
7035 sayılı Kanun; bölge adliye mahkemeleri ile bölge idare mahkemelerinin işleyişinde ortaya çıkan uygulama sorunlarını gidermek, istinaf ve temyiz süreçlerini daha işlevsel hâle getirmek amacıyla çıkarılan kapsamlı bir değişiklik kanunudur. Kanunla hukuk, ceza ve idari yargılama usulünün yanı sıra infaz hükümleri, mahkemelerin teşkilat yapısı ve kanun yollarına ilişkin önemli düzenlemeler yapılmıştır.
7035 sayılı Kanun, kişilere doğrudan yeni bir dava hakkı tanıyan müstakil bir temel kanun niteliğinde değildir. Esas işlevi; 2576, 2577, 5235, 5271, 5275, 6087 ve 6100 sayılı kanunların belirli maddelerini değiştirmek veya bu kanunlara yeni hükümler eklemektir. Bu nedenle günümüzde yapılacak hukuki değerlendirmelerde yalnızca 7035 sayılı Kanun’un 2017 tarihli metnine değil, değişikliklerin işlendiği güncel mevzuata bakılması gerekir.
7035 Sayılı Kanun’un Temel Bilgileri
| Başlık | Açıklama |
|---|---|
| Kanunun tam adı | Bölge Adliye ve Bölge İdare Mahkemelerinin İşleyişinde Ortaya Çıkan Sorunların Giderilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun |
| Kanun numarası | 7035 |
| Kabul tarihi | 20 Temmuz 2017 |
| Yayımlandığı tarih | 5 Ağustos 2017 |
| Resmî Gazete | 30145 sayılı Mükerrer Resmî Gazete |
| Yürürlük tarihi | 5 Ağustos 2017 |
| Toplam düzenleme | 35 madde ve bir geçici madde |
| Temel amacı | İstinaf sisteminin ve bölge mahkemelerinin işleyişinde ortaya çıkan sorunları gidermek |
7035 Sayılı Kanun Neden Çıkarıldı?
Bölge adliye mahkemeleri ve bölge idare mahkemelerinin faaliyete geçmesiyle birlikte Türkiye’de iki dereceli kanun yolu sistemi uygulamada daha görünür hâle gelmiştir. İlk derece mahkemelerinden sonra istinaf incelemesi yapılması, dosyaların doğrudan Yargıtay veya Danıştaya gitmesini büyük ölçüde sınırlandırmış; buna karşılık yeni görev, iş bölümü, tebligat ve kesinlik sorunları ortaya çıkarmıştır.
7035 sayılı Kanun’un temel amacı, istinaf sisteminin ilk uygulama döneminde görülen bu sorunlara müdahale etmektir. Düzenlemeler özellikle şu alanlarda yoğunlaşmıştır:
- Bölge mahkemelerindeki daire başkanları ve üyelerin görevleri,
- Hukuk ve ceza daireleri arasındaki iş bölümü,
- İstinaf incelemesinde verilebilecek kararlar,
- Temyiz süreleri,
- Kesin nitelikteki kararlara karşı başvurulabilecek özel yollar,
- Kararların tebliği ve dosyaların ilgili mahkemelere gönderilmesi,
- Cezaların toplanması ve koşullu salıvermenin geri alınması,
- Kanun yararına temyiz.
Kanun bu yönüyle yalnızca mahkemelerin iç teşkilatını düzenlememiş; tarafların kanun yoluna başvurma biçimini ve hak kaybı risklerini de doğrudan etkilemiştir.
7035 Sayılı Kanun Hangi Kanunlarda Değişiklik Yaptı?
| Değiştirilen kanun | Düzenlenen temel alan |
|---|---|
| 2576 sayılı Kanun | Bölge idare mahkemelerinin teşkilatı, görev ve iş bölümü |
| 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu | İstinaf, temyiz, tebligat ve yürütmenin durdurulması |
| 5235 sayılı Kanun | Bölge adliye mahkemelerinin teşkilatı ve başkanlar kurulları |
| 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu | Ceza istinafı, temyiz ve başsavcılık itirazı |
| 5275 sayılı İnfaz Kanunu | Cezaların toplanması ve koşullu salıverme |
| 6087 sayılı HSK Kanunu | Daireler arası iş bölümünün belirlenmesi |
| 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu | Hukuk istinafı, temyiz ve kanun yararına temyiz |
Bölge İdare Mahkemelerinin Yapısında Yapılan Değişiklikler
7035 sayılı Kanun’un ilk dört maddesi, 2576 sayılı Kanun’da değişiklik yapmıştır. Bu düzenlemelerle bölge idare mahkemesi başkanı, daire başkanları ve üyelerinin görevleri daha ayrıntılı şekilde belirlenmiştir.
