tr

Avukata Vekâlet Verirken Nelere Dikkat Edilmelidir?

Avukata Vekâlet Verirken Nelere Dikkat Edilmelidir?

Avukata vekâlet verirken yalnızca noter işlemini tamamlamak yeterli değildir. Avukatın kimliği ve baro kaydı doğrulanmalı, vekâletnamenin hangi dava ve işlemleri kapsayacağı belirlenmeli, özel yetkiler dikkatle incelenmeli ve avukatlık ücreti ile yargılama giderleri yazılı olarak açıklığa kavuşturulmalıdır. Gereğinden geniş düzenlenen bir vekâletname istenmeyen yetkilere, eksik düzenlenen bir vekâletname ise davanın veya hukuki işlemin yürütülmesinde gecikmeye ve hak kaybına neden olabilir.

Avukata Vekâlet Vermek Ne Anlama Gelir?

Vekâlet verme işlemi, kişinin belirli bir hukuki iş veya dava bakımından kendi adına işlem yapmak üzere bir avukatı yetkilendirmesidir. Avukat, vekâletname kapsamında dava açabilir, açılmış davayı takip edebilir, icra işlemleri yürütebilir, ilgili kurumlara başvurabilir ve müvekkilini hukuki merciler önünde temsil edebilir.

Türk Borçlar Kanunu’nun 502. maddesinde vekâlet sözleşmesi, vekilin vekâlet verenin bir işini görmeyi veya işlemini yapmayı üstlendiği sözleşme olarak tanımlanmıştır. Avukatlık ilişkisi bakımından ayrıca Avukatlık Kanunu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu ve ilgili özel mevzuat hükümleri uygulanır.

Vekâlet verilmesi, avukatın davanın sonucunu garanti ettiği anlamına gelmez. Avukatın yükümlülüğü; hukuki işi sadakat, özen, mesleki bilgi ve meslek kuralları çerçevesinde yürütmektir. Türk Borçlar Kanunu’nun 506. maddesi de vekilin sadakat ve özenle hareket etme yükümlülüğünü düzenlemektedir.

Vekâletname ile Avukatlık Ücret Sözleşmesi Aynı Belge Değildir

Uygulamada en sık karıştırılan hususlardan biri, noter tarafından düzenlenen vekâletname ile avukatlık ücret sözleşmesinin aynı işlem olduğunun düşünülmesidir.

Vekâletname

Vekâletname, avukatın müvekkili adına hangi hukuki işlemleri yapabileceğini gösteren yetki belgesidir. Mahkemelere, icra müdürlüklerine, kamu kurumlarına ve diğer ilgili mercilere sunulur.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 76. maddesine göre avukat, takip ettiği dava ve işlerde noter tarafından onaylanan veya düzenlenen vekâletname aslını ya da usulüne uygun örneğini dosyaya sunmalıdır. Vekâletnamenin sunulmaması hâlinde uygulanacak usul ise aynı Kanun’un 77. maddesinde düzenlenmiştir.

Avukatlık ücret sözleşmesi

Avukatlık ücret sözleşmesi ise avukat ile müvekkil arasındaki mali ve sözleşmesel ilişkiyi düzenler. Bu sözleşmede hukuki hizmetin kapsamı, ücretin miktarı, ödeme zamanı, masraflar, ek işler, kanun yolları ve sözleşmenin sona ermesi gibi konular belirlenebilir.

Avukatlık Kanunu’na göre avukatlık sözleşmesi serbestçe düzenlenebilir. Yazılı olmayan anlaşmaların da geçerliliği bulunabilmekle birlikte, uyuşmazlık hâlinde içeriğin ispatlanması güçleşebilir. Bu nedenle ücret ve hizmet kapsamının yazılı bir sözleşmeyle belirlenmesi, hem müvekkil hem de avukat bakımından daha güvenli bir yöntemdir.

