hukuki Dayanağı

Göçmen kaçakçılığı suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Uluslararası Suçlar” bölümünde bulunan 79. maddede düzenlenmiştir. Yabancıların Türkiye’ye giriş, Türkiye’de kalış ve ülkeden çıkış koşulları ise başta 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu olmak üzere ilgili göç, pasaport ve çalışma mevzuatına göre belirlenir.

Düzenlemenin temelinde sınır güvenliğinin ve uluslararası kamu düzeninin korunması bulunmaktadır. Bunun yanında, düzensiz göç hareketleri sırasında insanların havasız araç kasalarında, kapasitesinin üzerindeki teknelerde veya insan onuruyla bağdaşmayan koşullarda taşınması nedeniyle yaşam hakkı, vücut bütünlüğü ve insan onuru da korunan değerler arasındadır.

Bir kişinin yabancılar mevzuatına aykırı durumda bulunması, onunla temas eden herkesin TCK madde 79 kapsamında sorumlu tutulacağı anlamına gelmez. Ceza sorumluluğu için kanuni tanımdaki fiil, kast ve maddi menfaat amacı birlikte değerlendirilmelidir.

Göçmen Kaçakçılığı Suçunun Oluşma Şartları

Yabancıyı Yasa Dışı Yollardan Türkiye’ye Sokmak

Bu seçimlik hareket yalnızca yabancılar bakımından söz konusu olabilir. Yabancının belirlenen sınır kapıları dışından, geçerli pasaport veya gerekli diğer belgeler olmaksızın Türkiye’ye geçirilmesine bilerek katkıda bulunulması bu kapsamdadır.

Sınırdan fiilen geçirme, tekne veya araç temin etme, güzergâh belirleme, gözcülük yapma, sahte belge sağlama veya sınır geçişini koordine etme gibi hareketler olayın özelliklerine göre suça iştirak olarak değerlendirilebilir. Ancak her katkının müşterek faillik sayılması mümkün değildir. Kişinin fiil üzerindeki hâkimiyeti ve suç planındaki rolü ayrıca belirlenmelidir.

Türk vatandaşının yasa dışı yollarla Türkiye’ye sokulması, TCK m.79/1-a kapsamında değildir. Yargıtay, bir kişinin vatandaşı olduğu ülkeye geçirilmesini de göçmen kaçakçılığı suçunun konusu dışında değerlendiren kararlar vermiştir.

Yabancının Türkiye’de Yasa Dışı Kalmasına İmkân Sağlamak

Bir yabancı Türkiye’ye hukuka uygun biçimde girmiş olsa bile vize, ikamet veya diğer yasal kalış hakkı sona ermiş olabilir. Failin bu durumu bilerek ve maddi menfaat amacıyla yabancının ülkede kalmasını devam ettirecek barınma, saklanma, çalışma veya benzeri imkânlar sağlaması suç oluşturabilir.

Burada geçici yardım ile ülkede kalmaya imkân sağlama birbirinden ayrılmalıdır. Başka bir ülkeye gitmek üzere Türkiye’de kısa süre bekletilen kişinin geçici olarak barındırılması, olayın bütünlüğüne göre yurt dışına çıkmaya imkân sağlama fiilinin bir parçası kabul edilebilir. Buna karşılık yabancının Türkiye’de sürekli kalması amacıyla çalıştırılması, barındırılması ve temel ihtiyaçlarının karşılanması TCK m.79/1-a kapsamında değerlendirilebilir.

Bir yabancıya ev kiralamak veya yabancı işçi çalıştırmak her olayda otomatik olarak göçmen kaçakçılığı suçu oluşturmaz. Yabancının hukuki durumunun bilinip bilinmediği, ülkede kalmasının fiilen kolaylaştırılıp kolaylaştırılmadığı ve maddi menfaat amacı bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.

Türk Vatandaşı veya Yabancının Yasa Dışı Yollarla Yurt Dışına Çıkmasına İmkân Sağlamak

Bu seçimlik hareketin konusu hem Türk vatandaşı hem de yabancı olabilir. Geçerli seyahat belgesi kullanılmaksızın veya belirlenmiş çıkış kapıları dışında kara, deniz ya da hava yoluyla ülke dışına çıkışın sağlanması bu kapsamdadır.