Daire başkanlarının görevleri
Daire başkanlarına;
- Dosyaları inceleyecek üyelere dağıtma,
- Kararların zamanında yazılmasını sağlama,
- Dairede düzenli ve verimli çalışma ortamını oluşturma,
- Aynı dairenin kararları arasındaki farklılıkları azaltacak tedbirleri alma,
- Yazı işleri müdürlüğünün işleyişini denetleme
gibi görevler verilmiştir.
Bu düzenleme yalnızca kurum içi yönetim açısından önem taşımaz. Dosyaların makul sürede karara bağlanması, kararlar arasında uyum sağlanması ve iş yükünün dengeli dağıtılması da adil yargılanma hakkının uygulamadaki görünümünü etkiler.
Üyelerin görevleri ve eksik heyetin tamamlanması
Daire üyelerinin dosyaları zamanında inceleme, heyete sunma, müzakerelere katılma ve kararları yazma yükümlülükleri açıkça düzenlenmiştir. Bir dairenin hukuki veya fiilî nedenlerle kendi üyeleriyle toplanamaması hâlinde diğer dairelerden kıdem ve sıra esasına göre üye görevlendirilmesine imkân tanınmıştır.
Daireler arasındaki iş bölümünün HSK tarafından belirlenmesi
Bölge idare mahkemesi daireleri arasındaki iş bölümünü belirleme yetkisi Hâkimler ve Savcılar Kuruluna verilmiştir. Böylece dairelerin hangi uyuşmazlık türlerine bakacağı merkezî bir iş bölümü kararıyla belirlenmektedir.
Tarafların dava veya istinaf başvurusunu belirli bir daireye yöneltme hakkı bulunmaz. Başvuru ilgili bölge idare mahkemesine yapılır ve dosya yürürlükteki iş bölümü esaslarına göre görevli daireye gönderilir.
İdari Yargılama Usulünde Getirilen Düzenlemeler
7035 sayılı Kanun’un 5 ila 8. maddeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda değişiklik yapmıştır.
İstinaf incelemesinde ara karar verilmesi
İYUK’un 20. maddesinde yapılan değişiklikle bölge idare mahkemelerindeki istinaf incelemeleri de ara karar ve dosyanın aydınlatılması mekanizmasına açıkça dâhil edilmiştir. Böylece istinaf dairesi, uyuşmazlığın çözümü için gerekli bilgi ve belgelerin sunulmasını isteyebilir.
İstinaf yolunun genel niteliği
İYUK’un 45. maddesinde yapılan değişiklikle, başka kanunlarda farklı bir kanun yolu öngörülmüş olsa bile idare ve vergi mahkemesi kararlarına karşı kural olarak istinaf sisteminin uygulanması amaçlanmıştır.
Bölge idare mahkemesince verilen kararların dosyayla birlikte ilk derece mahkemesine gönderilmesi ve bu mahkemece yedi gün içinde tebliğe çıkarılması da 7035 sayılı Kanun’la düzenlenmiştir.
Ancak hangi kararların istinafa veya temyize açık olduğu yalnızca 7035 sayılı Kanun’a bakılarak belirlenemez. Dava türü, uyuşmazlık miktarı, karar tarihi ve İYUK’un güncel 45 ve 46. maddeleri birlikte incelenmelidir. Özellikle 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe giren 7589 sayılı Kanun, idari yargıda istinaf ve temyiz sistemine ilişkin yeni hükümler getirmiştir.
Danıştay kararlarının gönderilmesi
Danıştayın onama kararlarının dosyayla birlikte kararı veren ilk derece mahkemesine, karar örneğinin ise bölge idare mahkemesine gönderilmesi öngörülmüştür. Düzenleme, kararların tebliği ve kesinleşme işlemlerinin daha düzenli yürütülmesini amaçlamaktadır.