Noterde vekâletname çıkarılmış olması, avukatlık ücretinin ödendiğini veya bütün mali koşulların kararlaştırıldığını tek başına göstermez.

Vekâlet Vermeden Önce Avukatın Baro Kaydı Kontrol Edilmelidir

Hukuki yardım alınacak kişinin gerçekten avukat olup olmadığı ve hangi baroya kayıtlı bulunduğu doğrulanmalıdır. Avukatın adı, soyadı, bağlı olduğu baro ve baro sicil numarası kontrol edilebilir.

Bu doğrulama, ilgili baronun levhası veya Türkiye Barolar Birliğinin avukat arama sistemi üzerinden yapılabilir. Özellikle internet ilanları, sosyal medya hesapları veya aracı kişiler üzerinden ulaşılan kişiler bakımından bu kontrol ihmal edilmemelidir.

Vekâletnamenin, dosyayı takip edecek avukatın doğru kimlik ve sicil bilgileriyle düzenlendiğinden emin olunmalıdır. İsim benzerliği, eksik soyadı veya yanlış baro bilgisinin bulunması, noter işleminin yenilenmesine ve sürecin gecikmesine neden olabilir.

Hukuki Uyuşmazlığın Niteliği Avukata Eksiksiz Anlatılmalıdır

Avukata vekâlet vermeden önce olayın bütün yönleriyle açıklanması gerekir. Müvekkilin yalnızca kendi lehine olduğunu düşündüğü bilgileri paylaşması, hukuki değerlendirmenin hatalı veya eksik yapılmasına yol açabilir.

Avukata özellikle şu bilgiler verilmelidir:

  • Uyuşmazlığın nasıl ve ne zaman başladığı,
  • Daha önce yapılan başvurular ve gönderilen ihtarnameler,
  • Tebliğ edilen mahkeme, icra veya idari işlem belgeleri,
  • Taraflar arasındaki sözleşmeler ve yazışmalar,
  • Ödeme belgeleri, banka kayıtları ve makbuzlar,
  • Tanık olabilecek kişiler,
  • Devam eden başka dava veya soruşturmalar,
  • Zamanaşımı, hak düşürücü süre veya itiraz süresi doğurabilecek tarihler.

Avukatlık Kanunu’nun 36. maddesi uyarınca avukat, mesleki faaliyeti sırasında öğrendiği sırları saklamakla yükümlüdür. Bu nedenle dosya açısından olumsuz görülebilecek bilgilerin de avukattan gizlenmemesi gerekir. Avukatın savunma veya dava stratejisini doğru kurabilmesi, olayın bütün yönlerini bilmesine bağlıdır.

Vekâletnamenin Kapsamı Dosyaya Göre Belirlenmelidir

Her hukuki işlem için aynı içerikte vekâletname düzenlenmesi doğru olmayabilir. Vekâletnamenin kapsamı; uyuşmazlığın türüne, yapılacak işlemlere ve müvekkilin iradesine göre belirlenmelidir.

Genel vekâletname

Genel vekâletname, avukata çeşitli dava, takip ve hukuki işlemleri yürütme konusunda geniş yetkiler verebilir. Birden fazla uyuşmazlığı bulunan veya sürekli hukuki hizmet alan kişiler bakımından kullanılabilir.

Bununla birlikte “genel vekâletname” ifadesi, avukatın sınırsız şekilde hareket edebileceği anlamına gelmez. Avukat yalnızca kanun, meslek kuralları, vekâletnamenin kapsamı ve müvekkilin hukuka uygun talimatları çerçevesinde işlem yapabilir.

Belirli bir işe ilişkin vekâletname

Müvekkil yalnızca belirli bir dava, icra takibi, taşınmaz işlemi veya idari başvuru için avukatı yetkilendirmek istiyorsa vekâletnamenin kapsamı bu işle sınırlı tutulabilir.