Yurt dışına çıkış bakımından suç, kişinin Türkiye’nin kara sınırı, hava sahası veya karasuları dışına çıkarılmasıyla tamamlanır. Sınır geçilmeden önce kolluk müdahalesiyle yakalanılması hâlinde fiil teşebbüs aşamasında kalır. Bununla birlikte TCK m.79’daki özel hüküm nedeniyle teşebbüs hâlinde de tamamlanmış suçun cezasına hükmolunur.

Maddi Menfaat Elde Etme Amacı Neden Belirleyicidir?

Göçmen kaçakçılığı suçu özel kastla işlenebilir. Failin doğrudan veya dolaylı olarak maddi menfaat elde etme amacı taşıması, suçun kurucu unsurudur. Maddi menfaatin fiilen elde edilmesi şart değildir; böyle bir menfaatin elde edilmesi amacıyla hareket edilmesi yeterlidir.

Maddi menfaat yalnızca elden alınan paradan ibaret değildir. Aşağıdaki kazanımlar da olayın özelliklerine göre maddi menfaat kabul edilebilir:

  • Para veya başka bir malvarlığı değerinin verilmesi,
  • Bir borcun silinmesi veya borçtan kurtarılma,
  • Fail ya da üçüncü kişi lehine ödeme yapılması,
  • Normal piyasa koşullarının çok altında iş gücü sağlanması,
  • Sigorta primi, vergi, ücret ve tazminat yükümlülüklerinden kaçınılması,
  • Ücretsiz veya düşük maliyetli işçilikten ekonomik yarar elde edilmesi,
  • Taşıma, barındırma veya aracılık karşılığında kazanç sağlanması.

Para ele geçirilememiş olması tek başına beraat nedeni değildir. Buna karşılık yalnızca varsayıma dayanılarak maddi menfaat amacı kabul edilemez. Ödeme anlaşması, mesajlaşmalar, banka hareketleri, tanık anlatımları veya olayın ekonomik yapısı gibi delillerle bu amacın somutlaştırılması gerekir.

İnsani yardım, akrabalık ilişkisi veya karşılıksız destek amacıyla yapılan davranışlarda maddi menfaat amacı bulunmuyorsa TCK m.79’daki suç oluşmayabilir. Ancak yardım savunmasının gerçeği yansıtıp yansıtmadığı; güzergâh, kişi sayısı, taşıma biçimi, taraflar arasındaki iletişim ve önceki olaylarla birlikte değerlendirilir.

Suç Kastı ve Yabancının Hukuki Durumunu Bilme

Göçmen kaçakçılığı suçu taksirle işlenemez. Failin, yardım ettiği kişinin yasa dışı giriş, kalış veya çıkış durumunu bilmesi ve hareketini bu bilgiyle gerçekleştirmesi gerekir.

Örneğin ticari faaliyeti kapsamında olağan bir yolcuyu taşıyan taksi veya servis sürücüsünün, yolcunun düzensiz göçmen olduğunu bilmemesi hâlinde suç kastından söz edilemez. Buna karşılık ıssız bir sınır bölgesinden yolcu alma, olağan dışı ücret, gizli bölmeler kullanma, kolluk noktalarından kaçınma ve organizatörlerle yoğun iletişim gibi olgular bilginin ve kastın belirlenmesinde dikkate alınabilir.

HTS kaydının yalnızca kişiler arasında iletişim kurulduğunu göstermesi, tek başına konuşmanın içeriğini veya suç kastını kanıtlamaz. Her sanığın bilgisi, amacı ve fiile katkısı ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Göçmenin Rızası Suçu Ortadan Kaldırır mı?

Düzensiz göçmenin sınırı geçmeye, taşınmaya veya belirli bir yerde barındırılmaya rıza göstermesi, göçmen kaçakçılığı suçunu ortadan kaldırmaz. Suçla korunan değer yalnızca kişinin bireysel menfaati değildir; sınır düzeni ve uluslararası kamu düzeni de korunmaktadır.