Yürütmenin durdurulması kararlarının kesinliği
İYUK’un 52. maddesine eklenen hüküm uyarınca istinaf ve temyiz incelemesi sırasında yürütmenin durdurulması istemi hakkında verilen kararlar kesindir.
Buradaki kesinlik, esas uyuşmazlık hakkında verilen kararın kesin olduğu anlamına gelmez. Yalnızca kanun yolu incelemesi sırasında verilen yürütmenin durdurulması kararına karşı ayrıca başka bir başvuru yoluna gidilemeyeceğini ifade eder.
Bölge Adliye Mahkemelerinin Teşkilatında Yapılan Değişiklikler
7035 sayılı Kanun’un 9 ila 14. maddeleri, 5235 sayılı Kanun’un bölge adliye mahkemelerine ilişkin hükümlerini değiştirmiştir.
En önemli değişikliklerden biri, hukuk ve ceza daireleri bakımından ayrı başkanlar kurullarının oluşturulmasıdır. Buna göre:
- Ceza daireleri başkanlar kurulu, bölge adliye mahkemesi başkanı ile ceza dairesi başkanlarından,
- Hukuk daireleri başkanlar kurulu, bölge adliye mahkemesi başkanı ile hukuk dairesi başkanlarından
oluşmaktadır.
Hukuk ve ceza alanlarının birbirinden farklı usul kurallarına tabi olması nedeniyle ayrı kurullar oluşturulması, uzmanlaşma ve karar birliği bakımından önem taşımaktadır.
Bölge adliye mahkemesi hukuk ve ceza daireleri arasındaki iş bölümünün HSK tarafından belirlenmesi de bu düzenlemelerin bir parçasıdır. Daireler arasında karar farklılığı bulunması hâlinde başkanlar kurullarının devreye girmesine ilişkin hükümler de uygulama birliğini güçlendirmeyi amaçlamaktadır.
Ceza Muhakemesinde Yapılan Değişiklikler
7035 sayılı Kanun’un en kapsamlı bölümlerinden biri, Ceza Muhakemesi Kanunu’nda yapılan değişikliklerdir.
Ceza istinafında düzeltme imkânının genişletilmesi
CMK’nın 280. maddesinde yapılan değişiklikle bölge adliye mahkemesi ceza dairesine, belirli hukuka aykırılıkları duruşma açmadan düzelterek istinaf başvurusunu esastan reddetme imkânı tanınmıştır.
Örneğin;
- Cumhuriyet savcısının istinaf nedenine uygun olarak cezanın kanuni alt sınırdan belirlenmesi,
- Olayın daha fazla araştırılmasına gerek bulunmadan davanın reddedilmesi,
- Güvenlik tedbirine ilişkin hatalı kararın düzeltilmesi
gereken bazı hâllerde doğrudan düzeltme yapılabilmesi öngörülmüştür.
Kararın diğer sanıklara etkisi
CMK’nın 280. maddesine eklenen üçüncü fıkraya göre istinaf sonucunda verilen karar sanık lehine ise ve aynı hukuki nedenin istinafa başvurmayan diğer sanıklara da uygulanması mümkünse, bu sanıklar da karardan yararlanabilir.
Bununla birlikte bu hükme güvenilerek süresi içinde istinaf başvurusu yapılmaması doğru değildir. Lehe etkinin diğer sanıklara yayılması, kararın niteliğine ve aynı hukuki gerekçenin uygulanabilirliğine bağlıdır.
İstinaf duruşmasının yürütülmesi
CMK’nın 281 ve 282. maddelerinde yapılan değişikliklerle istinaf duruşmasının hazırlığı ve duruşmada hangi tutanakların anlatılacağı düzenlenmiştir. İlk derece mahkemesinde dinlenen tanıkların ifadeleri, keşif tutanakları ve bilirkişi raporlarının duruşmada anlatılması kabul edilmiştir.
Aleyhe değiştirme yasağı
CMK’nın 283. maddesinde yapılan değişiklikle, istinaf yoluna yalnızca sanık lehine başvurulmuşsa yeniden verilen hükümde önceki cezadan daha ağır bir ceza verilemeyeceği daha açık hâle getirilmiştir.
Ancak bu korumanın uygulanabilmesi için istinaf başvurusunun kim tarafından ve hangi yönde yapıldığı incelenmelidir. Cumhuriyet savcısı veya katılan tarafından sanık aleyhine başvuru yapılmışsa hukuki değerlendirme farklılaşabilir.