Örneğin vekâletname:

  • Belirli bir mahkeme dosyası,
  • Belirli bir icra takibi,
  • Belirli bir taşınmaz,
  • Belirli bir sözleşmeden doğan uyuşmazlık,
  • Belirli bir ceza soruşturması,
  • Belirli bir idari başvuru

ile sınırlandırılabilir.

Sınırlı vekâletname düzenlenirken işlemin kapsamı çok dar tutulursa kanun yoluna başvurma, icra takibi başlatma veya bağlantılı işlemleri yürütme konusunda yeni bir vekâletname çıkarılması gerekebilir. Bu nedenle kapsam belirlenmeden önce avukatın görüşünün alınması yararlı olacaktır.

Özel Yetki Gerektiren İşlemler Dikkatle İncelenmelidir

Bazı işlemlerin avukat tarafından yapılabilmesi için vekâletnamede açıkça özel yetki bulunması gerekir. Genel ifadeler, bu işlemler bakımından her zaman yeterli değildir.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 74. maddesine göre vekilin açıkça yetkilendirilmesi gereken başlıca işlemler şunlardır:

  • Sulh olmak,
  • Hâkimi reddetmek,
  • Davanın tamamını ıslah etmek,
  • Yemin teklif etmek veya yemini kabul, iade ya da reddetmek,
  • Başka bir avukatı yetkilendirmek,
  • Haczi kaldırmak,
  • Müvekkilin iflasını istemek,
  • Tahkim ve hakem sözleşmesi yapmak,
  • Konkordato teklifinde bulunmak veya teklife onay vermek,
  • Alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvurmak,
  • Davadan veya kanun yollarından feragat etmek,
  • Karşı tarafı ibra etmek,
  • Davayı kabul etmek,
  • Yargılamanın iadesi yoluna başvurmak,
  • Hâkimlerin fiilleri nedeniyle Devlet aleyhine tazminat davası açmak,
  • Kişiye sıkı sıkıya bağlı haklarla ilgili davaları açmak ve takip etmek.

Bu yetkilerden hangilerinin gerekli olduğu, dosyanın niteliğine göre ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Sulh, kabul ve feragat yetkileri neden önemlidir?

Sulh, kabul ve feragat, uyuşmazlığın seyrini veya doğrudan davanın sonucunu etkileyebilecek işlemlerdir.

Feragat, davacının dava konusu talebinden vazgeçmesini; kabul, davalının karşı tarafın talebini kabul etmesini; sulh ise tarafların karşılıklı iradeleriyle uyuşmazlığı sona erdirmesini ifade eder.

Bu işlemlerin önemli hukuki sonuçları bulunduğundan, müvekkilin ne anlama geldiklerini öğrenmeden otomatik biçimde özel yetki vermemesi gerekir. Özel yetkinin bulunması, avukatın her durumda müvekkiline bilgi vermeden bu yetkiyi kullanmasının uygun olduğu anlamına da gelmez. Somut dosyanın şartları, müvekkilin talimatları ve mesleki özen yükümlülüğü birlikte değerlendirilmelidir.

Tevkil yetkisi ne anlama gelir?

Tevkil yetkisi, vekâlet verilen avukatın başka bir avukatı da dosyada yetkilendirebilmesine imkân sağlar.

Dosyanın farklı şehirlerde yürütülmesi, duruşma veya işlemlerin başka bir avukat aracılığıyla takip edilmesi ya da ekip çalışması gerektiren uyuşmazlıklar bakımından bu yetkiye ihtiyaç duyulabilir.

Müvekkil dosyanın yalnızca vekâlet verdiği avukat tarafından takip edilmesini istiyorsa tevkil yetkisinin kapsamını avukatıyla görüşmelidir. Buna karşılık tevkil yetkisinin tamamen çıkarılması, başka şehirde yapılması gereken acil işlemlerde uygulama güçlüğü doğurabilir.