Düzensiz göçmen, sırf kendi yasa dışı geçişi nedeniyle göçmen kaçakçılığı suçunun faili sayılmaz. Bununla birlikte başkalarının geçişini maddi menfaat amacıyla organize eden kişi, kendisi de düzensiz göçmen olsa bile fail veya suça iştirak eden olarak sorumlu tutulabilir. Kişinin kendi hukuki durumu ile diğer kişilerin geçişine sağladığı katkı birbirinden ayrılmalıdır.

Teşebbüs ile Hazırlık Hareketi Arasındaki Fark

TCK m.79, teşebbüs aşamasında kalan fiilin tamamlanmış gibi cezalandırılmasını öngörmektedir. Ancak bu düzenleme, her hazırlık hareketinin cezalandırılacağı anlamına gelmez.

Araç araştırmak, genel bir güzergâh hakkında bilgi edinmek veya henüz belirli kişilerin geçişine yönelik icra hareketlerine dönüşmemiş görüşmeler yapmak hazırlık hareketi olarak kalabilir. Buna karşılık göçmenlerin araca alınması, sınır bölgesine götürülmesi, tekneye bindirilmesi veya sahte belgelerle çıkış kapısına yönlendirilmesi icra hareketlerinin başladığını gösterebilir.

Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 19.10.2022 tarihli, 2021/25284 E. ve 2022/20331 K. sayılı kararında, teşebbüs aşamasına ulaşmayan hazırlık hareketleri nedeniyle mahkûmiyet kurulamayacağı belirtilmiştir. Dolayısıyla “teşebbüs tamamlanmış gibi cezalandırılır” kuralından önce, icra hareketlerine başlanıp başlanmadığı açıklığa kavuşturulmalıdır.

Göçmen Kaçakçılığı Suçunda İştirak ve Birlikte Hareket Etme

Göçmen kaçakçılığı çoğu zaman organizatör, sürücü, gözcü, tekne temin eden kişi, barınma yeri sağlayan kişi ve sınır geçişini koordine eden kişiler arasında iş bölümüyle işlenir. Bununla birlikte organizasyon içindeki herkesin aynı hukuki sıfatla cezalandırılması doğru değildir.

Fiilin gerçekleştirilmesi üzerinde ortak hâkimiyet kuran kişiler müşterek fail olarak sorumlu tutulabilir. Suçun işlenmesini kolaylaştıran ancak fiil üzerinde ortak hâkimiyeti bulunmayan kişinin eylemi yardım etme kapsamında değerlendirilebilir. Suç işleme kararını oluşturan kişi bakımından ise azmettirme hükümleri gündeme gelebilir.

Yalnızca araç sahibi olmak, telefon görüşmesi yapmak veya olay yerinde bulunmak müşterek faillik için yeterli değildir. Kişinin hangi eylemi gerçekleştirdiği, ortak suç planını bilip bilmediği, maddi menfaat amacı ve fiilin işlenişine ne ölçüde hâkim olduğu gerekçeli kararda gösterilmelidir.

Birden Fazla Göçmen Taşınması Kaç Suç Oluşturur?

Aynı taşıma veya geçiş organizasyonunda birden fazla düzensiz göçmenin bulunması, kural olarak kişi sayısı kadar ayrı suç oluştuğu anlamına gelmez. Göçmen sayısı; temel cezanın alt sınırdan uzaklaştırılmasında, taşıma koşullarının tehlikeliliğinde ve olayın ağırlığının belirlenmesinde etkili olabilir.

Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 26.02.2014 tarihli, 2013/15042 E. ve 2014/4779 K. sayılı kararında, aynı olayda birden fazla yabancının yurt dışına çıkarılmasına imkân sağlanması nedeniyle sırf kişi sayısına dayanılarak zincirleme suç hükümlerinin uygulanması hukuka aykırı bulunmuştur.

Buna karşılık farklı tarihlerde gerçekleştirilen bağımsız taşıma veya geçişler, suç işleme kararındaki birlik ve olayların özelliklerine göre zincirleme suç ya da ayrı suçlar kapsamında değerlendirilebilir.