Ceza yargılamasında temyiz süresi
7035 sayılı Kanun’un 21. maddesiyle CMK’nın 291. maddesindeki temyiz süresi yedi günden on beş güne çıkarılmıştı. Geçici madde uyarınca bu değişiklik, 5 Ağustos 2017 tarihinde ve sonrasında verilen kararlar hakkında uygulanmıştır.
Bununla birlikte söz konusu süre daha sonra yeniden değiştirilmiştir. 1 Haziran 2024 tarihinde yürürlüğe giren 7499 sayılı Kanun uyarınca, bu tarihte ve sonrasında verilen ceza kararları bakımından temyiz süresi gerekçeli hükmün tebliğinden itibaren iki haftadır.
Bu nedenle eski kaynaklarda görülen “on beş günlük temyiz süresi” güncel bütün dosyalar için geçerli kabul edilmemelidir. Kararın verildiği tarih ve ilgili geçiş hükmü mutlaka kontrol edilmelidir.
Bölge Adliye Mahkemesi Başsavcılığının İtiraz Yetkisi
7035 sayılı Kanun’un ceza muhakemesi bakımından getirdiği en önemli kurumlardan biri, CMK’nın 308/A maddesinde düzenlenen bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet başsavcılığının itiraz yetkisidir.
Bu yol, bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin kesin nitelikteki kararlarında bulunan önemli hukuka aykırılıkların giderilmesini amaçlayan olağanüstü bir kanun yoludur.
Düzenlemenin güncel hâline göre:
- Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet başsavcılığı, kesin nitelikteki ceza dairesi kararına re’sen veya istem üzerine itiraz edebilir.
- Sanık aleyhine itiraz süresi, kararın başsavcılığa verildiği tarihten itibaren bir aydır.
- Sanık lehine yapılacak itirazlarda süre aranmaz.
- Sanık aleyhine itiraz için kararı etkileyebilecek nitelikte esaslı bir hata bulunmalıdır.
- Aleyhe itiraz sanığa veya müdafiine tebliğ edilir.
- İlgililer tebliğden itibaren iki hafta içinde yazılı cevap verebilir.
- Kararı veren daire itirazı yerinde görürse kararını düzeltir.
- İtiraz yerinde görülmezse dosya ceza daireleri başkanlar kuruluna gönderilir.
- Başkanlar kurulunun kararı kesindir.
Sanık, müdafi, katılan veya vekili başsavcılığa başvurarak itiraz yetkisinin kullanılmasını talep edebilir. Ancak doğrudan CMK’nın 308/A maddesi uyarınca itiraz etme yetkisi ilgili kişilere değil, bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet başsavcılığına aittir.
Bu yol, süresi kaçırılan istinaf veya temyiz başvurusunun kendiliğinden yerine geçmez. Başsavcılığın talebi değerlendirme ve olağanüstü kanun yoluna başvurup başvurmama yetkisi bulunmaktadır.
İnfaz Hukukunda Yapılan Değişiklikler
7035 sayılı Kanun’un 24 ve 25. maddeleri, 5275 sayılı İnfaz Kanunu’nda değişiklik yapmıştır.
Cezaların toplanması
Birden fazla kesinleşmiş cezanın toplanması gerektiğinde görevli mahkemenin belirlenmesine ilişkin kurallar yeniden düzenlenmiştir. Kural olarak en fazla cezaya hükmeden mahkeme; birden çok mahkemenin yetkili olması hâlinde ise son hükmü veren mahkeme görevli kabul edilmiştir.
Hükmün Yargıtay veya bölge adliye mahkemesi tarafından ilk derece mahkemesi sıfatıyla verilmesi ya da bölge adliye mahkemesinin duruşma açarak yeni hüküm kurması hâlleri için ayrıca görev kuralları belirlenmiştir.
Koşullu salıvermenin geri alınması
Hükümlünün denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi veya yükümlülüklerine aykırı davranması hâlinde koşullu salıvermenin geri alınmasına hangi mahkemenin karar vereceği açıklığa kavuşturulmuştur.
Bu kararların dosya üzerinden verilmesi mümkündür ve kararlara karşı itiraz yolu açıktır.
Hukuk Muhakemesinde Yapılan Değişiklikler
7035 sayılı Kanun’un 27 ila 33. maddeleri, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun istinaf ve temyiz hükümlerini etkilemiştir.