Kişiye sıkı sıkıya bağlı haklarda özel yetki

Boşanma davası gibi kişiye sıkı sıkıya bağlı haklarla ilgili davalarda, hangi dava bakımından yetki verildiğinin açıkça belirtilmesi gerekir. Örneğin yalnızca genel dava takip yetkisi içeren bir vekâletname, boşanma davası açılması ve takip edilmesi bakımından yeterli olmayabilir.

Yargıtay uygulamasında da boşanma davasının özel yetki gerektirdiği ve yetki eksikliğinin bazı durumlarda ciddi usul sonuçları doğurabileceği kabul edilmektedir. Bu nedenle aile hukuku, soybağı, isim değişikliği ve benzeri kişisel durum davalarında vekâletname metni dosyaya uygun hazırlanmalıdır.

Taşınmaz İşlemlerine İlişkin Vekâletnamelerde Daha Fazla Dikkat Gerekir

Taşınmazın satışı, devri, bağışı, ipotek kurulması veya kaldırılması gibi işlemlerde kullanılacak vekâletnameler, sıradan dava vekâletnamelerinden farklı sonuçlar doğurabilir.

Noterlik Kanunu’nun 89. maddesi uyarınca, niteliği gereği tapuda işlem yapılmasını gerektiren sözleşmeler ve vekâletnameler düzenleme şeklinde yapılması gereken işlemler arasındadır.

Taşınmaz işlemi için vekâlet verilecekse aşağıdaki hususlar açıkça değerlendirilmelidir:

  • Vekâletnamenin hangi taşınmazı kapsadığı,
  • Satış bedelini belirleme yetkisinin bulunup bulunmadığı,
  • Satış bedelini tahsil etme yetkisi,
  • Taşınmazı belirli kişilere devretme yetkisi,
  • Bağış yapma yetkisi,
  • İpotek kurma veya kaldırma yetkisi,
  • Tapu sicilinde düzeltme ve beyan işlemleri,
  • Bedelin hangi hesaba ödeneceği,
  • Vekâletnamenin süresi.

Taşınmaz satışı, bağış ve ipotek işlemleri önemli malvarlığı sonuçları doğurduğundan, geniş ve sınırları belirsiz yetkiler verilmesinden kaçınılmalıdır. Vekâletname, amaçlanan işlemle sınırlı ve tereddüde yer bırakmayacak şekilde düzenlenmelidir.

“Ahzu Kabz” Yetkisi Ne Anlama Gelir?

Noter vekâletnamelerinde sıkça karşılaşılan “ahzu kabz” ifadesi, genel olarak tahsil edilen veya hükmedilen para ya da malın teslim alınmasıyla ilişkilidir.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun hazırlanması sırasında “hükmolunan şeyi teslim alma” ifadesi, özel yetki gerektiren işlemler arasında düzenlenmemiştir. Türkiye Barolar Birliği de konuya ilişkin açıklamasında bu ifadenin madde metnine alınmadığını belirtmiştir. Bununla birlikte uygulamada banka, icra ve tahsilat işlemlerinin kapsamı bakımından vekâletname metninin açık olması önem taşımaya devam etmektedir.

Müvekkil, tahsil edilecek paranın doğrudan kendi banka hesabına yatırılmasını istiyorsa bunu avukatıyla önceden konuşmalı; tahsilat, ödeme ve hesap bilgileri ücret sözleşmesinde veya ayrı bir yazılı belgede açıklığa kavuşturulmalıdır.

Avukatlık Ücreti ve Masraflar Yazılı Olarak Belirlenmelidir

Vekâlet vermeden önce yalnızca avukatlık ücretinin toplam tutarı değil, bu ücretin hangi işleri kapsadığı da netleştirilmelidir.