Göçmen Kaçakçılığı Suçunun Cezası

TCK m.79’un güncel metnine göre temel yaptırımlar şöyledir:

Fiil veya nitelikli hâlYaptırım
Suçun temel şekli5 yıldan 8 yıla kadar hapis ve 1.000 günden 10.000 güne kadar adli para cezası
Hayat bakımından tehlike veya onur kırıcı muameleCeza yarısından üçte ikisine kadar artırılır
Birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmeCeza yarısına kadar artırılır
Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmeCeza yarısından bir katına kadar artırılır
Tüzel kişi faaliyeti kapsamında işlenmeTüzel kişilere özgü güvenlik tedbirleri uygulanabilir

Hapis cezası ile adli para cezası seçimlik değildir; koşulları oluştuğunda ikisine birlikte hükmedilir. Adli para cezasında önce gün sayısı, ardından sanığın ekonomik ve kişisel durumu dikkate alınarak bir gün karşılığı tutar belirlenir.

TCK m.52’nin güncel düzenlemesinde bir gün karşılığı adli para cezası 100 TL ile 500 TL arasındadır. Bununla birlikte suç tarihi önemlidir. Daha sonra yürürlüğe giren ve sanık aleyhine olan günlük tutarlar geçmişte işlenen suçlara uygulanamaz. Gün sayısı ve günlük miktar, suç tarihi ile lehe kanun ilkesi gözetilerek belirlenmelidir.

2023 Yılındaki Ceza Artışının Eski Dosyalara Etkisi

7445 sayılı Kanun’un 16. maddesiyle göçmen kaçakçılığı suçunun hapis cezası alt sınırı 5 Nisan 2023 tarihinde üç yıldan beş yıla çıkarılmıştır. Bu değişiklik sanık aleyhine olduğundan, değişiklikten önce işlenen fiillere geçmişe yürütülemez.

Bu nedenle eski tarihli Yargıtay kararlarında iki yıl altı ay, üç yıl veya dört yıl iki ay gibi güncel alt sınırla bağdaşmayan cezalara rastlanması mümkündür. Bu kararlar suç tarihindeki kanuna göre verilmiştir. Güncel bir dosyada uygulanacak hüküm, fiilin işlendiği tarih ve TCK m.7’deki lehe kanun ilkesi dikkate alınarak belirlenmelidir.

Hapis Cezasının Ertelenmesi veya Para Cezasına Çevrilmesi

Suçun temel şekli için öngörülen beş yıllık alt sınır nedeniyle, asli fail hakkında hükmedilecek hapis cezasının kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlara çevrilmesi veya ertelenmesi kural olarak mümkün değildir.

Bununla birlikte yardım etme, yaş küçüklüğü veya diğer kişisel indirim nedenlerinin bulunduğu dosyalarda ortaya çıkan sonuç ceza ayrıca değerlendirilmelidir. İnfaz ve kişiselleştirme konusunda yalnızca suçun temel cezasına bakılarak kesin bir değerlendirme yapılması doğru olmaz.

Cezayı Artıran Nitelikli Hâller

Göçmenlerin Hayatının Tehlikeye Sokulması

Göçmenlerin zarar görmesi veya yaralanması şart değildir. Somut bir yaşam tehlikesinin oluşturulması yeterlidir. Kapasitesinin çok üzerinde yolcu taşıyan tekneler, denize elverişsiz botlar, havasız araç kasaları, kilitli bölmeler, güvenlik ekipmanı bulunmayan deniz araçları ve ağır hava koşullarında yapılan geçişler bu kapsamda değerlendirilebilir.

Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 13.05.2024 tarihli, 2024/3572 E. ve 2024/6419 K. sayılı kararında; yaklaşık 8–10 kişilik, denize ve yola elverişli olmayan, su almaya başlayan bir botta 15’i çocuk 33 kişinin can simidi ve can yeleği olmadan taşınması hayat bakımından tehlike olarak kabul edilmiştir.