Kesinleşme ve bildirim işlemleri
Kanun yollarından geçerek kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesi tarafından yapılması kabul edilmiştir.
İstinafta ön inceleme
HMK’nın 352. maddesi yeniden düzenlenmiş; bölge adliye mahkemesi hukuk dairesinin ön incelemede şu hususları değerlendirmesi öngörülmüştür:
- Dosyanın başka bir daire veya bölge adliye mahkemesince incelenmesi gerekip gerekmediği,
- Kararın kesin olup olmadığı,
- Başvurunun süresinde yapılıp yapılmadığı,
- Başvuru şartlarının yerine getirilip getirilmediği,
- İstinaf sebeplerinin veya gerekçesinin gösterilip gösterilmediği.
Ön inceleme bir üye tarafından yapılabilse de karar heyet tarafından verilir.
Kararın kaldırılması ve dosyanın geri gönderilmesi
HMK’nın 353. maddesinde yapılan değişiklikle bölge adliye mahkemesinin ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak dosyayı geri gönderebileceği hâller yeniden düzenlenmiştir.
Her hukuka aykırılık dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesini gerektirmez. Bazı eksiklikler bölge adliye mahkemesi tarafından tamamlanarak uyuşmazlığın esası hakkında karar verilebilir.
Hukuk yargılamasında temyiz süresi
7035 sayılı Kanun’la HMK’nın 361. maddesindeki temyiz süresi bir aydan iki haftaya indirilmiştir. Güncel uygulamada temyiz süresi, temyize açık bölge adliye mahkemesi kararının tebliğinden itibaren iki haftadır.
Sürenin hesaplanmasında tebliğ tarihi, elektronik tebligatın ulaştığı ve kanunen yapılmış sayıldığı tarih ile kararın temyize açık olup olmadığı birlikte değerlendirilmelidir.
Kira uyuşmazlıklarında temyiz
7035 sayılı Kanun’la kira ilişkisinden doğan ve miktar veya değeri itibarıyla temyiz sınırını aşan alacak davaları, genel temyiz yasağının dışında bırakılmıştır.
HMK’nın 362. maddesi daha sonra 7251 ve 7589 sayılı kanunlarla yeniden değiştirilmiştir. Güncel düzenlemede kira alacağı davaları ile kira ilişkisinden doğan diğer davalar birbirinden ayrılmaktadır. Tahliye gibi kira ilişkisinden doğan diğer davalarda üç aylık kira tutarı ile temyiz sınırı karşılaştırılmaktadır.
Dolayısıyla “kira davaları temyiz edilemez” veya “bütün kira davaları temyiz edilebilir” şeklindeki genel ifadeler hukuken yeterli değildir. Uyuşmazlığın türü, parasal değer, üç aylık kira tutarı, bölge adliye mahkemesi kararının tarihi ve HMK’nın güncel hükümleri birlikte değerlendirilmelidir.
Kanun Yararına Temyiz Kapsamı
7035 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle HMK’nın 363. maddesinin birinci fıkrası değiştirilmiştir. Düzenlemeye göre;
- İlk derece mahkemelerinin kesin olarak verdiği kararlar,
- İstinaf incelemesinden geçmeden kesinleşen ilk derece mahkemesi kararları,
- Bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla kesin olarak verdiği kararlar,
- Bu sıfatla verilip temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen kararlar
hakkında kanun yararına temyiz yoluna başvurulabilir.
Başvuru yetkisi Adalet Bakanlığına veya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına aittir. Taraflar, ilgili makamlardan kanun yararına temyiz yoluna başvurulmasını talep edebilir; ancak doğrudan bu kanun yoluna başvurma yetkisine sahip değildir.
Yargıtay istemi yerinde görürse kararı kanun yararına bozar. Bununla birlikte bu bozma, mevcut kararın taraflar bakımından doğurduğu hukuki sonuçları ortadan kaldırmaz. Kurumun temel amacı, hukuka aykırı uygulamanın tespit edilmesi ve benzer uyuşmazlıklarda uygulama birliğinin sağlanmasıdır.