Ücret sözleşmesinde özellikle şu konular açıklanabilir:

  • Danışmanlık ve dosya inceleme ücreti,
  • Dava açılması ve ilk derece yargılaması,
  • İstinaf ve temyiz başvuruları,
  • İcra takibi ve tahsilat işlemleri,
  • Duruşma veya işlem başına ücret bulunup bulunmadığı,
  • Başka şehirlerdeki duruşmaların masrafları,
  • Arabuluculuk ve uzlaştırma süreçleri,
  • Vergiler ve serbest meslek makbuzu,
  • Harç, bilirkişi, keşif, tebligat ve posta giderleri,
  • Dosyanın sulh veya feragatle sona ermesi,
  • Vekâlet ilişkisinin erken sona ermesi,
  • Başarıya veya dava değerine bağlı ücret kararlaştırılıp kararlaştırılmadığı.

Avukatlık Kanunu’nun 164. maddesi, avukatlık ücretini avukatın hukuki yardımının karşılığı olarak tanımlar. Dava veya hükmedilecek değere bağlı ücret kararlaştırılması hâlinde de kanunda öngörülen sınırlar dikkate alınmalıdır. Ayrıca ücret, yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin altında belirlenemez.

Akdi vekâlet ücreti ile karşı taraf vekâlet ücreti farklıdır

Akdi vekâlet ücreti, müvekkil ile avukat arasında kararlaştırılan hukuki hizmet bedelidir.

Karşı taraf vekâlet ücreti ise dava sonunda mahkeme tarafından, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi esas alınarak haksız çıkan tarafa yükletilen ücrettir. Avukatlık Kanunu’nun 164. maddesi uyarınca bu ücret avukata aittir. Bu iki ücretin birbirinden farklı olduğu, sözleşme kurulurken açıkça konuşulmalıdır.

Dava Masraflarının Avukatlık Ücretine Dâhil Olduğu Varsayılmamalıdır

Harç, gider avansı, bilirkişi ücreti, keşif gideri, noter masrafı, tercüme gideri ve tebligat giderleri çoğu durumda avukatlık ücretinden ayrı değerlendirilir.

Müvekkil şu konularda bilgi almalıdır:

  • İlk aşamada ne kadar masraf yatırılacağı,
  • Sonradan ek masraf çıkıp çıkmayacağı,
  • Masrafların hangi hesaba ödeneceği,
  • Yapılan harcamalara ilişkin belge verilip verilmeyeceği,
  • Kullanılmayan giderlerin nasıl iade edileceği,
  • Karşı taraftan tahsil edilen yargılama giderlerinin nasıl aktarılacağı.

Özellikle uzun sürebilecek, bilirkişi veya keşif gerektiren davalarda yalnızca avukatlık ücretine odaklanmak toplam maliyetin yanlış hesaplanmasına yol açabilir.

Dava Takibinin Hangi Aşamaları Kapsadığı Sorulmalıdır

“Davayı takip etmek” ifadesi her sözleşmede aynı kapsamı ifade etmeyebilir. İlk derece mahkemesindeki yargılama, istinaf, temyiz ve kararın icrası birbirinden farklı hukuki aşamalardır.

Avukata vekâlet verirken şu sorular açıklığa kavuşturulmalıdır:

  • Sözleşme yalnızca ilk derece yargılamasını mı kapsıyor?
  • İstinaf başvurusu ayrıca ücretlendirilecek mi?
  • Temyiz aşaması sözleşmeye dâhil mi?
  • Karar kesinleştikten sonra icra takibi yapılacak mı?
  • Karşı tarafın başlatacağı icra takibine itiraz kapsamda mı?
  • Arabuluculuk veya uzlaşma görüşmeleri ayrıca mı yürütülecek?
  • Bağlantılı yeni bir dava açılması gerekirse ücret nasıl belirlenecek?

Bu ayrım yapılmadığında, müvekkil ücretin bütün aşamaları kapsadığını düşünürken sözleşme yalnızca belirli bir aşamayı kapsıyor olabilir.

İletişim ve Bilgilendirme Yöntemi Baştan Belirlenmelidir

Avukat ile müvekkil arasındaki iletişimin nasıl yürütüleceği başlangıçta konuşulmalıdır.