Fiil nedeniyle yaralanma veya ölüm meydana gelmişse, failin kast veya taksir durumuna ve nedensellik bağına göre yaralama ya da öldürme suçlarından ayrıca sorumluluk gündeme gelebilir.

Onur Kırıcı Muamele

İnsanların havasız, hijyensiz, aşırı dar veya temel ihtiyaçların karşılanmadığı alanlarda tutulması; uzun süre yiyecek ve su verilmemesi ya da insan onuruyla bağdaşmayan taşıma koşullarına maruz bırakılması TCK m.79/2 kapsamında ceza artırımına yol açabilir.

Her olumsuz taşıma koşulu bu nitelikli hâlin uygulanması için yeterli değildir. Muamelenin ağırlığı, süresi, kişi sayısı, yaş ve sağlık durumları ile taşıma ortamı somut biçimde değerlendirilmelidir.

Suçun Birden Fazla Kişiyle veya Örgüt Faaliyeti Kapsamında İşlenmesi

Birden fazla kişinin fikir ve eylem birliği içinde suçu işlemesi hâlinde ceza yarısına kadar artırılabilir. Sadece kişilerin birbirini tanıması veya aynı araçta bulunması yeterli değildir; suçun birlikte işlendiği ortaya konulmalıdır.

Örgüt faaliyeti için ise tek bir olaya yönelik geçici birliktelikten daha fazlası gerekir. Hiyerarşik yapı, süreklilik, iş bölümü ve suç işleme amacı gibi unsurlar araştırılmalıdır. Örgüt nitelikli hâli ile TCK m.220 kapsamındaki ayrıca cezalandırma ihtimali, iddianame ve somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir.

Araçlara, Paraya ve Dijital Materyallere El Konulması

Soruşturmalarda suçta kullanıldığı ileri sürülen otomobil, minibüs, kamyon, tekne veya diğer araçlara el konulabilir. Cep telefonları, navigasyon cihazları, dijital yazışmalar, banka hesapları ve suç geliri olduğu değerlendirilen malvarlığı değerleri de incelemeye konu edilebilir.

Aracın suçta kullanılmış olması tek başına her durumda müsadere kararı verilmesini gerektirmez. Aracın kime ait olduğu, malikinin suçtan haberdar bulunup bulunmadığı, aracın suçta kullanılma biçimi ve müsaderenin işlenen fiille orantılı olup olmadığı değerlendirilmelidir. İyi niyetli üçüncü kişiye ait eşyanın durumu ayrıca korunur.

El koyma ve müsadere birbirinden farklıdır. El koyma yargılama devam ederken uygulanan geçici bir koruma tedbiri, müsadere ise koşulları oluştuğunda hükümle verilen nihai bir güvenlik tedbiridir. Araç malikinin veya ilgili şirketin el koyma işlemine zamanında itiraz etmemesi ciddi ekonomik kayıplara yol açabilir.

Soruşturma ve Kovuşturma Süreci Nasıl İlerler?

Göçmen kaçakçılığı suçu şikâyete bağlı değildir. Cumhuriyet savcılığı, suçu öğrendiğinde resen soruşturma yürütür. Şikâyetten vazgeçilmesi soruşturma veya davayı sona erdirmez ve suç uzlaştırma kapsamında değildir.

Süreç genel olarak şu aşamalardan oluşur:

  1. Kolluk tarafından tespit, durdurma veya yakalama işlemi yapılır.
  2. Araç, dijital materyal ve diğer deliller muhafaza altına alınabilir.
  3. Düzensiz göçmenlerin tercüman eşliğinde beyanları alınır.
  4. Şüpheliler savcılık ifadelerinin ardından serbest bırakılabilir, adli kontrole veya tutuklama talebiyle hâkimliğe sevk edilebilir.
  5. Yeterli şüphe bulunması hâlinde iddianame düzenlenir.
  6. Kovuşturma, kural olarak asliye ceza mahkemesinde yürütülür.
  7. İlk derece kararına karşı istinaf, koşulları varsa bölge adliye mahkemesi kararına karşı temyiz yoluna başvurulabilir.