7035 Sayılı Kanun Kapsamında Süreç Nasıl Değerlendirilir?
İdari uyuşmazlıklarda
İlk olarak kararın idare veya vergi mahkemesinden mi, yoksa ilk derece mahkemesi sıfatıyla Danıştaydan mı verildiği belirlenmelidir. Ardından kararın istinafa veya doğrudan temyize açık olup olmadığı incelenmelidir.
İdari yargıda uyuşmazlığın konusu, parasal değeri, tek hâkimle veya heyet hâlinde görülmesi ve özel kanundaki hükümler kanun yolunu değiştirebilir.
Ceza dosyalarında
İlk derece ceza mahkemesi kararına karşı istinaf, bölge adliye mahkemesi kararına karşı ise şartları varsa temyiz yolu gündeme gelir. Bölge adliye mahkemesi kararının kesin olması hâlinde CMK’nın 308/A maddesi kapsamındaki başsavcılık itirazı değerlendirilebilir.
Her aşamada karar tarihi, tebliğ tarihi, başvurunun sanık lehine veya aleyhine olması ve kararın temyize açık olup olmadığı ayrı ayrı incelenmelidir.
Hukuk davalarında
İlk derece mahkemesi kararına karşı önce istinaf yoluna başvurulur. Bölge adliye mahkemesi kararının temyize açık olup olmadığı ise HMK’nın 361 ve 362. maddelerine göre belirlenir.
Malvarlığı davalarında parasal sınırlar her yıl değişebildiğinden, sınırın hangi tarihe göre belirleneceği önem taşır. Ayrıca 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe giren 7589 sayılı Kanun’la, bölge adliye mahkemesinin istinaf başvurusunu kabul ederek yeniden esas hakkında verdiği bazı kararların temyizi bakımından yeni kurallar getirilmiştir.
Hak Kaybına Yol Açabilecek Başlıca Hatalar
Yalnızca 2017 tarihli kanun metnine bakılması
7035 sayılı Kanun’la değiştirilen birçok hüküm daha sonra başka kanunlarla yeniden düzenlenmiştir. Özellikle CMK’nın 291 ve 308/A maddeleri, İYUK’un 45 ve 46. maddeleri ile HMK’nın 362. maddesi bakımından güncel metin esas alınmalıdır.
İstinaf ve temyizin karıştırılması
İstinaf, ilk derece mahkemesi kararının bölge mahkemesince incelenmesidir. Temyiz ise belirli bölge mahkemesi kararlarının Yargıtay veya Danıştay tarafından hukuki denetime tabi tutulmasıdır. Her istinaf kararına karşı temyiz yolu açık değildir.
Kararın üzerindeki “kesin” ibaresine koşulsuz güvenilmesi
Bir kararın kesin olup olmadığı kanun hükümlerine göre belirlenir. Karar metnindeki kanun yolu açıklamasının hatalı veya eksik olması ihtimali bulunabilir. Böyle bir durumda kanun yolu ve süre bakımından gecikmeden hukuki inceleme yapılmalıdır.
Tebliğ tarihinin yanlış hesaplanması
Kanun yolu sürelerinin başlangıcı, kararın verildiği tarihe göre değişebilir. Özellikle ceza yargılamasında 1 Haziran 2024 öncesi ve sonrası kararlar bakımından farklı geçiş hükümleri bulunmaktadır.
Elektronik tebligatta bildirimin hesaba ulaştığı tarih ile tebligatın kanunen yapılmış sayıldığı tarih aynı olmayabilir. Sürenin yanlış hesaplanması başvurunun reddedilmesine yol açabilir.
Olağanüstü kanun yollarının olağan başvuruların yerine geçeceğinin düşünülmesi
CMK’nın 308/A maddesindeki başsavcılık itirazı ile HMK’nın 363. maddesindeki kanun yararına temyiz, istisnai yollardır. Bu kurumlar, süresinde kullanılmayan istinaf veya temyiz hakkının otomatik olarak telafi edilmesini sağlamaz.
Parasal sınırların güncel olmayan tutarlar üzerinden değerlendirilmesi
İstinaf ve temyiz sınırları her yıl yeniden değerleme oranında artırılabilir. Uyuşmazlığın değeri kadar hangi tarihteki parasal sınırın uygulanacağı da önemlidir.
7035 Sayılı Kanun Hakkında Sık Karıştırılan Düzenlemeler
7035 sayılı Kanun, 7075 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun ile karıştırılmamalıdır. 7035 sayılı Kanun’un OHAL Komisyonuna başvuru veya Komisyon kararlarına karşı dava açılmasıyla doğrudan ilgisi bulunmamaktadır.