Duruşma tarihleri, önemli ara kararlar, bilirkişi raporları, karşı tarafın teklifleri ve kanun yolu süreleri hakkında hangi yöntemle bilgi verileceği belirlenebilir. Telefon, e-posta veya mesajlaşma uygulaması kullanılacaksa güncel iletişim bilgileri karşılıklı olarak kaydedilmelidir.

Müvekkilin adres, telefon veya e-posta değişikliklerini avukatına bildirmemesi, önemli bir bilginin zamanında ulaştırılamamasına neden olabilir. Benzer şekilde avukattan gelen belge ve açıklamalar dikkatle incelenmeli, istenen bilgi ve belgeler geciktirilmeden iletilmelidir.

Avukatın müvekkili her gün araması veya dosyada gelişme bulunmadığı hâlde sürekli rapor vermesi beklenmemelidir. Bununla birlikte dosyanın seyrini etkileyen önemli gelişmeler konusunda makul ve düzenli bir bilgilendirme yöntemi kurulması gerekir.

Belgelerin Aslı Teslim Edilirken Kayıt Tutulmalıdır

Avukata kimlik belgesi, sözleşme, senet, çek, tapu belgesi, vasiyetname, ticari defter veya başka bir belgenin aslı teslim edilecekse teslim edilen belgeler liste hâline getirilmelidir.

Belge teslim tutanağında şu bilgilere yer verilebilir:

  • Belgenin adı,
  • Tarihi ve numarası,
  • Asıl veya fotokopi olduğu,
  • Kaç sayfadan oluştuğu,
  • Teslim tarihi,
  • Teslim eden ve teslim alan kişinin imzası.

Mümkün olan durumlarda belgelerin dijital kopyaları da saklanmalıdır. Özellikle zamanaşımı veya ispat açısından önemli olan belgelerin yalnızca mesajlaşma uygulamalarında tutulması güvenli olmayabilir.

Avukatlık Kanunu’nun 39. maddesinde avukatın dosya saklama yükümlülüğü ve belirli koşullarda evrak üzerindeki hapis hakkı düzenlenmiştir. Bu nedenle sözleşmenin sona ermesi hâlinde dosya ve belgelerin nasıl teslim alınacağı da taraflar arasında açıkça kararlaştırılmalıdır.

Vekâletname Süresiz Olmak Zorunda Değildir

Vekâletnamede belirli bir süre öngörülebilir veya yetki belirli bir hukuki işin tamamlanmasıyla sınırlandırılabilir.

Vekâletnamenin üzerinde tarih bulunması, yetkinin kendiliğinden kısa bir süre içinde sona ereceği anlamına gelmez. Süre sınırı konulacaksa bunun metinde açıkça belirtilmesi gerekir.

Bununla birlikte belirli bir süre yazılması her dosya bakımından uygun olmayabilir. Dava veya icra süreci beklenenden uzun sürdüğünde vekâletname süresinin dolması, yeni bir noter işlemi yapılmasını gerektirebilir. Bu nedenle süre sınırı belirlenirken uyuşmazlığın muhtemel süresi ve kanun yolu aşamaları dikkate alınmalıdır.

Avukatı Azletmek Vekâlet Ücretini Kendiliğinden Ortadan Kaldırmaz

Müvekkil, vekâlet ilişkisini sona erdirerek avukatı azledebilir. Avukat da belirli koşullarda görevinden çekilebilir. Türk Borçlar Kanunu’nun 512. maddesi, tarafların vekâlet sözleşmesini tek taraflı olarak sona erdirebileceğini; ancak uygun olmayan zamanda sona erdiren tarafın bundan doğan zarardan sorumlu olabileceğini düzenlemektedir.