Göçmen kaçakçılığı, CMK m.100’de katalog suçlar arasında yer almaktadır. Ancak katalogda bulunması tutuklamayı otomatik hâle getirmez. Tutuklama için kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller bulunmalı; tedbir gerekli ve ölçülü olmalıdır. Adli kontrolün yeterli olup olmayacağı da değerlendirilmelidir.

1 Haziran 2024 tarihinden sonra verilen kararlar bakımından istinaf istemi, gerekçeli hükmün tebliğinden itibaren iki hafta içinde yapılır. Temyiz süresi de kural olarak gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftadır. Dosyanın karar tarihi, kararın niteliği ve yapılan kanun yolu bildirimi ayrıca kontrol edilmelidir.

Göçmen Kaçakçılığı Dosyalarında Deliller Nasıl Değerlendirilir?

Bu dosyalarda mahkûmiyet yalnızca araçta düzensiz göçmen bulunmasına dayandırılamaz. Her sanık yönünden suçun bütün unsurlarını gösteren, hukuka uygun elde edilmiş ve her türlü makul şüpheyi aşan deliller bulunmalıdır.

Uygulamada başvurulan başlıca deliller şunlardır:

  • Düzensiz göçmenlerin tercüman eşliğinde alınan beyanları,
  • Şüpheli ve sanık savunmaları,
  • Telefon görüşme ve iletişim kayıtları,
  • Mesajlaşma uygulamalarından elde edilen içerikler,
  • PTS, HGS, kamera ve güzergâh kayıtları,
  • GPS ve konum verileri,
  • Banka transferleri ve para hareketleri,
  • Araç kiralama ve mülkiyet belgeleri,
  • Arama, yakalama ve olay yeri tutanakları,
  • Tekne veya aracın kapasitesi hakkındaki bilirkişi raporları,
  • Suçta kullanıldığı ileri sürülen malzemeler,
  • Önceki ve sonraki olaylarla bağlantıyı gösteren kayıtlar.

Özellikle yabancıların beyanlarının doğru tercüme edilip edilmediği, beyanların birbirini doğrulayıp doğrulamadığı ve sonraki aşamalarda değiştirilip değiştirilmediği incelenmelidir. İlk beyanların alınmasından sonra kişilere ulaşılamaması ihtimali bulunduğundan, soruşturma aşamasındaki tercüme ve tutanak hataları yargılamanın sonucunu doğrudan etkileyebilir.

Dijital incelemede cihazın kime ait olduğu, verinin nasıl elde edildiği, mesajın tarih ve bütünlüğü ile kişiyle bağlantısının kurulup kurulamadığı değerlendirilmelidir. Hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen deliller hükme esas alınamaz.

Yargıtay Kararlarında Öne Çıkan İlkeler

Maddi Menfaat Amacının Bulunmaması

Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 18.02.2026 tarihli, 2026/363 E. ve 2026/3642 K. sayılı kararında, TCK m.79’un oluşması için doğrudan veya dolaylı maddi menfaat elde etme amacının bulunması gerektiği vurgulanmıştır. Karara konu olayda maddi menfaat olmaksızın gerçekleştirilen yasa dışı çıkarma eylemlerinin göçmen kaçakçılığı yerine somut olayın özelliğine göre farklı bir suç oluşturabileceği kabul edilmiştir.

Bu karar, maddi menfaat amacı bulunmayan her fiilin hukuka uygun olduğu anlamına gelmez. Eylem; terör örgütüne yardım, belgede sahtecilik veya başka bir suç kapsamında değerlendirilebilir.

Maddi Menfaatin Somut Delillerle Ortaya Konulması

Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 21.09.2022 tarihli, 2021/22682 E. ve 2022/17494 K. sayılı kararında; sanıkların yardım amacıyla hareket ettiklerine ilişkin savunmalarının, yabancıların herhangi bir ödeme yapılmadığı ve ödeme talep edilmediği yönündeki beyanlarıyla doğrulanması karşısında maddi menfaat amacının somutlaştırılamadığı belirtilmiştir. Her türlü şüpheden uzak delil bulunmadığından mahkûmiyet hükümleri bozulmuştur.