Ayrıca 7035 sayılı Kanun ile aynı dönemde kabul edilen 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu da farklı bir düzenlemedir. 7036 sayılı Kanun iş uyuşmazlıkları, arabuluculuk ve iş mahkemelerinin görevleriyle ilgilidir.
Konuya İlişkin Yargıtay Kararları
Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 26.04.2022 tarihli kararı
Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2022/4754 Esas, 2022/5282 Karar sayılı kararında, HMK’nın 363. maddesi kapsamında kanun yararına temyiz başvurusunda bulunma yetkisinin Adalet Bakanlığı veya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına ait olduğu belirtilmiştir.
Kararda, tarafın doğrudan yaptığı başvurunun kanunda öngörülen usule uygun olmadığı kabul edilmiştir. Bu içtihat, tarafların ilgili kurumlardan talepte bulunabileceklerini; ancak kanun yararına temyiz yolunu doğrudan işletemeyeceklerini göstermektedir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 28.02.2024 tarihli kararı
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2023/2757 Esas, 2024/827 Karar sayılı kararı; kira ilişkisinden doğan tahliye uyuşmazlıklarında temyiz kesinlik sınırının belirlenmesine ilişkindir.
Kararda, kira alacağı dışındaki kira uyuşmazlıklarında üç aylık kira tutarının bölge adliye mahkemesi karar tarihindeki temyiz sınırıyla karşılaştırılması gerektiği kabul edilmiştir. Üç aylık kira tutarının sınırın altında kalması nedeniyle temyiz dilekçesi reddedilmiştir.
Bu karar, kira uyuşmazlıklarında dava türü ile üç aylık kira tutarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir.
Güncel Mevzuat Bakımından 7035 Sayılı Kanun’un Yeri
7035 sayılı Kanun’un getirdiği pek çok düzenleme günümüzde etkisini sürdürmektedir. Bununla birlikte bazı hükümler sonradan değiştirilmiştir:
- CMK’nın 308/A maddesi 7188, 7445 ve 7499 sayılı kanunlarla geliştirilmiştir.
- Ceza temyiz süresi 7499 sayılı Kanun’la iki hafta olarak ve gerekçeli kararın tebliğinden başlayacak şekilde düzenlenmiştir.
- HMK’nın kira uyuşmazlıklarına ilişkin 362. maddesi 7251 sayılı Kanun’la genişletilmiştir.
- İYUK’un istinaf ve temyiz hükümleri ile HMK’nın temyize ilişkin bazı hükümleri 7589 sayılı Kanun’la yeniden düzenlenmiştir.
Bu nedenle 7035 sayılı Kanun tarihsel değişikliğin kaynağını gösterse de güncel bir dava veya kanun yolu değerlendirmesinde son değişikliklerin işlendiği mevzuat metni kullanılmalıdır.
Kanun Yolu Haklarının Korunmasında Somut Dosya İncelemesinin Önemi
7035 sayılı Kanun, istinaf mahkemelerinin teşkilatından temyiz sürelerine ve olağanüstü kanun yollarına kadar geniş bir alanda önemli değişiklikler yapmıştır. Ancak bu düzenlemelerin bir dosyaya nasıl uygulanacağı; uyuşmazlığın hukuk, ceza veya idari yargı alanında bulunmasına, kararın türüne, verildiği tarihe, tebliğ şekline, parasal sınırlara ve daha sonra yapılan mevzuat değişikliklerine göre belirlenir.
Her dosyanın kendi şartlarına göre değerlendirilmesi gerekir. Özellikle kanun yolu süreleri, kesinlik sınırları ve görevli merci konularında yapılacak hatalar kararın esasına girilmeden başvurunun reddedilmesine neden olabilir. Hukuki sonucun somut olayın özelliklerine göre değişebileceği unutulmamalıdır.
Kararın tebliğ edilmesiyle birlikte karar örneği, tebligat evrakı, uyuşmazlık değeri ve önceki başvurular birlikte incelenmelidir. Hak kaybı yaşamamak için profesyonel hukuki destek alınması, başvurunun doğru kanun yoluna, doğru gerekçelerle ve süresi içinde yapılması bakımından önem taşır.