Azil işlemi, avukata karşı doğmuş bütün ücret borçlarını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Avukatlık Kanunu’nun 174. maddesine göre azlin haklı veya haksız olması, avukatın ücret hakkı bakımından farklı sonuçlar doğurabilir. Avukatın kusur veya ihmaline dayanmayan azil ile haklı nedene dayanan azil aynı şekilde değerlendirilmez.

Bu nedenle azil işlemi yapılmadan önce:

  • Dosyanın hangi aşamada olduğu,
  • Yaklaşan duruşma ve süreler,
  • Avukatın yaptığı çalışmalar,
  • Ödenmiş ve ödenmemiş ücretler,
  • Dosya ve belgelerin teslimi,
  • Yeni avukatın dosyaya hazırlanması,
  • Azlin mahkeme ve ilgili kurumlara bildirilmesi

birlikte değerlendirilmelidir.

Azilnamenin yalnızca noterde düzenlenmesiyle yetinilmemeli; vekâlet ilişkisinin sona erdiğinin ilgili mahkeme, icra müdürlüğü veya kuruma usulüne uygun şekilde bildirilmesi sağlanmalıdır. Aksi durumda eski vekile yapılan bazı tebligatların doğurabileceği sonuçlar ayrıca tartışma konusu olabilir.

Birden Fazla Avukata Vekâlet Verilebilir mi?

Aynı dosyanın takip edilmesi için birden fazla avukata vekâlet verilmesi mümkündür. Ancak bu durumda görev dağılımı, iletişim yöntemi ve ücret ilişkisi açıklığa kavuşturulmalıdır.

Birden fazla avukatın bulunması hâlinde şu hususlar belirlenebilir:

  • Dosyanın esas sorumluluğunun kimde olduğu,
  • Duruşmalara hangi avukatın katılacağı,
  • Müvekkile bilgilendirmenin kim tarafından yapılacağı,
  • Ücretin avukatlar arasında nasıl paylaşılacağı,
  • Avukatlardan birinin azlinin diğerlerini etkileyip etkilemeyeceği,
  • Avukatların ayrı ayrı mı yoksa birlikte mi yetkilendirildiği.

Vekâletnamede birden fazla kişinin adı bulunması, müvekkilin her bir avukatla aynı kapsamda ücret sözleşmesi yaptığı anlamına gelmeyebilir. Sözleşmesel ilişki ayrıca incelenmelidir.

Boş Belge veya İçeriği Görülmeyen Metin İmzalanmamalıdır

Müvekkil, anlamadığı veya içeriğini görmediği hiçbir belgeyi imzalamamalıdır. Özellikle boş kâğıda imza atılması, içeriği sonradan doldurulabilecek belgelerin verilmesi veya vekâletname taslağının incelenmeden kabul edilmesi ciddi hukuki riskler doğurabilir.

Noter tarafından metin okunurken:

  • Avukatın adı ve soyadı,
  • Baro ve sicil bilgileri,
  • Vekâletin konusu,
  • Özel yetkiler,
  • Tevkil yetkisi,
  • Taşınmaz ve banka işlemleri,
  • Tahsil ve ibra yetkileri,
  • Süre ve sınırlamalar

kontrol edilmelidir.

Metinde anlaşılmayan eski hukuk terimleri bulunuyorsa noter görevlisinden veya avukattan açıklama istenmelidir. “Standart metin” olduğu belirtilen bir vekâletnamenin de her özel durum için uygun olduğu varsayılmamalıdır.

Avukata Vekâlet Verirken Yapılan Başlıca Hatalar

Uygulamada hak kaybına veya taraflar arasında uyuşmazlığa yol açabilen hatalar şunlardır:

  • Baro kaydını kontrol etmeden vekâlet vermek,
  • Ücret sözleşmesi yapmamak,
  • Ücret ile dava masraflarını birbirine karıştırmak,
  • İstinaf ve temyizin ücrete dâhil olduğunu varsaymak,
  • Özel yetkilerin anlamını bilmeden tamamını vermek,
  • Gerekli özel yetkiyi vekâletnameye ekletmemek,
  • Taşınmaz yetkilerini gereğinden geniş düzenlemek,
  • Belgelerin asıllarını teslim tutanağı olmadan vermek,
  • Ödeme yaparken makbuz veya banka kaydı almamak,
  • Dosyanın olumsuz yönlerini avukattan gizlemek,
  • Süreli işlemleri avukata geç bildirmek,
  • Azil sonrasında mahkeme ve kurum bildirimlerini takip etmemek,
  • Vekâletname ile ücret sözleşmesini aynı belge sanmak.