Kayıt Dışı Yabancı İşçi Çalıştırılması

Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 24.05.2023 tarihli, 2023/7 E. ve 2023/18865 K. sayılı kararında; yasa dışı yollarla Türkiye’ye giren ve ülkede sürekli kalmak isteyen yabancıların durumları bilinerek çalıştırılması incelenmiştir. Sigorta, vergi ve tazminat yükümlülüklerinden kaçınılması suretiyle dolaylı menfaat sağlandığı ve yabancıların ülkede kalmalarına imkân verildiği kabul edilmiştir.

Bu karar, çalışma izni bulunmayan her yabancının çalıştırılmasının doğrudan TCK m.79 kapsamında olduğu şeklinde yorumlanmamalıdır. Bilme, maddi menfaat amacı ve ülkede yasa dışı kalmaya imkân sağlama unsurları birlikte bulunmalıdır.

Maddi Menfaatin Fiilen Elde Edilmesi Şart Değildir

Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 10.09.2019 tarihli, 2017/3255 E. ve 2019/11848 K. sayılı kararında göçmen kaçakçılığının özel kastla işlenebilen bir suç olduğu belirtilmiştir. Maddi menfaatin elde edilmesi şart olmayıp bu amaçla hareket edilmesi yeterlidir. Para, alacak hakkı, borçtan kurtulma veya piyasa değerinin çok altında iş gücü kullanma gibi ekonomik yararlar maddi menfaat kapsamında değerlendirilebilir.

Müşterek Faillik ve Fiil Üzerinde Ortak Hâkimiyet

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07.05.2019 tarihli, 2016/1174 E. ve 2019/378 K. sayılı kararında, suça katılan kişinin rolünün müşterek faillik veya yardım etme kapsamında kalıp kalmadığının fiil üzerindeki ortak hâkimiyete göre belirlenmesi gerektiği açıklanmıştır. Koordineli hareket etme, güzergâhın belirlenmesi ve yabancıların alınacağı noktaların organize edilmesi müşterek faillik değerlendirmesinde dikkate alınmıştır.

Hayati Tehlikenin Somut Koşullarla Belirlenmesi

Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 13.05.2024 tarihli, 2024/3572 E. ve 2024/6419 K. sayılı kararında; teknenin elverişsizliği, kapasitesinin çok üzerinde yolcu taşınması, çocukların bulunması, can yeleği olmaması ve botun su almaya başlaması birlikte değerlendirilerek TCK m.79/2-a kapsamındaki hayati tehlike artırımının uygulanması hukuka uygun bulunmuştur.

Yargıtay kararları somut olayın koşullarına göre verilir. Bir karardaki kabulün başka bir dosyaya aktarılabilmesi için olayların hukuken belirleyici özelliklerinin benzer olması gerekir.

Göçmen Kaçakçılığı ile İnsan Ticareti Arasındaki Fark

Göçmen kaçakçılığı ile insan ticareti birbirinden farklı suçlardır. Temel ayrım, failin amacı ve mağdur üzerinde kurulan sömürü ilişkisidir.

Göçmen kaçakçılığında fail, maddi menfaat karşılığında yasa dışı giriş, kalış veya çıkış imkânı sağlar. İnsan ticaretinde ise kişiyi zorla çalıştırmak, hizmet ettirmek, fuhuş yaptırmak, esarete tâbi kılmak veya organlarının verilmesini sağlamak gibi sömürü amaçları bulunur. Tehdit, baskı, cebir, şiddet, kandırma, nüfuzu kötüye kullanma veya kişinin çaresizliğinden yararlanma insan ticareti suçunun karakteristik unsurlarıdır.

Göçmen kaçakçılığıyla başlayan bir olay daha sonra insan ticaretine dönüşebilir. Düzensiz göçmenin sınırdan geçirildikten sonra zorla çalıştırılması veya fuhşa zorlanması hâlinde, somut olayın özelliklerine göre her iki suçtan ayrı sorumluluk gündeme gelebilir.