Bu hataların her biri farklı hukuki ve mali sonuçlar doğurabilir. Özellikle süreye bağlı dava, itiraz ve kanun yolu işlemlerinde gecikme telafisi mümkün olmayan hak kayıplarına neden olabilir.

Vekâlet Vermeden Önce Uygulanabilecek Kontrol Listesi

Noter işleminden önce aşağıdaki kontrollerin yapılması yararlı olacaktır:

  1. Avukatın adı, soyadı, barosu ve sicil bilgileri doğrulandı mı?
  2. Uyuşmazlığın bütün belgeleri avukata gösterildi mi?
  3. Dava ve başvuru süreleri kontrol edildi mi?
  4. Vekâletnamenin hangi işlemleri kapsayacağı belirlendi mi?
  5. Özel yetkiler tek tek incelendi mi?
  6. Tevkil yetkisinin gerekli olup olmadığı konuşuldu mu?
  7. Avukatlık ücret sözleşmesi yazılı olarak hazırlandı mı?
  8. İstinaf, temyiz ve icra aşamalarının ücrete dâhil olup olmadığı belirlendi mi?
  9. Harç, bilirkişi ve diğer masrafların kim tarafından karşılanacağı açıklandı mı?
  10. Ödemeler için makbuz veya banka kaydı alınacak mı?
  11. Belge teslimi için liste veya tutanak hazırlandı mı?
  12. İletişim ve dosya bilgilendirme yöntemi kararlaştırıldı mı?
  13. Vekâletnamenin süreli veya belirli bir işle sınırlı olması gerekip gerekmediği değerlendirildi mi?
  14. Tahsil edilen paraların hangi hesaba aktarılacağı konuşuldu mu?
  15. Sözleşmenin azil veya istifa hâlindeki mali sonuçları açıklandı mı?

Vekâlet Vermeden Önce Dosyaya Özgü Hukuki Değerlendirme

Avukata vekâlet verilmesi, hukuki sürecin sağlıklı yürütülmesi bakımından önemli bir aşamadır. Vekâletnamenin gereğinden geniş hazırlanması kadar, gerekli yetkileri içermemesi de sorun doğurabilir. Bu nedenle kullanılacak metin, uyuşmazlığın türü ve yapılması planlanan işlemler esas alınarak hazırlanmalıdır.

Özellikle boşanma, miras, ceza, şirket, taşınmaz, icra, konkordato ve yüksek değerli malvarlığı işlemlerinde standart bir vekâletname metnine dayanılması yeterli olmayabilir. Her dosyanın kendi şartlarına göre değerlendirilmesi gerekir. Vekâletnamenin kapsamı, özel yetkiler, ücret ilişkisi ve olası riskler somut olayın özelliklerine göre değişebilir.

Yanlış veya eksik düzenlenen bir vekâletnamenin dava sürecinde gecikmeye, ek noter masrafına ya da bazı işlemlerin geçersiz sayılması tartışmasına yol açabileceği unutulmamalıdır. Hak kaybı yaşamamak için vekâletname düzenlenmeden önce yapılacak işlemlerin kapsamı konusunda profesyonel hukuki destek alınması önem taşır.

Av. Erdem Varol
Hukuki konuları mevzuat, yargı kararları ve uygulama çerçevesinde ele alan bilgilendirici içerikler hazırlamaktadır.
Avukata Sor