Sık Karşılaşılan Hukuki Yanılgılar

Göçmen kaçakçılığı dosyalarında aşağıdaki kabuller hatalı sonuçlara yol açabilir:

  • Araçta düzensiz göçmen bulunmasının sürücünün otomatik olarak suçlu olduğu anlamına geldiğini düşünmek,
  • Para ele geçirilmediyse suçun hiçbir şekilde oluşmayacağını kabul etmek,
  • Sıradan telefon irtibatını tek başına suç ortaklığı için yeterli görmek,
  • Yardım etme ile müşterek faillik arasındaki farkı gözetmemek,
  • Her yabancı için ayrı suç oluştuğunu varsaymak,
  • Teşebbüsün tamamlanmış gibi cezalandırılması nedeniyle hazırlık hareketlerini de suç saymak,
  • Yabancı işçi çalıştırmaya ilişkin her aykırılığı doğrudan TCK m.79 kapsamında değerlendirmek,
  • El koyma ile müsadereyi aynı hukuki işlem olarak görmek,
  • Eski tarihli kararların ceza miktarlarını güncel olaylara doğrudan uygulamak.

Hak Kaybı Yaşanmaması İçin Dikkat Edilmesi Gerekenler

Göçmen kaçakçılığı soruşturmasında ilk ifade, araç ve telefon incelemeleri, tercüme işlemleri ve yabancıların beyanları dosyanın yönünü belirleyebilir. Şüpheli veya sanığın savunması hazırlanırken yalnızca olayın genel anlatımıyla yetinilmemelidir.

Özellikle şu noktalar açıklığa kavuşturulmalıdır:

  • İsnat edilen seçimlik hareketin hangisi olduğu,
  • Şüphelinin yabancıların hukuki durumunu bilip bilmediği,
  • Maddi menfaat amacını gösteren delillerin bulunup bulunmadığı,
  • Para hareketinin suçla bağlantısının kurulup kurulamadığı,
  • Davranışın hazırlık mı yoksa icra hareketi mi olduğu,
  • Her şüphelinin organizasyondaki gerçek rolü,
  • Müşterek faillik için fiil üzerinde ortak hâkimiyet bulunup bulunmadığı,
  • Hayati tehlike veya onur kırıcı muamelenin somut delillerle kanıtlanıp kanıtlanmadığı,
  • Arama, el koyma ve dijital inceleme işlemlerinin hukuka uygunluğu,
  • Suç tarihinde yürürlükte bulunan kanunun doğru uygulanıp uygulanmadığı.

Delillerin silinmesi, değiştirilmesi veya gizlenmesi ayrıca hukuki risk doğurabilir. Buna karşılık kişiyi suçlamadan olayın gerçek akışını gösterebilecek kamera kaydı, iş belgesi, güzergâh bilgisi, ödeme kaydı ve tanık bilgilerinin zamanında korunması önemlidir.

Ceza Soruşturmasında Dosyaya Özgü Hukuki Stratejinin Önemi

Göçmen kaçakçılığı suçu; yüksek hapis cezası, zorunlu adli para cezası, tutuklama ihtimali, araç ve malvarlığına el koyma tedbirleri nedeniyle ağır sonuçlar doğurabilir. Buna karşılık suçun oluşması; yabancının hukuki durumu, failin bilgisi, maddi menfaat amacı, fiile katkısı ve delillerin hukuka uygunluğu gibi birbirine bağlı birçok unsurun ispatlanmasına bağlıdır.

Bu nedenle her dosyanın kendi şartlarına göre değerlendirilmesi gerekir. Aynı araçta veya aynı olay yerinde bulunan kişilerin ceza sorumluluğu dahi farklı olabilir. Hukuki sonuç somut olayın özelliklerine, suç tarihine ve delillerin içeriğine göre değişebileceğinden; ifade, koruma tedbirleri, delil talepleri ve kanun yolu aşamalarında hak kaybı yaşamamak için profesyonel hukuki destek alınması önem taşır.

Av. Erdem Varol
Hukuki konuları mevzuat, yargı kararları ve uygulama çerçevesinde ele alan bilgilendirici içerikler hazırlamaktadır.
Randevu Talebi